“En iyi reklamcılık insanlara o ürüne sahip olmadıkları takdirde kendilerini ezik hissettirir. Çocuklar bu konuda çok hassastır… Reklamcının işi duygusal zaafları deşmek; çocuklarda bunu yapmak çok kolay, çünkü duygusal açıdan en savunmasız olanlar onlar.“
Müzmin yalnızlığın sosyal açıdan kepenkleri indirmenize, her sosyal temasa daha şüpheci bakmanıza yol açtığını bulmuştu John. Aşırı tetikte oluyordunuz. Yok yere alınma, yabancılardan korkma ihtimaliniz daha fazla oluyordu. En çok ihtiyaç duyduğunuz şeyden korkmaya başlıyordunuz. John buna “kartopu” etkisi diyor: kopukluk daha fazla kopukluk doğuruyor.
Yalnız insanlar kendilerini kollayan kimse olmadığını, canları yandığında kendilerine yardım edecek kimse olmadığını bilinç dışı düzeyde bildikleri için tehlikelere karşı daha uyanık oluyorlar.
Ya depresyon aslında yas tutmanın bir biçimi ise -olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tutulan bir yas ise? Kaybetmekle birlikte hâlâ ihtiyaç duyduğumuz bağlar için tuttuğumuz bir tür yas?