·
Okunma
·
Beğeni
·
976
Gösterim
Adı:
Osman
Baskı tarihi:
1 Eylül 2020
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750745522
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, gün gün, adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın, Osman’ın hikâyesi bu roman.

Pahalı markaların, lüks yaşamın gösterişine dalıp bir kültürün, bir sınıfın yok oluşunu, kendileri de o kültürle birlikte yok olmalarına rağmen fark edemeyen bir kuşağın çarpıcı hayatını anlatıyor Ayfer Tunç.

Müzik stüdyolarından, araba galerilerinden, marinalardan geçip kapak kızlarının sert gerçekliğine çarpan… bir hafriyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpan bir hikâye.

Osman, uzun bir döneme yayılan eşsiz kurgusuyla edebiyatımızın en görkemli eserlerinden biri olmaya aday.

Kapak Kızı’nı ve Yeşil Peri Gecesi’ni dinledik.

Şimdi söz sırası Osman’da…

Bugün ayın kaçı, günlerden ne, berbat pansiyonların berbat odalarında çile doldurduğum kaçıncı gün, bilmiyorum. Zaman bir yerde koptu gitti, geceyle gündüzü ayırt etmem bile zaman alıyor artık, zaten bir önemi de yok. Beş parasızım, perişan haldeyim. Yarın ne yapacağım, nasıl sürecek bu yaşam, bilmiyorum. Allah’ım ben bu hale nasıl geldim? Düştüğüm bu halin sorumlusu kim?
504 syf.
Ayfer Tunç, “Anlatmak yeniden yaşamak demek.” dedirtiyor, romanın sonlarına doğru Osman’a. Aslına bakarsanız Tunç da, anlatarak yeniden yaşatıyor. Çünkü son romanı Osman, bir üçlemenin –belki de şimdilik- son romanı.

İlkini 1990’ların başlarında yazmıştı: Kapak Kızı. O roman karlı bir kış günü Ankara’dan İstanbul’a giden bir trenin üç yolcusu üzerine kuruluydu. Romana adını veren kapak kızı ise eserde çok az yer bulabilmişti kendisine.

Aradan on beş yıldan fazla bir süre geçtikten sonra Ayfer Tunç, o kapak kızını tozlu rafların, sisli hayallerin arasında buldu ve Şebnem, Yeşil Peri Gecesi’yle arzı endam eyledi. Güzelliğin başa bela olup olmadığını, modern hayatı, çocukluğu ve aile dramlarını ihtiva eden şahane bir anlatıydı.

Ardından Dünya Ağrısı ve Aşıklar Delidir girdi hayatımıza. Farklı iki roman. Ama sonra bir gün, Ayfer Tunç’un son romanı Osman’ı gördük tanıtımlarda. Benim gibi Tunç hayranı okurlar için müjdeli bir haberdi bu. İlk başta Osman’ı idrak edemedim, onun Şebnem’in kocası olduğunu anlayamadım. Sonrasında oturdu taşlar yerine.

Evet, Osman bir üçlemenin son kitabı. Ancak endişe etmeyin, çünkü bu üç roman birbiriyle bağlantılı olsa dahi bağımsız olarak da okunabilir. Zaten özellikle ikiyi okursanız üçü, üçü okursanız da ikiyi merak edip, hemen alacaksınız bence. Mesela ben Osman’ı bitirmemin hemen ardından kütüphaneme koşup, Yeşil Peri Gecesi’nin bilhassa son bölümlerini tekrar okudum.

Osman, her şeyden önce çok başarılı bir anlatı. Ayfer Tunç, çok başarılı bir anlatıcı çünkü. Onun kelimeleri, onun üslubu bambaşka. Osman, Nişantaşı’nda doğup büyümüş, profesör bir babanın iki evladından biridir. İyi eğitim almış, hep varlık içinde yaşamış, yakışıklı, yetenekli bir adamdır. Ancak o kadar değildir çünkü aynı zamanda hedefsiz, ömrünce hiç çalışmamış ve dahası berbat bir çocukluk, ilk gençlik geçirmiştir. Gerçekler görünenden farklıdır.

Tunç’un eserlerinde kahramanların çocuklukları onların kaderlerini çizen en önemli unsurlardan biridir. Nitekim bu Şebnem için de öyleydi, Osman için de öyle.

Romanı okurken, acaba Yeşil Peri Gecesi’ni okumamış olsaydım beni nasıl etkilerdi diye de çokça düşündüm. Sonuçta oradaki esas konuyu biliyordum, lakin Osman’daki kahramanların neredeyse hiç biri bilmiyordu. Vardığım sonuç şu oldu, Osman’ı büyük bir beğeni ve merakla okur, ardından ne yapar eder, Yeşil Peri Gecesi’ni de okurdum. Hatta Kapak Kızı’nı da…

Osman bir tezli roman değil. Mesaj verme kaygısı yok. Osman karakteri biraz da Masumiyet Müzesi’nin Kemal Basmacı’sını andırıyor. Osman, bir hayatı anlatıyor, insanı… Zaten Tunç bir röportajında, “Doğacı bir insan olmadım ben, şehir insanıyım. Doğada bir haftadan fazla bulunmaktan hoşlanmıyorum. Beni asıl ilgilendiren şey insan hikayesi. Doğanın hikayesi yok, döngüsü var, büyüleyici bir döngü ama o kadar, beni fazla sarmıyor. Şehirde önümden her dakika bir hikaye geçiyor.” demişti. Evet, o herhangi bir insanı alıp, öyle bir tahkiye ediyor ki, şaşıp kalıyorsunuz.

Osman’da iki tekniği bir arada kullandığını görüyoruz. Buna göre, Osman hakkında araştırma yapan anlatıcı, bir yandan röportajlar yaparak onun hayatına giren kişileri konuşturuyor. Öte yandan bir sahafta bulduğu Osman’ın günlüğünü de kronolojiye uygun olarak okuyor ve bütün bir hikayeyi bize anlatıyor.

Nihayetinde Osman, arabesk hayatları hiç de arabesk olmayacak bir biçimde yazabilen Ayfer Tunç’un tipik bir romanı, çok başarılı. Her zamanki gibi insanı sarsan aforizmalarla dolu.

“Üniversitedeyken, çok kitap, çok şiir okuduğum yıllarda. O güzel, kaygısız, umut dolu yıllarda. O zamanlar gelecek parlak bir elma şekeriydi benim için, meğer zehirliymiş.”

Sanki ben yazmışım gibi…

Ah be Osman! Sana üzülsem mi kızsam mı, bilemedim.
504 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitapları incelerken söze nereden başlayacağınızı bilemezsiniz. Ayfer Tunç'un son gözbebeği "Osman" işte bu kitaplardan biri ve ben böylesine kaliteli bir eseri ilk okuyanlardan olmanın haklı gururunu yaşıyorum şu anda.

Öncelikle size kitabın çıkış noktasından bahsetmek isterim. Osman, aslında bir üçlemenin son kitabı. İlk kitap olan Kapak Kızı'nda, travmatik bir çocukluk geçiren Şebnem'in ilk gençlik yıllarında attığı yanlış adımları bir tren yolculuğunda yakınlarının bakış açısıyla görüyoruz. İkinci kitap Yeşil Peri Gecesi; ki pek çoğunuz bilirsiniz sık sık önerdiğim kitaplardan biridir. Bu defa olaylara Şebnem'in cephesinden bakıyoruz. Kötü insanlar neden kötü olur? Altta yatan nedenler, yaşadığı travmalar, yetiştirilme tarzı... Ya da kötülük nedir esasen? Önyargıları paramparça edecek türden bir başyapıttı bence Yeşil Peri Gecesi.

Şimdi ise söz Osman'da. Oldukça varlıklı bir aileden gelen; güzelliğe, zevke, eğlenceye düşkün, kötü geçmiş bir çocukluk ve gençliğe sahip olduğu halde sefahat içinde yaşama arzusundan asla vazgeçmeyen, yarınını düşünmek aklının ucundan bile geçmeyen, Şebnem'in eşi Osman'da konuşma sırası. Onun hayatının miladıdır Şebnem; Şebnem'den önce ve Şebnem'den sonra diye ikiye ayrılır. Bu kitapta hem Osman'ın günlüklerini okuyoruz, hem de onu tanıyan insanların gözünden Osman'ın yaşamını mercek altına alıyoruz. Bunun yanı sıra, 90'lardan günümüze İstanbul'un değişimine, gelişimine, kıyıda köşede kalmış zavallı hayatlara ve insan ilişkilerinin akıl almaz ve çetrefil hallerine tanık oluyoruz.

Ne diyebilirim ki? Benim Ayfer Tunç sevgimi hepiniz bikiyorsunuz artık; fatura yazsa okurum. :) Bu üçlemeyi de mutlaka sırasıyla okuyun isterim, esas edebî doyumu o şekilde daha iyi alacaksınız. Sevgiler...
504 syf.
·53 günde·Puan vermedi
Ayfer Tunç en sevdiğim yazarlardan biridir ve bu son kitabını da sindire sindire okudum gerçekten.
Nişantaşı nda doğmuş büyümüş bir Osmannn
Babası Necmi Bey bir profesör ve çocuklarına eşine hayatı zindan eden bir baba.Varlık içinde bir hayattan adım adım bir çöküş hikayesi
Bir kamyonun çarpması ile biten bir Osman ın hikayesi
“Korkuyla sakatlanmış bir adam olduğumu anladım.Doğduğum andan beri beni korku büyütmüş,korku şekillendirmiş.Şebnem’le bizi korku bitirdi,felaketimizi korku hazırladı, benim korkularım.Bunu bir anda bütün açıklığıyla görmek yaşamıma tanı koymamı sağladı.Aynı anda da korkularımın sonuna geldiğimi,ömrümün bu son çağında korkacak bir şey olmadığını anladım,rahatladım.Bu kez de Turgut Uyar’ı andım ,Geyikli Gece’yi.”Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta/Herşey naylondandı o kadar “
504 syf.
"Her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, gün gün, adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın, Osman'ın hikayesi bu roman."
Ayfer Tunç bu kitabında bizi Osman'ın hayatının derinliklerine götürüyor ve bize Osman'ın bütün hayatının gerçekliğini büyük bir ustalık ve akıcı bir dille yansıtıyor. Öyle ki bir noktada almış karşınıza derdini tasasını dinliyor yeri geldiğinde de mutluluğuna sevinmeye başlıyorsunuz işte öyle bir gerçeklik bu. Kitap hem Osman'ın tuttuğu günlük niteliğindeki defterlerden hem de onu tanıyan insanlarla yapılan röportajlarından oluşuyor. Bütün bunların yanında verilen detaylarla 90'ların İstanbul'una, insanlarına ve değişimine de tanık oluyorsunuz. Ayfer Tunç sevgimin katlanmasına sebep olan bu kitap da tadılması gerektiğine inandığım kaliteli bir kitap oldu benim için.
Son satırlara geldiğimde de şu satırlarla sessiz sedasız, ince bir sızıyla baş başa bırakıyor okurunu;
"Dağlarca 'Korkuyorum yaşamaktan ki çok güzel.' derken çok yanılmış. Güzel değil yaşamak. Ya da güzeldi bir zamanlar."
504 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
"Kapak Kızı" "Yeşil Peri Gecesi" ve "Osman"
Ayfer Tunç'un yine güzel bi romanını su içer gibi okuyup bitiriverdim.

Osman'ın hikayesi burada bitiyor (spoiler olduğunu biliyorum ama roman zaten oradan başlıyor) Osman'ın günlükleri ve arkadaş çevresi üzerinden yürüyen romanın sonu hala açık. Devamının geleceğini düşünüyorum.

Bu roman, önceki romanların devamı şeklinde olduğu için diğerlerini henüz okumayanlara önerim mutlaka bulup okumalarıdır. Gerçi bağımsız tek bir roman olarak okunduğunda da çok anlaşılmaz olmayacaktır ama yine de bir üçleme olduğu için okunmasında fayda görüyorum.

Osman'ın hüzünlü hikayesini okurken aynı zamanda İstanbul'un çeşitli mekanlarını da ziyaret edecek ve güzel bir İstanbul romanı okuyacaksınız.

Ayfer Tunç her yazdığıyla tavsiye listemin başında olmaya devam edecektir.
504 syf.
·10/10
Kapak kızı, Yeşil Peri Gecesi ardından gelen müthiş bir kitap Osman'ın gelişiyle harika bir üçleme diyebilirim. Bir seri olarak düşünmeyin üçü de ayrı ayrı okunabilir fakat benim önerim sırasıyla okumanız.

Osman hakkında çok şey söyleyebilirim fakat Ayfer Tunç öyle bir yazmış ki, ne söylesem az kalır diyorsunuz. Yani neye değineyim bilemedim. Tek bildiğim Osman'a çok kızgın olduğum. Osman'ın her adımında ya şunu şöyle yapsana diye çok söylendim içimden. Yarınını düşünmeyen bir insanın bir ömrünü okumakla meşgul oldum bir süre. Diyeceğim şu: Ayfer Tunç sevgim, bu kitapla birlikte sonsuz oldu. Beni bu kadar büyüleyen bir yazar şu an kötü bir kitap yazsa da çok fazla eleştirmem hatta sırf Ayfer Tunç yazdı diye okurum diye düşünüyorum.
Mutlaka okuyun derim.
504 syf.
·4 günde·9/10
Ayfer Tunç çok sevdiğim yazarlardan. Kalemi ve kurgusu gerçekten çok güçlü. Osman, bir üçlemenin şimdilik son romanı. İlki kapak kızı, karlı bir kış günü Ankara’dan İstanbul’a giden bir trende geçiyor. İkincisi Yeşil peri gecesi, Şebnem’in hikayesini tam olarak o kitapta yaşıyoruz. Şimdi de Osman.. Yeşil peri gecesini bitirdikten sonra Osman’dan nefret ediyordum( hala ediyor olabilirim) onu anlamıyordum. Üçlemenin son kitabında yani Osman’da yaşanan tüm olaylar için söz sırası Osman’a geliyor. Osman bir profesörün Nişantaşı’nda doğup büyüyen iki oğlundan büyük olanı. İyi eğitim almış, varlık içinde büyümüş, yakışıklı biri. Ancak ömrünce hiç çalışmamış hep hazır yemiş ve tam olarak bir hedefi olmayan biri. Çocukluğu, ilk gençliği de oldukça kötü geçmiş ve tüm bunlar onu fazlasıyla etkilemiş.
Ayfer Tunç öyle bir üçleme yazmış ki birbirinden bağımsız okuyabilirsiniz ancak hangisininden başlarsanız başlayın diğerlerini de merak edip okuyacağınızdan hiç şüphem yok :)
504 syf.
·Beğendi·9/10
#ayfertunç #osman
.
.
En hayran olduğum Türk kadın yazarlarındandır kendileri Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi kitaplarından sonra sıra Osman’da. Aslında bir üçleme ama diğer iki kitabı da bu kitaptan sonra okusanız anlam bütünlüğü bozulmaz. Osman’ın hikayesi de diğer iki kitap gibi müthiş. Üstelik bu sefer çok farklı anlatılıyor. Konu Osman’ın ölümüyle başlıyor ve röportajlar şeklinde devam ediyor. Olayın görgü tanıkları ve Osman’ın tanıdıklarıyla yapılan konuşmalarla kurgulanmış bir roman. Oldukça akıcı,üstelik kişilerin ağzından aktarıldığı için de tam hayata dokunur gibi. Osman’ın aslında nasıl donanımlı biri olduğunu ,nasıl hayata tutunamadığını ,sonradan görme değil ,doğuştan gelen zenginliği ne uğruna yok ettiğini görüyoruz, okuyoruz.
.
.
Babamın hastalığı nedeniyle çok yavaş okudum ama oldukça güzel bir kitap. Çok çok fazla tavsiye ederim. Ba-yıl-dım... Hatta keşşşşke imzalı kitabı olsa bende dedim,çok seviyorum bu kadını
.
.
#okuyun #okutun #kitaplariyikivar #okuyandoktor #okuyananne #okudumbitti #kitap #kitapincelemesi #kitapönerisi #roman #bookstagram
504 syf.
·3 günde·8/10
Yazar kitapta hayatta bir başarıya sahip olamamış bir adamın yüksekten nasıl dibe vurduğunu röportaj havasında kaleme almış. Çok hoş bir anlatım tarzı oluşturmuş. Ben beğenerek okudum. Kesinlikle tavsiye ederim.
504 syf.
·8/10
Serinin son kitabı! Osmanı bir çok insanın gözünden tanımaya çalışıyorsunuz birde kendi gözünden.Aynı zamanda babasından nefret eden bir adamın giderek babasına benzemesine de şahit oluyorsunuz!
504 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10
Aslında çok garip biliyor musunuz?
İnsan gençlik arkadaşlarıyla bağları hiç kopmayacak, ölene kadar sürecek sanıyor. Ama hayat işte.. Koptuk.. dağıldık.. herkes bir tarafa gitti. Acıklı be.. valla.. çok acıklı..

#Osman #AyferTunç

Thomas Mann Buddenbrook's ya da Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları.. Osman'ı öyküsü 1990'ları odağa alan bir aile öyküsü. Araba ve motorsiklet markaları, partileri, ilişkileri ile o zamana kayıyorsunuz. Bu satırları kitabın 164. sayfasında yazıyorum. İlerledikçe ekleyeceğim. Bir de bir kaza var ortada, intahar mi bilinmez.

Ayfer Tunç her zamanki gibi sizi kalemiyle esir alıyor. Yine sıra dışı bir roman..

Bir yudum kahve.. okumaya devam..
504 syf.
·10/10
Osman’ın gerçekten yaşamadığına, sadece bir roman karakteri olduğuna beni kimse inandıramaz diyeyim de siz anlayın Ayfer Tunç nasıl anlatmış... Öyle alışılagelmiş romanlar gibi de anlatmamış, günlükler ve ropörtajlardan oluşuyor kitap; ben artık Ayfer Tunç ne yazsa okurum.
Yekvücut olma hali gibi bir şeydi bizim halimiz. Şu bardaktaki rakıyla suyu ayırabilir misin? Ayıramazsın. Biz öyle bir şeydik işte. O bendim... ben oydu.
Ayfer Tunç
Sayfa 322
"Şimdi yanımda olsa unut derim, gözlerinin gördüklerini unut, unutmak harika bir armağan, ancak unutarak dayanabiliriz yaşama."
Ayfer Tunç
Can yayınları
"Mesele dertli olmak değil biliyor musunuz? Dertle falan alakası yok. Dert ne ki... geçer bir şekilde. Mesele yaşamak."
Ayfer Tunç
Sayfa 13 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osman
Baskı tarihi:
1 Eylül 2020
Sayfa sayısı:
504
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750745522
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, gün gün, adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın, Osman’ın hikâyesi bu roman.

Pahalı markaların, lüks yaşamın gösterişine dalıp bir kültürün, bir sınıfın yok oluşunu, kendileri de o kültürle birlikte yok olmalarına rağmen fark edemeyen bir kuşağın çarpıcı hayatını anlatıyor Ayfer Tunç.

Müzik stüdyolarından, araba galerilerinden, marinalardan geçip kapak kızlarının sert gerçekliğine çarpan… bir hafriyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpan bir hikâye.

Osman, uzun bir döneme yayılan eşsiz kurgusuyla edebiyatımızın en görkemli eserlerinden biri olmaya aday.

Kapak Kızı’nı ve Yeşil Peri Gecesi’ni dinledik.

Şimdi söz sırası Osman’da…

Bugün ayın kaçı, günlerden ne, berbat pansiyonların berbat odalarında çile doldurduğum kaçıncı gün, bilmiyorum. Zaman bir yerde koptu gitti, geceyle gündüzü ayırt etmem bile zaman alıyor artık, zaten bir önemi de yok. Beş parasızım, perişan haldeyim. Yarın ne yapacağım, nasıl sürecek bu yaşam, bilmiyorum. Allah’ım ben bu hale nasıl geldim? Düştüğüm bu halin sorumlusu kim?

Kitabı okuyanlar 264 okur

  • Arzu Yüksel
  • Hatice
  • Vivienne
  • İlknur Karakoç
  • Şehriban Yiğit
  • Aynur Şerbetçioğlu
  • Tolstoyevski
  • Meliha
  • Harmonyi
  • Ceren Türkoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.9 (40)
9
%35.1 (47)
8
%25.4 (34)
7
%7.5 (10)
6
%0.7 (1)
5
%0.7 (1)
4
%0
3
%0.7 (1)
2
%0
1
%0