Haydar Ergülen

Haydar Ergülen

Yazar
8.1/10
579 Kişi
·
2.061
Okunma
·
628
Beğeni
·
25168
Gösterim
Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.
Güzelim, ruhum, aşkım, beyazım, sırdaşım,
dostum, ahbabım, arkadaşım, yoldaşım,
tanışım, sevdalım, belalım, her şeyim, canım,
kimsem, herkesim, varlığım, yokluğum, azlığım,
çokluğum, gençliğim, çocukluğum, boşluğum...
132 syf.
·3 günde·8/10
Ruhunuzu uçurumlara sürükleyen bir şiir kitabı okudunuz mu daha önce? Tek rüzgarda aşağıya sürüklenebileceğiniz bir uçurum...
Peki ölümün soğuk nefesini ensenizde hissettiren bir kitap?
Ben okudum.
Zaten pek haşır neşirimdir bu konuyla. Acaba nasıl bir şey ölmek? Hepimizin zamanı gelince tecrübe edeceği bu gerçek...
Geride yığılmış bir beden bırakmak nasıl bir his acaba?
Çevrende ne olup bittiğini, belki hayatında hiç görmediğin akrabalarının cenazene gelişini, varlığında görmediğin değeri ölünce görebilecek miyiz? Yaşarken almadığımız onca çiçeği koklayabilecek miyiz?

"Ölüm bir skandal olacak
acemi hayatımızda!"
Kesinlikle!
Yarım bıraktığımız kitaplarla, işlerle, son bir kez öpemeden sevdiklerimizi, bir valiz bile hazırlamadan çıkacağız yola... Haberimiz olmadan, bir anda.
Bir özür dileseydim yaptıklarım için diyecek kimileri... Kimileri mutlu yumacak gözlerini. Bu da bitti çok şükür, diyecek...

"İyi insanlarda var bizim yerimize
Ölümü düşündükleri için daha da iyi onlar." diyor Haydar Haydar... Ölümü düşünmek ne de işe yarıyor... Biz iyi insan olacak mıyız peki?
Ölümün güzel yüzünü karşılarken mutlu mu ayrılacağız sahneden?
Neler neler sığdırdığımız ömrümüzden veda ederek ayrılabilecek miyiz?
Vedalar sonunda kavuşmak için umut taşır... Peki yine kavuşabilecek miyiz?

"Şairi acı acı gülümserken gördüm: Ölümüm kağıttan
olsaydı keşke, kağıttan sayılsaydı endişem de
şimdi elim varmıyor ölümü kötülemeye
hayatta çok şiir yazdım çok kızdım da ölüme
şimdi elim titriyor cinayet sözcüğünü yazarken bile..."
Ve son olarak: "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir..." Şükrü Erbaş

Sevgiyle...
68 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Şiir böyledir biraz Mavi biraz NAR ve Sevgiler NARMAN....

Dışından başlayarak anlatmalı. Çünkü bu adam bir Nar. Baştan sona kimsenin görmediği Mavi bir Nar...
Narman dedim içimden okurken. Denize yavaş yavaş açılır gibi önce kapağı alıyor insanı serinliğine ve sonra götürüyor derinliğine.
Hatıralarını şiire döktüğünü belirtiyor
Ve diyor ki
-" Bu hatıra defteri başıma yeni şiirler açacak demektir."
Bana da Mavi bey demişti bir kaç güzel insan fakat bu şiirlerin içinde kayboldukça bu mahlasa sahip olacak kişinin kim olduğunu gördüm.
Hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın hangi yazım tekniği ve rengi kullanılırsa kullanılsın tüm dizeleri Maviydi bu güzel abinin..

"Bütün kadınlar şiiri bir kadına terk eder "

Belki de beni en çok düşündüren kısımdı bu. Ne demek olabilirdi bu. Aynı şey biz erkekler için de geçerliyse şiirlerimiz hangi kadının kaleminde mürekkebi kurumuşcasına kaldı.

Şiirlerden alacağımız var demektir bu. Öyle değilse bu Beckett'ı haklı kılar. Ne olur haklı çıkma Beckett.

Kadınlar, Erkekler ve şiirler diyordum ki
"Atın beni içimden kimse yok artık "
Bu dize sen nereye der gibi çıktı karşıma. Hasretin o namussuz ezgisi aklıma küfürler getirdikçe ve küfretmek kötü birsey olduğundan şiir yazmaya başladım bende. Ne zaman birinin ayak izlerini hissetsem en derinde böyle güzel şairler tutar oldu elimden. Evet küfretmek toplumsal bir suçtur ama şiir değil.
Keşke dedim ama Füruğ ile Haydar el ele tutuşabilse. Bir Farid Farjad ezgisi ile..
Madak Haydar abiyi düşlerken Muhsin abi de onun elinden tutsa Burçak' abla yı yok sayarak...
Neyse efenim üstünüzde beyaz bile olsa içinizdeki narı dürtsün güzel insanlar..
Maviyle kalın. Şiirle ve Sevgilerle....
220 syf.
·1/10
Haydarcım seninle yollarımız tekrar kesişir mi bilemiyorum. Mümkünse bir daha aşk konusunda görüşmeyelim. ''Hayvan biterse aşk biter'' ne demek arkadaş. Aşk her şeyi affettiremedi. Benim şiirlerde aradığım aşk, senin bu yaşattığın aşka benzemiyor. Sen bana bu aşkı yaşatamadın. Sorun sende değil bendeydi. Zaten sorunlar hep bende olur bilmez misin.

Yıldız ablamız ne demişti ben yaşadığım değil özlediğim aşkın şarkısını yazıyorum. Senin şiirlerinden böyle bir umut bekledim. Olmadı beceremedik. Bu aşk böyle yarım kalsın. Umarım 150 karakter dolmuştur
68 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncelikle adındanda anlaşıldığı üzere bir kırk yaş kitabı. Ayrıca olgunlaşmanın analizi ve şiirin aşk olduğunun bilincinde olup direk onu hissettiğim, şairin dil ve üslubunun tamamen kusursuz olduğu buna istifaden başarıyla uygulayanın Harika bir şair olduğu kesin. Küçük İskender’in bir yorumuna dikkat çekerek devam ediyorum. Zekâ kavramının şiire uygulanış biçimini sevdim ben de onun gibi.Her zeki insan şiir yazabilir değil de her zekâ bir şiire verilemez. Bakın ne diyor Haydar: “Beni de gizle ey nar bin âşığın biri gibi!” Tamamen anlatıyor burada olayın uyarlanış şekli ve şairin tarzının duygu hitabının da ağırlıklı olduğu, zeki bir şairin duygularını içtenlikle ifade edişinin tamamen cömertliği olsun merhameti olsun beni derinden etkiledi. Son olarak kardeşliğe önemi de gözden kaçırılacak bir husus değil. Okuyup şiirerlerinin her mısrasını epey derinden yaşadığım bir kitap oldu.
68 syf.
·5 günde
"Mavi diye yazılır; sen diye okunur..."

"Eylem Okur ve Mavi Kelebek'in gözünden mavinin seyri.."

Mavi iki heceden oluşuyor olsada anlamı kimine göre gökyüzü, kimine göre bulut, kimine göre su, kimine görede denizdir..

Bazen insan içinde buluduğu rûh halini anlatmak isterken, anlatacak kelimeler bulamaz.

Kelimeler birer anahtar görevini görürken kapıları açıp ardındaki bilinmezliklere bir
fener gibi ışık tutup aydınlatmak ister.

Ancak insan bulunduğu  rûh halini anlatacak bir kelimeyi bulamadığı gibi oda da ışıkla aydınlanmaz..

Zihinde var olan kelimeler ile bir savaş verilsede sonuç olumsuzdur.

Çünkü: hiçbir kelime tam olarak anlatılmak istenene karşılayacak nitelikte bir anlam ifade etmez.
Sonra durup derin bir nefes alındığında tek bir  kelime çıkar ortaya ve o karmaşayı darma duman eder.

Satır satır  anlatılacak cümleler ya da saatler süren bakışmalara gerek kalmadan.
Tek bir söz söylenir "maviyim" diye. Ve sonra anlaşılmak için beklenilir.

Çünkü maviyi bilen biri bilir ki;
Mavi bazen gökyüzü gibi bulutlu, bazen deniz gibi durgun, bazende bulut gibi yağışlı olmaktır..



 Mavi;sevinçleri, hüzünleri, umutları içerisinde barındırdığı bir hava ya da bir gökkuşağıdır.
Bazen hüzün kaplarken maviyi bazende umut sarkar nefesinde.. Mutluluk selinden akan güzelliktir mavi.



 Elbette her güzellik gibi şiirde almıştır nasibini maviden:
Kadın deniz, adam ada, hem bütün adalar kadınla ıssız hem adam kadının ortasında tenha, bir kuğu bile bir kez olsun kendi etrafında kirlenmeden dönemiyorsa bu dünyada neyi yazacaksın sevgilim,yaz!




 Cemal Süreya'nın şöyle bir sözü vardı:
"Şiir yaz. Şiirdir kişiyi kurtaran...
Birde sevgiler kurtara bilir." diye. O halde

"Bu şiir bir şeye benzeyecekse en çok
Unutulmuş bir şehre benzesin isterim
Hiç kimse görmemiştir çünkü orada
İnce çatılı alnına acıya siper edip
Evinin yolunu gözleyen yakışıklı bir "Gezgin"!
Bu şiir yarıda kalacaksa, ıssız kalsın
İsterim, benimde sessizlikten başka bir anlam bulmayan şu kelimelerim
Ve kağıttan bedeni şiirden ince ruhuna iliklensin...
Bu şiir bir yağmuru çağıracaksa,kül
şiire düşmeden seni çağırsın isterdim."





  "İnsan hayli üzgün bahçelerden geçmese şiir yazar mı?"diye sormuş Haydar Ergülen.

Evet bu sorunun cevabını ne kadar merak ediyor olsamda aklıma Nazım Hikmet Rân'ın şiirinden bir kısım geliyor o da şu:


"Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil..."

 Ümidin olduğu yerde her zaman mavi hüküm sürer

Mavinin olduğu yerde de solgun bahçeler bulunur mu?


...dalımdan tut, benimde yapraklarım var
güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,
benimde şiirlerim var aşk konulu, senin
O şehri sevmene benziyor, seni sevmeye benziyor...
Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?

****


Ve "Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?" diye bir soru daha sormuştu
Haydar Ergülen
yanıtını Cemal Süreya olsaydı şöyle cevap
verir miydi acaba?

Şiirin birimi sözcüklerdir. Şair sözcüklere dayanarak yazar.

Sözcük nedir?

Sözcük aynı zamanda duygudur, düşüncedir, hayatın bütünüdür.

****

  Sözcükler kırık olsalarda kalbin en güzel ilacıdır aynı zamanda.

Kalp nice acemi olsada başkası kadar kıramıyor kendini, sağolsun, kırmadı beni sökükleri, yırtıkları bir bir onardık!

Ama kalbim sana bir şey söylemek istiyorum.


"Saatler nasıl yorulmazlarsa işlemekten
Sen de yorulmuyorsun ey kalbim büyümekten."
(A.Erdem Bayazıt)


Bir hadise için yüz rüyaya katlanan senin gözlerin! Öyle gözyaşından olan var mı öyle servet döker gibi, hem uyanma rüyadan, incilerin gözden olacak, hem uyanıp ne olacak?


Maviyi görüyorsak rüyada ne sakıncası var ki?

Soruyor Mavi Kelebek ne sakıncası olur ki maviye bakmanın, gözleri delicesine koyu olan bir kuyunun dibine inerken..

"Bir ima battı şimdi bu cümleden bir ima doğdu bundan" derdi mavinin adamı.

Tam da yağmur yağarken şu deli gönlüme. Tam da yağmur dinmeden Tabibi ararken gökyüzünde..

Gel(me)di iki sese esir etti kendini ondan arar olduk ya gözlerdeki maviyi. Ne kadar koyu olsa da içindeki gözbebeği denizi anımsattı her seferinde kıyısında şiir yazan sevgiliye...

Kiralama bu şiiri, şairin olurum yoksa! Derken bile ayrılığın rengine boyadı maviyi. Ne kaldı ki geriye;

"Atın beni içimden kimse yok artık! Diye bıraktık kendimizi gecenin rengiyle boyanan kalplere... Ve ayıkladılar bizi... Pirinci taşla yüzleştirdiler rüyayı gözle... Benden yabancıyı çaldılar ondan beni..."

Eylem Okur'un inci tanelerinden biri..
https://youtu.be/3oopwCHapq0

Mavi Kelebeğin incilerinden biri ..
https://youtu.be/JQmk-cSgHcE
68 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

Kapağı gibi masmavi dizeler.

Bahadır Bayrıl'ın da dediği gibi bir dize şairidir Haydar Ergülen. Yahya Kemal'in mısra haysiyetimdir demesi gibi, Haydar Ergülen'e göre de yalnızlığı, kızı olan Nar'ı, şiiri onun haysiyetidir.

Dizelerinin ayrı ayrı hepsinden birer kitap çıkartılabilecek nitelikte olan 40 Şiir ve Bir, empatinin sınırlarını zorluyor. Kimse birbirine üstünlük sağlamaya çalışmaz. Çünkü bahçe-avlu da ev-oda da baba-oğul da birbirleriyle anlam kazanan kavramlardır.

Erdal Doğan'ın da kendisi hakkında dediği gibi şiir yalnızlıktır, aşk da öyle. Hem şair de yalnızdır. Ama kendi ruhunun tezahürünü şiirlerinde gösterebildiği kadar yalnızdır.

40 Şiir ve Bir, bütün şiirlerinin yalnızları oynadığı bir orkestra gibi sanki. Orkestra şefi Haydar Ergülen ve bütün enstrümanlarına ayrı ayrı hak veriyor hünerlerini sergilemeleri için. Anlamların kurgusundan sözcüklere giden bir şair olmayı başarabilmesi için de enstrümanları olan dizelerin sırrını bize harika kişileştirmeleriyle açıklıyor.

Ne kadar şanslıyız ki onun yaşadığı dönemde, onun bize anlatmaya çalıştığı mavilikleri okuyabiliyoruz.
124 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Nadiren şiir kitabı okurum aslında. Ancak içinde "kedi" geçen şiirler varsa mutlaka okurum. Haydar Ergülen de çok naif, çok içten yazmış. Tavsiye ederim şiiri, hele de kedileri sevenlere.
.
"Hüznün tüyleri dökülür, lirik bakar kedilerin camdan gözleri / Çocukluğumun kelimeleriyle şımartsam da gurbet gibi bakarlar" sf39

https://i.hizliresim.com/gra8jR.jpg
220 syf.
·5 günde·5/10
Kendisinin yazdığı kitapları çok beğenmesem de ısrarla okuyorum. Düşünceleri, bunları ifade edişi kendisinin farklı bir isim olduğu düşüncesine yöneltmişti beni. Sonuç ya hüsran ya da gizli kalmış güzel dizelerin ortaya çıkışı olacak diye bu ısrarımı sürdürüyorum. Lakin sonuç hüsrana yaklaşmakta.
Nitekim tüm ısrarlarıma rağmen kitaplarındaki sözleri adeta cımbızla yakalıyorum. Karalama notlarından kitap yapılmış gibi düşünüyorum bazen. Şu ana kadar okuduklarımın arasında illa okuyun diyebileceğim bir kitabı yok. Eşin dostun gazına gelme ve tanıdık yayın evleri vasıtasıyla basılmış kitaplar kategorimde şu an için.
Sonuç olarak gizli kalmış bir isim olabileceği düşüncem suya battı. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok; sevdiğimiz, bildiğimiz üstadlarla kaldığımız yerden devam :)
Dipnot: Kitap seçme şiirlerden değil şairin kendi şiirlerinden oluşmakta.
119 syf.
·12 günde
"Zarf" şiir kitabı
"Bazı mektuplarsa boş yere "zarf edilir"
aşklar "sarf edildikten sonra" kelimeler toplanıp "zarf edilse" o mektup ne yazar ki.?"

Yazar Haydar Ergülen şiir kitabını isminden de anlaşıldığı gibi eski değerleri sılayı özlemi hatırayı masumiyeti "Mektup kağıdı ve zarf" temaları adı altında duru duygularla şiirlerine yansıtmış beğenerek okudum. iyi okumalar dilerim.
124 syf.
·Puan vermedi
Son zamanlarda okuduğum en iyi şiir kitabı oldu. Haydar Ergülen çok naif bir yaratılışa sahip bu zarafet şiirlerindeki her harfin ucunda görülüyor. Dünya beni gerdikçe açıp açıp okuyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 628 okur beğendi.
  • 2.061 okur okudu.
  • 76 okur okuyor.
  • 1.047 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları