Adı:
Ağaçkakan
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
242
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392417
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Still Life With Woodpecker
Çeviri:
Fatma Taşkent
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Bir Cemal paketine bakarak neler söyleyebilirsiniz? Aşık değilseniz, o da her nesne kadar anlamsızdır. Ama, "azılı" bir bombacı aklınızı başınızdan almışsa ve aylarca Camel paketi dışında hiçbir şey "okumamışsanız", siz de Prenses Leigh-Cheri gibi kainatın sırlarını çözebilirsiniz belki.
Ağaçkakan, sıradışı kahramanların yaşadığı tutulu bir aşk hikayesi... Tahttan sürülmüş bir kraliyet ailesinin Pranses kızı ile ğögsüne bantlanmış dinamit lokumlarıyla dolaşan meşhur bombacı Bernard, nam-ı değer Ağaçkakan, Hawaii de karşılaşırlar. Ağaçkakan bir kanun kaçağıdır ama sıradan bir suçlu değildir, şerefli bir davası ve saygı değer bir felsefesi vardır. Prenses ise seksin "arsız" çağrısına doğru dört nala koşturan soylu vücudunu ıslah etmeye karar vermiştir. Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı Ağaçkakan ın romantik bireyciliğine toslayınca, Prenses bambaşka bir davanın peşinden koşmaya başlayacaktır: Aşk...
Aşk bazen gelir, ama sonra geldiği gibi gider. Robbins in hınzır, dalgavı, hiperaktif dünyasında renkli ve hareketli bir aşk turu atarken, ezeli bir soruya cevap bulma arayışında Prenses ile Ağaçkakan a eşlik ediyoruz: Aşkı akalıcı kılmanın yolu nedir? Bu arayış sırasında, piramitler, kızıl saçlılar, uzaylılar, Ay ın ve Güneş in misyonu ve tabii Camel paketi arasındaki esrarlı ilişkileri keşfetmek de onlara kısmet olacaktır.
Robbins aşkı mı "ti"ye alıyor, yoksa aşk karşısındaki çaresizliğimizi mi? Kendiniz karar verin.
Okuduğunuz bir kitapta, sık sık ana konudan sapıp farklı yönlere gittiğinizi ve ana yörüngeye dönmekte zorlandığınızı hissettiğinizde kitaptan yorulmaya başlayabilirsiniz. Ama saptığınız her bir yön başlı başına bir verimli arazi ise kitaba bakışınız değişir. Tom Robbins’in kitapları biraz bu özellikte kitaplardandır. Sık sık ana güzergâhtan saparsınız, ama ana hikâyeden kopmak size hiç de sıkıcı gelmeyebilir. Aslında romanı hikâyeden ayıran temel özelliğin bu olduğu da söylenebilir. Roman dallanıp budaklanan bir ağaçtır. Bazen ucu sadece gökyüzüne açılan bir ince dalı takip eder ama bir süre sonra ana gövdeye dönersiniz. Hikâye ise yapısının çoğu gövdeden oluşan ve çok fazla dallanıp budaklanmamış olan bir fidandır.

Tom Robbins’ten, yıllar önce okuduğum “Parfümün Dansı” ve henüz yeni bitirdiğim “Ağaçkakan” kitaplarından edindiğim izlenim çok zeki ve yaratıcı bir yazar olduğu. Zekiliği sadece hikâyenin parlaklığından kaynaklanmıyor. Kelimeler ve cümleler de zekâsını çok iyi yansıtıyor. Zeki bir yazarı, hele bir de mizahi bir dile sahip ise okumak büyük bir keyif. Ama bu keyfin, kolay bir okumadan kaynaklandığı da söylenemez. Aynen, bisiklet sürmeyi, dört işlemi yapmayı öğrendikten sonra alınan bir keyif gibi bir şey. İmkânsız ve aşılamayacağı düşünülen bir eşiği aştıktan sonra alınan bir tattan bahsediyorum.

Tom Robbins uzun süre ara verdiğim yazarlardan oldu. “Parfümün Dansı”nı ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum bile. Kitabın Türkiye’de ilk basımı 1995’de olmuş. Romanı ilk yayınlandığı yıllarda da okumuş olabilirim, 2000’li yılların başlarında da. Ancak şu anda kitaplığımda bulunmadığına göre, 1995-1999 aralığında İstanbul’daki öğrencilik yıllarında okumuş olma olasılığım daha yüksek gibi görünüyor. Çok klişe bir ifade olsa da tekrarlamaktan çekinmeyeceğim üzere, son derece inanılmaz keyifli bir romandı. O günden beridir, okuduğum ve en beğendiğim romanlar listesinin ilk başlarına “Parfümün Dansı”nı eklemişimdir. Yakın bir zamanda bir sohbet esnasında bir kez daha bu romanın adı geçtiğinde zihnime birkaç soru takıldı durdu; Benim bu kadar çok beğendiğim bir romanın yazarı başka güzel eserler vermiş olmaz mı? Neden yazarın diğer kitaplarını okumak konusunda bu kadar eksik kaldım? Bu soruların ardından Tom Robbins’in yeni bir kitabını okuma listeme eklemem kaçınılmaz oldu ve “Ağaçkakan”ı bu sebeple okumaya başladım.

Tom Robbins, romanlarını belirli imgeler üzerine kuruyor. Ağaçkakan’da öne çıkan imgeler kızıl saç, piramitler ve ay. Romanda, güneş insanları ve ay insanları gibi ayrımlar geliştiriyor ve kızıl saçlıların dünya üzerindeki gizli görevlerine odaklanıyor. Roman, kitabın arka sayfasındaki tanıtım yazısından da anlaşılacağı üzere bir aşk romanı. Ama Tom Robbins’in sıradan bir aşk romanı yazması beklenemezdi elbette. Romanın ana karakterleri, devrik bir kralın, kendisini hala prenses kabul eden kızı ile bir kanun kaçağı. Devrik kral ve eşinin ABD’de, Seattle’daki evleri ve onların düzenli olarak CIA tarafından takibi başlı başına ilgi çekici bir hikâye aslen. Ancak cinsel bağımlılık problemi olan prensesin ergenlik dönemi gelişimi, erkeklerle ilişkisi ve ardından olgunlaşma girişimlerinin neticesinde bir kanun kaçağının felsefi rüzgârına kapılması elbette romanın en baskın hikâyesini oluşturuyor.

Ağaçkakan lakaplı kanun kaçağı, her bir diyalogunda, dünyayı yeniden yorumluyor. Kanun kaçakçılığını ifade edişi de bunu açıklıyor; “Kanun kaçakları, hayatın süpermarketindeki konserve açacaklarıdır”. Ama belki de daha derin bir tarifi şu olabilir; “Kanun kaçakları toplumun üyesi değildir. Fakat toplum için önemli olabilirler. Şairler rüyalarımızı hatırlar, kanun kaçakları onları oynar.”
Prenses Leigh-Cheri’nin kanun kaçağı ile, kendi konumunun ona dünyevi bir sorumluluk yüklediğini fark ettiği bir zaman diliminde karşılaşıyor. Bu zamanlamanın, aşk ateşinin alevlenmesinde etkili olduğu bir gerçek. Ama romanın zaman zaman erotik, hatta pornografik öğelerinin de bu aşk ateşine kucak dolusu odun taşıdığı da başka bir gerçek.

Romanın üzerine yoğunlaştığı nesnelerden birisi, bir Camel sigarası paketi. Prensesin, cezaevine düşen sevgilisi ile aynı şartlarda yaşamaya çalışarak, kendisini bir çatı katı odasına kilitlediğinde tüm dikkati bu sigara paketine odaklanıyor. Ve biz okurlar da, bir sigara paketinden ne anlamlar üretilebileceğine hayretler içinde tanık oluyoruz.

Ayrıca sigara kullanmayan ve kullanılmasından çok hoşlanmayan birisi olarak, romanda sigara içmeye oldukça ikna edici bir metne rastladığımı söyleyebilirim; “Dört elementten üçü tüm yaratıklar tarafından paylaşılır ama ateş yalnızca insanoğluna bağışlanmış bir hediyedir. Ateşe, canımız o anda yanmadan en çok sigara içerek yakın olabiliriz. Sigara içen herkes, tanrıların ateşini çalıp evine götüren Prometheus’un cisimleşmiş halidir. Güneşin gücünü elde etmek, cehennemi etkisi kılmak, o ilk kıvılcımla özdeşleşmek, yanardağın iliğini emmek için sigara içeriz. Peşinde olduğumuz tütün değil, ateştir. Sigara içerken bir çeşit ateş dansını, yıldırım kadar eski bir ritüeli icra ederiz”

Ama Tom Robbins, bu güçlü ikna edici metnin panzehirini de yine kendisi geliştiriyor; “Sigara içen kişinin akciğeri, ateş tanrısına kurban edilmiş çıplak bir bakiredir.”

Kitap okumak emek ve çaba ister. Beyin hücrelerinin alınteri dökmesi gerekir. Tom Robbins’in romanları bu çabayı talep eden romanlardan. Bir miktar zorlanmayı göze almak gerekiyor. Ama pedala birkaç kez basıp, gidonu doğru tutmaya başladıktan sonra, bisiklet sürmeyi öğrenmenin keyfine benzer bir keyif alacağınızdan şüpheniz olmasın.
Tom Robbins biraz Murat Menteş gibi. Onu sevmeyen bunu da sevmez. Ama Murat Menteş'i seven herkesin seveceği birisi de değil. Kitap kırk yıl önce yazılmış olmasına rağmen o yılların popüler ögelerine yapılan göndermeler batmıyor size. Bana batmadı en azından. Bazen sıkılıyorsunuz kitabı olurken, ama o anda bir şey çıkıyor karşınıza, hayran kalıyorsunuz yazara. Mutlu oluyorsunuz bu kitabı okuduğunuz için. Yazar kelime oyununu çok kullandığı için çeviriden kaynaklanan bazı anlam kayıpları da var. Ama ne olursa olsun zeki bir yazardan keyif verici bir kitap okumak isteyen herkes Ağaçkakan'ı okumalı
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.406 Oy)19.170 beğeni43.699 okunma3.026 alıntı184.367 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.607 Oy)8.889 beğeni28.924 okunma842 alıntı140.660 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.504 Oy)8.099 beğeni22.973 okunma857 alıntı90.609 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.776 Oy)13.499 beğeni34.774 okunma3.447 alıntı147.159 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.520 Oy)7.929 beğeni21.518 okunma4.036 alıntı130.452 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.943 Oy)8.913 beğeni26.518 okunma2.697 alıntı115.730 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.063 Oy)6.410 beğeni16.951 okunma2.963 alıntı86.687 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.349 Oy)9.309 beğeni25.843 okunma1.851 alıntı119.742 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.619 Oy)9.121 beğeni25.520 okunma1.543 alıntı127.956 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.236 Oy)6.942 beğeni20.280 okunma729 alıntı114.127 gösterim
Sürgün bir prenses, bir bombacıya aşık olursa ne olur? Tabii ki Tom Robbins gibi uçarı kafalı birine kitap konusu olur ;)
Sürgün dedik de, sürgün kelimesinin çağrıştırdığı, öyle aman aman kötü bir hayatı yok prensesimizin. Hüküm sürdükleri topraklardan sürülmüşler ve Sam Amcanın şefkatli kollarına alınmışlar sadece, buna ister himaye etmek deyin ister kontrol etmek, zaten kitapta cevabı bulacaksınız (God Bless Amariga). Ülkelerindeki kadar olmasa da nispeten konforlu fakat böğürtlene boğulmuş, bahçeli bir evde, kumar ve bahis bağımlısı devrik kral Max, dili dişi anlaşılmayan, lügat çorbası gibi cümleler kuran ve en net cümle kalıbı "ay ay spagetti ay" olan eski kraliçe Tilli ve kurbağa meraklısı, yılların emektarı Gulietta (adı Juliette'i andırıyor değil mi? Belki kurbağa da Romeo'dur) ile birlikte yaşayan prensesimiz Leigh-Cheri, saltanat elden gidince kendine çevreciliği ve seksi meşgale edinir. Seksi meşgale edinmesi hususunda, kitabı okuyan başka okuyucularla fikir ayrılığına düşebiliriz, kimisi aşkı aradığını da savunabilir ama bence prensesimiz tam bir nemfomanik. "Ateşi başına vurmuş" derler bazı yörelerde bu durum için, işte bu kızıl afetin de "ateşi saçına vurmuş" :D (Tamam, kötü espriydi...) Neyse, çevrecilerin konferansına gitmek için yola çıkan Leigh-Cheri, bombacımız Ağaçkakan ile karşılaşır ve bum!.. Patlamalar karşılıklı tabii. Arada dinamit lokumları da patlıyor şimdi, bütün payı aşka bırakmaya lüzum yok. Bu arada, ne tesadüf, bombacımız da kızıl saçlı. Deli deliyi dakkada, kızıl kızılı Hawaii'de bulurmuş... Ya da onun gibi bir şey işte.
Elbette ki bu iki çılgın aşık, bir araya geldiklerinin ertesinde vıcık vıcık bir romantizmle birbirlerine kur yapıp, sabah akşam sevişip (gerçi bunu bir süreliğine de olsa yapıyorlar) sonrasında da mutlu mesut bir yuvaya kavuşsalar, kitap Tom Robbins kitabı olmaktan çıkardı. Onun için ortaya biraz farklı tatlar karışıyor bu raddede. Camel paketi, piramitler, dünya dışı varlıklar, aşkın tekil ve çoğul hali... Devamı için konuşmaya lüzum yok, buraya kadar verdiğim anahtar kelimeler ilginizi çektiyse zaten kitabı okuyup, geri kalanı öğreneceksiniz demektir. Biliyorsunuz, genel itibariyle spoiler'a karşıyım ;)
Tom Robbins'in üslubuna aşinayım aslında. Uzun zaman geçse de üzerinden, o meşhur "Parfümün Dansı" kitabını okudum ben de. Ama bu kitap onunla kıyaslanamaz bence, Parfümün Dansı çok daha güzel bir kitaptı (gerçi ikisine de aynı puanı vermişim ama ondaki mitolojik öğeler, o kitabı averaj farkıyla da olsa öne geçirir ;) ). Bunun yanında kitapta cinsellik unsuru epey ön planda. Uçarı karakterler ise kitabı ilginç kılan başlıca unsurlardan. Yazarın, kitabı yazarken kullandığı daktiloya dair ekledikleri de kitaba güzel bir hava katmış. Benzetmeler güzel, kurgu kıvamında, final ise yerinde idi.
Eee peki, her şey tamam da, aşka dair ne aldık bu kitaptan diye soracak olursanız, kitap size net bir cevap vermiyor. Vermesini de beklemeyin zaten, kişisel gelişim zırvası mı bu? Hem net bir cevap verse ne olacak ki sanki? Kişisel gelişim zırvaları, yazıldıkları konular hakkında ne kadar işe yarıyorsa bu da aşk konusunda o kadar işe yarayacaktı. Sonuçta herkes, her mesajdan, kendisine düşen payı alacaktır. Benden size bir tavsiye: Aklının çıkmaz sokağına sığınmış olsa dahi, orada birini barındıran birine kendinizi kaptırmayın.
Eğer dürüstsen sahip olduğun değerlerle er ya da geç yüzleşmen gerekir.
Tom Robbins
Sayfa 109 - Ayrıntı
"Aşk nedir bilmiyorum artık. Bir hafta önce pek çok fikrim vardı. Aşk nedir, nasıl kalıcı kılınır. Şimdi aşığım ve en ufak bir fikrim yok. Şimdi aşığım ve bu konuda bir aptaldan farkım yok."
Tom Robbins
Sayfa 115 - Ayrıntı
İnsanın istendiğini hissetmesi güzel bir duygu ve ben, senin tarafından istenmeyi istiyorum.
Tom Robbins
Sayfa 96 - Ayrıntı
-Madem yeryüzünü bu kadar çok seviyorsun, için boş olduğunu biliyor muydun? Yeryüzünün içi boştur Leigt-Cheri.
Tom Robbins
Sayfa 106 - Ayrıntı
Yirminci yüzyılın son çeyreği için şu söylenebilir : Daha iyi bir dünya istiyorsak daha iyi insanlar olmalıyız...
Tom Robbins
Sayfa 36 - Ayrıntı
"Şuan ki sevgiliniz kim? Sizin için özel önem taşıyan bir aşığınız var mı?"
"Hiç sevgilim yok."
"Hiç mi?"
"Hiç."
"Fakat şekerim, öyle çekici ve zekisiniz ki. Aşk hayatınız yok mu yani?"
"Artık kimin aşk hayatı var ki? Bugünlerde insanların seks hayatı var, aşk hayatları değil."
Tom Robbins
Sayfa 88 - Ayrıntı
"Yaşadığın çağın seni kurban etmesine izin verme. Bizi çökertecek olan, yaşadığımız dönem olmadığı gibi, toplam da değil. Suçu topluma atarsan o zaman çözümü toplamda ararsın."
Tom Robbins
Sayfa 126 - Ayrıntı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ağaçkakan
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
242
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392417
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Still Life With Woodpecker
Çeviri:
Fatma Taşkent
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Bir Cemal paketine bakarak neler söyleyebilirsiniz? Aşık değilseniz, o da her nesne kadar anlamsızdır. Ama, "azılı" bir bombacı aklınızı başınızdan almışsa ve aylarca Camel paketi dışında hiçbir şey "okumamışsanız", siz de Prenses Leigh-Cheri gibi kainatın sırlarını çözebilirsiniz belki.
Ağaçkakan, sıradışı kahramanların yaşadığı tutulu bir aşk hikayesi... Tahttan sürülmüş bir kraliyet ailesinin Pranses kızı ile ğögsüne bantlanmış dinamit lokumlarıyla dolaşan meşhur bombacı Bernard, nam-ı değer Ağaçkakan, Hawaii de karşılaşırlar. Ağaçkakan bir kanun kaçağıdır ama sıradan bir suçlu değildir, şerefli bir davası ve saygı değer bir felsefesi vardır. Prenses ise seksin "arsız" çağrısına doğru dört nala koşturan soylu vücudunu ıslah etmeye karar vermiştir. Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı Ağaçkakan ın romantik bireyciliğine toslayınca, Prenses bambaşka bir davanın peşinden koşmaya başlayacaktır: Aşk...
Aşk bazen gelir, ama sonra geldiği gibi gider. Robbins in hınzır, dalgavı, hiperaktif dünyasında renkli ve hareketli bir aşk turu atarken, ezeli bir soruya cevap bulma arayışında Prenses ile Ağaçkakan a eşlik ediyoruz: Aşkı akalıcı kılmanın yolu nedir? Bu arayış sırasında, piramitler, kızıl saçlılar, uzaylılar, Ay ın ve Güneş in misyonu ve tabii Camel paketi arasındaki esrarlı ilişkileri keşfetmek de onlara kısmet olacaktır.
Robbins aşkı mı "ti"ye alıyor, yoksa aşk karşısındaki çaresizliğimizi mi? Kendiniz karar verin.

Kitabı okuyanlar 114 okur

  • Seyit Kabasakal
  • Baturay Tok
  • Mehmed Akif Demir
  • Görkemli Kaybeden
  • Tayfun Fettahoğlu
  • Murat Aşık
  • Post Mortem
  • Sinan Kurt
  • Anlattım Bozukluğu
  • Efser Efser

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%8.2
25-34 Yaş
%28.6
35-44 Yaş
%44.9
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.7
Erkek
%33.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.8 (4)
9
%24.4 (10)
8
%34.1 (14)
7
%19.5 (8)
6
%4.9 (2)
5
%7.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0