Osman Merhaba;
Sana merhaba derken adının önüne veya ardına eklenecek bir unvan için çok düşündüm ama uygun kelimeyi bulamadım .
Bu hayatta paha biçilemez değerli şeyler var Osman. Mücevherler, evler, arabalar ya da aldığında çok sevindiğini sandığın, kullanmaktan ziyade sahip olmuş olmanın verdiği anlık sevinçlerini yaşadığın antika parçalarından çok daha değerli. Yakışıklılık, güzellik, şık kıyafetler, gezilen yerlerden daha çok anlam barındıran hakikatler var.
Evlat, ebeveyn, eş, dost, arkadaş, mühendis, yazar ya da olmak istediğinden bir türlü emin olamadığım müzisyenlik gibi, hakkını verebildiğin herhangi bir unvan mesela.
Sana, biraz senden bahsederken aslında sende gördüğüm beni, okuduğum her sayfanda, her sabah yüzümü yıkama alışkanlığı kadar uyumadan önceki yüreğimi yıkama alışkanlığını da kazandırdığını ve artan iyikilerimi hissettim. Bunun için sana çok teşekkür ederim.
Başından geçen kaza sonucu vefat ettiğin olayı ile başlıyor romanın. İntihar mı kaza mı diye senin hayat hikayen sorgulandıkça nedense bir türlü intihar ettiğin fikrine inanasım gelmedi. ( Sevinebilirsin azıcık olsa da bencil olduğuna inanmadığımın göstergesi) İntihar, benim bakış açımla çok ama çok bencil insanların başvurduğu belki ilk belki de en son yol ama muhakkak ki bir ben merkezcilik, ben bu hale nasıl düştüm arabeski, başına gelenlerin şanssızlık ile ilgili olduğu aymazlığı, çaresizlikten ziyade çare aramamak için kurtuluş yolu olarak gelmiştir bana. ( Bu yorumuma sinirlenecek, eleştirecek okurlar olabilecektir, başta da dediğim gibi bu benim fikrim, bir başkasına göre farklı bakış açıları olabilir).
Arkandan onlarca arkadaşın konuştu, senin yazdıkların ile onların anlattıkları arasında , iki tarafın da kendilerine göre anlamlar yüklediğine, senin için çok