Mutluluk (Cep Boy)

Zülfü Livaneli
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·448 syf.··
2023 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 22:08
Ne ararsan var be.. Okurken her satırını keyifle okudum. Hiç bir satırında ne sıkıyor, nede bunaltıyor. Binevi yaşıyorsun ya seni içeri romanın içine yakandan tutup çekiyor. Sen romanın içine girebilmek için çaba sarfetmiyorsun. Okunmasını tavsiye ediyorum. Puan 10/7
Mutluluk (Cep Boy)Zülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200943,6bin okunma
Suç mu? Kader mi?
6/10
·392 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 20:46
Okuyup bitireli yaklaşık iki hafta oldu. Bu süre zarfında notlarımı tekrar gözden geçirmek için de çokça sürem vardı. Livaneli nasıl başarıyor bilmiyorum ancak etkili eserler üretebiliyor. Fakat bahsedeceğim bu kitabı kurgu ve ahenk yönünden, öncekilerin ya da benim önceki okuduklarımın biraz gölgesinde. En baştan belirtmek istiyorum ki okuyacağım kitapları yazarlarının şahsi düşüncelerine ve ideolojilerine göre seçmediğim gibi okuduktan sonra yaptığım incelemelerde de yine sadece eserin kendisini değerlendirmek niyetindeyim. Ayrıca bugüne kadar maalesef maruz kaldığım durumlardan bir diğeri incelemenin bütününü okumadan yapılan yorumlar oldu. Kısaca yazarın fanatiğiyseniz okumamanızı öneririm ya da hiç olmazsa tamamını anlayarak okumanızı rica ederim. Hadi başlayalım! Spoiler içerebilir. Tadınız kaçmasın. Eserin ilk baskısı her ne kadar Kasım 2002’ de yayımlanmış olsa da, kurgunun geçtiği zaman aralığını kestirebilmek oldukça zor. Bir yerlerde hain terör örgütü kurulalı 15 sene oldu deniyor, başka bir yerde İstanbul’ un 2000’ li yıllar nüfusu paylaşılıyor, bir taraftan Hizbullahçılar ortalıkta fink atıyor. Özel TV' ler vs. sonuç olarak 1993 – 2002’ li yılların karışımı hakim. Türkiye bu harmanlanmış yılları yaşarken, Van Gölü’ nün çevresinde pek kimsenin bilmediği, yöre kadınlarının avluda sohbet ederken yere çömelip ihtiyaçlarını giderdiği -ben hiç duymadım- , bağnaz, dini hissiyatın sömürüldüğü bir kasabada, bir kuytuya hapsedilmiş Meryem vardır. Hikayemiz böyle başlıyor. Meryem hapsedilmiştir çünkü çok büyük suç işlemiştir. En başta bir kız olarak dünyaya gelmiş, ardından tecavüze uğramıştır. Hem de amcası tarafından. Bundan daha büyük bir suç olabilir mi? Kasabanın fiili dini lideri amcası ve diğer aile büyükleri Meryem’ in geleceğini düşünürken, Meryem’ de bu
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Mutluluk bu kitabı yarım bırakmak benim için..
1/10
·%44 (173/392 syf.)·
Söz konusu yazarın daha önce Serenad ve Kardeşimin Hikayesi adlı kitaplarını okudum. Daha önce almış bulunduğum ve kesin yargıda bulunmamak için buna da başladım ve yaklaşık 100 sayfa sonunda bu işkenceye son veriyorum. Çünkü aynı şeylerin tekrar etmeye başladığını, birilerini eleştireyim derken saygı sınırının aşıldığını, sürekli alttan alttan koca bir medeniyetin değerlerinin ayaklar altına alınmaya çalışıldığını iliklerime kadar hissettim. Genel olarak okuduklarımdan şunları çıkardım: İçki içmek iyidir, medeniyettir, gelişmişlik göstergesidir. Toplumun alt orta kesimleri namaz kılan, muhafazakar insanlardır. Sevişmek, evli insanların sevgililerinin olması, kıskançlığın olmaması gelişmişlik göstergesidir. Arabesk müzik ortadoğu kaypaklığının bir göstergesidir, caz, tango gibi müzikler iyidir. Toplumumuzun inançlı kısmı yozlaşmış, gelişmemiş, cahil ve yobazdır. İmla kurallarına önem veren, genel kültürünün gelişmişliğini! her konuda gösteren, üstelik bu memleketin bir evladı olan yazar, üç ihlas bir fatiha kavramını "üç kulhuvallah bir elham" şeklinde ifade etmiş. Bu ve bunun türevi birçok söylem var yani. Özgürlük ve sanat, hiçbir medeniyeti, hiçbir toplumu aşağılamak, ötekileştirmek değildir bence. Sanat kisvesi altında buram buram nefretin koktuğu, birilerinin hor görüldüğü, alttan alta düşmanlık tohumlarının ekildiği satırları okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı ve türevlerini. Çünkü okumazsak göremeyiz, bilemeyiz, kimin ne olduğunu öğrenemeyiz. Keyifli okumalar.
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2025 87. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 00:00
Livaneli kimilerine göre çok iyi bir yazar, kimilerine göre de orta derece bir yazar. Kardeşimin Hikayesi ve Serenad ile birlikte toplumda popülerliği çok daha arttı. Ama bana göre en iyi ve en güzel romanı #k:1788. Mutluluk biraz da cesaret romanı. Dönemin şartlarını düşündüğümüzde öyle bir kitap yazmak kolay değil. Hem bireyi hem de toplumu çok iyi analiz etmiş. Filmi de fena değildi.
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Mutluluğu Ararken Kendini Bulmak...
Puan vermedi·392 syf.··
2025 161. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 20:45
Zülfü Livaneli ’nin Mutluluk romanı, üç farklı hayatın kesişiminde derin bir sorgulama yapıyor: Meryem, töre kurbanı olmaya zorlanan genç bir kadın… Cemal, kendi iç çatışmalarıyla boğuşan kuzen… Ve İrfan, yaşamın anlamını arayan bir profesör. Bu üç hikâye, Doğu ile Batı’nın, gelenek ile özgürlüğün, acı ile umudun çarpıcı bir şekilde yüzleşmesini anlatıyor. Zülfü Livaneli ’nin tarzı, hem şiirsel hem de toplumsal. Anadolu’nun kokusunu, İstanbul’un karmaşasını ve insan ruhunun derinliklerini ustalıkla sayfalara taşıyor. Biz okurları yalnızca bir hikâyeye değil; töre, kadın özgürlüğü, inanç, modernlik ve mutluluk kavramlarına dair büyük bir sorgulamaya davet ediyor. Okurken öfke, hüzün ve umut dalga dalga kalbe işliyor. Çünkü Mutluluk yalnızca Meryem’in hikâyesi değil; susturulmuş kadınların, sürüklenen hayatların ve kendini arayan ruhların ortak sesi. Ve sonunda şu soruyla baş başa kalıyorsunuz: Mutluluk, toplumun bize biçtiği rollerin içinde mi saklıdır, yoksa kendi özümüzde mi? Cevap sizde:)) Keyifli okumalar dilerim
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
10/10
·392 syf.··
2024 15. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2024 00:46
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici romanlardan biridir. Roman, üç karakterin travmalarına odaklanır: Cemal’in askerlik yıllarında yaşadıkları, Meryem’in tecavüz deneyimi ve profesörün çocukluk döneminde karşılaştığı yoksulluk ile mesleki kariyerindeki yetersizliklerin yarattığı psikolojik travmalar. Bunun yanında eser, feodal aile yapısını ve geleneksel törelerini okuyucuyu sıkmadan, adeta yaşatarak anlatmasıyla da dikkat çekmektedir. Sürükleyici kurgusu ve derin karakter analiziyle tereddüt etmeden önerilebilecek bir roman. Livaneli’ye teşekkürler.
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
İNSAN İNSANIN ZEHİRİNİ ALIR
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2010 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2010 00:00
Zülfü Livaneli'nin "Mutluluk" adlı eseri, kirli zihniyetlerin kurbanını hiçbir töre temizleyemez. Sözde tarikat şeyhi amcası tarafından tecavüze uğrayan ve töre gereği ortadan kaldırılması gereken Meryem'in Livaneli toplumun kronikleşmiş sorunlarını çok iyi işliyor kitaplarında, bu kitap insan doğası, toplumsal yapılar ve kişisel özgürlükler üzerine derinlemesine bir düşünce deneyidir. Roman, farklı kültürel ve dini geçmişlere sahip olan iki ailenin hikayesini anlatırken, aynı zamanda insanın içsel çatışmalarını ve toplumun birey üzerindeki etkilerini inceler. Kitap, farklı karakterlerin bakış açıları aracılığıyla okuyucuya çeşitli perspektifler sunar ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını ele alır. Livaneli, eserinde aşk, dostluk, ihanet ve affetme gibi evrensel temaları işlerken, aynı zamanda toplumsal adaletsizliklere ve sistematik zorbalığa da dikkat çeker. "Mutluluk", sadece Türkiye'deki toplumsal ve siyasi gerçekliklere değil, aynı zamanda insanın evrensel arayışlarına da dokunan etkileyici bir roman olarak kabul edilir. Livaneli'nin sürükleyici anlatımı ve karakterlerin derinlikli portreleri, okuyucuyu hikayenin içine çekerken, romanın sonu da düşündürücü ve etkileyicidir.
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 22. kitabı
Zülfü Livaneli eserlerini okurken kitabın akıcılığı daima beni sürüklemiştir. Bu kitapta da akışa kapılıp kitabı çok kısa sürede okudum. Okuyan bazı okuyucular yazarın halkı yerip dini kötülediğini söylemiş ama katılmıyorum sonuçta Selahattin karakteri dini inancı yüksek olup Cemal'in doğruyu görmesinde yardımcı oldu diye düşünüyorum. Profesör karakteri de halk dışında davranmasına rağmen halk ile yakınlaşmasından sonra biraz da olsa düzeldi. Bence kitapta her kesime yönelik eleştiriler vardı ama alenen şu ırkı, şu toplumu ve şu dini dünyanın en iğrenç şeyi gösterme durumu yoktu. Ben genel itibari ile kitabı sevdim ama sonu aceleyle bitirilmiş hissi verdi. Bunun yerine sonu uzatılıp profesörün, Meryem'in ve Cemal'in hakkında hikaye devam ettirilebilirdi. Dil anlaşılırdı ama çok detay bilgiler bazen bağlamdan çıkmama neden oldu. Konu tüyler ürperticiydi ve kitabı sürükleyici yapan en büyük etmende budur diye düşünüyorum.
Edebiyat
MutlulukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202143,6bin okunma
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 16:05
Meryem ;Van gölü kıyısındaki bir kasabada Allah'ın kendisini sevmesinden başka bir şey beklemeyen 17 yaşında saf zavallı bir kız. Şeyh amcasının tecavüzüne uğramış bir töre cinayetine kurban gitmek üzere. Tüm bu yaşadıklarına rağmen, hayatta kalma mücadelesi, cesareti anlatılıyor. Profesör; İstanbullu ve Aydın bir kişilik. Hayata karşı artık Umut beslemeyen, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış sahip olduğu her şeyi geride bırakarak, teknesiyle amaçsız bir Ege yolculuğuna çıkıyor. Cemal; Gabar dağlarında PKK peşinde koşmuş bir komando. Askerliğini bitirip eve döndüğünde ömrünün en zor göreviyle karşı karşıya kalıyor. Ailenin yüz karası amca kızını töre gereği öldürmesi gerekiyor. Bu zor görev Cemal'e veriliyor. . . Her biri bu mutluluğu arıyor. Kendilerinin,birbirlerinin ve ülkenin ruhunun derinliklerine doğru çalkantılı bir yolculuğa çıkıyorlar. Onlar zorlu bir sürece yelken açıyorlar. - - - - - - - - Okumanızı tavsiye ederim kitap severler. 🪻
Duygu ve Düşünce
MutlulukZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200843,6bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2021 53. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2021 00:57
Selam :) Baştan belirtiyim öyle güzel incelemeler görüyorum ki benimki sadece kitap hakkındaki yorumumdur. Yazarın daha önce Huzursuzluk, Serenad ve Son Ada romanlarını okumuş beğenmiştim. Oradan yola çıkarak bu kitabı da okumaya karar verdim. Ve arkada okunmayı bekleyen iki kitabı daha vardı.Kitap temelinde ensest sonucu oluşan tecavüz ve töre cinayetini konu ediniyor. Bu süreç başından sonuna kadar akıcı, güzel işlenmiş. Zaten Zülfü Livaneli 'nin kalemine laf etmek bize düşmez, yazar gerçekten güzel yazıyor.Ancak bu topraklarda yetişen bir vatan evladı olan yazarın kendi milletine karşı bu kadar acımasız olması, acımasız eleştiriler yapmasına derinden üzüldüm. O yüzden puan ya da beğeni olayına hiç girmedim. Serenad kitabında çok güzel bir aşk hikayesine yerleştirilmiş Yahudi mezalimi derinden işlenmiş, etkilenmiş yeri geldi bazı sayfalarda göz yaşı dökmüştüm.Huzursuzluk kitabında Ezidileri anlamaya çalıştık, üzüldük. Ama bu kitapta tamamen anladım ki yazarın bir algı yaratma çabası var. Yazar her milleti, başına gelen her türlü felaketi gerçekten çok güzel anlıyor, işliyor. Ama üç tarafı denizlerle dört tarafı kalleşlerle çevrili olan, Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış kendi vatanını ve insanını anlamakta çaresiz kalıyor. Kitapta Türk ordusunun PKK ile mücadelesinde atfedilen cümleler ve suçlamalar akıl alır gibi değildi. Ermenilerin yurttan gönderilmesine o kadar üzülüyor ki yazar, sanki durup dururken Tehcir Kanunu çıkarılmak zorunda kalınmış. Şu konuya katılıyorum mutlaka çok iyi insanlar vardı aralarında ama kangrene dönüşmüş hal de görülmeyecek gibi değildi. Mutlaka hatalar olmuş, yanlışlar yapılmıştır. İki tarafın da hatalarına yer verilebilir, karar okuyucunun vicdanına bırakılabilirdi. Ayrıca muhafazakar kesimdeki büyük çoğunluğun yalancı, sahtekar,
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."