Tuba TMC

Tuba TMC
@___tuba____
Kitapları seven bir matematik öğretmeni
Üniversite
137 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Fabrika Dumanında Boğulan Hayaller
8/10
·150 syf.··
2026 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 08:43
Eserde Halil karakteri, okuyucuda derin bir antipati uyandırır. Cemile’ye duyduğu karşılıksız aşkın ötesinde, genç kadının Necati’ye olan hislerini hiçe sayması ve maddi üstünlüğünü bir "idealize etme" aracı olarak kullanması, onun sığ bakış açısını gözler önüne serer. Halil’e göre evlilik, sevgiyle değil; paranın gücüyle ikna edilebilecek bir ticari anlaşmadır. Onun bu kibri, insani değerlerin üzerini örten bir zırh gibidir. Romanın kalbinde; açlık ve sefalet kıskacındaki insanların, fabrika köşelerinde düşük ücretlere mahkûm edilişi yatar. İşçilerin, daha fazlasını hayal dahi edemeyecek kadar kanıksadıkları bu sömürü düzeni, bir "sorgusuz kabulleniş" destanıdır. Hayatlar, fabrika sahiplerinin lütfettiği birkaç kuruşa boyun eğerek, tıpkı hüzünlü ve tekdüze bir siyah-beyaz film gibi akıp gider. Bu karanlık ve gri atmosferde, tek umut ışığı ve yegâne renk; Cemile ile Necati’nin arasındaki saf aşktır. Bu aşk dışında kalan her şey, yoksulluğun ve çaresizliğin tozlu gölgesinde kalmıştır.
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,6bin okunma
Reklam
Sahneye Değil, Sayfalara Konan Bir Oyun: Hazan Bülbülü
8/10
·177 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 11:08
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını her zaman eğlenceli bulmuşumdur. Özellikle karakterlerinin konuşmalarını öyle gerçekçi kurgular ki, sanki o kişiler karşınızda canlanıveriyor ve siz de kenardan onları izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Sevgili Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mürebbiye adlı eseri tiyatroya uyarlandığında çıkan sonuçtan hiç memnun kalmamıştı. İşte bu yüzden Hazan Bülbülü’nü sahnelenmek üzere değil, "roman gibi okunacak bir oyun" olarak kaleme almıştır. Kitaba gelecek olursak; Ömrünün hazanında aşka düşüp gencecik Şahende ile evlenen Refi Efendi... Kalbinde başka birinin aşkı ile bu evliliğe sürüklenen Şahende; onu görür görmez tutulup kalan damat İhsan; her şeyin farkında olup içi içini yiyen Naime ve evde dönen ne varsa bir seyirci edasıyla, sinsice izleyen hizmetliler... Okumak yine çok keyifliydi. Adeta bir dönem tiyatrosunu canlı izlemek gibiydi. Sevgili yazarımız kızacak belki ama kesinlikle sahnelenseydi, severek izleyeceğim bir oyun olurdu.
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,987 okunma
Rutin mi, Hayaller mi?
9/10
·408 syf.··
2026 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 11:03
Gustave Flaubert’in başyapıtı Madame Bovary, Emma karakterinin evlilikle başlayan ve kendi sonuna uzanan o trajik yolculuğunu, yazarın tarafsız ve yargılamadan uzak kalemiyle önümüze seriyor. Flaubert, Emma’nın hayatını bize sunarken, hüküm verme görevini tamamen okuyucuya bırakıyor. Emma, sıradanlığın ve rutinin boğucu dünyasına tahammülü olmayan, zihninde kurguladığı o coşkulu hayatı gerçeklikte bulmaya çalışan bir karakter. Ancak Charles ile yaptığı evlilik, onun hayallerindeki o renkli dünyanın yanında oldukça "siyah beyaz" kalıyor. Zamanla bu tatminsizlik, yerini çevresine ve en başta Charles’a karşı büyüyen bir küçümsemeye, ardından da derin bir huzursuzluğa bırakıyor. Emma, arzuladığı o "büyük aşkı" dış dünyada, başka erkeklerin kollarında bulabileceğine inanıyor. Ancak yaşadığı ilişkiler, arayışının doğası gereği hep aynı döngüye hapsoluyor: Heyecanlı bir başlangıç, tutkulu sözcükler ve büyük gelecek planları... Fakat gerçeklik aynasıyla karşılaştığında, tüm bu yakınlaşmalar kısa sürede fiziksel birer tatminden öteye gidemiyor. Her seferinde "belki bu sefer dersini almıştır, rutinin aslında huzurlu bir nimet olduğunu anlamıştır" diye düşünürken, Emma’nın doyumsuz ruhu onu yeniden yeni heyecanların peşinden sürüklüyor. Madame Bovary, aslında bizi insanın kendi mutsuzluğunu nasıl elleriyle inşa ettiğini izlemeye zorlayan, çarpıcı bir karakter portresi.
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202440,8bin okunma
Sessizliğin Yankısı
6/10
·128 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 19:00
Anayurt otelinde katiplik yapan Zebercet etrafında ilerliyor hikaye. İnsanlarla temas arayışında olan ve tuhaf saplantılarıyla okuyucuda tiksinti uyandıran yalnız bir karakter Zebercet. Otele gelen çeşit çeşit insan yüzleri, kaldıkları odalar, Zebercet ile olan konuşmalarından oluşuyor genel olarak. Kitabın havasını çok kasvetli buldum, ama yine de akıcı bir dili vardı. Günlük hayatın sıkıcı rutinini konu olan bir film izlemek gibiydi.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Her üç kişiden birinde olan süper güç
8/10
·320 syf.··
2026 12. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 19:33
Bir kitapçıda rastlantı eseri keşfettiğim ve birkaç sayfasını karıştırdıktan sonra kitaplığıma dahil ettiğim "Duyarlı", beni hiç pişman etmeyen, aksine bakış açımı değiştiren bir rehber oldu. Duyarlılık Bir Zayıflık Değil, Bir "Süper Güç"tür Günümüz dünyasında duyarlı olmak genellikle "aşırı hassaslık" ile karıştırılıyor ve bir zayıflık belirtisi olarak algılanıyor. Ancak bu kitap, durumun tam tersi olduğunu bilimsel ve duygusal kanıtlarla ortaya koyuyor. Duyarlı insanlar: Daha derin hisseder ve daha kapsamlı düşünürler. Yaratıcılık potansiyelleri oldukça yüksektir. Öğrenme süreçlerinde daha derin bağlar kurarlar. Empati yetenekleri sayesinde çevrelerini daha iyi analiz ederler. Kitabın altını çizdiği en kritik detaylardan biri, duyarlı bireyin içinde bulunduğu çevre faktörü. Duyguların önemsendiği ve doğru rehberlik edildiği bir ortamda bu özellik bir "süper güce" dönüşüp büyük başarılar getirirken; duyguları küçümseyen ve etiketleyen bir çevrede birey özgüvensizlik ve depresyon sarmalına sürüklenebiliyor. İstatistiklere göre dünyadaki her üç kişiden biri "duyarlı" kategorisine giriyor. Bu da kitabın aslında ne kadar geniş bir kitleye hitap ettiğini gösteriyor. Duyarlı bireyler için: Kendi potansiyellerini fark etmeleri ve bu "yük" gibi görünen yeteneklerini nasıl kullanacaklarını öğrenmeleri için bir el kitabı. Toplum için: Ebeveynler, öğretmenler ve işverenler başta olmak üzere herkesin okuması gereken bir eser. Çünkü bir çocuğun, bir öğrencinin veya bir çalışanın içindeki o cevheri keşfetmek, dünyayı daha anlamlı bir yer haline getirebilir. Sonuç olarak: Duyarlılığın bir kusur değil, bir armağan olduğunu anlamak isteyen herkesin bu kitaba bir şans vermesini öneririm.
Reklam