Haydar Ergülen

Haydar Ergülen

Yazar
8.0/10
1.020 Kişi
·
3.849
Okunma
·
912
Beğeni
·
32,2bin
Gösterim
Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.
ben kimsenin imanına, inancına karışmam
dinli dinsiz, siyah beyaz, eşittir bütün insanlar
ister Türk, ister Çingene, ister Ermeni
Haydar Ergülen
Sayfa 115 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
sesi esmer olanın kaderi de karanlık olurmuş meğer
ne zaman düğün eviydi çöl ne zaman
ölü evi
Haydar Ergülen
Sayfa 108 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
can içinde cam kırılmış, söz düşküne kalmıştır,
şaşkına bir can düşmüş, canda kırık kalmıştır
Haydar Ergülen
Sayfa 22 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
Biri Ege, ikincisi Akdeniz
iki kelimeden ibarettir mültecilerin
deniz bigisi
başkasının evinde ölür gibi
Haydar Ergülen
Sayfa 58 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
inadına aşk, inadına özgürlük, inadına yaprak...
ağacın utandığı çığlığı şiir fısıldar
Haydar Ergülen
Sayfa 34 - Kırmızı Kedi Yayınevi - 2019
119 syf.
·2 günde·8/10
Franz Kafka, Milena'ya yazdığı mektupları bizim okuyacağımızı bilse sizce duygularından bu kadar rahat bahsedebilir miydi?

İnsan her şeyden önce karşısındaki başka bir insanla iletişim kurmak ister. İletişimin en etkili yolu, kuşkusuz, sözlü iletişimdir. Fakat sözlü iletişimin çeşitli sebeplerle kurulamadığı zamanlarda diğer bir iletişim yolu olan yazılı iletişim ön plana çıkar. Yazılı iletişimin de en önemli yollarından biri mektup yazmaktır.

Şimdilerde mektup yazmanın yerini, kısa mesaj göndermek(sms), mail atmak ya da whatsapp'dan yazışmak almış olsa da mektup yazmak, yazının icadından beri insanın kullandığı en etkili iletişim yollarından biri olmuştur. Teknolojinin bu kadar geliştiği ve türlü iletişim yollarının hayatımıza girdiği şu dönemde çıkıp da size "mektup yazma romantizmi" yapacak değilim. Fakat mektup yazmanın da yazanın da mektupları önemseyenlerin de asla küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Neden mi?

Zira mektup yazmak, ciddi bir emek ve dikkat gerektirir, sürekli yazıp silme şansınız olmadığından yazacağınız her cümleyi defalarca düşünürsünüz. Şimdilerdeki gibi mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye içinde silmek ya da geri almak kadar kolay değildir.

Mektup yazma eyleminde, üzerine yazacağınız kağıt çok önemlidir. Bunun dışında seçtiğiniz zarf, kullanmış olduğunuz kalem ya da ne bileyim belki mektuba sıkacağınız bir parfüm çok değerlidir. Hadi şimdiki iletişim yollarıyla kokunuzu ya da parmak izinizi karşı tarafa yollayın bakalım, yapabiliyor musunuz... Ayrıca el yazısı, karakterinizi gösteren bir bilgidir. Sadece el yazınızla karşı tarafı etkileme imkanına sahipsiniz. Bunun yanında zarfın içerisine konulabilecek onlarca özel hediyeyi de karşı tarafa fiziken gönderme imkanına sahipsiniz.

Ayrıca mektup yazarken harcamış olduğunuz zaman, mesaj gönderirken harcamış olduğunuz zamandan katbekat fazladır. Mektubu alan kişi, kendisi için zamanınızı harcadığınızı ve emeğinizi ortaya koyduğunuzu bilir. "Neden kadınlar bizim 'slm' yazdığımız mesajlara cevap vermiyor," diye sorgulayan erkekler, sanırım o kadın için ne kadar emek harcadığınızı sorgulamanın zamanı çoktan geldi...

Teknoloji çağının bireyleri olarak bizler mektup yazmaktan bir hayli uzaklaşmış durumdayız. Hatta tüm samimiyetini, içtenliğini ve duygusunu gönderdiği mektup aracığıyla çırılçıplak ortaya döken birçok yazarı da yazdığı mektuplardan dolayı gerek bu mecrada gerekse başka yerlerde acımasızca eleştiriyoruz. Oysaki mektup zaten özel bir şeydir ve abartılı duyguların ortaya konulduğu bir iletişim aracıdır. Franz Kafka, Milena'ya yazdığı mektupları bizim okuyacağımızı bilse sizce duygularından bu kadar rahat bahsedebilir miydi?

İşte Haydar Ergülen bu şiir kitabında mektup, zarf, pul gibi mektup yazma eylemi için gerekli objeleri ustalıkla kullanarak karşımıza onlarca şiir çıkarmış. Hemen hemen hepsi de güzel ve düşündürücü. Haydar Ergülen, mektup yazmanın ne olduğunu iyi bilen bir şair. Hatta birçok mektup yazdığı kişiye de şiirlerini armağan etmiş.

Eleştirip eleştirmemekte tereddüt ettiğim bir konu var. Hala ne düşündüğüme karar verebilmiş değilim. Yine de sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazar, şiirlerini üç konu üzerine temellendirmiş, her şiirinde mektup, zarf ve pul üzerine bir şeyler yazmış. Yani kendisine bir tema belirlemiş. Hani ilkokulda öğretmenimiz bize, "Sevgi temalı şiir yazacaksınız çocuklar," derdi ya, öyle bir şey hissettim. Oysaki bana göre şiir belirli bir tema belirlenerek yazılamaz... (Sonradan ekleme: #50966830) Fakat bunun yanında yazarın şiirlerinde ustalıkla yazılmış kelimeler gördüm ve hiçbir şiiri zoraki yazdığını düşünmedim. O sebeple eleştirip eleştirmemekte bir türlü karar veremedim.

O kararı da sizin okuyup vermenizda fayda görüyorum. Keyifli okumalar.
132 syf.
·3 günde·8/10
Ruhunuzu uçurumlara sürükleyen bir şiir kitabı okudunuz mu daha önce? Tek rüzgarda aşağıya sürüklenebileceğiniz bir uçurum...
Peki ölümün soğuk nefesini ensenizde hissettiren bir kitap?
Ben okudum.
Zaten pek haşır neşirimdir bu konuyla. Acaba nasıl bir şey ölmek? Hepimizin zamanı gelince tecrübe edeceği bu gerçek...
Geride yığılmış bir beden bırakmak nasıl bir his acaba?
Çevrende ne olup bittiğini, belki hayatında hiç görmediğin akrabalarının cenazene gelişini, varlığında görmediğin değeri ölünce görebilecek miyiz? Yaşarken almadığımız onca çiçeği koklayabilecek miyiz?

"Ölüm bir skandal olacak
acemi hayatımızda!"
Kesinlikle!
Yarım bıraktığımız kitaplarla, işlerle, son bir kez öpemeden sevdiklerimizi, bir valiz bile hazırlamadan çıkacağız yola... Haberimiz olmadan, bir anda.
Bir özür dileseydim yaptıklarım için diyecek kimileri... Kimileri mutlu yumacak gözlerini. Bu da bitti çok şükür, diyecek...

"İyi insanlarda var bizim yerimize
Ölümü düşündükleri için daha da iyi onlar." diyor Haydar Haydar... Ölümü düşünmek ne de işe yarıyor... Biz iyi insan olacak mıyız peki?
Ölümün güzel yüzünü karşılarken mutlu mu ayrılacağız sahneden?
Neler neler sığdırdığımız ömrümüzden veda ederek ayrılabilecek miyiz?
Vedalar sonunda kavuşmak için umut taşır... Peki yine kavuşabilecek miyiz?

"Şairi acı acı gülümserken gördüm: Ölümüm kağıttan
olsaydı keşke, kağıttan sayılsaydı endişem de
şimdi elim varmıyor ölümü kötülemeye
hayatta çok şiir yazdım çok kızdım da ölüme
şimdi elim titriyor cinayet sözcüğünü yazarken bile..."
Ve son olarak: "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir..." Şükrü Erbaş

Sevgiyle...
68 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Şiir böyledir biraz Mavi biraz NAR ve Sevgiler NARMAN....

Dışından başlayarak anlatmalı. Çünkü bu adam bir Nar. Baştan sona kimsenin görmediği Mavi bir Nar...
Narman dedim içimden okurken. Denize yavaş yavaş açılır gibi önce kapağı alıyor insanı serinliğine ve sonra götürüyor derinliğine.
Hatıralarını şiire döktüğünü belirtiyor
Ve diyor ki
-" Bu hatıra defteri başıma yeni şiirler açacak demektir."
Bana da Mavi bey demişti bir kaç güzel insan fakat bu şiirlerin içinde kayboldukça bu mahlasa sahip olacak kişinin kim olduğunu gördüm.
Hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın hangi yazım tekniği ve rengi kullanılırsa kullanılsın tüm dizeleri Maviydi bu güzel abinin..

"Bütün kadınlar şiiri bir kadına terk eder "

Belki de beni en çok düşündüren kısımdı bu. Ne demek olabilirdi bu. Aynı şey biz erkekler için de geçerliyse şiirlerimiz hangi kadının kaleminde mürekkebi kurumuşcasına kaldı.

Şiirlerden alacağımız var demektir bu. Öyle değilse bu Beckett'ı haklı kılar. Ne olur haklı çıkma Beckett.

Kadınlar, Erkekler ve şiirler diyordum ki
"Atın beni içimden kimse yok artık "
Bu dize sen nereye der gibi çıktı karşıma. Hasretin o namussuz ezgisi aklıma küfürler getirdikçe ve küfretmek kötü birsey olduğundan şiir yazmaya başladım bende. Ne zaman birinin ayak izlerini hissetsem en derinde böyle güzel şairler tutar oldu elimden. Evet küfretmek toplumsal bir suçtur ama şiir değil.
Keşke dedim ama Füruğ ile Haydar el ele tutuşabilse. Bir Farid Farjad ezgisi ile..
Madak Haydar abiyi düşlerken Muhsin abi de onun elinden tutsa Burçak' abla yı yok sayarak...
Neyse efenim üstünüzde beyaz bile olsa içinizdeki narı dürtsün güzel insanlar..
Maviyle kalın. Şiirle ve Sevgilerle....
124 syf.
·15 günde
“Aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin...”

O kadar güzeldi ki. Uzun zamana yayma sebebim de tadını alarak okumaktı. Doydum mu? Hayır. Şu vakte kadar okuduğum en duygulu şiir kitaplarından birisi olabilir. Her kelime her cümle öyle ince öyle titiz ki..

Üzerine çok bir yorum yapmaya gerek yok bence. Okuyan ne demek isteyeceğimi anlayacaktır. :) keyifli okumalar...
220 syf.
·1/10
Haydarcım seninle yollarımız tekrar kesişir mi bilemiyorum. Mümkünse bir daha aşk konusunda görüşmeyelim. ''Hayvan biterse aşk biter'' ne demek arkadaş. Aşk her şeyi affettiremedi. Benim şiirlerde aradığım aşk, senin bu yaşattığın aşka benzemiyor. Sen bana bu aşkı yaşatamadın. Sorun sende değil bendeydi. Zaten sorunlar hep bende olur bilmez misin.

Yıldız ablamız ne demişti ben yaşadığım değil özlediğim aşkın şarkısını yazıyorum. Senin şiirlerinden böyle bir umut bekledim. Olmadı beceremedik. Bu aşk böyle yarım kalsın. Umarım 150 karakter dolmuştur
68 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitabın kapağı gibi masmavi dizeler var , ne kadar şanslıyız ki onun yaşadığı dönemde, onun bize anlatmaya çalıştığı mavilikleri okuyabiliyoruz.Aşkı, yalnızlığı, geçmişe özlemi boğmadan insanın ağzında tat bırakacak şekilde dile getirmiş.Haydar Ergülen modern Türk şiirinde gözden kaçmaması gereken bir güzellik...Onun şiirlerinde ruh var, hayat var, özlem var, sevda var. Genel anlamda kitap hayatın koşturmacasından yorulmuş durup nefeslenmek isteyen bir benlik için ideal bir durak oluveriyor... Keyifli okumalar...
120 syf.
Eserin adından etkilenip okumaya başladım. Edebi tür olarak gazel şeklinde yazılmış, dili anlaşılır. İki beyit ondört kıtadan oluşuyor.
Bunun yanısıra duygusal anlamda bence ince anlamları olan çok etkikeyici bir şiir kitabı. Etkilendiklerim arasında birinci sırada yer alabilir. İyi ki okumuşum. Tavsiye ederim.
68 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncelikle adındanda anlaşıldığı üzere bir kırk yaş kitabı. Ayrıca olgunlaşmanın analizi ve şiirin aşk olduğunun bilincinde olup direk onu hissettiğim, şairin dil ve üslubunun tamamen kusursuz olduğu buna istifaden başarıyla uygulayanın Harika bir şair olduğu kesin. Küçük İskender’in bir yorumuna dikkat çekerek devam ediyorum. Zekâ kavramının şiire uygulanış biçimini sevdim ben de onun gibi.Her zeki insan şiir yazabilir değil de her zekâ bir şiire verilemez. Bakın ne diyor Haydar: “Beni de gizle ey nar bin âşığın biri gibi!” Tamamen anlatıyor burada olayın uyarlanış şekli ve şairin tarzının duygu hitabının da ağırlıklı olduğu, zeki bir şairin duygularını içtenlikle ifade edişinin tamamen cömertliği olsun merhameti olsun beni derinden etkiledi. Son olarak kardeşliğe önemi de gözden kaçırılacak bir husus değil. Okuyup şiirerlerinin her mısrasını epey derinden yaşadığım bir kitap oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Haydar Ergülen
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Eskişehir, 14 Ekim 1956
14 Ekim 1956'da Eskişehir'de doğdu. İlk ile ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Ankara'da okudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. İstanbul'da reklam yazarlığı yaptı. Anadolu Üniversitesi'nde yayımcılık, reklamcılık ve Türk Şiiri dersleri verdi. Halen Bahçeşehir ve Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakülesi'nde, 'Yaratıcı Yazarlık' ve 'Türk Şiiri ve Şairler' dersleri vermektedir.

1980 sonrası Türk şiirinin önemli isimlerindendir.

İlk şiiri 1972'de Eskişehir'de Deneme dergisinde "Umur Elkan", ilk yazısı da aynı yıl Yeni Ortam gazetesinde "Mehmet Can" adıyla yayımlandı. İstanbul'da Üç Çiçek (1983) ile Şiir Atı (1986) dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer aldı. 1979'dan başlayarak Somut, Felsefe Dergisi, Türk Dili, Yusufçuk, Yarın, Yeni Biçem, Gösteri, ile Varlık dergilerinde şiirler yayımladı. Bir süre, Radikal gazetesinde Açık Mektup köşesinde denemeler yazan Ergülen, Star Gazetesi'nde yazmaya başladı.

2017 yılında 11.incisi verilen ve Turkiye'nin tek kent edebiyat ödülü olan Mersin Kenti Edebiyat Ödülünü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 912 okur beğendi.
  • 3.849 okur okudu.
  • 114 okur okuyor.
  • 1.678 okur okuyacak.
  • 37 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları