İstihbaratçılar, polisler, terörle mücadele, antiterör örgütleri, sırasıyla işlenen fail-i meçhul cinayetler! Yazarımız Ahmet Ümit, "Kukla" adlı romanıyla okuyucuya çok katmanlı ve derin bir eser sunuyor. Üstelik okuduklarınız, yakın geçmişte Türkiye'de gerçekleşen bir olaydan izler taşıyor. Henüz ben çocukken 1996 yılında gerçekleşmiş olan Susurluk Kazası desem, hepiniz için yeterli olacaktır sanırım. İşte Ahmet Ümit'in kaleme aldığı bu romanda, o kazadan bir esinleniş, o aynı derin devlet aşamaları hissediliyor. Yazarımız, bu gerçekliği kurgusuna çok iyi yansıtmayı başarmış. Devlet-mafya-polis üçgeninde, devlet içerisindeki sızıntıları romanına gerçekçi bir şekilde aktarabilmiş. Bu yönüyle de ne kadar usta bir yazar olduğunu bir kez daha gösteriyor bence... Eserin konu olarak biraz yavaş ilerlediğini söyleyebilirim. Özellikle konuyla ilgili bir bilgisi olmayanlar, araştırma yapmadan okurlarsa çok sıkılacaklardır. Ahmet Ümit yalın bir üslıp tercih etmiş, bu üslubuna durqğanlık ve gerginlik tohumlarını ekerek, bunları güzel büyütmüş. "Vay canına!" demesem de genel hatlarıyla beğendiğim bir kitap oldu.
Adnan mesleğinde oldukça başarılıyken, gözden düşmeye başlamış ve son işyeri tarafından işten çıkarılan bir gazeteci haline gelir. Eşinden ayrılmış olmanın buhranlarını yaşarken, kendini iyice alkole teslim eder. Adnan'ın karşısına yirmi yıldan fazladır görmediği üvey kardeşi Doğan'ın çıkmasıyla işler değişmeye başlar. Doğan uzun yıllar siyasetin içinde yer almış, zamanında ülkücü tarafını göstermiş; ancak devletin bekası için her şeyi yapabilecek derecede bir vatanseverdir. Doğan ciddi olayların geliştiğini anlattığında, üvey kardeşi Adnan'dan yardım ister. Adnan bu yardım talebini geei çevirir. Ancak zamanla çevresinde örülen ağlar ve davanın Doğan ile bağlantısı,