Leyla'nın Evi

Zülfü Livaneli
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı:
272
Basım Tarihi:
1 Temmuz 2006
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789751411235
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ruhunuza, hayatınıza, tüm benliğinize dokunacak o kitap!
9/10
·272 syf.··
2024 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2024 08:01
"Nereye aitsiniz?" İki kelime ile alıp bambaşka diyarlara götüren bir soru değil mi? Doğduğunuz yere mi yoksa bir filmde de dediği gibi "zamanı durdurmak istediğiniz yere" mi? Çoğumuz bir kelebeğin kozasından çıkma mücadelesi verirken cevaplamak zor olsa gerek... Belki de yalnızca kendine ait insan, belki toprağa. Ama öyle ya da böyle başını sokacak bir yere ihtiyaç duyuyor değil mi? Tıpkı Leyla'nın olduğu gibi... Peki ya bir gün gelir ve oraya da "Artık başını sokma," denirse? Ya da Roxy gibi başını soktuğu yere ait olmadığını hissederse? Ali Yekta Bey gibi, evi gördüğü yürekte misafir konumuna düşerse? Varlığıyla misafir olduğu hayatta, en çok evi bildiği yerlerden göçüyor insan. Kimi zaman mübadeleyle, kimi zaman mücadeleyle... "Mademki insanlar birbirine acı veriyor­du, o zaman en güzel şey hayata meydan okumak ve mutlak bir yalnızlığı seçmekti." (s. 97) Bazen bir kitap okursun, hayatın değişir. Bir gün bir insanla tanışırsın, bir daha asla eskisi gibi olamazsın. Üstelik o ana kadar var olduğunu dahi bilmediğin, bilsen umursamayacağın bir insanla... Öyle bir an gelir ki yetmiş yılda yaşayamadığını birkaç günde yaşarsın. Ummadığım hayatlar birleşti eserde. Herkes bir yerinden yaralıydı ve herkesin yarası diğeriyle kapandı. Bir denklem anca böyle güzel çözülebilirdi, hayatın anlamını yakalamak için kimi zaman bazı şeylerin alt üst olması gerekirdi. Dönüp baktım hayatıma, alt üst olan ne varsa belki de böyle bir dönüm noktasının işaretiydi. Sanki bir kitap değil aynı anda onlarca kitap okumuş gibiyim şimdi. Bir eski zaman yalısı, Bosnalı ailesi, Güç kaybeden bir devletin panoraması... Yaşanmaması gereken bir aşk -kime göre, neye göre- ve o aşkın gün ışığından uzak büyütülmüş, özenle saklanmış meyvesi. Dünyanın en güzel çirkin ördek yavrusu... Dünyaya açılma ve tüm
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
Leylanın Evi
7/10
·271 syf.·
2020 5. kitabı
Kitabı beğendim fakat diğer kitaplarına nazaran daha yetersiz sade bir dil olmasına rağmen akıcılığı yok, konular yer ve zaman çok değişken bazı yerlerde belirsizlikler bırakılmıs büyük hanımın kendi evine dönme süreci anlatılırken çok eksik noktalar var okuduğunuzda anlayacaksınız diye düşünüyorum.
1000Kitap
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 107. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2024 17:53
LEYLA’NIN EVİ-ZÜLFÜ LİVANELİ,272 Leyla’nın Evi Zülfü Livaneli‘nin uzun bir süredir okumak istediğim kitaplarından biriydi.Okudum bitirdim ama sonunda ben ne okudum dedim ,muhteşem bir kitap, sonu duygu yüklü, ilk sayfadan son sayfaya kadar temposu hiç düşmeden akıcı ilerleyen, nefis İstanbul ve boğaz tasvirleri, yalılar, yalı yaşamları,paşalar,kadın erkek ilişkileri,Atatürk,Cumhuriyet,Osmanlı,geçmişten günümüze gelen insanoğlunun barınma ihtiyacı,paranın gücü, ait olamama duygusu, ötekilik,ezikliğin sonradan görme zenginlik ile kapatılmaya çalışılması ve AŞK… Öyle bir aşk ki ölümü göze almak,dışlanmak,aileler arasında yok sayılmak ,hiç yaşanmamış kabul etmek,daha neler neler.Zülfü Livaneli her konuya değinmiş kitabında..Bunları yazarkende öyle bir ustalıkla bağlamış ki konuyu,geçmişle günümüz arasında bir köprü kurmuş,bize de o köprü üstünde gezmek düşüyor… Ama öyle biri var ki koskoca bir Osmanlı paşası ailesinin kaderini değiştirmiş… “ Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin…”LEYLA… Bir yalı ve bahçesindeki müştemilatın birbirinden habersiz hayatları,yazgıları birbirine bağlı insanları nasıl bir araya getirdiğini ,hayatlarında yaptığı değişiklikleri okuyoruz. Romanın baş karakteri olan yaşlı ve kimsesiz Leyla’nın Boğazdaki ailesinden kalma yalısının, 2000'li yıllarda hile ile elinden alınmasıyla başlayan hikaye Leyla’yı çocukluğundan beri tanıyan gazeteci Yusuf'un Cihangir’deki evine konuk oluşu ve gurbetçi bir ailenin kızı Roxy ile tanışması ile devam ediyor.Leyla, yalının yeni sahipleri, Roxy, yalı komşuları arasındaki ilişkiler ve olaylar işleniyor. Büyük hanım Leyla,Ali Yekta bey,Roxy-Rukiye ve Yusuf…Konu bu dört karakter,yalının yeni sahipleri ve yalı komşuları arasında geçiyor.İçerik
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2019 2. kitabı
Livaneli'nin edebi kimliğini sağlamlaştıran eserdir. Sosyolojik ve psikolojik anlamda kuvvetli bir yansıtma da bulunan yazar, diğer kitaplarına oranla bu romanı, pek sevdirdi kendini.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
Leyla'nın Evi
Puan vermedi·272 syf.··
2020 2. kitabı
Leyla'nın Evi, önceki yıllarda sık sık elime alıp birkaç sayfa okuduktan sonra vazgeçip yerine kaldırdığım; bir sonraki okuma girişimine kadar karşılaşmadığım bir kitaptı benim için, birkaç gün öncesine kadar. Elimden bıraktığım zamanlarda 'Yaşlı bir kadının hayat öyküsünü okumak ilgi çekici değil.' diye düşünürdüm fakat bugün dakikalar önce bitirdiğim bu kitap bana garip bir huzur ve tatmin verdi. Leyla'nın Evi; dili eğilip bükülmemiş, anlatım derinliği seçilen kelimelerle değil hikayenin anlatımıyla kazandırılmış bir roman. Yoğunluktan uzak ve rahatlatıcı. Hayatıma 'Leyla gibi bir kadın' olmak fikrini kazandırdığı için bilgisizliğimi ve eğitilmemişliğimi yüzüme vurduğu için Zülfü Livaneli 'ye teşekkürler.
1000Kitap
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
İstanbul Boğazı'nı Sevmek!!!
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2019 126. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2019 16:51
Leyla'nın Evi, birbirini daha önce hiç tanımamış üç kişiyi biraraya getirerek İstanbul Boğazı'nın öyküsünü anlatır bize. Bu eserde göçmenlik, yurtsuzluk, barınmanın önemi, gençlik, kadın ve erkek ilşkileri, ötekileştirme ve batılılaşma önemli yer tutar. Romanda yer alan olaylar ve bireyler öyle başarılı bir şekilde okuyucuya aktarılır ki, okuyucu kendini kişilerle birlikte yürürken, konuşurken ve nefes alırken bulur. Leyla'nın Evi, sade ve anlaşılır bir dille anlatılmasının yanısıra eski ile yeniyi birarada ve farklarıyla bize sunduğundan kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2020 45. kitabı
Farklı kuşaklarda, farklı kültürlerde, farklı ahlaki ölçütleri olan insanları bir araya getirmiş Livaneli. Kitabı okurken 3 hikaye birden okuyorsunuz hissine kapılıyorsunuz ve sonunda kahramanları aynı masaya koyabiliyorsunuz kafanızda. Farklı geçmişler, farklı kökenler ve sadece bir ev. Livaneli, her zamanki Livaneli. Kitap inanılmaz akıcı ve akılda kalıcı. İçinizde yer ediyor. Mutlaka okuyun.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2021 00:13
Leyla'nın Evi Livaneli‘nin okuduğum ilk kitabı. Yazarla tanışma kitabım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Okumak için geç bile kalmışım, sürükleyiciliği mükemmel :) Hikayemiz paşa torunu olan Osmanlı kadını Leyla Hanım‘ın doğup büyüdüğü yalıdan atılması ile başlıyor. Elinde tapusu olmasına rağmen başına böyle bir şeyin gelmesini kabullenemeyen Leyla Hanım yalının kapısında adaleti beklemeye başlıyor. Maalesef bu yolda kimse ona yardımcı olamıyor. Beklemekten yorgun düşen Leyla Hanım‘ı, eskiden tanıdığı gazeteci Yusuf kendi evine Cihangir‘e davet ediyor. Leyla Hanım başka çaresi olmadığını anladığında daveti kabul ediyor ancak Yusuf'un da kendine göre bir düzeni var evinde yaşayan asi kız arkadaşı Roxy var. Roxy ve Leyla anlaşabilecekler mi? Paşa torunu Leyla Hanım, Cihangir‘in kalabalığına, tuhaf insanlarına alışabilecek mi? Ve en önemlisi bu durum nereye kadar devam edecek? Kısaca başa çıkılması zor olayların içerisine girip acaba bu durumdan kurtulabilecekler mi diye düşünürken kitap su gibi akıp gidiyor. Tüm bu soruların cevapları da kitapta saklı:) Okumanızı mutlaka tavsiye ettiğim bir Zülfü Livaneli kitabı
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Yine yaz döneminde okuduğum harika bir kitap. Çok sevdiğim yeğenim o zamanlar ortaokula gidiyor. O da bana çekmiş gerçi annesi de çok iyi okur... Bana bu kitabı önerdi. Tabi o zaman yaşı küçük ama kırmak da istemedim ve hemen okudum. Şimdi bu kızım çok iyi bir üniversiteyi bitirdi ve Yükseklisans yapıyor. Bu arada Halikarnas Ballkçısı ile de onun sayesinde tanıştım. Hala okuyacak birşey bulamayınca ona sorarım. Mutlaka beni güzel kitaplara yönlendirir. Kitapta hissettiğim duygu tam anlamıyla olayları kendim yaşıyormuş gibiydi. Karakterlerin yanlarındaymış gibi hissettiğim de oldu. Kitap, üç farklı insanın hikayesini anlatıp onları bir araya getiriyor. Baş karakter Leyla hanım tam bir eski İstanbul hanımefendisi. Babasının gayrimüslim olması onu toplumdan dışlanmış bir hayat yaşamaya sevk ediyor. Oturduğu ev diğer adı ile yalıdan çıkarılması çok acı. Daha sonra gazeteci bir delikanlı Yusuf, Leyla'yı kendi evine götürüyor. Romanın diğer karakteri Rukiye ise Almanya da büyüyen Türk kızı.. Tam bir kültür çatışmasında büyüyerek birçok hata yapmış. Leyla, Yusuf ve Rukiye'nin aynı evde yaşamaları müzik sayesinde düzelir ve küçük bir aile olurlar. Rukiye bebeğine Leyla adını verir. Beni Leyla karakteri çok etkilemişti. Hep büyüklerimiz "sizde yaşlanacaksınız" derler ara ara. Evet yaşlandığımda Leyla gibi olmayı isterim ben. İnsanlara hoşgörü ile yaklaşmayı, aşina olmadığı bir yere bile alışabilmeyi, sevgi ve kibarlıkla çevresindeki insanları mutlu etmeyi ve bunu yapabilen bir yaşlı olmayı gösterdi bana. Kitapta beni etkileyen en önemli unsur bu durumdu. Leyla'nın o naif ve anlayışlı hali sayesinde bu üç insan aile gibi sıcacık bir dostluğa kavuştular. Güzel, hüzünlü bir romandır. Livaneli okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 88. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 14:18
Daha önce yarım bıraktığım bir kitaptı ama şimdi bir günde okudum ve kurguyu çok beğendim. İlk elli sayfa biraz sıkıcı ama sonrası akıcı. Leyla'ya çok üzüldüm. Anne ve babasının aşkının cezasını çekmesi fena. Neyse ki çevresindeki insanlar cahil de olsalar kötü kalpli kişiler değilmiş. Mahalleli İngiliz subayının kızı diye Leyla'nın dedikodusunu yapmış olsa da ona kötü davranmamışlar. Leyla'nın evinden atılma kısmı daha net anlatılabilirdi, ona biraz takıldım ama çok da önemli değil. Roxy ve Ali Yekta Bey'in olduğu kısımlar beni daha çok etkiledi. Roxy gibi asi birinin değişmesi bile mümkünmüş. Keşke Ali Yekta Bey'in gelini Necla da asiliğinden vazgeçseydi. Ama vazgeçmiş olsaydı bu güzel kurgu çıkmazdı ortaya belki de. Ali Yekta Bey'in evlat ayırt etmesine çok üzüldüm. Sonunda bu yaptığına kendisi de üzüldü ama iş işten geçti. Bence güzel bir roman. İyi ki okumuşum.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."