Adı:
Kolera Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Mayıs 2020
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750730146
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Amor en Los Tiempos del Colera
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kolera Günlerinde Aşk
Kolera Günlerinde Aşk
Love in the Time of Cholera
Vəba Günlərində Eşq
Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Büyülü gerçekçilik akımının büyük ustası Gabriel García Márquez, bu romanı tam bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel-romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. XIX. yüzyılın XX. yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun sorunlarını, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla gözler önüne seriyor. Roman boyunca aşk acılarının lirik esintileri arasında, García Márquez’in insancıl mizahı sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle Kolera Günlerinde Aşk, bu büyük yazarın eserleri içinde, başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık’ın hemen yanında yerini alıyor.
448 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap okumanın eşsiz ışığı altında, satırlarda yepyeni heyecanlar arayan, karakterlerle sohbet eden herkese merhabalar . Yine şahane bir eserin incelemesiyle karşınızdayım. Bir kitaba inceleme yapmak için, okurken satırların arasından çıkamamak gerekiyor bence ve bu kitapta çok güzel bir yolculuğa çıktım.

Seveni de var sevmeyeni de, Marquez okunması çok zor bir yazar. Zor diyebiliyorum çünkü kendi kaleminden okuduğum 4 kitapta da gerçekten çok yorulmuş ve zorlanmıştım. Marquez okumaya hazırlanmak diye bir şey vardır mesela, Marquez okuyanlar bunu iyi bilirler. Onun kitabına başlarken şunu çok iyi biliriz : Bu kitap ya bizi ilk 15-20 sayfada kazanacak ya da yine kitabı anlamakla savaşacağız.
Ama bu sefer Marquez'den okuduğum bu 5.kitapta, kitabın son cümlesinden sonra kitabı bırakıp alkışladım kendisini. Böyle bir eser yaratmak, bu kadar derin yazmak usta işi gerçekten .

Hadi biraz kitaptan bahsedelim. Latin Amerika Edebiyatı'nın belki de en güçlü kalemine sahip yazarı Marquez'in bence en iyi kitabı bu.

53 sene size ne ifade eder mesela? Az ya da çok diyebilir miyiz? Belki de o kadar yaşamayacağız bile çoğumuz.
53 seneye neler sığdırabiliriz ? İşte bir adam, Florentino Ariza, bu 53 seneye inanılmaz bir aşk sığdırıyor.
Gençliğin ilk adımlarında aşık olduğu kadın tarafından terk ediliyor. Sonra hayatına yüzlerce kadın giriyor ama o seviştiği her kadından sonra, aşık olduğu o tek kadını düşünüyor. Biliyor ki ya da inanıyor ki bir gün 100 yaşına da gelse elbet bir gün o kadına sahip olacak .

Duygu karmaşıklıklarının, çağdaşlaşma etkisinin altında bir kadın , Fermina Daza. Terk ettiği adamı unutup kendi hayatına devam ettiğini düşünürken, o adamın gölgesinden bir türlü kurtulamıyor, lanetlenmiş gibi.

Ve 442 sayfaya aşkı, nefreti, ihaneti, bir hastalığın etkilerini, ruhların çöküşlerini, vicdan azaplarını sığdıran Marquez .
Olur da bu kitabı okumaya karar verirseniz kendinize bol bol vakit yaratın arkadaşlar, çünkü çok derin çok uzun bir yolculuğa çıkacaksınız . Herkese keyifli okumalar diliyorum ..:)

''...ansızın onu bıraktıktan sonra bir an bile onu düşünmekten geri kalmamıştı. Aradan tam elli bir yıl, dokuz ay, dört gün geçmişti. Unutmamak için bir hücrenin duvarlarına her gün bir çizgi çekmek zorunda kalmamıştı; çünkü tek bir gün bile geçmemişti ki onu anımsatan bir şey olmasın .'' s75
448 syf.
·9 günde
Herkese merhaba,
Kolera Günlerinde Aşk.
Gabriel Garcia Marquez tarafından yazılmış eser olur kendileri. Kitaba başlamadan önce küçük bir araştırma yapmıştım. Çok güzel incelemeler okumuş, kitaptaki aşka hayran olan çok kişi görmüştüm. Bu sebepten kitabı hemen okumaya özen gösterdim. An itibari ile de bitirdim. Size kitabın konusunu, olay örgüsünü çok fazla anlatmak istemiyorum. Çok güzel inceleme yazan arkadaşlar var. Siz de kitabı incelemek isterseniz görebilirsiniz. Lakin çoğu kişinin aksine ben kitabı beğenmedim. Hatta bir bölümden sonra soğudum diyebilirim. Kitaptaki aşka hayran olan arkadaşlar. Hangi aşktan bahsediyoruz? Tamam karakterimiz sevdiği kadını 53 sene beklemiş olabilir. Helal olsun diyelim. Ama nasıl beklemiş. Devamlı olarak başka kadınlarla beraber olmuş, başka bedenlerde tutkuyu tatmış. Bundan doğal bir şey olabilir mi, hayatına devam edecekti elbette diyebilirsiniz. Tabiki edebilir. Ama bu sefer masum bir sevgi olmaktan çıkar. Sonuçta, insan birini bütün kalbi ve aklı ile severse nasıl başkasına dokunabilir? O zaman buna gerçek sevgi diyebilir miyiz? Kendi fikrimce hayır. Kitabın bir bölümünde okuduklarım karşısında sinirlendim ve kitabı bir müddet okuyamadım. Neden mi? Hemen anlatıyorum efendim. Karakterimiz olan Florentina Ariza 74 yaşına gelmiş bir ihtiyardır artık. Hala sevdiği kadını beklemektedir. O ara akrabaları tarafından ona emanet edilen kız çocuğu ile yaşamaktadır. Yaşamak kısmını biraz açalım ve birlikte olmak diyelim. Evet doğru duydunuz. Kendinden 60 yaş küçük kız çocuğu ile defalarca birlikte oluyor adam. Gerçek hayatta hepimizin tepki gösterdiği, kabusumuz olan pedofili değilde nedir bu? Hiç kimse bu konuya değinmemiș, benim okurken ruhum daraldı arkadaşlar. Siz gerçekten böyle bir adam tarafından sevilmek böyle bir ilişkide olmak istiyorsanız bir şey diyemiyorum. Ama bana göre aşk bu değil. Ah Gabrielciğim, Yüzyıllık Yalnızlığı ne kadar çok beğendiysem bu kitabı bir o kadar beğenemedim. Affet beni. Başka kitaplarında tekrardan görüşmek dileği ile. Seni de hiç sevmedim Florentina Ariza. Babanı da sevmezdim zaten. :) Bu kitapta yanan Fermina Daza oldu. Ah Fermina üzümlü kekim.
İyi akşamlar diliyorum. Aşkla kalın.
448 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10 puan
Gabrıel Garcıa Marquez eserini ilk kez okuyup deneyimledim. Uzun süredir merak ettiğim, okumak istediğim bir kitaptı.. Yerini sevmeyen bir çiçek gibi kitap biraz kaprisli... Her ortamda dikkatimi verip yoğunlaşamadım. Sessizlik ve fazlasıyla dikkat isteyen bir öykü. Ara ara koptum, hatta yazar öyküyü öncesi sonrası şeklinde o kadar harmanlamış ki kavrayamayıp tekrar okuduğum paragraflar dahi oldu.Sıkılmaya başladığınızda bırakmamanızı tavsiye ederim hatta daha da asılıp yoğunlaşınca tadını tam anlamıyla alabileceğiniz bir eser. Tabii benim durumum Gabrıel Garcıa Marquez'in anlatımına yabancı olduğumdan olabılır.Biraz karışık, uğraştırıcı bir anlatımı var fakat eser in konusu hakikaten hayal ötesi.. Bir adamın bir kadını 51 yıl 9 ay 4 gün beklemesi... Gerçek hayatta olmasına ihtimal dahi vermediğim bu durum, kitabın müthiş bir aşk hikayesi olduğunun kanıtı sanırım. Oldukça tatmin edici yoğunlukta, özenle öykülendirilmiş.
448 syf.
·15 günde·Beğendi·5/10 puan
Kitap biraz elimde kaldı kendi sebeplerimden ötürü biraz da bazen sıkıcı gelmesinden ötürü.

Kitap bir yerde şehvet kitabıdır, bir yerde felsefi, bir yerde sabır bir yerde de hipnoz kitabıdır.

Fermina Daza ve Florentino Ariza'nın çılgınca mektup alışverişi yaptığı kıza 2 yıl boyunca sadece mektuplaştığı ve aşkıyla yanıp kül olduğu tutkulu bir kitap.

Henüz küçük yaşta aşık olan Fermina Daza bana göre zamanla olgunlaşıp, olgunlaştıkça sorgulayan, sorguladıkça kabulenen insan protipidir.

Yani kısacası terk edilmiş bir sevgilinin gençlik döneminden yaşlılık dönemine kadar süren saplantılı aşkını anlatıyor.


Kitabın olay örgusu bana biraz karışık geldi o yüzden sakin bir kafayla ve sakin bir ortamda okunması daha akıcı anlaşılır olmasını sağlıyacaktır.

Yazarın okuduğum ilk kitabı yani okumaya değer:))
448 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Siz birini 51 yıl, 9 ay, 4 gün bekler misiniz ? Evet yanlış okumadınız, tam tamına 51 yıl, 9 ay, 4 gün...

Sizi bilmem ama romanın kahramanı Florentino Arıza, Ferminda Daza'yı beklemişti.

Florentino Arıza evlilik dışı bir ilişki sonucunda dünyaya gelmiş ve babası tarafından bakılmadığı için annesiyle yaşayan silik bir delikanlıdır.
Telgrafçılık yapan Florentino, birgün telgraf götürdüğü evde evin 14 yaşındaki küçük kızı, Ferminda Daza' yla göz göze gelir ve kıza aşık olur.
Sonraki günlerde evin karşısındaki parkın bankosunda ve okul yolunda olsun sürekli onu gözler. Kendisini tutkuyla izleyen bu bir çift gözden etkilenmeye başlar Ferminda'da.

Hiç evlenmemiş bir kadın olan halası yiğenin kaderinin kendisinikine benzemesini istemediği için, bu aşka ön ayak olur ve iki genç arasında fırtınalı bir mektuplaşma başlar.

Florentino rüzgarın yönüne göre Ferminda' nın duyacağı şekilde kemanla serenad yapmaya, gün içinde birden fazla tutkulu, sayfalarca mektup gönderecek kadar kendinden geçer. Florentino'nun ruh gibi gezinen, yemeden içmeden ve uykudan kesildiğini gören annesi o dönemin hastalığı olan koleraya yakalandığını düşünür ama yapılan muayene de ' aşk hastalığı' teşhisi konulur.

İki aşık arasındaki mektuplaşmadan haberdar olan Ferminda' nın babası kız kardeşini ihanetle suçlayıp evden kovar ve kızıyla beraber akrabalarının olduğu başka bir diyara doğru yolculuk yapar.

Telgrafçı olan Florentino'yla iletişimi bu süre zarfında tutkulu mektuplaşlarla devam eder.
Yurda döndüklerinde Fermina 18 yaşında alımlı ve kibirli bir genç kız olmuştur. O kadar mektuplaşma ve süreden sonra kendisini heyacanla bekleyen Florentino' ya yanıtı epey acımasızca olur. Kendisine#44595726 der ve Florentino'yu hep silik bir adam diye düşünür.
Babasının ısrarıyla kasabaya gelen ve herkesin gözünün üstünde olduğu başarılı,genç ve yakışıklı bir doktor ile evlenir.

Evliliğinde, aşk yoktur ve başlarda bu bir sorun gibi gözükmese de sonraki yıllarda Ferminda' için hayatının bir iç hesaplaşma şekilde geçmesine sebebiyet verir.

Bu evlilikten iki çocuğu olur fakat kocası onu aldatır. Öte yandan aşık olduğu kadın tarafından red edilen Florentino için hayat çok daha zor geçmektedir. Ferminda dan ayrı olduğu yıllarda genç, yaşlı,dul, evli fark etmeksizin sayısız kadınla kimi uzun kimi kısa süreli birliktelikler yaşar. 625 aşk serüvenine ragmen Ferminda'yı aklından çıkarmaz yüreğinde hep onu yaşatır ve kocasının öleceği günü sabırsızlıkla bekler.

Nihayet beklediği gün gelir kocası ölür ve Ferminda' ya aşkını tekrar ilan eder. Yas sürecinde olduğu için Ferminda, Florentino'yu red eder.

Ama tam tamına 51 yıl,9 ay, 4 gün beklemiş olan Florentino'nun vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. Bundan sonraki kısmı anlatmak istemiyorum.

Ferminda 72, Florentino ise 76 yaşındadır ve artık bedenlerin değil ruhun aşkını yaşamak için çabalarlar.
Kitabı okurken Ferminda' nın ne büyük bir yanılgı içine girdiğini görüyorsunuz kendisi silik bir karakter olduğunu düşündüğü, o tutkulu aşık adamı red edip toplumca ünvanı olan zengin, mesleğinin gücünü elinde barındıran, iyi bir aile çocuğu olarak nitelendirilen güçlü dediğimiz erkek modeline yöneliyor.

Fakat aslında güçlü bir erkek değil, toplumun ve mesleğinin pohpohladığı bir adam olduğunu görünce en büyük hayal kırıklığıni yaşıyor, aralarında aşk olmadığı için de bir hayat onun için çekilmez olmaya başlıyor.

#44706942

#44755997

Yazar karakterlerin içinde bulunduğu durum analizlerini çok güzel yapiyor. Marquez'i daha önce okumuş olan bilir. Olayları şiir gibi akıcı bir şekilde verir okuyuca. O yüzden okurken nasıl bittiğini anlamazsınız. Tek olumsuz tarafı bazen tekrarların olduğunu fark etmeniz ama canlı bir dil kullandığı için bunu göz ardı edip okuyabiliyorsunuz ve ne ilginçtir ki sıkılmıyorsunuz :)))
448 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Elli yıldan fazla bir zamandır süren, tutku, hüzün, bağlılık, aşk.

Bir insanın başka bir insanı nasıl bu denli sevebildiğine, bir gün ona kavuşurum umuduyla hayatını hep onun gelişine hazırlayışına, attığı her adımı onun için atışına, kalbinde bu ağrıyla bir ömür nasıl yaşadığına inanamıyor insan.

Bir kitap okumuş gibi değil de bir ömür yaşamış gibi bir hisle doluyor insan. Aşk sandığımız şeylerde ne kadar da yanılıyormuşuz oysa.
448 syf.
·15 günde
Şubat ayı okuma listemizde, aşk temalı bir kitap olsun demiştim. O da büyülü kalemiyle Gabriel Garcia Marquez oldu. Halil Serkan Öz’ün listesinde de yer alıyor. Çok merak ettiğim bir eserdi, yazarın Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuyup hayran kalmıştım 4 yıl önce. Hatta bookstagram hesabı açmama vesile oldu, kitapla ilgili araştırma yaparken
Kolera Günlerinde Aşk’ta yer yer büyülü gerçeklik izleri var ama okunması nispeten daha kolay oldu benim için YY’a göre.
Genç yaşlarda tanışıp, yolları ayrılan ve olaya 3. kişinin dahil olmasıyla birlikte 51 yıl 9 ay 4 gün süren bir aşk üçgenini konu alıyor. Bu yarım yüzyılı anlatırken aşkın tüm çeşitlerini de okuyoruz. Hangisi doğru aşk? diye sorgulamamak elde değil. Onaylamadığımız, ahlaki açıdan uygun olmayan ilişkiler de mevcut tabii. Rahatsız ediyor, etmeli de. Tüm bu aşklar aslında sürekli bir mücadele içinde olan, savaşan, kolera salgını olan bir ülkede geçiyor. 1800’lü yılların sonlarından 1930’lara kadar olan dönemdeki toplumsal sorunlar, modernleşme çabaları da arka planda yer alıyor. Ara ara da tebessüm ettiren mizahi yönü de var.
Eğer aşkı sorgulamak, evlilik ve aşk ilişkilerinde sizi düşündürsün isterseniz okumanızı tavsiye ederim. Filmi de var. Sohbetten önce onu da izleyeceğiz.
Sevgiler
448 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı okumaya başladığımda doğrusu beğenmemiştim ancak sonlarına doğru oldukça etkilendim .Yazar aşkı sabırla birleştirip çok etkileyici bir şekilde anlatmış .
448 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10 puan
Uzun zamandır inceleme yazmaktan uzak duruyordum ama bu kitap için içimdekileri yazmazsam belki orta yerimden çatlarım diye yazmaya karar verdim.

Sorarım size : Bir insanı tam elli üç yıl, yedi ay, on bir gün bekler misiniz?

Sizi bilmem ama Florentina Ariza, Fermina Daza'yı bekledi. Peki gururunuza ve kibrinize karşılık gerçek bir aşkı ellerinizin tersiyle itip tam elli üç yıl, yedi ay, on bir gün sürecek bir aşk yanılsamasında yaşadığınızı fark etseniz ne yaparsınız? Fermina Daza bunu fark ettiğinde yetmiş yaşını geçmiş yaşlı bir kadındı.

Roman Marquez'in en kolay okunabilen eserlerinden birisi. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. Büyülü gerçekçilik kitabın içerisine çok az girmiş, adeta okuyucunun ağzına bir parmak bal çalıp oradan koşarak uzaklaşmış gibi.

Roman tam anlamıyla aşkın ve cinselliğin hayat içerisindeki koşuşturmada yoğurulması, biçim değiştirmesi, başka kalıplara girerek kendini göstermesi üzerine kurulu. Hayatın içindeki seçimlerin karakterleri nereye sürüklediklerini görmek, bir hayat gibi gençlikten yaşlılığa kadar karakterleri izlememiz okur olarak bizi doyuma ulaştırıyor. Böylelikle karakterlerin kişiliği üzerindeki değişimleri tam anlamıyla kavrayabiliyoruz.

Gerçek aşkın aslında yanıbaşında durduğunu görmek için aptal bir papağanın evden kaçması için elli yılını harcayan Fermina Daza'nın hayatı ve Florentina Ariza'nın bekleyişi sanırım okuyan herkes için çarpıcı olmuştur. Bu aşkın çevresinde kurban gidenlerin sayısı ise çok fazla olmakla birlikte her kurbanın hikayesi romana başka bir tat vermiş kitabı zenginleştirmiştir.

Marquez romanda Yüzyıllık Yalnızlık kitabında olduğu gibi muz işçilerinin katliamına değinmeyi unutmamış, iç savaşın acı yüzünü göze sokmadan kitabın içine sindirerek gazeteci kişiliğini yansıtmış ve tam anlamıyla bir aşk romanında bile toplumsal kimliğini sürdürmeyi başarmıştır.
Enfes bir kitaptı. Marquez'i ne zaman okusam romanın tadı damağımda kalıyor. Okumayan çok şey kaybeder.
448 syf.
·5 günde
"Aşk için 53 yıl, 7 ay, 11 gün süren bir bekleyişin hikayesi.."
Bu cümleyi kitabı tanımak için baktığınız her yerde, bu sitedeki incelemelerde de göreceksiniz. Ben de işte tam bu cümlenin büyüsüne aldanıp başladım kitaba. Ama gereğinden uzun süren okuma süreci sonunda -yazarın bitmez tükenmez cümleleri ve anlatım şekli sağolsun- gördüm ki olanların bununla hiç alakası yok. (Bu cümle bir spoiler değildir, okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.)
50 küsür yıl beklediği iddia edilen adam, aslında bu süre zarfında 600 küsür kadınla ilişki kurup bunları kitaplaştırdığı yetmediği gibi -yazarın tabiriyle- geceleri avlanmaya çıkan, evliymiş dulmuş ayırmadan tüm kadınlarla gönül ilişkisi yaşayan, hatta işi abartıp kendi velayetine bırakılan ve kendinden 50 yaş küçük bir çocukla bile bunu yaparak kızın hayatını mahveden biri. Sonra da ne zaman canı sıkılsa (burası benim düşüncem ) sevgili gençlik aşkını hatırlayıp derdine düşüyor. Bana trajikomik geldi açıkçası. Bunun hastalıklı bir duygu değil de bir aşk olduğuna inanıyorsanız kitabı romantik bir kitap olarak görüp o şekilde yorum yapabilirsiniz tabi.
Bunun dışında Garcia Marquez'in dilini bilen bilir, bana hep bir panayırda hissettirir kendimi. Uçan, kaçan, garip hayvanlar, nereden geldiği belli olmayan sihirli yaratıklar, her yerde uçuşan konfetiler.. Arada çok güzel sahnelere de tanık olabilirsiniz ama bu kadar kargaşaya değer mi diye de sormadan edemiyor insan.
Son olarak; yazarın karakterleri oluştururkenki ustalığını belirtmeden geçemeyeceğim..Bütün karakterler kanlı canlı tüm tutkuları, nefretleri ve zaaflarıyla yer alıyor kitapta. Bu bakımdan usta bir eser olduğunu düşünüyorum.
448 syf.
·4 günde·8/10 puan
Uzun zamandır kitaplığımda duran unutulmuş bir kitaptı benim için. İlk başlarda karışıkmış gibi geldi ama sonra okudukça beni içine çekti. Yeri geldi sıkıldım ama okumayı bırakmadım. Belki de yazarın başlangıç kitabı olarak yanlış bir kitabı seçmişimdir diye düşündüm. Florentina Ariza’nın sevdiği kadın evlense bile onun sonsuza dek bile olsa bıkıp usanmadan beklemeye olan kararlılığı çok etkileyiciydi. Florentina, her zaman Fermina Daza’nın sonsuza dek kocasıymış gibi davrandı; aldatan ama bağlı bir koca, kölelikten kurtulmak için aralıksız ama onda bir ihanete uğramanın düş kırıklığını uyandırmaksızın savaşan bir koca gibi. 51 yıl 9 ay 4 gün boyunca bu dünyada hiç kimsenin hiçbir şeyi, hiç kimseyi bekleyemeyeceği gibi beklemişti o günü bir an bile umutsuzluğa kapılmadan. Yarım yüzyıl sonra birbirlerine tekrardan bağlandılar. Ne zaman, nerede olursa olsun ama en çok da ölüme yaklaşıldıkça aşkın aşk olduğunun bilincine varmaya yetecek kadar yaşadılar birlikte. Kitap tam olarak sabırlı bir bekleyişin hikayesini anlatıyor. Keyifli okumalar:)
İnsanların her zaman annelerinin onları dünyaya getirdiği zaman doğmadıkları, yaşamın onları bir kez daha, hem de sık sık kendi kendilerinden doğmaya zorladığı düşüncesine kaptırdı kendini.
Her şeye karşın, yüreğin belleğinin kötü anıları sildiğini, iyileri büyüttüğünü, geçmişe katlanmayı bu hile sayesinde başardığımızı bilmeyecek kadar gençti daha.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kolera Günlerinde Aşk
Baskı tarihi:
Mayıs 2020
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750730146
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Amor en Los Tiempos del Colera
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kolera Günlerinde Aşk
Kolera Günlerinde Aşk
Love in the Time of Cholera
Vəba Günlərində Eşq
Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Büyülü gerçekçilik akımının büyük ustası Gabriel García Márquez, bu romanı tam bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel-romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. XIX. yüzyılın XX. yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun sorunlarını, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla gözler önüne seriyor. Roman boyunca aşk acılarının lirik esintileri arasında, García Márquez’in insancıl mizahı sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle Kolera Günlerinde Aşk, bu büyük yazarın eserleri içinde, başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık’ın hemen yanında yerini alıyor.

Kitabı okuyanlar 4.935 okur

  • Nuray Barış
  • G.D.
  • Munise Bayer
  • Lunaparx
  • Perihan arslan
  • GÖKÇE KÖSE
  • ceren babur
  • Nilüfer Genç
  • Bahar DEMİRKAPI
  • Sinan Polat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.7
13-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%33.9
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.9
Erkek
%30.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.2 (294)
9
%18.4 (254)
8
%24.9 (344)
7
%13.1 (181)
6
%4.9 (68)
5
%3 (42)
4
%1.5 (21)
3
%0.9 (12)
2
%0.7 (9)
1
%0.7 (9)

Kitabın sıralamaları