Uyuyan şu insanların rüyaları adına
Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
Ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
Sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
Denizin büyük mavi karanlığı adına
İncinmiş gururun gözyaşı adına
Dağ başlarının mağrur ıssızlığı adına
Nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
Umudun umutsuzluktan ağır yükü adına
Kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
Yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına
Saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
Şarabın mumla seviştiği geceler adına
Arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına
Yoksulluğun uzak derin gözleri adına
Yüzü yere düşen çaresizlik adına
Kavuşmanın kekeme sevinci adına
Herkesten yapılmış duvarlar adına
Kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
O ışık goncasının arzusu ve korkusu adına
Benim kırk yıl gecikmiş avunmaz zamanım adına
Aşkı bir gövdeden doğuran dünya
Sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne
Ayrılığa bırakma beni
Ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü...
Ağacı tuttukları sürece yaşar gölgeler: Ondan ayrılırken ölürler; ölürken daha karanlık bir ölçüm içine gömülüyormuşçasına suyun içine gömülürken ayrılır ondan.Bu şekilde her gün kendisinden bir parçayı verircesine bir gölge vermek, ölümle anlaşmaya çalışmak değil midir? O zaman ölüm uzun ve acı dolu bir öyküdür, yalnızca bir son saatin dramı değil, 'bir tür melankolik çürüyüp gitmedir.'
Birini size karşı saplantılı hale getirmek oldukça kolaydır, kişinin benlik algısını beslemeniz yeter. Böylelikle insan, herhangi birini kolayca kendi çıkarı için kullanabilir.