Giriş Yap

Mina Urgan

Yazar
Çevirmen
8.7
3.005 Kişi
Tam adı
Prof. Dr. Mîna Urgan
Unvan
Akademisyen, Yazar ve Çevirmen
Doğum
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 1 Mayıs 1915
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 15 Haziran 2000
Yaşamı
İngiliz edebiyatının en önemli eserlerini Türk edebiyatına kazandırdı. Thomas Malory, Henry Fielding, Balzac, Aldous Huxley,Graham Greene, William Golding, John Galsworthy ve Shakespeare’in eserlerini çevirmenin yanı sıra yazdığı Bir Dinozorun Anıları ve Bir Dinozorun Gezileri isimlerindeki iki kitabıyla da okuyucudan büyük ilgi gördü. Urgan, “Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar” adlı çalışmasıyla doçent ve 1960'ta profesör oldu. Aynı yıl, Türkiye İşçi Partisi'ne girdi ve İngiliz edebiyatı profesörü olarak sürdürdüğü öğretim üyeliğinden 1977 yılında emekli oldu. Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin kurucu üyeliğini yaptı. 15 Haziran 2000 günü, 85 yaşında vefat etti. Çalıştığı İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü onun anısına her yıl bir öykü yarışması düzenlemektedir. Mîna Urgan'ın tiyatrocu Cahit Irgat'la olan evliliğinden Mustafa Irgat ve Zeynep Irgat adında iki çocuğu oldu. Ancak Urgan daha sonra boşandı. Hayatı 1 Mayıs 1915 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Şimdiki adı Robert Kolej olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ndeki öğreniminden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi bölümünü bitirdi. Aynı fakültenin İngiliz filolojisi bölümünde doktorasını da yapan Urgan, "Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar" isimli çalışmasıyla 1949'da doçent ünvanını aldı. 1960 yılında ise profesör olarak öğretim üyeliği görevine devam eden yazar, 1977'de İstanbul Üniversitesi'nden emekli oldu. Urgan, çevirmen ve yazar olarak vasıfları, geniş bakış açısı, Türkçe ve İngilizce'ye hakimiyeti, edebiyata kazandırdıkları ile duayen olarak görüldü. İlk cildi 1986'da 5. ve son cildi 1993'te kitap raflarındaki yerini alan İngiliz Edebiyatı Tarihi adlı çalışması başta olmak üzere, Thomas More, Shakespeare, Virginia Woolf üstüne yaptığı incelemelerle düşünce dünyasında çıtayı yükseltti. Türk edebiyatını birçok önemli başvuru kitabıyla tanıştıran yazar, özellikle "Edebiyatta Ütopya Kavramı ve Thomas More" adlı çalışmasıyla hayatı özgürlük ve barış teması çerçevesinde yorumladı ve bu çalışma büyük ses getirdi. Yazarın 1995'te Virginia Woolf, 1997'de D. H. Lawrence İncelemesi isimli kitapları yayınlandı. Ancak Urgan'ın, eserlerinin ve Türkiye için öneminin geniş bir okuyucu kitlesi tarafından keşfedilmesi ancak 1998 yılında anılarını yazdığı zaman gerçekleşti. Bir Dinozor'un Anıları ve Gezileri Urgan'ın seksen üç yıllık bir ömrün anı ve tanıklıklarını bir araya getirdiği ve yakın tarihi anlattığı Bir Dinozorun Anıları 74 baskı yaparak çok satan romanlar arasına girdi. Ardından Urgan yeni kitabı Bir Dinozorun Gezileri'ni kaleme aldı ve bu kitap da büyük ilgi gördü. Bir Dinozorun Anıları, anıların eksenine Mîna Urgan'ı oturmakla birlikte Atatürk'ten Halide Edip'e, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik ve Yahya Kemal'den Ahmet Haşim'e sayısız tanıklık ve bu tanıklık aracılığıyla çizdiği panoramayla da çok önemli bir belge niteliği kazanmıştır. Bir Dinozorun Gezileri'nde ise, başta Mavi Yolculuk ve Bodrum olmak üzere, Anadolu, Paris, İngiltere, İtalya, Sovyet Rusya ve Amerika'ya "dinozorca" (az parayla) yaptığı yolculukları, eksilmeyen yaşama sevinci ve gülümseten izlenimlerle aktardı. İki kitabı da büyük satış rakamlarına ulaşmış olan yazar, bu durumu ironik biçimde şu şekilde açıklamıştı: "Kitaplarımın nasıl bu kadar sattığını anlamadım, hala da anlamıyorum. Nasıl satar benim kitabım. O kadar aykırıyım ki bu topluma. Çok satıyorum, acaba çok mu bayağı yazıyorum. Acaba yanlış bir şey mi yaptım?"

İncelemeler

Tümünü Gör
353 syf.
·
7 günde
·
8/10 puan
Dinozordan Dedikodular
Mina Urgan,
diyince sanırım aklınıza sanırım ilk önce güçlü bir Türk kadını profili gelmeli her şeyden önce. Kendisi profesör. İngiliz edebiyatını yalamış yutmuş bi isim. Çeviri kitapları da var zaten. Aynı zamanda da siyasi bir kişi olarak da bakmakta kendisine fayda var. Sağlam bir komunist demek lazım. Türkiye İşçi Partisi üyelerinden. Hiçbir dönem solcu düşüncesinden vazgeçmemiş bir kadın. Tabiki aynı zamanda duyarlı bir anne.
Bir Dinozorun Anıları
kitabı ile ilgili düşüncelerimi söyleyeyim biraz da. Kitap öncelikle dedikodu kitabı gibi. Yaa şu varya şu ahh o ne fenaydı. O varya o ahh ne şairdi bee. Şu şuna aşıktı ama evlenmedi. Ağzı kokuyordu. Bu aslında önceleri böyle muhafazakar değil, alkolikti falan tarzda ilerliyor. Gıybetin dibi diyebiliriz. Ama gıybet bilindiği üzere günahtır ama dinlemesi de bi o kadar eğlencelidir. Ahh şeytan işini ne iyi yaparsın sen.
Mina Urgan,
derseniz Emre, senin kafa yapına uyuyor mu? Gram uymuyor. Ruhun ölümsüzlüğüne inanmaz, öteki dünyaya inanmaz, Osmanlı kültürünü çok sert eleştirir, monogram yani tek eşliliğe inanır, din dersine karşıdır.Ötenazi ve organ bağışını destekleyen biri.Holigan tipli bir solcu demek bence mümkün. Ben hiçbir düşüncenin holiganı olma düşüncesine uzağım. Futbol takımı dahi olsa.
Turgut Özal
ile ilgili onu sevmediğini çok net belli eder. Özal ın veletleri ifadesini kullanır.
Abidin Dino
dan iyi bir dost ve her konuda başarılı bir insan olarak bahseder.
Falih Rıfkı Atay
onun üvey babasıdır. O annemle boşandıktan sonra bile görüşmeye devam ettik der. Elit bir çevre kazanmasına vesile olan bir kişiymiş Mina nın.
Aziz Nesin
aslında kafa yapısı olarak kendisinin erkek versiyonu. Ateist olduğunu bas bas bağıran bir kalem aynı onun gibi.Onun çocuk sevdalısı, korkusuz bir kalem olarak bahseder. Ki bence de öyle.
Necip Fazıl Kısakürek
,ona soyadını veren kişiymiş. Solcusun boynuna urganı nasıl olsa geçirirler, yani seni asarlar demiş ünlü şair ona.Onu Mina pek sevmez, fazla rahat,alkolik ve kendini beğenmiş olarak yorumlar. Muhafazakar olmasına şaşırır ama şairliğini çok beğenir.
Sabahattin Eyüboğlu,
hem onun hocası hem de abisi gibi.Çeviri konusunda beraber çok iş yapmışlar.
Halikarnas Balıkçısı
ile ilgili babasını öldürme olayını anlatır ve aslında öyle bi vicdan yapısına sahip biri olmadığını ifade eder.
Yahya Kemal Beyatlı
e kopyacı der. Nazım Hikmet in annesini yarı yolda bırakma olayını anlatır. Karaktersiz,asalak,yemek yemeği bilmez bir kişi olarak bahseder. Sevmediğini her kelimesinde hissedersiniz.Milletvekili olabilmek için paşanın ayaklarına kapanan tek insan oymuş.
Faruk Nafiz Çamlıbel
den ciddiye almadığımız edebiyat hocamız olarak bahseder.
Mustafa Kemal Atatürk
ü öveceğim diye bana göre yerin dibine sokmuştur. Daha 14 yaşında iken bana alkol vermiş ve ilk alkolümü onun elinden içtim demiştir. Bu anı pek sempatik gelmedi bana. 14 yaşında çocuğun alkol ile ne işi olur ya.
Lord Kinross
dan Atatürk ün hayatını anlatan o meşhur
Atatürk
kitabı için yardım ettiğinden bahseder.
Pablo Picasso
ve
Jean-Paul Sartre
yi yakından görmüş bir kalem bu arada Mina.
Halide Edib Adıvar
ı ilk başlarda Atatürk ü pek sevmeyen, Mina ya sürekli torunum diye seslenen, kocası tarafından aldatıldığı için zor biri olmayı seçen bir kadın olarak ifade eder.
Ahmet Haşim
i çok sevdiğini ama geçimsiz bir insan olduğunu söyler.
Behice Boran
dan duygusal bir şekilde iyi bir dost olarak bahseder.
Neyzen Tevfik
e dipsomandır der.
Sait Faik Abasıyanık
dan ise iyi bir öykü yazarı ama devamında bana göre o eşcinsel değil diye bahseder. Kitabın ilerleyen sayfalarında Atatürk ün başlattığı alkol bağımlılığını anlatıyor. Çeşitli hastalıklarına rağmen bir türlü bırakamamış. Tıpkı sigara gibi. En iyisi başlamayın. Başladığın zaman bırakılması güç illetler diyor. Şiir kitapta çok fazla yazmış.İyi bir şair olmak onun hayaliymiş. Ama pek iyi yazdığını bende, kendisi de düşünmüyoruz. Kitapta, özellikle ilk kısımlarında yaşlıların hastalık ve ölümden bahsetmesi beni çok sinirlendiriyor demiş. Ama dinozor teyzemiz yaklaşık 40 50 sayfa hastalık ve ölüm anlatmıştır.Çelişkiler, çelişkiler. Feminizme bakış açısı cok hoşuma gitti. Erkeklerden nefret eden feministlerden değil kendisi. Nazilerin kendisi Fransa da iken ülkeye girişlerine sahit olmuş Mina. Dügün konusunda da haklı. Şatafatlı, parayı insanların gözüne sokan düğünlerden nefret ediyor. Bunu görgüsüzlük olarak görüyor. Bayıldım resmen bugünü görmüş.Instagramda binleri var şimdi. Siyaset kısmında bir bilmediğimden bahsetti. Struma gemi olayı. Bunu araştırmanızı öneririm. Okullarda dil bölümleri hariç yabancı dilde egitime karşı ki buna da katılıyorum. Bir şey kitap bitince sizinde dikkatinizi çekecek. O da şu : Kocasından hiç bahsetmez neredeyse. Kitabın sonunda da güzel bi albüm var. Kitap eğlenceli idi. Tasvip etmediğim birçok düşüncesi vardı ama ifade biçimi ve güçlü kadın duruşu hoşuma gitti. Puanım 8.
Bir Dinozorun Anıları
8.8/10 · 8,1bin okunma
·
11 yorumun tümünü gör
Reklam
353 syf.
·
Puan vermedi
Bir Dinozorun Anıları 84 yıllık bir ömür.. Acısıyla, tatlısıyla.. Mine Urgan: Üniversitede öğretim üyesi, çocukluğunu Atatürk'ün çağında geçirmiş bir profesör. Ve darbelerin buhranlarını yaşadığı ömürünü, okuyucularıyla paylaşıyor. Tarihe bir nevi canlı tanıklık ediyor.. İhtiyarlar ne yaparlar? Eğer ruhsal bir çöküntü içindelerse geçmişteki pişmanlıklarından ötürü kendilerini hırpalarlar durmadan. Ama aksi halde yazarın tabiriyle "yaşlı olmak yiğit olmayı gerektirir," prensibini benimsemişlerse, işte o zaman yaşlılığın getirdiği sağlık sorunları başta olmak üzere tüm sorunlarına daha kolay katlanabilirler. Yaşlıların aynalara bakarken, kendi yüzlerini değil, başkalarının yüzlerini görürlermiş. Bu yüzden yazar yaşlılar için "kendi dertlerine değil, başkalarının dertlerine çare bulmak amacında olurlar," diye ekliyor. Çünkü onlar kişisel mutluluk gibi pespaye amacı gütmekten, yaşlanınca vazgeçerlermiş. "İhtiyarlar kendilerine bir uğraş bulmazlarsa vay haline",diyor ve okuyucuya hayat derslerini vermeye devam ediyor: "Bir insanın gençliğinde ne kadar işkolik olması ne denli yıkıcıysa, yaşlılığında tembel tembel oturması da o denli yıkıcıdır." Çocukluğunda ise yazar, zengin bir ailede doğmuş. Ama sonraları annesinin müsriflükleriyle servetlerini bitirmişler ve evlerindeki pahalı eşyaları satarak geçinmeye başlamışlar. Yine de yazar maddi sıkıntıları da olsa okumaktan, üretmekten hiç vazgeçmemiş. Her zaman, her yerde kadının eğitim görmesi gerektiğini savunuyor.Aşırı dindar yobazların kadını kullanmalarını doğru bulmuyor. Çocukluğunun en güzel alışkanlığı kitap okumaktan ve Atatürk'le hatıralarından söz ediiyor. Girdiği sınavları eğitim öğretim sürecini anlatıyor. Anlattıklarından o zamanın eğitim dilinin Fransızca olduğunu anlıyoruz. Tabi günümüzde bu yeri İngilizce alıyor orası ayrı.. "Öğretmenlikten vazgeçmek, yaşamaktan vazgeçmekti benim için.." diyen biri olarak, siyasi soruşturmadan dolayı öğretmenlik mesleğinden ihraç edildiğini söylüyor. Gerçi sonra mahkeme süreçleri, tekrar mesleğine dönebiliyor. Dostlarından bahsediyor. Çocuklarının eğitimine değiniyor.. Gençliğinde tanıdığı ünlü edebiyat çevresi var. Asistanı olduğu Halide Edip, üvey babası Falih Rıfkı Atay, eşi Cahit ırgat, babası Tahsin Nahit, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Abidin Dino, Neyzen Tevfik.. Siyasi yaşantısı; mitingler, propagandalar.. Ekonomik yaklaşımlar, sağcı solcu olayları, kominizi.. Partileri aydın gözüyle değerlendirme. Yurtseverlik, Milliyetçilik. 6-7 Eylül olayları Kıbrıs çalkantıları Demokrat Parti dönemi, 27 mayıs 1960 darbesi. 1 mayıs işçi kutlamaları. Açlık grevi.. Son kısımda kısaca bunlara değinerek eserini bitiriyor. ###Okur olarak son söz: Bana sorarsanız, Hani bir tabir vardır. "Tarih tekerrür eder," diye. Benim içinde, burada okuduklarım aynı bana, günümüzde de benzer olayların yaşandığını hissettirdi. Okuyup okumama tercihini sizlere bırakıyorum. Keyifle kalınız..   ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
Bir Dinozorun Anıları
8.8/10 · 8,1bin okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42