Adı:
Kukla
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
470
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897403
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler... Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz."
(Tanıtım Bülteninden)
Spoiler İçerir!

Derin devletle ilişkisi olan bir kardeş ile işinden kovulmuş aynı zamanda da eşiyle sorunları olan bir gazetecinin yaşanan bir olayla yollarının kesişmesi. Türkiye'nin seksen sonrasında yaşanan olaylarını okuyucuyu sıkmadan romanlaştırmış. Gazeteci Adnan'ın özel hayatının ve iç dünyasının geçtiği bölümleri çok beğendim.
Öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül hakkında yazılmış gerçekçi romanlardan biri. Kullanılan insanlar, çıkar için harcananlar ve en önemlisi de güven duygusunun yok edilmişliği... Hepsi güzel bir kurguyla bu kitapta.
  • Kavim
    8.5/10 (606 Oy)544 beğeni2.129 okunma174 alıntı6.669 gösterim
  • Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
    7.4/10 (377 Oy)294 beğeni1.576 okunma34 alıntı5.219 gösterim
  • Kar Kokusu
    7.3/10 (303 Oy)242 beğeni1.079 okunma99 alıntı5.355 gösterim
  • Köprü
    8.2/10 (324 Oy)282 beğeni1.486 okunma139 alıntı4.731 gösterim
  • Sis ve Gece
    7.8/10 (576 Oy)478 beğeni2.358 okunma121 alıntı8.546 gösterim
  • Bir Ses Böler Geceyi
    6.9/10 (278 Oy)205 beğeni1.117 okunma172 alıntı3.807 gösterim
  • Umut
    8.2/10 (352 Oy)329 beğeni1.704 okunma87 alıntı5.293 gösterim
  • Füreya
    8.4/10 (335 Oy)289 beğeni1.592 okunma208 alıntı6.869 gösterim
  • Koloni
    8.3/10 (386 Oy)297 beğeni1.383 okunma105 alıntı5.891 gösterim
  • Nefes Nefese
    8.3/10 (484 Oy)428 beğeni2.132 okunma82 alıntı8.019 gösterim
İlk 200 sayfa bayağı sıkıcı. Ondan sonra heyecan yavaş yavaş artarak kitabın sonuna kadar sürüyor. Ben katili tahmin etmeye uğraşırken farklı bir son ile karşılaşmam da beni ayrıca etkiledi.

Kitap, devlet-mafya-polis üçgeninin çarpık ilişkileri üzerine kurgulanmış bir roman. Bununla birlikte sadece bu ilişkilerin anlatıldığı sıkıcı bir kitap değil. Oldukça ilgi çekici karakterler yavaş yavaş hikayeye dahil ediliyor ve aşk, kıskançlık, başarı-başarısızlık, aile, kardeşlik gibi bir çok farklı konuya da değiniliyor.

Devletin halktan gizli olarak yürüttüğü çalışmalar, yıllar öncesine dayanan aile sorunları, muhteşem bir polisiye kitabı. Oldukça da öğretici bir eser olmuş.

Derin devlette olanları çok net anlatmış Ahmet Ümit. Gizli güçlerin neler yaptırabildiğini ve kimsenin hesap soramadığını çok güzel anlıyor insan. Türkiye'nin kirli gerçeğini merak edenler varsa mutlaka okumalı.
Ahmet Ümit kitaplarının hepsini çok sevsem de Kukla benim için her zaman çok farklı bir yerde olacak. Gerek olay akışı, gerekse konuların birbiriyle bağlantılı olması nedeniyle en kısa sürede okuduğum Ahmet Ümit kitabı oldu. Sanki bir cinayet romanı değil de macera romanı okurmuş gibi hissettim kendimi. Her satırda, her mısrada yüreğim ağzıma geldi; büyük bir heyecanla okudum. Filminin çıkacağı şeklinde haberler duymuştum umarım gerçekleşir ve bu güzel kitabın en yakın zamanda filmini izleyebiliriz.
Tecrübeli bir gazeteci ve hayatın anlamsızlığından bunalmış olan Adnan'ın üvey kardeşi olan derin devlet adamı Doğan ile yıllar sonra karşılaşması ve kendini bir anda mafya hesaplamalarının arasında bulmasını konu ediniyor.
Iyi düşünülmüş, iyi kurgulanmış ve iyi işlenmiş bir kitap. Özellikle Gazeteci Adnan'ın iç dünyasında kendiyle ve hayatla savaşı çok detaylı anlatılmış, yazarın karakterdeki dürüstlüğü takdire şayan. Karşınızda her yönden üstün bir kahraman bulmayacaksınız: Aksine kendince zayıflıkları olan, bunalımlı iç dünyasında kendine çıkış yolu arayan, insanlara karşı çoğu zaman iki yüzlü, iyi niyetli bir kişi Adnan.
Okunası bir kitap, ayrıca her iyi kitap gibi sonu vurucu diyebilirim.
Polisiye maceralarından hoşlanan okurlar için vazgeçilmez bir klasik daha sunmuş Ahmet Ümit. İşin özün de konu kitabın belki onda birini ancak kapsar. Çok güzel betimlemeler, harika ifadeler eşliği ile sizi sıkmadan okunacak bir kitap. 12 Eylül darbesi öncesi ülkemizde oynanan ( tezgahlı) oyunun iç yüzü. O günlerin sağ -sol çatışmalarının, ülkücü - devrimci ayrıştırılmasından varılmak istenen noktanın aydınlatılması bir nevi. Devletin içİnde ki gizli eller, yine devletin içinde başka bir devlet yapılanması. Gençlerin kullanılmaları. Bazı unsurların artık kendileri için mafya vari çalışmaları ki her türlü pisliğin var olduğu suç çetelerinin ortaya çıkması.Her şey var, hikayeyi destekleyen bilgilendirme çeşnisinde. Yazar sanırım kalkış noktasını Susurluk vakıasından yola çıkmış bir nebze, bilhassa başlardaki gelişimler için diyebilirim Abdullah Çatlıyı göz önünde tutmuş gibi geldi bana.
Siyasi polisiye tarzında bir Ahmet Ümit kitabı. Pek fazla derinleşmiyor ama mümkün olabildiği kadar tarafsız. Edebi açıdan doyurucu bulmayanlar olacaktır ama oldukca akıcı. İsmi sebebiyle sonu baştan tahmin edilen kitaplardan biri gibi dursa da gerçek "kukla"nın kim olduğu sorusu kitabı da aşan bir konu. Ayrıca çokça atıfta bulunulması sebebiyle susurluk romanı olarak algılanmakla birlikte o dönemlerde ergenekon'a da dokunduran nadir eserlerden. Aslında bir nevi "devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır" temasıyla belki yıllar sona gelecek elveda güzel vatanım'ın da temel taşlarından biridir, kimbilir...

Teknik bakımdan ise Adnan karakterinin iç sesleri çoğu yerde akışı bozuyor. Yalnız o alıştığımız ve sevdiğimiz Ahmet Ümit anlatıcılığının temsilcisi Tufan abi içimize içimize dokunduruyor. Bir de o nasıl rakı tasviridir arkadaş, buram buram koktu meret. Tufan abiyi birlikte rakı içmek istenen roman karakterlerinde üst sıralara alıyor ve kapanışı kendisiyle yapıyorum;

yaşam, kaybetme sanatını öğrenmektir...


Keyifli okumalar
Ahmet Ümit Üniversite çağlarımda okuduğum ve çok beğendiğim bir yazardır. Epeydir de bir kitabını okumamistim.
Kukla dili sade, anlatımı basit, insanı sıkmaya akıcı bir olay örgüsüne sahip. Klasik 80 leri anlatıyor aslında ama şöyle bir durum var olaylar durağan ve tahmin edilebilir. Güncel polisiye yazarlarından çok arkada kalmış diyebilirim. Ama lise çağlarında okumaya yeni başlamış kendini yormayacak kitaplar arayan arkadaşlar için tavsiye ederim. Hatta Ahmet Ümitin bütün kitaplarını tavsiye ederim. Fakat daha edebiyat arayan ve polisiye de kalite arayan arkadaşlar pek yanaşmasin :)
Ahmet Ümit'in hayrani olarak yine harika bir roman yazdigini soylemek istiyorum. Kitabi ilk okumaya basladigimda konusu biraz degisik gelmisti. Ayrica Baskomser Nevzat'in olmayisina son derece uzulmustum. Belirtmeliyim ki bu kitap muhtesem. Kesinlikle okunmali. Favori kitaplarimdan biri oldu. Iyi yazarlar iyi ki var...
Adnan Sözmen, geçmişte birçok başarıya imza atmış ama zamanla yerini ve ününü korumayı başaramamış bir gazeteci. İşinden atıldığı gün, uzun zamandır görmediği kardeşi Doğan’la tesadüfi bir şekilde karşılaşıyor ve Doğan aslında pek de yakın olmadığı üvey abisine başının dertte olduğunu anlatıyor. Kahramanımız gazetecilik içgüdüsü ve merakı yüzünden kendini olayların içinde buluyor
Ah vatanım! Ne çok üçüncü kişilere kanmış da kukla olmuşsun ellerinde. Kardeşin kardeşe düşman olduğu sahnelere tanıklık etmişsin.

Bu eser 12 Eylül 1980 darbesinden çıkan bir başyapıt. Tarihi bir roman. Kesinlikle o zamanları yaşatıyor hüzünlendiriyor. Baş kahraman olarak üvey iki kardeş olan solcu gazeteci Adnan, karanlık güçlerin tetikçisi Doğan ve gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler.
Kesinlikle her vatan sever bu eseri okumalı.
1980 darbesi öncesinde ve sonrasında devlet tarafından kullanılan ülkücü Doğan’ ın, hayatı boşvermiş bir gazeteci olan üvey abisi Adnan’ la temasa geçmesi ile olayların başladığı Ahmet Ümit romanı. Doğan; darbe öncesi dönemde komünistlerle mücadelede, darbe sonrası avrupa’ da asala ile mücadelede, en son da Güneydoğu’ da pkkya karşı mücadelede devlet tarafından kullanılmış biri. Kitabın adı da buradan geliyor sanırım. Adnan; bir dönemin sıkı gazetecilerinden, son dönemin her şeyi boşlamış, alkolün esiri olmuş, eşinden ayrılmış bir adam. Her kitabın artıları, eksileri olur. Ahmet Ümit’ i okumayı sevenlerin, Türkiye’ nin yakın siyasi tarihine ilgi duyanların, kitabı okuyup da sıkılacağını, pişman olacağını sanmıyorum.

Karakterlerin iç seslerinin, düşüncelerinin sıkça yer alması hoşuma gider. Ama Adnan için sürekli aynı şeylerin tekrarlanması çok sıkıcı geldi. Sürekli aynı kaygı: “ Ne yapayım? Başımı belaya sokamam? Yok olmaz. “ Yalnız çok iştahlı içiyor namussuz. Rakı içme isteği depreşiyor insanın.

Heyecan, merak, kitabın sonuna kadar bitmiyor. Sanırım Ahmet Ümit’ in kitaplarını okunur kılan en büyük özelliği de bu. Ölenlerin yaklaşık bir ay sonra, mezar dışından duyulabilecek şekilde karınlarının patladığını bu kitapla öğrendim.

Devamı spolier içerir.

Adnan’ ın, hayatın sıkıcılığı, monotonluğu, anlamsızlığı, evlilik, iş, tanrı gibi konulardaki düşüncelerini ve gençliğindeki siyasi görüşünü yakın bulsam da sevemedim bu karakteri. Doğan kötü karakter olsa da kurduğu kumpas takdir edilesi. Allah' ın dediği olur deyip dur, en sonunda güçlü olan ayakta kalır, güçsüz olan ayıklanır düşüncesine geç. Daha çocukken annesi babasından sonra tekrar evlenmiş, hiç tanımadığı adamlarla aynı hayatı paylaşmak zorunda kalmış, kendisininden rahatsız olan bir üvey baba, bir üvey kardeş ile karşı karşıya kalmış. Vatan Millet Sakarya edebiyatıyla defalarca kandırılıp bir köşeye fırlatılmış. Tüm bunlar duygusuz, eli kanlı biri olmasını haklı çıkarmasa da, insanlar bu şekilde yoğrulduğunda ortaya pek de güzel sonuçlar çıkmıyor. Adam planı kusursuz devam etsin diye delirmiş arkadaşını bile boğdu. Çıkmaza girip herkesi tek tek temizlemesi de normal. Askerlerin, aşiret resilerinin, emniyet müdürlerinin, milletvekillerinin, savıcların, hakimlerin, iş adamlarının bulunduğu illegal gruplarda ilk harcanan Doğan gibi adamlar olur.

Karakterden en sempatik geleni amatör filozof rahmetli Tufan Abi. “Yaşam kaybetmeyi öğrenmektir.”
Toprak ölümün o kadar da korkulacak bir şey olmadığını kanıtlamak istercesine mis gibi kokuyordu.
Ahmet Ümit
Sayfa 193 - Everest

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kukla
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
470
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897403
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler... Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.244 okur

  • Nihal Yaralı
  • Bilge Bayrakdar
  • Fatmanur AKBABA
  • Kadir
  • Sevda duysak
  • Aysedkocak
  • Pınar Kuş
  • Agâh
  • Coşkun Erdem
  • Erdem YILDIRIM

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%15.3
25-34 Yaş
%26.9
35-44 Yaş
%32.1
45-54 Yaş
%13.9
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.5
Erkek
%31.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.4 (78)
9
%15.3 (49)
8
%34.1 (109)
7
%19.1 (61)
6
%3.4 (11)
5
%2.2 (7)
4
%0.6 (2)
3
%0.6 (2)
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları