·
Okunma
·
Beğeni
·
16729
Gösterim
Adı:
Kirpinin Zarafeti
Baskı tarihi:
27 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927821
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'elegance Du Herisson
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti
On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyefendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa'da yayınlandığı 2007 yılında 1.100.000 adetlik baskı sayısına ulaşan, göze çarpmayan güzellikleri yücelten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen zarif ve etkileyici bir roman.

"Her şeyin, özellikle de hayata dair mutlak olguların ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteren nefis bir kitap." 
-Le Soir-

Barbery hayatın küçük keyiflerini, her şeyin Marcel Proust'un o sonsuz nostaljisi ile dengede olduğu muhteşem anları yakalamayı başarıyor. -L'Express-

"Yılın keşfi"
-Le Figaro-
280 syf.
Kirpinin Zarafeti, hayatımda okuduğum en naif kitap. Kitap okuma alışkanlığı olmayan insanların bile zevkle okuyacağı bir dostluk hikayesi. Birbirinden farklı 3 insanın dostluğu ve ironilerle dolu bir kitap. 12 yaşında, yaşıtlarından farklı çok zeki ve 13. yaş gününde intihar etmeyi planlayan bir kız ile çok ince düşünceli, entelektüel bir kapıcı olan Bayan Michel' in anlatımıyla başlayan hikayeye bunları birleştiren, kibar bir Japon beyefendinin de dahil olmasıyla devam ediyor. Yazar okuyucusuna hiç yormadan, sıkmadan her kelimeye, cümleye özen göstererek yazmış. Birkaç kere daha sıkılmadan okuyabileceğim bir kitap.Kesinlikle okumanızı öneririm.
280 syf.
·4 günde·9/10
Bugün sizleri Madam Michel ile tanıştırmak istiyorum. Kendisi oldukça lüks bir apartmanın kapıcısı. Eşi vefât ettiğinden dolayı kedisi Lev ile birlikte yaşıyor. 50'li yaşlarda, yoksul bir aileden gelen, pek de bakımlı olmayan, hatta gördüğünüzde yukarıdan bakıp dudak bükeceğiniz bir tipe sahip. Bu özelliklere sahip olmasına bir de kapıcılık mesleği eklenince oldukça modern insanların (!) yaşadığı böylesine lüks bir apartmanda kendisine hangi gözle bakılacağını hayal edebilmişsinizdir umarım.

Bu özelliklere sahip bir insanı pek çok kişi tanımaya değer bulmaz. Setler en baştan çekilmiş, böyle bir insanı tanımanın bir işe yaramayacağına karar verilmiştir çünkü. Yalnız hayat o kadar gariptir ki bütünüyle görebildiğimizi düşündüğümüz pek çok şeyi aslında göremediğimizi anlamamız için oyunlar oynar bize. Madam Michel de tam mânâsıyla buz dağının görünmeyen yüzü. Zira neredeyse ilmi her konuda bir fikre sahip olan, oturup Felsefe, Edebiyat sohbetleri yapabileceğiniz, Rus Edebiyatı seven, eserlerin içerisinde yer alan karakterlerin her birini zihnine yerleştirmiş, hatta sırf Anna Karenina'daki Levin karakterinden dolayı kedisine Lev adını koymuş gizli bir hazine. Bunların yanı sıra klâsik müziğe karşı ilgisi, Uzakdoğu sinemasına karşı pek çok bilgisi var. Her fırsatta kütüphaneden kitap alıp okuyarak kendini daha da geliştiriyor. Tüm bu özelliklerin yanında Madam Michel'in bir özelliği daha var: Kendini saklamak ve bu özelliklerin hiçbirine sahip değilmişçesine dış dünyaya karşı sıradan bir insan gibi yaşamak. Bir kapıcı için çok fazla meziyet saydım sanırım.

Madam Michel'in yanı sıra kitabımızın ana karakterlerinden biri de Paloma Josse ise apartmanda yaşayan ailelerden birinin 12 yaşındaki kızı. Josse, ailesindeki tüm fertlerin aksine burjuvaziden nefret eden, çıkarlar dünyasından uzak duran ve her fırsatta bu durumu eleştiren, modernizm adı altında yapılan her türlü safsataya dudak büken, neredeyse her konuda bilgisi olan, Japon kültürüne ilgi duyan, 13.yaş gününde intihar etmeyi planlayan zeki bir genç kız. Aslında bir bakıma Madam Michel ile aynı yöne bakan, aynı şeyleri hisseden, aynı dünyayı arzulayan bir karakter.

Madam Michel ve Paloma Josse aynı apartmanda yaşıyor iken ve en önemlisi aynı düşünce düzleminde dolaşıyorken birbirilerine bir o kadar da uzaktırlar. Eserin konusu tam da burada şekilleniyor. Apartmana yeni taşınan Japon asıllı Kakuro Ozu'nun gelmesiyle üç karakterin de hayatına yeni pencereler açılıyor ve devam eden sayfalarda her bir karakterin başkalaşan hayatına eşlik ediyorsunuz.

Eser dönüşümlü olarak Madam Michel ve Paloma'nın anlatımıyla ilerliyor. Her iki karakterin de gözünden okuyorsunuz olayları. Madam Michel'in bilgisini konuşturduğu bazı kısımlar felsefe sohbetleri niteliğinde olduğundan dolayı sıkıcı gelebilir fakat bölümler çok uzun değil. Eserde pek çok filozofa, esere ve karaktere atıf yapılıyor. Bu eserleri okuduysanız Madam Michel'in neyden bahsettiğini daha iyi anlama şansınız oluyor. Tam anlamıyla sürükleyici bir anlatımı olduğunu söyleyemem fakat sıkmadan ağır ağır yol alıyorsunuz.

Henüz varlığından bile haberdar değilken, okuyup bitirince kalbimde bir şeyleri titreten, beni etkileyen bir eser oldu. Zira hayatta var olan etiket ve önyargı gerçeğine hüzünlü bir hikâye ile dokunuyor Yazar. Kaçımız insanları sahip oldukları statülere, kıyafetlerine ya da tiplerine göre yargılamıyoruz? Kaçımızın bir doktora, avukata ya da öğretmene gösterdiği tavır ile bir kapıcıya, çöpçüye gösterdiği tavır aynı? Muhatabımızı tanımadan çok kolay yargılayabiliyoruz. Halbuki tipi, statüsü, konumu, kariyeri ne olursa olsun karşımızdakinin ne derinlikte biri olduğunu bilmemiz mümkün değil. Belki bu eser bu anlamda kendimizi sorgulamaya, bir karar almaya ve kendimize yakışanı yapmaya yönlendirir bizi.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kitabın kapağı oldukça güzel. Normalde cicili bicili kapaklar genelde boş kitapları anımsatır bana, ki çoğunlukla öyledir de. Kitabı okumadan evvel de kapağı çok hoşuma gitmişti. Okuduktan sonra ise ne kadar isabetli bir çizim olduğunu daha iyi anladım. Önyargılarınıza bir mola verin, kitabı edinip bir sayfa çevirin, güzellikler sizi bulsun. Keyifli okumalar. :)
304 syf.
·4 günde·10/10
Bütün evi ozonladım, işteyim fıs fıs dezenfektanlar, kolonyalar, mikrofonlu kulaklıklar/ eldivenler, telefonumun hafızasını Corona'dan öncesi ve sonrası şeklinde sınıflandırabilirim tüm muhtelif WhatsApp gruplarından ötürü. Ama #65194978

Öyle güzel, öyle okunası, 'düşen bir kiraz çiçeğinin sesi' gibi, 'kelebeğin düşleri' gibi farkına varanlara şimdiki zamanın güzelliğini vurgulayan, alıp yanına uyumalık bir kitap. Gülten Akın'ın dizesindeki siteme karşılık ince şeyleri anlamaya başlamak gibi. Hissettirdiği ne biliyor musunuz 'insan insanın kurdudur' değil, 'insanın acısını insan alır.'

'İçi ni san yun' dan hallice bilgim kalsa da üniversitede tatlı bir Japonca hocamız vardı, kafamızdaki 'Japon profili' ne uygun saygılı, çalışkan ve çok sevimli. O zaman 'haiku'yu keşfetmiştim, Oruç Aruoba'nın tarzı olan milyon tane kesme çizgi çevirisiyle pek de hakkını verememiştim. Kirpinin Zarafeti'nden sonra ikinci kez okudum Kelebek Düşleri ni. Başo'nun öncüsü gibi görüldüğü Haiku'lar dünyanın en kısa ve yalın şiirleri, hece ölçüsü kısıtlı, mevsim belirteci kurallı, anın önemini yansıtan minik metinler:

Esirgemez kokusunu
dalını kırandan ya
erik çiçeği / Başo (Matsuo Bashō)

Ve tabii ki tüm dünya etkilenmiş:

Gemliğe doğru
Denizi göreceksin
Sakın şaşırma / Orhan Veli Kanık

Haiku, Zen felsefesinin edebi yansıması olarak düşünülüyor. Anın yakalanması, fazlalıklardan arınılması, içe dönüş, barışçıl bir yaşam sürülmesi ana başlıklardan. Japon edebiyatını bolca etkileyen unsurlar bunlar ve kitapta bol bol kullanılıyor. Hayat derslerini edebi kurguyla almak gibi.

Kitabın yazarı Japon değil ama bir Fransız, felsefe profesörü. İsmi gibi zarif karakterlerle bezeli, 12 yaşında intihar etmeyi düşünen haiku hokku, manga sevdalısı süper zeki bir çocuk, dış görünüşün, mesleğin ve aidiyetin her şey olduğu düşünülen günümüz dünyasında dışarıdan bakınca bir hiç olan kapıcı ve bir Japon adam. Birbirlerine ilaç, dış dünyaya bir kalkan gibi bir birliktelik. Felsefe ile amatör ilgileniyor ve sanata da biraz ilginiz varsa (edebiyatı saymıyorum bile), çok satan olduğuna, o cafcaflı kapağına bakıp burun kıvırmadan alıp okursanız çok iyi olur.
280 syf.
·Beğendi
Kirpinin zarafeti bir dostluk hikayesi. Çok lüks bir apartmanda kapıcılık yapan, çok saygın! apartman sakinleri tarafından kaba ve huysuz olarak tanınan ama aslında son derece entelektüel bir kişiliğe sahip Rennee, akranlarına kıyasla çok zeki, zenginlikten ve süslü ünvanlarından başka bir şeye sahip olmayan ailesinden son derece sıkılmış, hayatın yaşamaya değer yanını arayan, bulamazsa 13. Yaş gününde intihar etmeye karar veren Paloma ve apartmana sonradan taşınan son derece kibar biri olan Kakuro Ozu arasında gelişen sıradışı dışı dostluğun ironilerle dolu, samimi hikayesi.

Felsefe profesörü olan yazar çok kültürlülüğünü, edebi zevklerini ve felsefe birikimlerini sayfalara o kadar iyi aktarmış ki okuyucuyu yoran, ‘’ ben bu işi biliyorum’’ iticiliği taşıyan tek bir cümle yok. Yetiştiği Batı kültürü ile hayranı olduğu Doğu kültürünü kitap boyunca karşı karşıya getiren yazar, kıyas yapıp eleştirileri sıralarken gerçeklik çizgisinden kaçmıyor. Birini överken diğerini yerin dibine sokmuyor. Zengin ve saygın! Apartman sakinleri üzerinden, insanları etiketleme merakımızı, buz dağının görünmeyen yüzünü ısrarlar görmek istemediğimizi, görseller aldanıp özü nasıl unuttuğumuzu gösteriyor.

Bu kitap samimi bir dostluk hikayesi olmanın dışında, dikenleriyle hafızamıza kazınan kirpinin içinden prensens çıkabileceğinin ufak bir hatırlatması.

Gurme'nin Son yemeğini okuduktan sonra yazara hayran olmuştum ama bu kitabıyla yazara olan sempatim arşa çıktı. O kadar sevdim ki, Kirpinin Zarafeti’ni 2017 yılı içinde iki kez okudum. Pişman mıyım? Hayır. Üçüncü bir okumanın çok uzak olduğunu düşünmüyorum. Yılın bu son gününde elimde yasemin aromalı yeşil çayım, masamda duran, kurumaya yüz tutmuş nergis ve sümbüllerimin iyice zayıflamış kokusu, zihnimde Renee, yüzümde hüzün ve mutluluk karışımı tuhaf bir tebessümle ben, kitaptan uyarlanan filmi izleyerek senenin son günü bitirmeye karar veriyorum. Azıcık daha üzüleyim. :)
280 syf.
·5 günde
Sanat, felsefe, mizahla bezenmiş bir kitap. Okuması oldukça dikkat istiyor. Toplumsal eleştiriler hem çok keskin hem de çok komik. Okurken beni bu kadar güldüren, aynı zamanda düşündüren bir kitap olmamıştı. Özellikle çocuğun annesini,ailesini eleştirdiği bölümlerde çok keyif aldım. Ve Renee unutamayacağım kitap karakterleri arasında tüm zarafetiyle yerini aldı.
304 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Bir matematik problemini farklı yollardan çözerek aynı sonuca ulaşan iki öğrenci gibi tamamen farklı (hem yaş hem hayat şartları olarak) iki insanın benzer duyguları yaşamasına ve hayatı algılama şekillerine tanık olmak, bir kitaptan daha fazla ne beklenebilir ki.. :) "meçhul bir nedenle uyumsuz olan her şeye karşı aşırı duyarlıyım. İşte tam olarak bu noktada durup-durup, soluk alarak ve her seferinde şimdi burada ne yapacağım diye diye okunacak enfes bir kitap.. :) Zeki olmak önemli ama zekayı kullanabilmek bundan daha önemli. Sonunda bu kadar naif biteceğini tahmin edemiyor insan, en fazla ne verebilirse onları bıraktı bende.. İçinde bolca kedilerin dolandığı, güldürdüğü ve saat yedide bitirilecek kitap. :) Muazzamsın.. :)
280 syf.
·5 günde·9/10
Bu kitap benim kalbimi kırdı. Bitmesin diye yavaş yavas, notlar alarak okudum. Ah Renée ne güzel bir insansın sen. Sakin bir zamanda tamamen kitabım içine girerek okunması gerekenlerden.
304 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sanatsever, kitap kurdu, sinema tutkunu olmasına rağmen tüm bu niteliklerini büyük bir başarıyla gizleyen kapıcı Renee, yaşının üstünde, sıra dışı bir zekâya sahip Paloma ve zengin, kültürlü, her şeyden önce değer yargıları alışılmışın dışında olan Bay Ozu arasında gelişen dostluk kitabın ana olay örgüsünü oluşturuyor.
Küçük anların yarattığı uyanışlar,zarafetle aktarılıyor okuyucuya, hiç aşırıya kaçmadan.Büyük şeyler söylemeden sessizce kavrıyor incelik.
Kitaptaki felsefi, sanatsal gönderilerin çıtası oldukça yüksek.
Üç kahraman da birbirlerinin hayatına dokunuyor,en büyük değişim küçük Paloma’da yaşanıyor bence.
Çok satar etiketine aldanmayın, okuyun derim.
304 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
"Bozgunumuz bu kadar kesinken sürdürdüğümüz bu savaş hangisi? Üzerimize üzerimize gelen bütün bu muharebelerden bitkin düşmüş bir halde, bir sabahtan diğerine gündelik yaşam korkusunu, bu sonsuz koridordan duyduğumuz korkuyu taşıyoruz. Oysa son saatimiz gelip çattığında, bunca uzun süre arşınlamaktan mukadderatımız halini aldığını göreceğiz o koridorun."
Aynı zamanda felsefe profesörü de olan Fransız roman yazarı Muriel Barbery tarafından yazılan Kirpinin Zarafeti içeriğine birçok bilge karakter, müzik eserleri, sinema filmleri, tablolar ve edebi çalışmalar sığdırmış. Felsefe, sınıf bilinci ve kişisel fikir ayrılıkları gibi temaları çok edebi bir dille ele almış. Evet,çok fazla felsefi kişi ve tanımlar var fakat yazar bunu edebiyat ile o kadar güzel harmanlamış ki okurken hiç sıkmıyor. Genelde bestseller kitapların edebi değeri yokmuş gibi gelirdi bana. Bu kitap bu düşüncelerimi yıktı.
Bu akşam, kalbim ve midem paramparça, sonunda kendi kendime hayatın belki de bu olduğunu söylüyorum. Fazlasıyla umutsuzluk. Ama aynı zamanda, güzel bir_iki an. Zamanın aynı olmadığı. Sanki müzik notaları zaman içinde bir tür parantez açıyor. Bir erteleme. Buradaki başka yer. Asla'daki her an.
Kitap bittiğinde gerçekten kalbim sızladı, keşke en yakın arkadaşım olsaydınız Madam Michel. Ufkumu genişlettiniz. Tavsiye değil, mukakkak okuyun diyorum.
304 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Edebiyatın sanat ve felsefeyle iç içe geçtiği, insanın gönlünü havalandıran bir roman, Kirpinin Zarafeti. İçerdiği derin alt mesajlarıyla, hayatı, varoluşu, ilişkileri irdeleyen, okurunda çok boyutlu duygusal izler bırakan oldukça güçlü bir kurguya sahip. Toplumsal kabullere uymayan bir kapıcının zengin içsel yaşamını itinayla çevresindeki gözlerden saklamaya çalışması, intihar etmeye karar veren 12 yaşındaki bir çocuğun eleştirel dünyası ve karşılarına çıkıp onları bir dostluğun kapısında buluşturan bir yabancı. Mizahi unsurları oldukça yüksek. Okudukça metnin bir felsefe profesörünün kaleminden çıktığını daha da hissediyorsunuz. Muhakkak yolunuz düşsün isterim
304 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Merhaba iyi akşamlar arkadaşlar. Kapağı Bestseller’i anımsattığı halde (ki bence fazlasıyla anlamlı ve güzel) içeriği klasik sayılabilecek; fazla duygusal, fazla bilgi dolu, fazla felsefik, fazla ironik bu kitabı az önce bitirdim. Ve henüz gözümdeki yaşlar kurumadan kitap hakkında fikirlerimi yazmak istedim. Paris gibi bir yerde, gösterişli bir apartmanda kapıcı olan Renne Michel’in öyküsü bu. Renne ellili yaşlarında, güzel sayılmayacak, dul bir kadındır. Fakat Renne dışardan bakıldığında herkesi yanıltacak bir görüntüye sahip olsa da, o kedisine Lev Tolstoy’un adını veren; kitaplara, sinemaya, felsefeye, müziğe özel ilgisi olan bir kadındır.Çünkü Renne bir kirpidir. Onun dışardan dikenleri var gibi görünse de içinde bambaşka bir hayat vardır.

Renne’in hayatı daha sonra Japon Beyefendisi sayesinde kitaptaki bir diğer karakter olan Paloma ile kesişiyor. Paloma ki son derece zeki, üstün yetenekli fakat bir o kadar da içine kapalı 12 yaşında bir çocuktur. İkisinin hayatı birbirlerini bulunca çok farklı evrilmeye başlıyor.
Renne’nin tam Japon beyefendisi Kakuro ile aşkı bulduğunu düşündüğüm aşağıdaki cümleden sonra ben kitabın sonunda bir çeşit şok yaşayıp, hüngür hüngür ağlamaya başladım. Böyle olmamalıydı be Renne.

“Ağlıyorum, durdurulamazcasına ağlıyorum, iki gözüm iki çeşme ağlıyorum, mutluluğun iri ve güzel gözyaşlarıyla ağlıyorum, çevremizdeki dünya sulara gömülüyor ve geriye tek bir his kalıyor. Yanında kendimi biri olarak hissettiğim ve nazikçe elimi tutarak dünyanın bütün sıcaklığıyla bana gülümseyen adamın bakışının verdiği his.”
Kitabın arka kapağında da yazıldığı gibi zarif ve etkileyici... Okuyun, okurken “Bu mudur?” diye sormayın, bekleyin... Mutlaka o zerafeti bulacaksınız ve bittiğinde mutlaka “Ah be!” diyeceksiniz..
Herkese iyi okumalar diliyorum ben şimdi filmini açıp birazcık da orada ağlıyorum. Kendinize iyi bakın.
“Yapmayı bilenler yapıyorlar, yapmayı bilmeyenler öğretiyorlar, öğretmeyi bilmeyenler öğretmenlere öğretiyorlar ve öğretmenlere öğretmeyi bilmeyenler politika yapıyorlar.”
Muriel Barbery
Sayfa 45 - Kırmızı Kedi Yayınevi, 6. Basım
Tarih, felsefe, siyasal iktisat, sosyoloji, psikoloji, pedagoji kitaplarını okudum. Elbette öncelikle de edebiyat. İlk saydıklarımla ilgilendim; sonuncusu ise bütün yaşamım oldu.
Muriel Barbery
Kırmızı Kedi Yayınları
Edebiyattan daha soylu bir vakit geçirme, daha oyalayıcıya bir eşlik, daha nefis trans var mıdır?
Muriel Barbery
Sayfa 108 - Kırmızı Kedi Yayınevi, 6. Baskı
Benim çocuğum yok, televizyon seyretmem, Tanrı’ya inanmam... İnsanlar hayatlarının daha kolay olması için bu politikaları seçerler.
Muriel Barbery
Sayfa 157 - Kırmızı Kedi Yayınevi, 6. Baskı
Yapmayı bilenler yapiyorlar, yapmayı bilmeyenler öğretiyorlar, öğretmeyi bilmeyenler öğretmenlere öğretiyorlar ve öğretmenlere öğretmeyi bilmeyenler politika yapıyorlar.
Muriel Barbery
Sayfa 45 - Turkuvaz Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kirpinin Zarafeti
Baskı tarihi:
27 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927821
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'elegance Du Herisson
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti
On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyefendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa'da yayınlandığı 2007 yılında 1.100.000 adetlik baskı sayısına ulaşan, göze çarpmayan güzellikleri yücelten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen zarif ve etkileyici bir roman.

"Her şeyin, özellikle de hayata dair mutlak olguların ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteren nefis bir kitap." 
-Le Soir-

Barbery hayatın küçük keyiflerini, her şeyin Marcel Proust'un o sonsuz nostaljisi ile dengede olduğu muhteşem anları yakalamayı başarıyor. -L'Express-

"Yılın keşfi"
-Le Figaro-

Kitabı okuyanlar 1.216 okur

  • Özlem Ataünal
  • Aslıhan Öztürk
  • Figen Güneş
  • Rabia
  • Ozlem hesapci
  • ipek
  • Kadriye
  • tsundoku
  • Tuğba
  • Öykü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%14.7
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%26.5
45-54 Yaş
%8.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.4
Erkek
%17.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27 (134)
9
%25.8 (128)
8
%21.2 (105)
7
%9.7 (48)
6
%4.2 (21)
5
%1.4 (7)
4
%0.2 (1)
3
%0.6 (3)
2
%0.2 (1)
1
%0.8 (4)

Kitabın sıralamaları