Adı:
Parfümün Dansı
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391014
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jitterbug Perfume
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Oyunculluk uçarılık değil, bilgeliktir” diyerek çılgınlık derecesinde “oyuncul” romanlar yazan Tom Robbins, bu romanda hayatımızı var eden en temel kavramlar hakkında düşünmeye ve insanın doğayla ilişkisinin kopma sürecinin anlatıldığı düşsel/tarihsel bir yolculuğa çağırıyor bizi. Batı’dan Doğu’ya, oradan da Yeni Dünya’ya uzanan, ölümsüzlüğü kovalayan ve yüzyıllar süren bir yolculuktur bu. Batı, acı çekmeyi seven, mantığa, bireyciliğe ve üretime tapınanların diyarıdır. Doğu, aşka, boş zamana, münzeviliğe, bilinmezliğe hayatında yer veren insanların yaşadığı su ve parfüm diyarıdır. Yeni Dünya’da ise sadece “başarı” ve hırs vardır.Yolculuğun en ilginç kişisi ise keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı Pan’dır. Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasına duvar çekmeleri; yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları; dans, müzik ve aşkla ilgilenmek yerine, doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes’a inanmaları ile gücünü yitiren bir tanrıdır. Aynı zamanda Bay Mantıksız, Bay İçgüdü, Bay Hayvani Sır, Bay Çingene, Bay Koku, Bay Aydedeye Havlayan, Bay Şaşırtıp Kaçan, Bay Mastürbasyon, Bay İnatçı Güç, Bay Küstahlık, Bay Doğa En İyisini Bilir...dir. Pan’ın en yakın arkadaşları ise, “insanın kalbiyle yaşamasını” savunan kendi kendinin kralı Alobar ve Kama-Sutra’yı bütün incelikleriyle bilen koku bilgesi Kudra’dır. Bugün Pan’ın, Alobar’ın ve Kudra’nın izleyicileri günahlarından pişman olmayan günahkârlar, inançsızlar, şehvetli kadınlar, müzisyenler, âşıklar, asiler, şairler ve delilerdir.Bu kitapta hayatlarını bir “deney” olarak yaşayanlar anlatılmaz.Onların okumalarına da gerek yoktur!..
432 syf.
·16 günde·9/10
"Seni Nevada​ çölü sıcağında kalmış buruşuk bezelye."

Bunun gibi bir cümleydi, aklımdan çıkmıyor. Sanırım başlarında yazıyordu. Yaklaşık çeyrek asırda bitirdiğim için pek hatırlamıyorum, umarım bu kitapta okumuşumdur ama öyle değilse bile bu cümle aklımda hep bu kitaptan diye kalacak :D

Okumak için zaman bulamadığımdan mütevellit uzun sürdü kitabı bitirmem.

Kitap ilk yazıldığında "Pancarın Dansı" olan adı sonradan Parfümün Dansı olmuş.
Uzun zamandır bu tarz kitap okumamıştım, güzel oldu benim için​. Popüler olduğundan dolayı okunan ve kapitalist sistemle sadece kâr amaçlı çok satanlar diye gösterilen, içinde insana katkıda bulunacak pek bir şey olmayan kitapları hiç haz etmem, canın cehenneme kapitalist düşünce!

Bu kitap her ne kadar öyle gözükse de pek değil. Beklentimi çok yüksek tutmadım ama özellikle arayıp bulmuştum bu kitabı. Biraz felsefi biraz mistik - gizemli olduğunu duyunca merakım kabardı haliyle. Ama bir hayal kırıklığı falan yaşamadım. :)

Tom Robbins'in gerek yazım tarzını gerek kurgusunu çok beğendim. Aralara sıkıştırdığı espriler eğlenceli ve kurduğu cümlelerin çoğu tam Amerikan sokak ağzı :) kitapta biri birine hakaret edecek bir cümle kuruyorsa kendine has tarzıyla ve değişik bir şekilde​ yapıyor bunu :D gerçekten​ garip benzetmeler bulunuyor.

Kitabın içinde farklı farklı hikayeler var.
-Spoiler olarak görür müsünüz bilmem ama okuma şevkinizi kırmaz sanıyorum yazdıklarım.-
Bu hikayeler tek bir noktada kesişiyor. Önceden tahmin etmiştim ama ne şekilde olacağını kestirememiştim tam olarak. O yüzden ilk baş sıkılsanızda sabırla okuyunca netleşmeye başlıyor.


-1. Kalite Yasemin esansı peşinde olan Priscilla.
- Ölümsüzlüğü hedefleyen Alobar ve Kudra.
- Alobar'ın eşleri.
- V'lu, Ricki, Wiggs, Claude, Huxley Anne
- ve tabiki Pan
Aklıma gelenlen karakterlerden.
Bir de balina maskesi takan ve balina balık değil diye takılan bir adam var. :)

Ana konu anlaşılacağı üzere koku. Ve ölüm.. Kokunun anıları canlandırmadaki önemli rolünü biliyorsunuzdur zaten.
Biraz felsefe bir tutam bilgi bolca şehvet içermektedir​.
Gereksiz yere cinsellik üzerine kurulmuş bolca cümleler var. Bu cümlelerin konularla bütünlüğü bir yere kadar kabul ama sadece aman aman çok satsın millette okusun diye yazılıyorsa işte o zaman olmaz. Sadece satış amaçlı kitapları kirletmesinler..


Alobarla Einstein'ın arkadaş olmasına oldukça şaşırdım, Einstein ne alaka ya oldum bi. Şaşırtıcı :) ama ölümsüzlük yolundaki bir adamın her çağdan arkadaşı olabileceğini düşünürsek normaldir de :)

Hikayelerde zıtlıklar görülmektedir. Örneğin Alobar ölüme meydan okurken başka bir bölümde ölümü kabullenen biri çıkıyor. Felsefi açıdan hayatı sorgulatıyor.

Herkese hitap edecek türden olmasa da okuyabilirsiniz bence :)

Not:Kitabın renginin anlamının kitabın içinden çıkacağı aklıma bile gelmezdi.

Çivit mavi..
:)


Sanırım ben de artık incelememi "kusursuz tako" diyerekten bitirsem iyi olacak. :)
:D
Kulağa saçma gelebilir ama kitabı okuduktan sonra öyle olmuyor.:)

Keyifli okumalar​ dilerim..
432 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
1k uygulamasının bana ve hayatıma kattığı çok güzel, şimdiye kadar okumadigim fantastik tarzda bir kitap okumuş olmaktan çok mutluyum. Bu uygulamayı bu yüzden o kadar çok seviyorum ki:))

Kitap mükemmel bir kurgu, 4 farklı ortamda geçiyor fakat bunlardan birisi var ki yüzyıllarca zaman farklılığı var diğer 3 ortamdan. Kitabı ilk 100 sayfada zor okudum diyebilirim, karakterleri hayal gücünde oluşturmak ve olayların geçtiği ortamları beynim sekillendirmekte biraz zorlandı.

3 ana karakter; alobar, kudra ve kutsal dinlerden önceki çok tanrılı dinlerdeki tanrılardan biri olan eğlence ve şehvet tanrısı Pan... Alobar bulunduğu ülkede bir kral ve bu ülke geleneklerine göre kralın saçında ya da sakalında bir tek beyaz kıl oluştuğunda kral zehirli bir yumurta yedirilerek ölmesi bir tören ve şenlik olarak kutlanıyor. Alobar bu geleneği kabul etmek yerine eşlerinden wren in yardımıyla çok profesyonelce mezarından çıkarılıyor ve o günden sonra Alobar ölümü yendiğini düşünerek ölümsüzlüğü arıyor. Farklı farklı coğrafyalarda , farklı insanların çeşitli gelenekleriyle karşılaşıyor. Kudra da onun gibi kendi ülkesindeki bir gelenekten kaçıyor, yolları Alobarla kesişiyor ve bu yolculukta onlara keçi kokusu ve toynak sesleriyle Pan eşlik ediyor.

Bu fantastik hikaye daha sonra mükemmel bir kurguyla seattle, new orleans gibi günümüz şehirlerine kadar ulaşıyor.

Kitap genel itibariyle mükemmel bir dil ve zaman zaman mizahi, seksi ifadeler içeriyor ama yerinde ve ayarında. Ölüm üzerinde öyle güzel tespitler var ki... ölüm yaşının insanın kendi elinde olabileceğine okuru ikna ediyor ve ben pancar yiyerek sonsuza kadar yasayabilecegime inanıyorum:))))

Şiddetle tavsiye ediyorum, okurken keyif alacağınız bir kitap. azim ölümsüzlük , kararlılık ve yüzyıllar boyunca bıkmadan tek kişiyle nasıl yaşanabileceğinin anlatıldığı enfes bir kitap. Keyifli okumalar diliyorum ;)
432 syf.
Fantastik kitaplara karşı ön yargılı olmuşumdur hep. Fakat Parfumün Dansı bu tabumu yıktı. Çok zekle okudum. Romanın dili, konusu, kahramanlar harikaydı. Koku, ölümsüzlük ve mutluluk kitap bunlar etrafında şekillenmiş. Ayrıca çok ihmal ettiğimiz bir gerçeği hatirlamamizi sağlıyor. İnsan doğa ile uyumlu bir yaşam sürer çevresindekileri dönüştürmez ve doğayı kabullenirse yaşamak çok daha güzel olacaktır. Doğa bize mutluluk verecektir. Çünkü biz onun bir parçasıyız. Karşı cinsle yakalanan mutluluk da çok güzel işlenmiş. Pan, tensel zevkleri, Alobar, Kudra kokuyu, mutluluğu çok başarılı anlattı. Felsefe, mitoloji, tarih kitabın sayfalarında ince ince işlenmiş. Keyifli okumalar ...
432 syf.
·10 günde·5/10
Cansız maddelerin ya da canlıların ruhudur koku desek acaba yanlış bir düşünce ortaya atmış olabilir miyiz? Ruh kişiliği tanımlayandır, tıpkı koku gibi. Bir insanın burnunun bir trilyon kokuyu algılaması ve bunların çoğunu hafıza etmesi inanılması güç bir durum olsa da gerçektir. O zaman şunu söylemek gerekir ki kişi deneyimlediği kokuyu 30 yıl hiç duyumsamadan yaşasa ve 31. yıl bu kokuya yeniden maruz kalsa bu kokuyu tanır. Ne kadar harika bir hafızalama değil mi? Muhtemelen sizlerin de bu tarz duyduğunuzda hatırlamaya çalıştığınız kokular olmuştur.

Kokunun tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Eski devirlerde ovalanma ya da yağlanma –mesihleme- gibi durumlara maruz kalıp bedenin güzel kokmasını sağlamaya çalışmışlardır. MÖ 5000 lerde Mısır’da ve daha eski tarihlerde Greklerde tanrılara kokulu otlar yakılır, güzel kokan bir – parfümüm - dumanlı koku yaratmaya çalışırlardı. Güzel kokma çalışması çağımıza ait bir uğraş değildir.

“Maddesel şeylerin insanı hayata bağlama gücü nice idealistin sandığından çok daha fazladır.” (Alıntı #51469681 )

Okuduğumuz eser biraz isminden, birazda popüler kültürün abartmasıyla bence çok üst sıralara çıkmıştır. Yazarın harika mizacı dışında kitap içerisinde okurunu besleyecek pek bir anlam ve kavram yoktur. Harika mizaç dediğim şey ise yazarın kullandığı benzetmelerdir. Aşağıda birkaç tane benzetmesini sundum. Yazarın dili oldukça sade ve herkesin anlayabileceği bir tarzda yazım tarzı vardı. Yazar hakkında bilgim yoktur.

“Arzunun heyecanını ve hayal kırıklığını ortadan kaldırmak için, isteyebileceğimiz her şeyin, ihtiyacımız olabilecek her şeyin zaten bizde de var olduğunu anlamamız, uyanmamız gerek.” (Alıntı #51043599 )

Konusu ise bütün insanların yegâne isteği olan sonsuz yaşamdır. Ama bilinmeli ki Hz. Âdem’i de cennet gibi bir bahçeden kovduran bu sonsuzluk istediydi. Gılgamış gibi ölümsüzlük arayışına çıkan bir adamın hikâyelemesine şahit olduk. Ancak kullandığı yöntemler ise bana göre tamamen yanlıştı. Çünkü sonsuz yaşama ulaşma “kaçışlar” silsilesi değildir. Hafifle demesi bir nebze ruhu kanatlandırsa da doyumsuz bir sevişme ve inançsız yaşama kişinin hafiflemesi değil bir kaçış yoludur. Hatta insanoğlu bilmelidir ki “yürüme” dışında yapılan her eylem aslında bir “kaçıştır.”

------ Benzetmeler başladı ------
“…yüzündeki kızarıklık, zarar eden bir işyerinin muhasebe defterindeki borç rakamları gibi utanç doluydu.” Sayfa 155.
“Birkaç yassı bulut kayısı renkli gökyüzünü krep gibi sardı.” Sayfa 230.
“…bir anahtar deliği vardı. Sırlarına düşkün New Orleans’ta, anahtar delikleri hep tıkalı olurdu ama bu açıktı. Orospu kimonosu gibi de davetkârdı.”
------ Benzetmeler bitti ------

Biraz da kitap içerisinde keçiden bozma ve Yunan mitolojisinde adı geçen Pan’dan bahsetmek isterim. Panik hali Pan’dan gelmektedir. Arzuların şeytanı demekte yerinde bir düşünce olabilir. Ormanda ya da kırsalda kendi başına yaşayan ve döneminde birçok kişinin hediyeler, sunularda bulunduğu tanrı. Babası Zeus’un habercisi olan Hermes’tir. Annesi ise peridir. Pastoral müziğin yaratıcısı da denmektedir. Bunu ise sevgilisi olan Syrinx sayesinde yapmıştır. Diğer en bilindik sevgilisi ise Narkissos’a âşık olan kara bahtlı Echo’dur. Hani şu bağırdığımızda dönüp dolaşıp yine bize gelen ses var ya işte o. Bunların her birinin birbirinden güzel hikâyeleri vardır, merak ediyorsanız araştırıp haklarında daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz. Narkissos’u bir incelememin içerisinde hikâyeleme şansım olmuştu. Onu da merak eden okuyup bulsun.

“Kendi gemine kaptanlık edemiyorsan, hangi yanlış limana vardığına şaşırmamalısın.” (Alıntı #51026670 )

Her tanrı ölümsüzdür, ta ki son inananda onu unutana kadar. Bu düşünce biz insanlar içinde geçerlidir. Herkes unutulmayana kadar ölümsüzdür. Son olarak vurgulamak istediğim ise kitabın batıdan doğaya bir serüvenle başlayıp yeniden batıya yönelmesidir. Tıpkı Büyük İskender gibi… Erotizm çünkü doğuya has bir şeydir ve batıda o çağlarda erotizm bulunmazdı. Hatta o kadar çok erotizmle iç içeydiler ki poziyonlar hakkında, eğilimler hakkında sayfalar dolusu kitaplar yazdılar. MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender nasıl Hindistan’a gidip bu erotizmle tanıştıysa, kitap kahramanı Alobor’da aynı durumu yaşadı. Hatta doğu mitolojisindeki Inanna’yı alıp Yunan’a Afrodit, Roma’ya Venüs diye satan Büyük İskender’dir dersek ne kadar hata ederiz…

Kitabım Ayrıntı Yayınları’ndan, çevirisi yerinde ve okunulabilir seviyededir. Sayfa kalitesi olması gereken gibi ve birkaç harf hatasından başka hatası bulunmamaktadır. Kapak rengi ve kapak resmi hem kitaba hem de konuya çok yakışmaktadır. Eser bölümler halinde sunulmuş ve her bölümün zaman dilimi farklıdır. Dili gereğinden fazla sade ve pürüzsüzdür.

“...yıldızların gözünde insanın hayvandan bir üstünlüğü olmayabilir.” (Alıntı #50964252 )

Sözün özü; pekte beğendiğim bir eser olmadı. Yukarıda dediğim gibi yazarın mizacı her şeyin üzerindeydi. Onun dışında konun diğer okuduğum kitaplardan bölüm bölüm kopya edilmiş kurguya benzediğini söylesem abartmam sanırım. Kitap okunulabilir ama tavsiye edebileceğimi sanmıyorum.

Sevgi ile kalın.
432 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Evet çok özel ve güzel bir kitap daha. Çok etkileyici bir kitap en başta bunu demek istiyorum. Uzun süredir aklımda ama eser çokluğundan beklemedeydi. Çoğu listede görebiliriz bu eseri beğenilenler arasında.

Gelelim kitaba. Çok farklı bir eser okudum. Kurgusu muazzam derecede güzel, dil akıcı. Yazarı çok ama çok beğendim. Okuduğum kitaplar arasında Martin Eden hariç ilk on sıralamasında şu an Parfümün Dansı. Yazarın betimlemeleri çok güzel. Göz önünde canlandırıyor romanı.

İçerik kısmını kısa cümlelerle geçeceğim. Felfefe, mitoloji ve psikoloji grifti çok harika. İç içe harika kurgularla akıyor kitap. Farklı şehirlerde ve farklı bölümlerden oluşmakta. Ana tema koku ve buruna dayalı; daha doğrusu parfüm diyelim biz ona. Gelecek ve geçmiş arasında kurulan bir sentez olarak sürüyor roman. Arzuları sorguluyor, inanç değerlerimizi sorguluyor. Din ve felsefe konuları çok güzel harmanlanmış ve romanın çoğu bölümü bununla ilgili. Yine aynı şekilde tarihten de alıntılar çok güzel. Hem yakın geçmişteki hem de uzak geçmişteki kişileştirmeleri çok iyi yapmış yazar. Gerçekten çok güzel bir kurgu. Örn: Albert Einstein…
Koku duygusu ile erotizm çok üst seviyede seyrediyor. Erotizmle ilgili olarak Kamasutra konuları da romanın içinedeydi. Sağlıklı seks hayatı da romanın içinde yer almakta.

Son bölümlerinde hep akıl veriyor ve doğruyu gösteriyor. Mantık ve aklı sorgulaması çok güzeldi. Konusu koku olan bu romanın asıl teması ise uzun yaşamın, sağlıklı ve mutlu yaşamın nasıl olabileceği. Kişisel gelişim romanı mı, tarih mi, felsefe mi ? Gerçekten çok özel bir eser. Herkese tavsiye ederim.
Hayata pozitif bakmak ve olumsulukları düşünmemek için mükemmel bir eser.

Kesinlikle favori kitaplarımın arasında diyebilirim.Kurgusuyla olayların akışıyla çok etkiliyeci.Tom Robbıns zekasına ,hayal gücüne ve yaratıcılığına hayran kalmamak mümkün değil.Felsefe ve mitolojiden hoşlananların okumasını tavsiye ederim.
432 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sitede, arkadaş çevremde, kitapçılarda, internette; her yerde duyduğum bir kitaptı Parfümün Dansı. Okumadan önce her zaman yaptığım gibi yorumlara baktım, herkes tarafından beğenilen bir kitap olduğunu gördüm. Sitedeki incelemelerde de herkesin beğendiğine tanık oldum.
Ben farklı arayışlar içinde okuduğum için midir bilmem, aradığımı bulamadım. Evet konu özgündü, karakterler sıradışı idi, yazıldığı zamanın ötesinde bir kitaptı, zekice bir kurguydu.. Bunlara katılıyorum, herkes gibi düşünüyorum bu konuda. Ancak abartıldığı kadar iyi bulmadığımı da söylemek istiyorum.
Kitabı bölümlere ayırarak incelemek istiyorum ben. İlk bölüm benim gerçekten beğendiğim, karakterleri iyice tanıdığım kısımdı. Kral Alobar'ın başına gelenleri büyük zevkle okudum. Ölümsüzlük arayışını, ölüm hakkındaki düşüncelerini haklı buldum. (Her karakterden bahsetmeyeceğim sadece bölümlerde öne çıkanlar yeterli olacaktır bana kalırsa.)
İkinci ve sonraki bölümlerde de karşımıza çıkan Pan vardı bir de. Hepimizin bildiği Pan evet; hani Yunan mitolojisindeki şehvet simgesi Tanrı Pan. Ve altı keçi, üstü insan olduğundan onunla birlikte gelen 'kokusu.' Hikaye boyunca Alobar ile yolu kesişti, Fransa ve Amerika'ya Alobar'ın peşi sıra gitti Pan. (Amerika'ya da birçok serzenişte bulunmuştu bu kısımlarda yazar) Ve böylece kokusuna dayanamadıkları Pan'a, bu kokuyu bastırmak için parfüm yapmaya karar verdi ikili. (Kitabın ismini de verdiği yıllar boyu dans ederek sahibini beklemeye başlayan parfüm)
Yine bu bölümde Alobar ile yolu kesişen Kudra. Alobar'ın sevgilisi, kokulara tutkun Kudra... Herkesin formülünü aradığı kokusuyla, ölümsüzlüğün peşinden giden Alobar'a eşlik ediyor cesurca.
Hepsinden önemlisi kitabın bence esas kahramanı 'pancar.' Öyle ki ilk önce Pancarın Dansı olarak basılmış kitap. (1985, Kelebek Yayınları) Öyle kalsa daha doğru olurmuş aslında. Zira pancar her an ana karakter konumunda her yerde ve her zamandaydı.
Bu kadar anlattın, beğenmediğin neydi diye soracaklara kısaca anlatayım diyorum.
Öncelikle bazı kısımlar oldukça sıkıcıydı, konu uzasın diye yazılmıştı adeta. Aynı cümleler birçok sayfada karşıma çıktı, tekrarlardan hoşlanmayan ben doğal olarak bu anlarda sinir hastası oldum. Bir günde okunacak, ilgi çekici bir kitaptı evet ama bir kitabı her yönüyle beğenmediysem ve birilerine anlatmak için can atmıyorsam bir şeyler eksik gelmiştir bana mutlaka. Beğenenler neden beğendi diye sorgulamıyorum, tabi ki herkesin aradığı başkadır kitaplarda. Demek ki ben aradığımı bulamamışım diyorum...
432 syf.
·5 günde·9/10
Son zamanlarda okuduğum en mistik, değişik, harikulade kitap.. Bana kalırsa büyük bir deha ürünü. Bildiğimiz nice sıradan kitabın arasından bir anda sıyrılacak nitelikte. Oldukça pozitif, enerji dolu, ilginç ve sıra dışı bir romandı. Uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını açıklamış Yazar; hava, su, toprak ve ateş - her bir maddeyi ayrı ayrı ele almış, onunla bir show sergilemiş âdeta. Daha önce hiç bu kadar tezatlar içeren bir roman okumadım. Bir taraftan fantastik, bir taraftan gerçekçi… Bir taraftan alaycı, bir taraftan oldukça ciddi… Bir taraftan müthiş etkileyici üslup, bir taraftan garip, sürüklemeyen ama merak ettiren konu… Bir taraftan aşkın tarifi, bir taraftan dozunda erotizm… Sonra düşündüm: hayatın kendisi de öyle zaten, tezatlarla dolu. Başlangıçta biraz karışık gelebilir, ama sabredip devamını getirirseniz hepsi değişik bir şekilde bağlanıyor. “ Ben bir ülkenin kralı olmuştum. Ama şimdi kendimin kralıyım” diyor Alobar, ölümsüzlüğü arayan adam.
432 syf.
·Beğendi·10/10
Çok uzun zamandır okumak için bekliyordum ve şimdi iyi ki okudum diyorum. Çok eğlendim, çok sevdim karakterleri.. Hem düşündürdü, hem gülümsetti beni. Arkadaşlarımın yorumlarındaki kadar güzel. Ölümsüzlük ve koku bu kadar güzel mi anlatılır. Alobar ile zaman geldi ölümsüzlüğü istedim, Kudra ile ölümü , Pan gibi çılgın olmayı.... Okumayan arkadaşlara tavsiye ederim :) Sevgiyle kalın...
432 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Tom Robbins'in 1985 yılında basımı yapılan, romandan çok, hayal gücünü zorlayan sembollerle bir beyin jimnastiği kitabı. Mitolojik çağlarda başlayan olay örgüsü, nevi şahsına münhasır karakterlerin başından geçenleri alaycı, eğlenceli, sürükleyici ve sarmal şekillerde anlatarak günümüze dek uzanıyor.
Koku, canlı türleri için ne anlama gelir? Parfüm koklamak hangi hisleri neden uyandırır? Ölüm neden bu kadar kabul görürken aynı zamanda en çok korktuğumuz kavramdır? Ölümsüzlüğün koku duyusuyla bir ilişkisi var mı? Pancar neden bu kadar kıymetli?
Birer birer çözülen karmaşanın son bulması gerçek dünyaya dönmeme neden olsa da çok keyifli bir okuma oldu.
Unutmadan; ERLEİCHDA.
432 syf.
·Beğendi·10/10
Tom Robbins oyunculuğun uçarılık değil, bilgelik olduğunu savunan bir yazar. Bu sözünün arkasında o kadar sağlam duruyor ki, her kitabını tam da bu mottodan yola çıkarak yazıyor. Eserlerinde, kendine has üslubuyla edepsizce kelime oyunu yapmaktan, zıtlık içeren ifadeler kullanmaktan hatta hikayeyle alakasız görünen sonuçlar çıkarmaktan geri durmuyor. Dahası espri ve uçarılık ile ciddiyet ve sorgulamayı dengede tutmayı ustalıkla başarıyor.

Orijinal adı “Jitterbug Perfume” olan “Parfümün Dansı”nda da bu saydığım özelliklerini bulabilirsiniz. Robbins artık dünya çapında kült sayılacak bu kitabında okurları hem düşe, hem gerçeğe; hem alaya, hem ciddiyete davet ediyor. Mistik bir hikayesi olan romanda çelişkili görünse de dünyevi bir hava da mevcut. Kudra, Alobar ve tanrı Pan’in 600 yıllık hikayesinin her sayfasında ayrı bir macera var ve her sayfasında ilginç bir parfüm kokusu…

Ölümsüzlüğü yenmek isteyen Kudra ve Alobar’ın hikayesi savaşlardan, en ilkel dinden ve en güncel olanlardan söz ediyor. Sonra insanlarla tanrılar arasındaki çelişkilere vurgu yapıyor, insanın doğanın ayrılmaz bir parçası olduğunu söylüyor, ardından hikayesine aşkı, tutkuyu, mitolojiyi, yerinde bir erotizmi dahil ederek okura pek çok kapı açıyor… Bu kapılar öyle “çat!” diye kapatılacak cinsten de değil üstelik. Kendinizi ve yaşadığınız dünyayı sorgulamanız için aradığınız hikayeyi belki de Alobar’ın başına gelenlerde bulacaksınız.

Mesela şu: Bir parfümü parfüm yapan nedir? Parfümün içindeki türlü çeşit kokudan hangisi onu vazgeçilmez kılar? Daha da önemlisi, koklamak eylemi neye yarar?
Koku almak bizim en temel duyularımızdan biridir. Ayrıca koku eskimez. Bir gün yolda yürürken bir koku gelir burnunuza ve birden hatırlarsınız, mesela bir parfüm esintisiyle aklınız eski sevgilinize gider. Kokunun bellek çalışmalarında kullanılması da bu yüzden ya zaten. Hatta kokularla bellek çalıştırmayı amaçlayan deneyler yapan, gül kokularını akıl hastalarını tedavi etmekte kullanan da ilk olarak İbn-i Sina’ymış. Mevlana, “Koku gönül gözünü açar” demiş, bu sözü dikkate alan doktorlar sonraki yıllarda kokuların insan üzerindeki etkilerini araştırmış. Kimileri de 24 saat yorulmadan çalışan ve rüyalarımızda bile etkili bir rol oynayan koku alma duyusunun yaratıcılığımızı etkilediğini öne sürmüş.

Romanda Alobar ve Kudra, parfümü parfüm yapan esas maddeyi bulmak için yüzyıllarını harcıyor. Bir de tabii en yakın arkadaşları Pan’ı kurtarmak için… Çünkü Pan, insanın fikirlerini değiştiren ve onları ait oldukları yerden, yani doğadan koparan İsa ve Aristo gibi yeni “tanrılar” karşısında gitgide silikleşmeye başlamış.

Okur olarak en merak ettiğimiz şeyse şu oluyor: İnsanlar ve tanrılar sonsuz bir döngü içinde birbirini yaratır ve buna paralel olarak aralıksız yok ederken, Tom Robbins’in bize sordurduğu soruların anlamı olacak mı?
“Parfümün Dansı”, bizi 600 yıllık bir maceraya sürüklerken, günümüzü de ihmal etmiyor. Alobar ve Kudra’nın yolu bir şekilde günümüz New Orleans’ına düşüyor. Ve parfümün esas maddesini bulmak isteyen kişilerin yakası bir türlü şu meşhur “pancardan” kurtulamıyor!

Bu arada esas maddeyi, yani özü bulma mevzusunun kitapta arzuyla, arzunun felsefesiyle ilişkilendirildiğini söylemek isterim. Bakın Alobar bize ne diyor:
“Belki de insanlar arzularıyla özdeşleştiklerinde insanlara felaket getiriyorlar. Arzularımızla özdeşleşip onları fazla ciddiye alınca, sadece hayal kırıklığına karşı duyarlılığımızı artırmakla kalmıyoruz; ayrıca o arzuların serbestçe ve kolayca yerine gelmesini zorlaştıracak bir atmosfer yaratıyoruz.”
Bu öyle bir kitap ki okuduğunuz her sayfada yeni bir macera bulacaksınız . Ve öyle etkisi altında kalacaksınız ki, “Belki ben de ölümü alt edebilirim” düşüncesiyle bir süper kahramana dönüşmek için Bandaloopları aramaya bile çıkacaksınız. Veya “Evet ya! Biz insanlar neler yapıyor ve neler yıkıyoruz” diye hayıflanacaksınız.

Unutmadan… Eğer sokakta yürürken keçi kokusu duyarsanız, Pan’a bir selam gönderin. O an kulaklarınıza bir dans müziğinin kışkırtıcı ezgisi gelecek. Okuyun pişman olmayacaksınız.
432 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
insan mutsuzken dikkati hep kendine döner.  kendini çok ciddiye alır. mutlular, yani kendilerini gerçekten sevenlerse, pek düşünmezler kendilerini. mutsuzu neşelendirmeye çalıştığında, istemez, karşı çıkar. çünkü dikkatini kendinden ayırıp evrene yöneltmek zorunda kalacaktır. mutsuzluk, kendine düşkünlüğün varacağı son noktadır
432 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Merhaba sevgili arkadaşlar. Konu ve dil olarak ağır fakat bir o kadar keyifli ve argomsu bir kitap ile karşınızdayım. Kitabın adından da kitabın içeriği hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Fakat konu sadece ‘koku’ ile alakalı değildir. Mitolojik olarak ölüm ve ölümsüzlük konusu üzerinde işlenilen bir kurguya da sahip. Herhangi bir ülkede kral olan Alobar’ın ölümden kaçıp, ölümsüzlük arayışında yok olmaya mahkum olan tanrı Pan ile tanışmasını, akabinde Kudra ile tanışıp çeşitli maceralara girişmesini anlatıyor. Bu maceralar İsa’nın zamanından başlayıp günümüze kadar devam eden maceralardır. Bu cümlemden de Alobar’ın ölümsüzlüğü bulduğunu anlayabilirsiniz. Sayfalar boyunca buram buram tarihe şahitlik edeceksiniz, ölümsüzlük ve ölüm üzerine felsefe yapacaksınız, cinsellik kokan cümlelere fazlasıyla maruz kalacaksınız. Fakat kitabın konusu tamamen Alobar, koku, cinsellik ve ölümsüzlük değildir. Kitap dört ayrı yerde geçen olayları anlatıyor. Birinci kısım yukarda anlattığım Alobar’ın ölümsüzlük arayışıyla başlayan macerasının günümüze kadar gelişini anlatıyor. Diğer üç kısımda ise her gün kapılarına pancar bırakılan ve üç farklı şehirde bulunan kişilerin günümüzde yaşadıklarını anlatıyor. Bu üç şehirde yaşayan kişilerin ve yaşadığı olayların ortak bir noktası var: Alobar’ın biricik Kudra’sı tarafından pancar poleninden yapılan K23 numaralı parfüm. Peki bu parfüm ne için yapıldı ve ona ne oldu? Neden bu kadar önemli? Pancarı günümüzde yaşayan bu kişilerin kapılarına kim bıraktı ve neden? Bunların cevabı kitapta. Kitabın dili size biraz ağır gelebilir, kafanız tamamen kitapta olmadığında olaylar arasında bağlantı kurmakta zorlanabilirsiniz. Bu yüzden okurken mümkünse uykunuzu almış olun ve kafanızı tamamen kitaba verin. Kitapta beni rahatsız eden tek bir konu vardı o da cinsellik konusunda aşırıya kaçan cümlelerdi. Grinin Elli Tonu’nun üç kitabını da okuyan biri olarak bu kitapta yazılanlar beni daha çok rahatsız etti. Parfüm önemli arkadaşlar, parfümsüz kalmayın:)
Hepinize iyi okumalar diliyorum.
Belki de cesaretin aslı da budalalıktır. Korku, tıpkı sevgi gibi, derinliğe, doğanın gölgelikli kuytularına doğru bir çağrıdır. Korku, kızgınlıktan çok daha ince bir duygudur. Kızmak, zihnin yarattığı bir acıdır.
Açgözlüler er geç kârlarını kaybederler. Kâr etmek şerefli, saygın, sağlıklı bir şeydir. Açgözlülük ise alçaltıcı, sapık bir niteliktir
Her birimize bir yolculuk bileti verilmiştir. Eğer yolculuk ilginçse (sıkıcıysa zaten tek suçlusu kendimiz oluruz), o zaman çevremize bakıp zevkini çıkarırız (ne de çabuk geçiyordur manzara yanımızdan!), çevredeki diğer yolcularla çene çalarız, sık sık kalkıp tuvalete ziyaretler yaparız, günah çıkarırız... ama bileti kaldırıp da bakmaz, üzerinde yazılı son istasyonun adını okumayız. Oysa açık seçik yazılıdır orada: Dipsiz Kuyu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Parfümün Dansı
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391014
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jitterbug Perfume
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Oyunculluk uçarılık değil, bilgeliktir” diyerek çılgınlık derecesinde “oyuncul” romanlar yazan Tom Robbins, bu romanda hayatımızı var eden en temel kavramlar hakkında düşünmeye ve insanın doğayla ilişkisinin kopma sürecinin anlatıldığı düşsel/tarihsel bir yolculuğa çağırıyor bizi. Batı’dan Doğu’ya, oradan da Yeni Dünya’ya uzanan, ölümsüzlüğü kovalayan ve yüzyıllar süren bir yolculuktur bu. Batı, acı çekmeyi seven, mantığa, bireyciliğe ve üretime tapınanların diyarıdır. Doğu, aşka, boş zamana, münzeviliğe, bilinmezliğe hayatında yer veren insanların yaşadığı su ve parfüm diyarıdır. Yeni Dünya’da ise sadece “başarı” ve hırs vardır.Yolculuğun en ilginç kişisi ise keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı Pan’dır. Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasına duvar çekmeleri; yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları; dans, müzik ve aşkla ilgilenmek yerine, doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes’a inanmaları ile gücünü yitiren bir tanrıdır. Aynı zamanda Bay Mantıksız, Bay İçgüdü, Bay Hayvani Sır, Bay Çingene, Bay Koku, Bay Aydedeye Havlayan, Bay Şaşırtıp Kaçan, Bay Mastürbasyon, Bay İnatçı Güç, Bay Küstahlık, Bay Doğa En İyisini Bilir...dir. Pan’ın en yakın arkadaşları ise, “insanın kalbiyle yaşamasını” savunan kendi kendinin kralı Alobar ve Kama-Sutra’yı bütün incelikleriyle bilen koku bilgesi Kudra’dır. Bugün Pan’ın, Alobar’ın ve Kudra’nın izleyicileri günahlarından pişman olmayan günahkârlar, inançsızlar, şehvetli kadınlar, müzisyenler, âşıklar, asiler, şairler ve delilerdir.Bu kitapta hayatlarını bir “deney” olarak yaşayanlar anlatılmaz.Onların okumalarına da gerek yoktur!..

Kitabı okuyanlar 2.138 okur

  • Ceren
  • Z a n a
  • Ömer Akbaş
  • Berfin Polat
  • Fatma poyraz
  • Fatmanur
  • Ferda demet
  • Ceren Gencosman
  • Pınar kaya
  • Seda Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.9
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%16.9
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%36.9
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.3
Erkek
%26.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (229)
9
%26.2 (193)
8
%23.3 (172)
7
%9.6 (71)
6
%4.6 (34)
5
%2.4 (18)
4
%0.8 (6)
3
%0.8 (6)
2
%0.7 (5)
1
%0.4 (3)

Kitabın sıralamaları