Canım Mîna'ya en derin sevgilerimle.
10/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
125 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2018 13:47
Zaman zaman geçmişte yaşayıp da keşke tanıma fırsatım olsaydı dediğim insanlara rastlıyorum. Sevgili Mîna'da artık onların başında geliyor. 1915 - 2000 yılları arasında yaşamış bu Dinozor (kendi deyimiyle ) ,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarından itibaren ülkenin gelişimine bir çocuğun büyüdüğüne şahitlik eder gibi şahitlik ediyor.Bu kitapta da çocukluğundan itibaren , ilk gençlik yılları, profesörlük yılları, emeklilik yılları yer alıyor. Kitap okur gibi değil de film izler gibi izliyorsunuz Mîna'nın hayatını. Kimler yok ki kaleminin değmediği, dostluğuna, ahbaplığına nail olmadığı.. Mesela ilk valsini çocukluğunda Mustafa Kemal Atatürk ile yapıyor. Necip Fazıl Kısakürek, Aziz Nesin, Sait Faik Abasıyanık, Oktay Rıfat, Falih Rıfkı Atay, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Neyzen Tevfik, Halide Edip Adıvar, Ahmet Haşim, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yahya Kemal, Abidin Dino, Arif Dino, Oğuz Atay, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazım Hikmet ve daha aklıma gelmeyen edebiyat ve sanat dünyasının değerli bir çok isimini kaleme alıyor. Mîna burjuva bir ailede dünyaya geliyor, çocukluk yılları yalılarda, balolarda, büyük bir azametin debdebenin içinde geçiyor. Fakat annesi Şefika hanım eşi Falih Rıfkı'dan boşanıp bütün parasını da tüketince iş Mîna'ya düşüyor. Evi geçindirmek için kolları sıvıyor, hatta benim çok hoşuma giden bir alıntısı vardı kitapta, diyor ki ; ''Annemin bütün parasını yemesinden de son derece hoşnutum. Helal olsun! Çünkü o Servet tükenmeseydi ben, ben olamazdım. Çok okuduğum için annemin deyişiyle, Boticelli adını duyunca, bunu yeni bir çikolata markası sanan karacahil sosyete hanımlarının haline düşmezdim herhalde. Ama kendi ekmek parasını kendi alın teriyle kazanan ,meslek sahibi,Çalışkan bir kadın olmak onuruna da erişemezdim. '' Kitapta ayrıca Mîna'nın Aziz Nesin ile yaşadığı bir anısı var ki çok güldük; “Ne var ki, burjuva bir aileden gelmenin yararlarını yadsıyacak durumda değilim. Aldığım eğitim de burjuva kökenlerim sayesinde, şimdi oturduğum Mühürdar’daki deniz manzaralı daire de. Vaktiyle babamın babası, halama düğün armağanı olarak bir ev vermiş. Halam çocuksuz ölünce, bir dairesi amcama, bir dairesi bana verilmek üzere, o ev apartman haline getirilirken, tesadüfen o sırada yoldan geçen Aziz Nesin deniz manzaralı yeni yapılan apartmana bakmış bakmış, “kim bilir hangi talihli pezevenk burada oturacak” demiş kendi kendine. Orada benim oturduğumu öğrenince, “aman ne güzel! Demek o talihli pezevenk senmişsin!” diye çok sevinmişti. Böyle bir manzaralı yerde oturmak gerçekten de bir pezevenk şansı.” Muazzam bir bilgi birikimine sahip canım Mîna, ölmeden evvel yaşadıklarının bir kısmını kaleme alıp o dönemlere dair bizi muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. O hep kitaplarını okuyup, şiirlerinden tanımaya çalıştığımız yazarları, şairleri insani yönleriyle içinden geldiğince anlatıyor. Kitabı çok beğenerek okudum ve herkese tavsiye ediyorum. Ülkemizden böyle değerli bir kalem geçmiş olmasına da çok seviniyorum. Yazımın başında söylediğim gibi keşke dostum olsaydın Mîna, seni kucaklayıp sarıp sarmalamayı çok isterdim :) Herkese keyifli okumalar dilerim.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
··
3.799 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
bilerek mi dinazor yaziyorsunuz yani kitabi okumussunuz buna ragmen dinozor olarak yazilmasi gerektigini kavrayamadiniz mi hayret
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Sizin gibi insanların sorunu ne biliyo musunuz, o aşağılık egonuzu göstermek için insanların hatalarını, kusurlarını koştur koştur yüzlerine vurmak için bunca çabaya girmeniz. Hata etmişim düzelttim bu kadar basit, hata etmek insan olmanın gereği bilmem farkında mısınız bay çok bilmiş.
Bir dinazorun gezileri adlı kitabını da okumanızı tavsiye ederim.Ayrıca bu kitap da benim için çok özeldir.Ama intihar eden oğlundan ve kızı zeynep (tiyatro ve dizi oyuncusu çok çok bilinen birisi) nedense kitap da hiç bahsetmiyor.Kitap ı Ankara da ikamet ettiğim yıllarda sindire sindire okuduğum için mi bilmem başkentimizi çok sevme nedenlerimden biri diye düşünüyorum 🤗yani o kadar😍
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Aynen bi bakalım bulabilirsek okuyalım ePub falan da olur :)
“Ah be Sait...” dedi Mina Urgan. “Kendini yalnızlığa mahkûm etmişsin sen. Sevdiğin kadınlar bile seni daha fazla yalnızlaştırmak için hayatındalar. Paylaşmak için değil, savaşmak için seviyorsun onları. Kendinden alamadığın intikamı, onlar alsın istiyorsun. Bu sevmek değil ki...” Mina Sait Faik'i de çok sever, çok üzülür haline kendini tüketmesine. Çok güzel zamanlar. İstanbul ve her sokak başından çıkan aydınlar.. Samimiyet, doğallık.. Güzel insanlar nasıl da bulmuşlar birbirlerini.. Biz de okuyup okuyup hüzünleniyoruz, acıyoruz kendi halimize.. Hüzünlendim yine, ağlayacağım sanırım biraz. Oysa kaç kilo çekerdi ki bir palyaço??
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Ne güzel dostlar, ne keyifli sofralarda oturmuş o dönemde. İnsan, o zamanları düşündükçe uzaktan da olsa o havayı solumak için, hayatında ki bir çok şeyi gözden çıkarabilir. Bizim payımıza da onları okumak düşüyor, en azından buna seviniyorum.
Lise yıllarımdan beri bu kitabı okumak istiyorum daha nasip olmadı. Kim bilir ne zaman okurum. Kalemine sağlık Ayşem.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
:) Benim okuma süremde epey geniş bir çerçeveye yayıldı biraz epub okudum biraz kitaptan ama böylesi daha zevkli, insan zevk veren şeyler bitmesin ister ya aynı onun gibi oldu bu kitap benim için.
Okudum mu okumadım mı, yoksa okumayı isteyip erteledim mi? Incelemenizden okuduğumu sanıyorum! Kitaplığa (hangi evde acaba.) Bakmalı ve yeniden okumalıyım.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Evet tekrar tekrar okunabilecek bilgi dolu bir eser :)