Kendini Unutma, adından itibaren insana bir sarsıntı yaşatıyor. Çünkü çoğu zaman hayatta en çok ihmal ettiğimiz şey gerçekten kendimiz oluyoruz. Halis Aydemir bu kitapta okuru dış dünyadan iç dünyaya doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Ve bu yolculuk, konforlu bir gezi değil; yer yer rahatsız eden, yüzleştiren ama sonunda hafifleten bir yolculuk.
Kitabı okurken sık sık durup düşündüğümü fark ettim. Altını çizdiğim cümleler, sadece güzel oldukları için değil; bana dokundukları için önemliydi. Yazarın dili sert değil ama net. Sorgulayıcı ama yargılayıcı değil. Okuru suçlamadan, ona ayna tutuyor. “Kendini unutma” derken aslında şunu hatırlatıyor: İnsan, hayatın telaşı içinde özünü, amacını ve yönünü kaybetmemeli.
Beni en çok etkileyen yönü, kitabın teorik bir anlatım sunmaktan çok bir iç muhasebe alanı açması oldu. Okudukça şunu hissettim: Bu kitap bir bilgi kitabı değil, bir fark ediş kitabı. Cümleler insanın içine doğru işliyor. Özellikle inanç, sorumluluk ve varoluş üzerine yapılan vurgular oldukça derin ve düşündürücü.
Elbette herkes için “kolay” bir kitap olmayabilir. Çünkü yüzleşmek cesaret ister. Ama tam da bu yüzden kıymetli. Eğer insan kendiyle baş başa kalmaya hazırsa, bu kitap ona iyi bir yol arkadaşı oluyor.
Benim için Kendini Unutma, kapağı kapandıktan sonra da zihnimde devam eden bir kitaptı. Bazı kitaplar okunur ve biter; bazıları ise insanın içinde sessizce yaşamaya devam eder. Bu kitap, ikinci grupta.
Sırf Allah öyle istediği için adım atmak...
Başka hiçbir sebep yokken sırf Allah istemediği için geri durabilmek, "Rabbim sana saygı duyuyorum." demektir.