·
Okunma
·
Beğeni
·
12bin
Gösterim
Adı:
Kukla
Baskı tarihi:
3 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897403
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kukla
Kukla
Kukla
Kukla
Kukla
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler... Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz."
(Tanıtım Bülteninden)
600 syf.
Ahmet Ümit yine yapmış yapacağını diyorum :)
Kitapta üvey iki kardeşin hayatından, sağ/sol çatışmasına, karanlık işlere , bu çatışmadan ötürü ülkede toplumda yaşananlara değiniliyor.
Yazar sağ/sol çatışmasını harika bir olay örgüsü üzerine kurarak, merak uyandıran, düşündüren güzel bir polisiye romanına imza atmış.
Olumsuz olarak eleştiri yapabileceğim tek kısım ana karakterin ( Adnan) kendi iç hesaplaşmalarına çok fazla yer verilmiş. Sadece bazı kısımlarda bu iç hesaplaşmayı, düşünceleri okurken sıkıldım. Bunun dışında süpriz sonlu oldu diyebilirim. Okumak isteyenlere tavsiye edebilirim. Kitabın sayfa sayısı korkutmasın :)
512 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Bir Ahmet Ümit kitabının sonu daha geldi. Ahmet Ümit ile ilk tanışmam "Kavim" kitabı ile oldu, "İstanbul Hatırası" ile de devam etti. Sonrasında da elime geçen kitaplarını okumaya başladım. Belki başka yazarları okumadığımdan bana göre iyi bir polisiye yazarı. Ama bazen fazla ayrıntılarla okuyucuyu yorduğunu düşünüyorum. Tıpkı dizilerimiz gibi. Yabancı polisiye diziler 40 dk'da olayın özüne inerek katili bulurken, bizim dizilerimiz aynı olayı 2 saate yayarak, gereksiz ayrıntılarla uzatarak olayı bitirir. İşte Ahmet Ümit de aynen öyle yapıyor bazen, son kitabı hariç. (Gerçi o da fazla basit gibi geldi bana ama, yine de yazara saygı duymak lazım)

Kukla, 2014 yılından beri okunmayı bekleyen kitaplarım arasındaydı. Karantina günleri okuma fırsatını yakalayabildim sonunda. Ahmet Ümit kitaplarını okuyanlar Nevzat Başkomseri, Ali Komiseri ve güzel kriminoloğumuz Zeynep'i bilirler. Ama burda hiçbiri yok. Olaylar bir gazetecinin gözünden anlatılarak gelişiyor. Bazen ağır ilerlerse de yarısından sonra nefes nefese süren bir macera. Okuyucuyu tam olayı çözdüm derken farklı taraflara yönlendiriyor. Kafamızda hep acaba soruları kitabın son sayfalarına kadar devam ediyor.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, artık işten elini eteğini çekmiş bir zamanların başarılı gazetecisi, yıllardır görmediği üvey kardeşi ile karşılaşır. Her şey bu karşılaşma ile başlar. Ama bu karşılaşma basit bir rastlantı değil, kirli işlere bulaşmış üvey kardeşin planının bir parçasıdır. Vatan millet aşkıyla, devlet kontrolünde cinayetler işlemiş, bunu yaparken başka kirli işlere de bulaşmış insanlar anlatılıyor. Kısacası derin devlet anlatılıyor. Kitabın arka kapağında da "Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı" der.

Ahmet Ümit kitabı yazarken hem sol, hem sağ ideolojiyi, hem de derin devleti tarafların gözünden anlatmaya çalışmış. Bu durumda da suya sabuna dokunmayan bir kitap olmuş. Anlatımlarında her kesime göndermeler var çünkü. Gereksiz ayrıntılar her ne kadar fazla olsa da Ahmet Ümit hayranlarının okurken zevk alacağı bir kitap bana göre. Meraklısına iyi okumalar.
470 syf.
·2 günde·Beğendi
Spoiler İçerir!

Derin devletle ilişkisi olan bir kardeş ile işinden kovulmuş aynı zamanda da eşiyle sorunları olan bir gazetecinin yaşanan bir olayla yollarının kesişmesi. Türkiye'nin seksen sonrasında yaşanan olaylarını okuyucuyu sıkmadan romanlaştırmış. Gazeteci Adnan'ın özel hayatının ve iç dünyasının geçtiği bölümleri çok beğendim.
552 syf.
·9 günde·10/10
Ahmet Umit in okuduğum ilk kitabıydı. Derinden etkilendiğimi söylemek istiyorum. Okudukça kitap sizi içine çekiyor. Her bir sayfasında olayları sorguluyorsunuz. Kitabın seyri her sayfada değişiyor. Cok başarılı bir kitaptı. Keyifle okudum.
512 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum kitaplarının içinde en gūzeli . Derin devletle ilgisi olan bir kardeşin yolu işinden atılmış bir gazeteci olan ūvey kardeşi Ile kesişir ve olaylar başlar. Son derece sūrūkleyici, sūrprizlerle dolu, film tadında çok gūzel bir kitap.
552 syf.
Ahmet Ümit 'in Kukla adlı romanını bitirdim ve böylece bütün romanlarını bitirmiş oldum. Yazarın bazı hikaye kitaplarını da okumuştum. Roman yaklaşık 550 sayfa ve oldukça kalın bir roman sayılabilir. Normal okumada bir haftadan önce bitmemesi gereken bir kitaptı. Ancak ben dört günde okudum. Tabii bunda hem karantina günlerinden dolayı evde olmamızın verdiği zaman bolluğu etkiliydi hem de kitabın kendini okutabilen bir kitap olması ki, Ahmet Ümit romanlarının genel özelliği budur, kendini okutur. Evet, bir edebi şaheser aramıyorsanız bu kendi tarzında, kendi kulvarında iyi bir roman...

Kukla kısmen siyasi bir roman aslında. Ahmet Ümit her ne kadar isim vermiyor olsa da açıkçası biraz Abdullah Çatlı'nın hikayesi üzerinden ilerlemiş. Oluşturduğu iki karakter var, Bunlar üvey kardeşler ve birisi gazeteci biri ise devletin operasyonlarda kullandığı bir kişi, öyle diyelim... Her ikisi de gençlik dönemlerinde karşı gruplarda yer almış. Birisi devrimci birisi ülkücü olan iki üvey kardeşin hikayesi üzerinden ilerleyen bir kurgusu var. Tabii biraz Susurluk kazası sonrası ortaya çıkan konular ile ilişkili bir kurgusu olan bir roman. Yani gerçek hikayelerden beslendiğini söylemek mümkün.

Ahmet Ümit 'in bütün romanlarında olduğu gibi akıcı demiştim ve merak duygusunu ön plana çıkaran, sürekli "acaba şu mu, acaba bu mu?" diye insanı yorum yapmaya sevk eden bir romandı. Açıkçası öyle altı çizilecek çok fazla satır yoktu, çok kuvvetli bir edebiyat endişesi taşıdığını zannetmiyorum. Romanın zaten olay örgüsü iyi bağlanmış, hareketli bir roman. Bu anlamda film seyreder gibi akıp gidebiliyor.

Ahmet Ümit okurların beğendiği bir roman olduğunu düşünüyorum. Şayet ilk defa Ahmet Ümit okuyacaksınız bu romanla başlayabilirsiniz. Çünkü onun edebiyat tarzına uygun bir roman Kukla.

Son olarak, genel hatlarıyla beğendiğimi söyleyebilirim; özellikle böyle karantina günlerinde, mutlak bir amaç taşımadan okumalar yapmak istiyorsanız ve roman tercih edeceksiniz, diğer romanların da olduğu gibi Kukla için de bir tercihte bulunabilirsiniz.
600 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
"Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce....
Ahmet Ümit' in kitabında kaleme aldığı bu cümle kitaplarını okumama vesile oldu. Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeşin hayatından, sağ/sol çatışmasına, karanlık işlere, bu çatışmadan ötürü ülkede toplumda yaşananlara değinmiş. Okuduğum kitaplarının arasında en iyisi diyebilirim. Okuyacak arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim.
503 syf.
·30 günde·8/10
Ahmet Ümit’in okuduğum ilk kitabı. Keşke daha önceden okusaydım. Çünkü gerçekleri vurguluyor. Bu bakımdan oldukça etkileyici. Kitabı okudukça okuyasınız geliyor, akıcı fakat yazar bazı bölümlerde çok ayrıntıya girdiği için sıkılabilirsiniz. Merakla okuduğum bölümler haricinde çok şaşırdığım, ağzım açık okuduğum bölümler de oldu. Çünkü bir olayın sonu tahmin ettiğinizin tam tersi şeklinde sonuçlanıyor. Böyle olmasında profesyonel entrikalar çeviren kardeşin emeği çok tabii. Velhasıl kelam herkes mezarda. Ölenlerin çoğu masum, zaten olan hep masumlara olur. Gerçek hayat işte..
687 syf.
"Zaten kaybetmeyi öğrenmekten başka neydi ki yaşam?" Aslında bu cümle her şeyiyle anlatıyor bize Kuklayı. Ülkemizde cereyan eden sağ sol olayları iki kutuplu dünyanın açmazları. Bu açmaz öyle bir şey ki bugün hala o fasit dairenin dışına çıkabilmiş değiliz.

12 Eylül ve öncesini anlatıyor Kukla. Darbe sürecine giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olmadığını, ideolojilerin çarpıştırması ile ülke gençliğinin enkaza dönüştürüldüğü bir Türkiye resmi çizmekte bize Kukla.
Sosyalisti de Ülkücüsü de kendi inandıkları değerler ölçüsünde birbiriyle çatışmış. Ama doğru ama yanlış. Tek bir doğru var; her iki grubun içinde yer alan ülke gençliğimizin heba oluşudur. Düşünüyorum da, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadeleden sonra en fazla gençlerimizi, ülkeyi iyi yerlere taşıyacak bir nesli 12 Eylülle kaybettik. Darbeden sonra yurt dışına gitmek zorunda kalan ülkücülerin devletin karanlık eli ile Asalla terörüne karşı kullanıldığını anlatmakta kitap. Aslında ülkücüler inandıkları değerler uğruna bu işe evet dediler. Çünkü Türk devletinin Büyük Elçileri şehit edilirken sesiz kalamazdı devlet güvenlik birimleri. Ve çözüm olarak gayri nizami harp yapmak kararlaştırıldı. Yurt dışındaki ülkücülerin kapısı çalındı bu iş için. Bilmiyorum izleyen oldu mu 12 Eylül dönemini anlatan “ Ülkücüler “ belgesel filmi vardı. Orada olayları anlatan bir ülkücü şöyle bir şey söylemişti. “ Biz hükümetin bizimle birlikte olduğunu düşünüyorduk, ama 12 Eylül’de sağcısını da solcusunu da içeriye aldılar. Bir sağdan bir soldan mantığını uyguladılar. “ Bunu anlatmamdaki amaç o dönem birileri söz vermişti her iki gruba fakat sözlerini tutmadılar. Asalla için ülkücülerin kapısını çalanlar da bir dizi sözler verdi yine ülke için bir şeyler yaptılar. Yine aldatıldılar. Bataklığa giren kirlenmeden çıkamaz. Asalla’ya karşı mücadele verenlerin bazıları da kirliydi. Ama bu ülke için yaptıklarını değiştirmez. Bugün ülkücüler olmasaydı belki de Asalla ile hala mücadele veriyorduk. Tamam, kirlenmiş olanlar parayı bulunca değişmiş olanlar var. Ama ununu eleyip eleğini asan milletinin hizmetinden çıkmamış olanlar da var.

Kitap ta derin devletin hizmetinde olan bir ülkücüden, üvey kardeşten bahsediyor. Ve sosyalist görüşe sahip, gazeteci diğer kardeşten. İki kardeş üzerinden dönem anlatılmış. Sonradan üvey kardeşin para için nasıl değiştiği anlatıyor. Ancak kitapta darbe öncesi dönem anlatılırken, bir tek ülkücüler silahlı olaylar yapmış gibi anlatılmış. Hâlbuki sosyalistlerin de öldürdüğü, temiz Anadolu çocukları vardı. Süleyman ÖZMENLER, Ruhi KILIÇKIRANLAR vs. Bu nokta da yazar sanki tek bir görüşü, grubu tutmuş gibi. Okurken, gözümde her niyeyse gazeteci karakteri için Soner Yalçın canlandı. Üvey kardeş karakteri de biraz Mehmet Ali Ağca’yı anımsattı bana. :))

Kitabın başında kullandığım alıntı ya değinmek istiyorum kitap çerçevesinde Ülkücüler kaybederek öğrendiler hayatı. Her dönemeçte bir söz aldılar, söz verenler sözünü unuttu. Diyeceksiniz ki kardeşim aldatıldık duygusu inanmasaydılar. O da bir çözümdü. Belki bu kez de sözlerini tutmayacaklarını biliyorlardı. Ama ülkenin başına sorun olan teröristlere karşı mücadele edeceklerdi yinede. Çünkü onlar memleketlerini, insanlarını kendilerinden fazla sevdiler. Devletlerine bağlı kaldılar. Belki de söz verenlere inanmasalar da inanmamış gibi yaptılar. Çünkü devlet kutsaldır. Velhasıl kelam devletini en çok sevene en pis işi yaptırırlar.
504 syf.
·6 günde
Ahmet Ümit'in neredeyse kitaplarının tamamını okudum . Elveda güzel vatanım, Patasana hep favorim olmuştu ta ki Kuklayı okuyana kadar . Elbette ki bazı şeyler görecelidir ancak Kukla'yı okuduğunuz da olayin örgüsüne öyle bir kapılıyorsunuz ki zamanı unutuyorsunuz. Ben çok beğendim , kesinlikle tavsiye ediyorum.
470 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül hakkında yazılmış gerçekçi romanlardan biri. Kullanılan insanlar, çıkar için harcananlar ve en önemlisi de güven duygusunun yok edilmişliği... Hepsi güzel bir kurguyla bu kitapta.
Cesaretin en büyük düşmanı zekadır, soğukkanlılığınki ise hırs. Bunlar ateş ve buz gibidir. Birbirlerini yok ederler.
Ahmet Ümit
Sayfa 232
"Buna ister cahillik deyin, ister delilik, ama onun önünde alçalmayı kendime yediremiyordum."
Ahmet Ümit
Sayfa 20 - Everest yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kukla
Baskı tarihi:
3 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897403
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kukla
Kukla
Kukla
Kukla
Kukla
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler... Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.124 okur

  • Gözde Şen
  • A Kadir
  • Alev kurt
  • Emine Türk
  • Kıvılcım Duman
  • Ebru Çalışkan Helvacı
  • Durdu ozcan
  • Burcu Korkmaz
  • Ömer Özer Ardıç
  • HE

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%15.3
25-34 Yaş
%26.9
35-44 Yaş
%32.1
45-54 Yaş
%13.9
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.5
Erkek
%31.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.6 (150)
9
%17.9 (137)
8
%25.2 (193)
7
%12.7 (97)
6
%3.9 (30)
5
%1.4 (11)
4
%0.4 (3)
3
%0.4 (3)
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları