Neyzen Tevfik

Neyzen Tevfik

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7
119 Kişi
okuyor-dolu
408
Okunma
v3_begen_dolu
509
Beğeni
goz
19bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Türk Neyzen ve Şair
Doğum
Bodrum, Muğla, 24 Mart 1879
Ölüm
İstanbul, 28 Ocak 1953
Yaşamı
24 Mart 1879'da Bodrum'da doğdu. Babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi'ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref'le ve Mehmet Akif'le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908'den sonra bir süre Mısır'da bulundu 1913'te İstanbul'a döndü. Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur. Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Bazı eleştirmenlere göre bu türün Nef'î ve Eşref'ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. 28 Ocak 1953 'de İstanbul'da öldü.
345 syf.
·
2 günde
Hayatı da ney'i de şiiri de olağanüstülüklerle dolu bir sanatkar... Türk edebiyatının ve Türk muskisinin unutulmaz isimlerinden biri. İlkgençlik yıllarını tekkelerde ve dostları yanında ilim tahsis etmeye adamış. Öyle ki kendisine Hafız diyorlarmış... Daha sonra meyhaneler, han odaları. Sonra sürgünler, sürekli hapisler.. Ömrünün son devrini ise akıl hastanesinde geçiren bir dahi... Şiirleri oldukça başarılı, anlam dolu ve geleneksel şiir kaidelerine uygundur. Bazı şiirlerde Arapça sözcük terkipleri, anlamak noktasında bize sıkıntı çıkaracak türden zorlu olsa da kitabın sonundaki lügatçe kısmına başvurarak bu sorunu așıyoruz. Ayrıca bir de son kısma fihrist eklenmiş. Azab-ı Mukaddes'e, Hafız'ın kendi kalemiyle yazdığı önsöz gerçekten çok güzel, samimiydi. Ayrıca kitabın içinde onun hakkında başkalarının yazdığı birçok metin de var.
kamera
Azab-ı Mukaddes
kamera
Neyzen Tevfik
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9/10 · 132 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
345 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Hiçliğe Adanmış Bir Hayat
Neyzen daha küçük bir çocukken etrafına topladığı akranlarına kendi yaptığı kavalı çalarken, on üç yaşına geldiğinde sara (epilepsi) hastası olacağını nereden bilebilirdi? Bu hastalık bir yandan eğitim hayatının bitmesine sebep olurken, diğer yandan onu “Neyzen Tevfik” yapan yaşantısına da başlangıç olmuştu. İzmir Mevlevihanesi, İstanbul Fethiye Medresesi, Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri’nde geçen geniş zamanlar ona Şair Eşref, Mehmet Akif Ersoy, Ruhi Baba, Yunus Nadi, Tevfik Nevzat, Ahmet Rasim, Tevfik Fikret, Udi Nevres gibi ilim sahiplerinin arasında kendini yetiştirme fırsatı sağladı. Burada Neyzen’in kendine örnek aldığı, çok muhtemeldir ki küfürlü sözlerinin de alt yapısını oluşturan hocası Şair Eşref’i şu dörtlüğüyle anmadan geçmek istemedim. Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için, Gelmesin reddeylerim billah öz kardeşimi, Gözlerim ebna-yı ademden o rutbe yıldı kim, İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı. ( Sanki malum olmuş gibi, gerçekten mezar taşı çalınmıştır.) Şu an Neyzen’in “Hüseyni Taksim”ini dinlerken kalıba sığmayan kelimeleri mi, haksızlığı yerden yere vurmakta ustaca kullandığı hicivleri mi yoksa o muhteşem ney ustalığı mı daha çok öne çıkmıştır diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Azab- ı Mukaddes’i okurken hiçliğe adanmış bir hayatın tanığı oluyoruz. Bu hiçliğin içinden haksızlara ve din sömürücülerine veryansın ederken birçoğumuzun hislerine tercüman olup, haykırmak isteyip de söyleyemediklerimizi düzenbazların yüzüne tokat gibi çarpıyor Neyzen. Birçok şiirinde ve hikâyesinde adaletsizlere, boş kafalı kibirlilere, düzenbazlara ve bilhassa dini alet edenlere bugünlerin moda deyimiyle “kapak” gibi cevaplar veriyor. Sustuklarımız ve göz yumduklarımıza bakınca hangimiz “HİÇ”, orası belli. Bazen o kıvırcık saçlı başındaki fırtınaları dindiremediği için mesken tuttuğu meyhanelerde, bazen bozuk düzene karşı susmadığı için gözaltında, çoğu zaman da “Ey bana kendini büyük tanıtan. Hâlime bak da varlığından utan!” dedirtecek dizeleri yazdıran derdine derman aradığı hastane odalarında geçen bir ömrün kendisi başlı başına bir şiir zaten. Düzelmeyen şu alemin işini Ulu Tanrı'm olan nura bıraktım, Sabreyledim, kırk yıl sıktım dişimi, Gün görmeyi Nefh-i Sûra bıraktım. dizelerini sizlerle paylaşırken, en ünlü bestelerinden “Nihavent Saz Semaisi”ni de usulca şuraya bırakıp çekileyim ben. youtube.com/watch?v=qrm65eUcI6s Keyifli okumalar...
kamera
Azab-ı Mukaddes
kamera
Neyzen Tevfik
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9/10 · 132 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
345 syf.
Edebiyatımızın muzır şairi
Yeşilay için; "Yahu ben hakim olsam onun şahitliğini bile kabul etmem." diyen; doktorların yaptığı hesaba göre 14.640 okka alkol deviren (yani 18.768 litre); yaşadığı gibi söyleyen, söylediği gibi yaşayan; ettiği küfürleri, yaptıklarını başkası yapsa binbir laf edilebilecekken; her kesimin sevgisini, hayranlığını kazanan Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet döneminin Nefî 'si, edebiyatımızın muzır ve ağzı bozuk çocuğu; saydırıp durduğu, düzenini beğenmediği dünyaya tıklım tıklım kalabalık eşliğinde veda eden Neyzen Tevfik Kolaylı... Okudukça yaşamını, anılarını, şiirlerini bize sivri gelmeyen, güldüren istisnamızdır o. Yaşamının son dönemlerini geçirdiği sara nöbetleri ve alkol tüketiminden dolayı Toptaşı Tımarhanesinde geçirmiş. Bakmayın Tımarhane denildiğine odasının otel odasından farkı yoktur. Gelen giden hemşireye doktora ney çalan, şiir ve felsefe muhabbeti yapan, oda arkadaşı ressam Fikret Mualla'nın da resimleri sağlık çalışanlarına promosyon olan bir oda:) Serseri bir adam Neyzen, Yeşilaycılık konusunda etkili çalışmaları olan Fahrettin Kerim Gökay'ı diline dolamıştır. Tımarhane'de ziyaretine gelen bir dostuna: "Herkese Allah kerim, Fikret'le bana da Fahrettin Kerim." der :) Bir yandan hastanede F. Kerim'in seminerlerini de manipüle eder muzır şairimiz. Anı şöyledir: Fahrettin Kerim: Bir eşşeğin önüne bir kova su koy, bir kova da rakı. Eşşek hangisini içer? Seminerdekiler bir ağızdan: "Suyu der." F. Kerim tekrar sorar: "Neden?" diye Dinleyenlerden biri olan N. Tevfik "Eşşekliğinden" der:) Güldük ettik, esere gelirsek... Eseri derleyen şairimizin dostu Vatan Gazetesi yazarı İhsan Adadır. Ne kadar eserin kapağında çevirmen olarak görünse de eseri Arapça Farsça kelimelerden arındırmaya çalışmış. Ama yeterli olmamış ilk yirmi sayfadan sonra sık sık kitabın arkasındaki sözlüğe eliniz gidecek, ben eseri kırk günde tamamladım hakkını vermek için. Eser Neyzen'in hayat öyküsüyle başlayıp 6 bölüme ayrılmış. En son bölüm değerli kalemlerin onun için yazdıkları yer almakta. Kimler var? Ona Farsça öğreten (öğrendiği Farsçayla İzmir Mevlevîhanesine girmiş.) karşılığında Ney üflemeyi öğrenen yakın dostu Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Rasim, Kemal Onan, Sadri Ertem, ortalıktan kaybolduğunda başvurulan ilk isim Hakkı Süha Gezgin gibi pek çok isim var. Kimisinin şiiri, kimisinin onunla anıları. Benim için çok değerli bir eserdi. Türk edebiyatında nadir hayran olduğum şairlerden biri. Tavsiye konusunda eserin dili günümüz Türkçe'sinden uzak olduğu için ağır gelebilir. Benim gibi hayransanız Neyzen'e zevkle okuyabilirsiniz. Ama öbür türlü sevmeniz çok zor..
kamera
Azab-ı Mukaddes
kamera
Neyzen Tevfik
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9/10 · 132 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;