Neyzen Tevfik

Neyzen Tevfik

Yazar
8.4/10
68 Kişi
·
190
Okunma
·
285
Beğeni
·
13483
Gösterim
Adı:
Neyzen Tevfik
Unvan:
Türk Neyzen ve Şair
Doğum:
Bodrum, Muğla, 24 Mart 1879
Ölüm:
İstanbul, 28 Ocak 1953
24 Mart 1879'da Bodrum'da doğdu. Babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi'ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref'le ve Mehmet Akif'le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908'den sonra bir süre Mısır'da bulundu 1913'te İstanbul'a döndü.

Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur. Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Bazı eleştirmenlere göre bu türün Nef'î ve Eşref'ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. 28 Ocak 1953 'de İstanbul'da öldü.
Öleceğiz bir gün, gömecekler. Birkaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; hatta memnun kalmayıp üstüne birde sövecekler.
Bulamazsın cevherimi bir kânda
Gömülüyüm bir mukaddes nihânda
Gönlümdeki ışığımla bir anda
Yüz bin Leylâ sever bıkar geçerim.
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!..
Sermedi bir iştialin şule fanisiyim.
Türk`e ait ülkenin feryadı ruhanisiyim.
Aldığım kafi bana Gazi ekberden nasip.
Gölgesinde mabedi vicdanımın banisiyim..

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e..
deli gönül, neyi özler durursun?
acınacak dostun, cananın mı var?
dünya yansa yorganın yok içinde,
harap olmuş evin, dükkânın mı var?
345 syf.
·2 günde·10/10
Neyzen daha küçük bir çocukken etrafına topladığı akranlarına kendi yaptığı kavalı çalarken, on üç yaşına geldiğinde sara (epilepsi) hastası olacağını nereden bilebilirdi? Bu hastalık bir yandan eğitim hayatının bitmesine sebep olurken, diğer yandan onu “Neyzen Tevfik” yapan yaşantısına da başlangıç olmuştu. İzmir Mevlevihanesi, İstanbul Fethiye Medresesi, Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri’nde geçen geniş zamanlar ona Şair Eşref, Mehmet Akif Ersoy, Ruhi Baba, Yunus Nadi, Tevfik Nevzat, Ahmet Rasim, Tevfik Fikret, Udi Nevres gibi ilim sahiplerinin arasında kendini yetiştirme fırsatı sağladı.

Burada Neyzen’in kendine örnek aldığı, çok muhtemeldir ki küfürlü sözlerinin de alt yapısını oluşturan hocası Şair Eşref’i şu dörtlüğüyle anmadan geçmek istemedim.

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin reddeylerim billah öz kardeşimi,
Gözlerim ebna-yı ademden o rutbe yıldı kim,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı.

( Sanki malum olmuş gibi, gerçekten mezar taşı çalınmıştır.)

Şu an Neyzen’in “Hüseyni Taksim”ini dinlerken kalıba sığmayan kelimeleri mi, haksızlığı yerden yere vurmakta ustaca kullandığı hicivleri mi yoksa o muhteşem ney ustalığı mı daha çok öne çıkmıştır diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Azab- ı Mukaddes’i okurken hiçliğe adanmış bir hayatın tanığı oluyoruz. Bu hiçliğin içinden haksızlara ve din sömürücülerine veryansın ederken birçoğumuzun hislerine tercüman olup, haykırmak isteyip de söyleyemediklerimizi düzenbazların yüzüne tokat gibi çarpıyor Neyzen.
Birçok şiirinde ve hikâyesinde adaletsizlere, boş kafalı kibirlilere, düzenbazlara ve bilhassa dini alet edenlere bugünlerin moda deyimiyle “kapak” gibi cevaplar veriyor. Sustuklarımız ve göz yumduklarımıza bakınca hangimiz “HİÇ”, orası belli.

Bazen o kıvırcık saçlı başındaki fırtınaları dindiremediği için mesken tuttuğu meyhanelerde, bazen bozuk düzene karşı susmadığı için gözaltında, çoğu zaman da “Ey bana kendini büyük tanıtan. Hâlime bak da varlığından utan!” dedirtecek dizeleri yazdıran derdine derman aradığı hastane odalarında geçen bir ömrün kendisi başlı başına bir şiir zaten.

Düzelmeyen şu alemin işini
Ulu Tanrı'm olan nura bıraktım,
Sabreyledim, kırk yıl sıktım dişimi,
Gün görmeyi Nefh-i Sûra bıraktım.
dizelerini sizlerle paylaşırken, en ünlü bestelerinden “Nihavent Saz Semaisi”ni de usulca şuraya bırakıp çekileyim ben.

https://www.youtube.com/watch?v=qrm65eUcI6s

Keyifli okumalar...
345 syf.
·2 günde·9/10
Neyzen Tevfik...
Lafını hiç esirgemeyen, yergi, taşlama ve hicivleriyle ünlü Türk Musikisi’nin ustalarından birisi. Zaman zaman yolsuzluğa, zaman zaman devlet idaresine, zaman zamansa haksızlığa karşı cesurca yazdığı şiirleri ile ünlü bir üstad. Mehmet Akif Ersoy'un dostu ve “Safahat" eserinde “Tevfik Neyzen’in üç bin dört yüzüncü tevbesinden isti’fası münasebetiyle.”… sözleri ile gönderme yaptığı bir şahsiyet.

Alkol tedavisi görmesine ve defalarca tevbe etmesine rağmen alkol denilen illeti bir türlü bırakmayacaktır Neyzen. Aslında kendisi de bu durumdan çok rahatsız olsa da nefsine ve bedenine bir türlü hakim olamayacaktır. Ve bu alkol illeti zaman zaman onu Allah'a karşı şirk ve meydan okumaya kadar uçurumun kenarına götürecektir.

Eserlerinin bir kısmını hastane köşelerinde yazmış, hatta Akıl Hastalıkları Hastanesi'nde dahi yatmıştır söyledikleri ve alkolden dolayı. Neyzen çocuk yaşta yakalandığı “Sara" hastalığı ile de ömrü boyunca mücadele etmiştir.

Çevresinden sanatına karşı fevkalade övgüler gelse de, düşünceleri ve yazdıklarına karşı birçok eleştiriye de muhatap kalmıştır.

Bu eserinden ayrı olarak bir de “Hiç" isimli bir eseri daha vardır. İzmir Mevlevihanesi'ne girdikten sonra burada aldığı eğitimlerden sonra sanatını konuşturmaya başlamıştır. Karşıtlıkların birbirini var ettiği anlayışını benimseyen Neyzen Tevfik, var oluş derinliğinin sarhoşluğu içinde arayışını sürdürürken “hiç” kavramını fark etmiştir. Para-pul, makam-mevki, şan-şöhreti elinin tersi ile itmiş ve kendini hiçliğe vermiştir. Ayrıca boynunda taşıdığı kolyesinde eski yazı ile “hiç" yazdığı rivayet edilir.

Kıvırcık ve dağınık saçları ile gösterişten ve süsten uzak bir hayatı tercih eden ustayı okumanız gerektiğini düşünüyorum. Bazı şiirlerinde ki düşüncelerine katılmasanız da taşlama ve hiciv deryasında yüzebildiğiniz kadar yüzeceksiniz.

Ney zaten dinlendirir de, bir de onun dilinden anlayan dudak lazımdır vesselam...

Saygılarımla...
110 syf.
·Beğendi·10/10
VELİLİKLE DELİLİK ARASINDA BİR HİÇ: NEYZEN TEVFİK

Akıl Hastanesi’nde bir Deli,
Meyhane’de bir Veli,
Mezhepte Bektaşi,
Dergahta Mevlevi,
Abdülhamit’e karşı bir küfürbaz,
Atatürk’ün sofrasında bir Diyojen.
Sokaklarda kimsesiz bir çocuk,
Han odasında bir derbeder.
Crotona’da Pisagor,
Kahire’de Kaygusuz Abdal.
Pir yolunda talip
Zor yolunda anarşist…

Özdemir Asaf’ın deyimiyle

“Bütün metrelerin ve santimlerin, bütün kiloların ve gramların, bütün rakıların ürktüğü adam”

Hiç, Hiççilik felsefesi, Melametilik, Kalenderilik geleneği Neyzen Tevfik’in yaşamına, eserlerine damgasını vuran en belirgin özelliktir. Üzerinde “Hiç” yazan kolyeyi sürekli boynunda taşırken Ney’i dudağından, Mey’i elinden düşürmedi.

Hiç’leşmeye doğru yürürken uğradığı duraklarda Ney ve Mey vardı.

Görünmeyen yanımızın ermişi ve bir Kent Dervişi. Şair, besteci, tiyatrocu, oyuncu. Her şey ve Hiç: Neyzen Tevfik
236 syf.
·16 günde·7/10
Bu Kitabı babam 1995 yılında bir lokantanın duvarında okuduğu şu
“Sanma ciddiyet ile sarf eylerim san’atımı,
Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir.
Bezm-i meyde süfehânın saza meftun oluşu,
Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir!”
dörtlükten istinaden almış.
Neyzen Tevfik gerçektende dili hicvi çok sert bir yazarak olarak kimseden çekinmeden ve büyük bölümünü tımarhanede yazdığı güzel bir eseri olmuş eski kelimelerin çok olması biraz oyalıyor lakin arkasındaki sözlük bu duruma çözüm oluyor.
345 syf.
·3 günde·10/10
Gerçekten tamamıyla ilginç bir adam. Kendiyle de, çevresindekilerle de, siyasilerle de hiç tereddütsüz dalga geçebilen; bunların yarısı sayıklamadır, kalan yarısı da akıl hastanesinde yazılmıştır diyebilen bir insan, güzel insan. Bambaşka biri Neyzen Tevfik.

Dil konusunda birtakım sorunlar yaşanabilirse de, arkasındaki sözlük veya başka sözlükler yardımıyla okunabileceğini düşünüyorum. Daha düzgün bir çalışma yapılsaymış kitabı oluşturma adına, pekala daha güzel olabilirmiş tabii. Bunun dışında pek bir problem yok.

Hakkında eminim çok şey duymuşsunuzdur Neyzen Tevfik'in, lakin siz onu bir de kendinden dinleyin.
Keyifli okumalar.
110 syf.
Neyzen Tevfik Bey'in ilk kitabı olan Hiç, hezliyat ve hicviyenin şâhikasıdır. Nef'iden bu yana, Kadîm Türk Şiiri'nin en nev'i şahsına münhasır şahsiyetini rahmetle anıyorum... Keşke işbu kitap, tıpkıbasımı ile beraber ve dahi içindeki sövgü ve küfür nev'inden sözcükler tayyedilmeden, yani sansüre uğramadan neşredilseydi. Hak edeni hicvetmek, hak edene sövmek de dilin âdâbındandır. Yayınevlerinin bu inceliği bilmeleri gerekir. Küfürler ve sövgüler sansüre uğradığı zaman, kitabı neşretmenin de hiçbir ehemmiyeti kalmıyor.
345 syf.
·Beğendi·10/10
Neyzen Tevfik hiç'in peşinde koşan bir adam. Edebi kabiliyetini anlamak için muhakkak geniş bir zaman dilimine yayılıp detaylı satır satır okunması gereken bir eser. Devrinin yetiştirdiği nadide bir çiçek, büyük feylesof.
110 syf.
·Puan vermedi
Dili biraz ağır olmasına rağmen okunası bir kitap. Kitabı okuduktan sonra Neyzen Tevfik'in sadece küfürden ibaret bir şiir anlayışı olmadığını gördüm.
345 syf.
·Puan vermedi
Güzel bir kitap,kitaba gençler için sözlük, araştırmacılar için dizin ilave edilmesi kitabı daha kullanışlı hale getirmiş.Sözlüğün yeterli olmadığını gördüm mesela tayy-i eb'ad,seyf-i ilahi,aport gibi onlarca kelimeye sözlükte yer verilmemiş. Herşeye rağmen bu heccav şairin şiirlerinin yer aldığı bu kitabı taşlama tarzı şiir sevenlere tavsiye ediyorum.
345 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Benim sevgili dinleyicilerim ve okuyucularım! Uzun derbederlik hayatımda o kaldırımdan bu kaldırıma; o kapıdan bu kapıya; o diyardan bu diyara; ney'im ve mey'imle bir kuru yaprak gibi savruldum. O günlerde beni sinenize bastınız, gönlünüzde yer verdiniz, kusurlarımı affettiniz! Rica ederim, burada da müspet bir hakikat aramayınız! Hatalarıma göz yumup bunları hoş görünüz.
Size fazla bir hizmet olamadı. Şimdilik:
"Başı yoktur sonu yoktur bu kitab-ı dehrin
Ortasından elimizde iki üç yaprak var"
mısralarında ifadesini bulan şu cildi sunabildim. Baki hürmetler, hepinizin gözlerinizden öperim.
(Tanıtım Bülteninden)

Yazarın biyografisi

Adı:
Neyzen Tevfik
Unvan:
Türk Neyzen ve Şair
Doğum:
Bodrum, Muğla, 24 Mart 1879
Ölüm:
İstanbul, 28 Ocak 1953
24 Mart 1879'da Bodrum'da doğdu. Babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi'ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref'le ve Mehmet Akif'le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908'den sonra bir süre Mısır'da bulundu 1913'te İstanbul'a döndü.

Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur. Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Bazı eleştirmenlere göre bu türün Nef'î ve Eşref'ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. 28 Ocak 1953 'de İstanbul'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 285 okur beğendi.
  • 190 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 202 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları