Tuba TMC

Tuba TMC
@___tuba____
Kitapları seven bir matematik öğretmeni
Üniversite
137 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
“En iyi reklamcılık insanlara o ürüne sahip olmadıkları takdirde kendilerini ezik hissettirir. Çocuklar bu konuda çok hassastır… Reklamcının işi duygusal zaafları deşmek; çocuklarda bunu yapmak çok kolay, çünkü duygusal açıdan en savunmasız olanlar onlar.“
Müzmin yalnızlığın sosyal açıdan kepenkleri indirmenize, her sosyal temasa daha şüpheci bakmanıza yol açtığını bulmuştu John. Aşırı tetikte oluyordunuz. Yok yere alınma, yabancılardan korkma ihtimaliniz daha fazla oluyordu. En çok ihtiyaç duyduğunuz şeyden korkmaya başlıyordunuz. John buna “kartopu” etkisi diyor: kopukluk daha fazla kopukluk doğuruyor. Yalnız insanlar kendilerini kollayan kimse olmadığını, canları yandığında kendilerine yardım edecek kimse olmadığını bilinç dışı düzeyde bildikleri için tehlikelere karşı daha uyanık oluyorlar.
Ya depresyon aslında yas tutmanın bir biçimi ise -olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tutulan bir yas ise? Kaybetmekle birlikte hâlâ ihtiyaç duyduğumuz bağlar için tuttuğumuz bir tür yas?
“ Tutarlılığın aptalca olanı, küçük zihinlerin saplantısıdır. Küçük devlet adamları, filozoflar ve papazlar bunları pek sever. “
Fabrika Dumanında Boğulan Hayaller
8/10
·150 syf.··
2026 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 08:43
Eserde Halil karakteri, okuyucuda derin bir antipati uyandırır. Cemile’ye duyduğu karşılıksız aşkın ötesinde, genç kadının Necati’ye olan hislerini hiçe sayması ve maddi üstünlüğünü bir "idealize etme" aracı olarak kullanması, onun sığ bakış açısını gözler önüne serer. Halil’e göre evlilik, sevgiyle değil; paranın gücüyle ikna edilebilecek bir ticari anlaşmadır. Onun bu kibri, insani değerlerin üzerini örten bir zırh gibidir. Romanın kalbinde; açlık ve sefalet kıskacındaki insanların, fabrika köşelerinde düşük ücretlere mahkûm edilişi yatar. İşçilerin, daha fazlasını hayal dahi edemeyecek kadar kanıksadıkları bu sömürü düzeni, bir "sorgusuz kabulleniş" destanıdır. Hayatlar, fabrika sahiplerinin lütfettiği birkaç kuruşa boyun eğerek, tıpkı hüzünlü ve tekdüze bir siyah-beyaz film gibi akıp gider. Bu karanlık ve gri atmosferde, tek umut ışığı ve yegâne renk; Cemile ile Necati’nin arasındaki saf aşktır. Bu aşk dışında kalan her şey, yoksulluğun ve çaresizliğin tozlu gölgesinde kalmıştır.
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,6bin okunma