·
Okunma
·
Beğeni
·
21.155
Gösterim
Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
975- 14- 0900- 4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Günümüz Türkiye’sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle tanışıyoruz. Van gölü kıyısında, tecavüze uğramış olan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin ‘izbe’ denilen ambarına kilitlenmiş durumda yazgısını düşünmektedir… İstanbul’un tanınmış profesörlerinden Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz’a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır. Cemal ise gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır.

Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.

Mutluluk hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul’u ve Ege’siyle bugünkü Türkiye’nin tanıdığı, hem de anlattığı kişilerin psikolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt. Meryem’i, İrfan’ı ve Cemal’i hiçbir zaman unutamayacaksınız.
Son dönemin popüler yazarı Zülfü Livaneli' ye büyük bir hayranlık var. Müzisyen olarak ben de kendisini beğenirim, severek dinlerim ama yazarlık konusunda iyi olmadığını düşünüyorum. İlk defa lisede Son Ada kitabını okumuştum ve hayatımda okuduğum en kötü kitaplar listesindedir. Kendisinin de pohpohlanmış yazarlardan olduğunu düşünüyorum. Sürekli bir sosyal mesaj verme çabası, eleştiri yapma çırpınışları (eleştirdiklerini yapmasa bari) çok sırıtıyor kitaplarında. Bu zorlama da doğal olarak samimi gelmiyor, sıkıyor insanı.

Bu kitabında doğuda yaşayan bir kızın kendisine tecavüz edilmesinden sonra onu infaz etme görevi verilen kuzeniyle yaşadıkları anlatılmış. Basit ve klasik bir töre hikayesi. Bunun gibi onlarca dizi, film vardır muhakkak. Aile içindeki ensest lişkilere, din kılıfıyla insanları sömüren şeyhlere bayağı taş atmış (ki sadece bu kısımda kendisine katılıyorum). Marques De Sade ' yi okuyan arkadaşlar sürekli din adamlarına, papazlara, rahiplere giydirdiğini bilir. Livaneli de hedef tahtasına şeyhleri koymuş.

Türk sineması izliyormuş gibi hissettim kitabı okurken. Bu kitabınla da sevdiğim, beğendiğim yazarlar arasına girmeyi başaramadın yine Livaneli...
İtiraf edeyim kitabı okumadım okuyamadım. Önce filmini izleme gafletinde bulunduğum için kitaba adapte olamamıştım. Dün tekrar elime aldım kitabı ama yine atlaya atlaya okudum işte. Zaten film tüm senaryolarıyla aklımda kalmış. Tabi ki filmle kitap bir olmuyor. Önce kitabını okuyup sonra filmini izlediğim eserler hakkındaki düşüncemse filmde yüzeysel olarak hikayeyi seyrediyorsunuz ancak kitapta resmen içine giriyorsunuz. Bu yüzden kitabın içine giremedim. Bir daha asla yapmam böyle bir şeyi.
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.048 Oy)11.847 beğeni29.712 okunma1.695 alıntı155.382 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.282 Oy)9.275 beğeni27.685 okunma2.949 alıntı122.126 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.177 Oy)14.000 beğeni36.292 okunma3.812 alıntı154.262 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.957 Oy)9.490 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.631 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (5.047 Oy)5.605 beğeni16.925 okunma1.009 alıntı79.811 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.072 Oy)5.737 beğeni19.159 okunma973 alıntı95.855 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.966 Oy)9.237 beğeni30.325 okunma918 alıntı147.064 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.401 Oy)7.124 beğeni20.941 okunma798 alıntı117.404 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.766 Oy)8.234 beğeni22.389 okunma4.704 alıntı137.533 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.778 Oy)9.740 beğeni27.346 okunma2.013 alıntı126.581 gösterim
Bazen hayatımızda öyle anlar olur ya kendimizi özgür hissetmeyiz. Yaşamımızı beğenmeyiz , bazen deriz keşke çok param olsa. İşte bu anların aciz bir durum olduğunu gösteren bir kitap düşünün bu kitap tam anlamıyla o. Kitap Türk profilini ortaya koymaya çalışmış , aydın bir profesör , dağda zor bir askerlik geçirmiş milli duyguları kabarık bir erkek. Ve uğradığı tecavüzde bile haksız görünen bir kadın!

Kitap bize doğu - batı çatışmasını bir nebze yaşatmaya çalışmış. Ana krakterimiz Meryem kendi doğarken annesi ölüyor babası başka bir kadınla evleniyor aciz bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Meryemin babası amcası karşısında silik birisi evde amcanın sözü geçiyor. Amca karşımıza şeyh olarak çıkıyor bir nevi şeyh ve hocaları taşlama var kitapta. Meryem amcası tarafından tecavüze uğruyor ve meryemi öldürme görevi amcasının oğlu cemale kalıyor ve hikaye böyle başlıyor.

Kitapta dönemin siyasi olayları karşımıza çıkıyor Türk - Kürt çatışmaları askerin çatıştığı pkk. Siyasal islamcılar , milliyetçiler. Üniversitedeki baş örtü sorunu ve daha fazlası.

Kitapta çok gönderme var siyasal islamcılara şeyhlere tarikatlara ve en önemlisi “ TÖRE”ye.
Ben beğenerek okudum kitabı tavsiye ederim.
Kitabı okumadan önce filmini de oldukça derin bir üzüntü duyarak izlemiştim.Ne yazık ki günümüzde böyle acı olaylara neden olunacak durumlar yaşanabiliyor.Kitapta baş kahramanlar Meryem,Cemal,İrfan.Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.Zülfü Livaneliyi sanatçı olarakta beğeniyordum ama yazarlığını da oldukça başarılı buldum.
İbn Haldun'un "Coğrafya kaderdir" sözü bu kitapla bir kez daha anlam buldu bende.

Kitap, yaşanmış gerçek bir hikayedir ibaresine yer vermiyor ama siz töre cinayetlerinin, gelenek ve göreneklerin hayli yoğun yaşandığı coğrafyada bu hikaye gibi nicelerinin yaşandığını bildiğinizden içiniz acıyarak okuyorsunuz.

Kahramanlarımızdan Meryem, annesiz kaldıktan sonra sözü çok geçerli olmayan babası tekrar evlenmiş, aile yönetimi Şeyh olan amcada sözü kanun gibi kimse onun dediğinin dışına çıkamıyor, Cemal Şeyh amcanın oğlu Şırnak'ta asker, terör ile mücadele ederek sağ salim evine dönmeyi başaran bir kahraman ama kahramanlığı sadece köy sınırları içinde geçerli, Profesör İrfan Kurudal, eşinin zenginliği, lüks yaşantısını sorgulamaya başlıyor bu hayatta neler yapabildiğini kendisi ölüp gittiğinde ne bırakmış olacağını... ve görüyor ki kendisine yeni bir hayat kurması gerek belki de o çok istediği kitabını yazma zamanı gelmiştir. Kendini zamanın ve yolun akışına bırakarak başka bir hayata açıyor.

Spoiler olmasın diye çok fazla hikayenin içine girmek istemiyorum o yüzden yorumumu burada sonlandırmam gerekiyor fakat şu kadarını söylemek istiyorum Cemal ile Meryem'in yolu Profesör ile kesiştikten sonra olay örgüsü çok daha güzel ilerliyor.

ve aslında Mutluluk, temiz bembeyaz bir elbise giymek kadar ulaşılabilir, huzur bir teknede rüzgara kendini bırakmak kadar mümkün ve hayat sizi bilmediğiniz yerlere sürükleyecek kadar uçsuz bucaksız...

İyi okumalar...
Mükemmel bir kitap.Hikayesi tam da bizi anlatıyor.Ülkenin uğraştığı terör,tecavüz ve gelir eşitsizliğini yazar çok güzel ortaya koymuş.Kitap daha ilk cümleden sizi içine alıyor.Yazar öyle akıcı bir dil kullanmış ki kitap sayfaları kayıp gidiyor.Betimlemeler sıkmıyor.Olay örgüsü bir biri içerisinde uyumlu ve bağlantılı.Karakterler oldukça orjinal ve konuyu tamamlayan hakkını veren tipler.İlerleyen zaman da bir kere daha okumayı düşünüyorum.Kitaba dair tek eleştirim sonu olacak çünkü;kitabın sonu biraz aceleye gelmiş gibi yazar direk konuyu kesti.İlerleyen zamanda ne olacağı konusunda soru işaretleri kalıyor.Belki yazar ikinci bir kitabı çıkarırsa orada soru işaretlerimizi giderebilir.Ayrıca kitabı okuduktan sonra filmi olduğunu öğrendim.Meryem karekterini Özgü Namal oynuyormuş.Çok güzel bir kitap gerçekten okumanızı tavsiye ederim.
--Birazcık spoiler içerir--

Livaneli'nin okuduğum ilk romanı Mutluluk (Ne yalan söyleyeyim bunu yazınca yanaklarım kızardı.Livaneli'nin kalemiyle bu kadar geç tanışmak benim için utanç verici bir durum.) benim de memleketim olan Van'ın küçük bir köyünde kendi amcası tarafından tecavüze uğrayan Meryem'in töreye göre öldürülmekle suçlanmasıyla başlar.

Yazar Türk toplumunun başta Doğu olmak üzere yurdun genelinde kadına, İslam'a ve modern yaşama bakış açısının tabosunu çizerken doğu-batı tezatlığı; sosyal, ekonomi ve siyasi alanda yaşanan aksaklıkları özellikle Profesör İrfan Kurudal ve Büyükelçi üzerinden anlatmıştır. Bu iki aydın karakter fikir olarak örnek alınabilir. Öte yandan yeğenine cinsel istismarda bulanan yobaz amcasının bir de ahlak bekçiliği yaptığı satırlarda eminim siz de benim gibi okkalı bir küfür savuracaksınız.

Kitabın en can alıcı bölümü:
Profesörün Meryem'e yüzme öğretmek istediği bölümde Meryem'in denizden çıkarken üşüdüğünü görünce ona sarılma ihtiyacı - aklında cinsellik geçmeden- duyduğu zaman onu kollarıyla kavramaya çalıştığında bu olay Meryem'in başına gelen felaketi tetiklerken içim burkulduğunda bu sahnenin kitabın en trajik kısmı olduğuna karar verdim. Ayrıca profesörün içtenlikle ve bir baba gibi Meryem'e yakınlaşması bana Şevket Çoruh'un kaleminden dökülen "insan olan ezilenin yanında olur" sözünü bir kez daha hatırlattı.

Kitabın basımından beş yıl sonra yani 2007 yılında Özgü Namal'ın Meryem karakteriyle başrolünde oynadığı ve adını romanından alan Mutluluk sinemaya uyarlanmıştır.
Spoiler İçerir
Merhaba Zülfü Livaneli’nin romanda ustalığa geçiş eserlerinden olan Mutluluk ülkemizin ve kadınların sorunlarına değinen bir eserdir.Okuduğumda beni çok etkileyen bir eser oldu.Yazarın özellikle Meryem ve Cemal tasvirleri çok iyiydi.Konu olarak ise Van Gölüne yakın bir yerde 17 yaşında Meryem’in amcası Şeyh tarafından tecavüze uğraması ve İstanbul’a gitmesiyle başlar.Karakter olarak Meryem ve Şeyh haricinde Cemal ve Prof Dr.İrfan Kurudal yer almaktadır.Cemal askerden geldikten sonra çok zor bir görev onu beklemektedir töreye göre amcasının kızını öldürmesi istenmektedir.Hepsinin hayatta bit mutluluğu ve umudu vardır.Kimse hayatından memnun değildir herkeste derin bir huzursuzluk içinde yaşamaya çalışıyor.İnsanlar hayatın farklı farklı konulardan önüne çıkardığı engellerden kurtulabilmek için kıyıdan sarkan dalları tutarak hayata tutunmaya çalışıyor.Meryem,İrfan ve Cemal’in hepsi ülkemizin birer fotoğraflarından.Üç karakterin çıktığı yolculuklar ve zorluklara karşı nasıl mücadele ettiklerinin öykünü dinlemek istiyorsanız kesinle okumalısınız.
"mutluluk nerede ve nasıl karşınıza çıkar?" sorusuna cevap bulacağınız, sevginin ve mutluluğun tonlarını göreceğiniz harika bir roman. okurken ana karakterler kadar yan karakterleride dikkatle inceleyin. onlarda çeşit çeşit mutluluk peşinde...sanki devamı gelmesi gereken bir kitap gibi geldi bana. ben meryem'in cemalin ve ilhami doktorun yolları ayrıldıktan sonra bile neler yaşadığını merak ettim. iyi okumalar...
Yeni bir Zülfü Livaneli eserinin sonuna geldim. Yazarın kitaplarındaki akıcı diline hayranım. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu eseri de okumaya değer.
Anadolu kadını ile şehirde yaşayan kadınları karşılaştırılmış, Meryem önce hiç özgürlük nedir bilmezken kitap sonunda bambaşka bir Meryem olarak karşımıza çıkıyor. Birbirinden farklı üç karakterin hayatlarını aynı yol üzerinde kesiştiriyor. Pişman olunacak bir kitap değil. Okumanızı tavsiye ederim.
Yine Livaneli yine muhteşem bir eser. Kitapta 3 ana karakter var: Meryem, Cemal ve İrfan Kurudal. Üçünün de ayrı hikayeleri ayrı hayatları var. Kitabın gidişatı Meryem'e amcasının tecavüzü ile başlıyor ve bir şekilde Cemal ve Meryem'in İrfan Kurudal ile yolları kesişiyor ve bir nevi hayatlarının akışı değişiyor. Fazla spoiler vermiyorum ki okumak isteyenleriniz olursa okurken daha çok keyif alın :) Ayrıca belli ki Livaneli kitabı yazmadan önce baya araştırma yapmış, düşünmüş. Kurgusu, verdiği mesajlar falan gerçekten çok güzel...
Zülfü Livaneli takip ettiğim bir yazar. Fakat bugüne kadar hiçbir kitabını okumamıştım. Okuma etkinliğimiz vasıtasıyla başladığım kitabın filmini izlememiş olmanın mutluluğuyla okudum kitabı. Kadına yapılan şeyleri pek kaldırabilen bir insan olmadığımdan kitabın başlarında ruhum daraldı, darlandım. Kızdım ve çok üzüldüm. Fakat yazıldığı zamandan bugün hala yaşanan sorunları açık bir dille anlattığı için tebrik ediyorum. Gayet açık bir dille yaşayışımızda ve ülkemizde yaşanan tüm sorunları, din adı altında yapılan tacirliği, namus kavramı adı altında işlenen birçok namussuzluğu çok güzel anlatmış .Yazarı olumsuz eleştiren çok insan var. Tabi ki bu oldukça olağan bir durum. Fakat ben görmekten kaçındığımız, saklandığımız ve üzerine bekçilik yaptığımız sözde konuları açık açık eleştirdiği için kitaba hayran kaldım.

Kitabı okurken yaşadığım bir durumu da incelemeye yazmakta sakınca görmüyorum. Kitabı okuduğum sıralarda evimize misafirler geldi. Ev arkadaşlarımın uzaktan akrabası olan bu misafirlerimizden birisi kitabı elinin ucuyla tutup 'bunu kim okuyor' dedi. 'Ben' dedim. O akşam tanıştığımız ve aramızda henüz resmiyet olduğumdan kaynaklı bocalayarak 'yani garip bir adam, okunacak biri değil, değişik fikre sahip bu ülkede gereksiz' şeklinde bir yorum yaptı. Ev arkadaşlarım konuya atlayarak. 'Zaten bu da garip, değişik bir arkadaş takma' dediler. (Çevremde biraz değişik olarak adlandırıldığım durumlar vardır.) 'Değişiklikten değil, her yazarı okuyabilirim, beğendiysem her şarkıyı dinlerim. Yeter ki merak edeyim her filmi vs. izleyebilirim.'' dedim. Şahsi düşüncem bu. Bir şeylerin hakkında bilgi sahibi olmam gerektiğinde bunu birinci elden yaparım. Yani bir konu hakkında bilgi sahibi olmak için önce okumak, araştırmak ve öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Karşıt ya da taraftar olmak için bilmek gerek. Bilmeden eleştiremezsin. Yazara dair günümüzde bir takım görüşler olabilir. Fakat bu okumamı engellemiyor. Ben hayatta kendi düşüncesi olan ve bunları tartabilen biri olduğuma inanıyorum. Öyle her okuduğum, her duyduğum şeye göre düşünce benimsemiyorum yani. Ayrıca yazarı eleştirip kitaba hiç başlamasam ne kazanacaktım? Ama kitabı okuyarak kazandığım çok şey oldu. (Kitabın incelemesinden dışarı çıkmadan konumuza geri döneyim.)

Kitap oldukça hoşuma gitti. Ve bence yaşanan problemleri çok güzel özetlemiş. Fakat filmi önceden izleyenler her kitapta olacağı gibi zevk almayabilir. Kitabı okumadığım için filmini izlememiştim. Fakat afişini gördüğüm için kitabı okurken karakterlerin yüzünü kendim hayal edemedim, zaten varlardı kafamda. Tavsiye edebileceğim kitaplar arasında yerini almayı başaran bir kitap oldu. Okuduğum ilk Livaneli kitabı olduğundan, yazarın diğer kitaplarına da referans oldu benim için.
"Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer.Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık."
"Ayyıldızlı bayrağa sarılı tabutla memlekete gitmek, bu dağlarda ölüm beklemekten yeğdir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
975- 14- 0900- 4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Günümüz Türkiye’sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle tanışıyoruz. Van gölü kıyısında, tecavüze uğramış olan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin ‘izbe’ denilen ambarına kilitlenmiş durumda yazgısını düşünmektedir… İstanbul’un tanınmış profesörlerinden Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz’a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır. Cemal ise gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır.

Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.

Mutluluk hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul’u ve Ege’siyle bugünkü Türkiye’nin tanıdığı, hem de anlattığı kişilerin psikolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt. Meryem’i, İrfan’ı ve Cemal’i hiçbir zaman unutamayacaksınız.

Kitabı okuyanlar 4.819 okur

  • Kübra Çalışkan
  • Duygu Keklik
  • zilan vurgun
  • Tolga Türkoğlu
  • Büşra Gürbüzer
  • Yuksel Sahin
  • hamide eren
  • Gizem Kuş
  • Ayşegül Taboru
  • Seher Çakır

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.9 (10)
9
%0.5 (6)
8
%0.5 (6)
7
%0.4 (5)
6
%0
5
%0.2 (2)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları