Bir Ses Böler Geceyi

6,8/10  (159 Oy) · 
685 okunma  · 
109 beğeni  · 
2.339 gösterim
Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarına çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cemevi. Konuğunu yitirmiş bir mezar. Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış. Mistik bir gerilim romanı...

"Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti. Feneri oraya doğru tuttu. Yanılmamıştı, az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu. Bu defa korkmadı, hatta içinde, 'Bu mezar neden mezarlığın dışında?' diye merak bile uyandı. Bir-iki adım daha yaklaştı. Ama bu mezar bozulmuştu, iki yanında toprak birikintileri yığılıydı. Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini. Mezarın içini görmemesine karşın, upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne. Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi. Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı. Neden olmasın? insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu; iyi de, kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı. Belki yeri alınır, hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı? Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı. Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti. Doğrusu, böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi. Yine de merakı ağır bastı; cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu. Mezar gerçekten de boştu."

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2010
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9789752897427
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Uğur D. 
01 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Kitap genel olarak iki koldan ilerliyor. Bir kol 1980 darbesi ve öncesinde bir solcunun başından geçen olayları ve davasını kısa kısa bölümlerle anlatıyor; diğer kolda ise Alevi vatandaşlarımızın bir hadisesini anlatıyor. Ahmet Ümit bu iki kolu anlatırken hem hafiften mesajlar veriyor hem de bu iki yön hakkında ufak da olsa bilgiler veriyor. Solcuların bir kısmının davalarına ne gözle baktığını, ne gözle davalarından kolayca vazgeçen insanları gösterirken, bir taraftan da Alevi vatandaşlarımızın hem gelenekleri hakkında bilgileri verip hem de her toplumun içinde olan yanlışlar gibi bu kesiminde içinde olan kişiye özgü yanlışları romansallaştırarak gösteriyor. Kitap içinde üçüncü bir kol var ki o da kitabın esas kurgusu zaten.

Kitap basit bir dille, basit bir betimlemelerle başladı diyebilirim, Ahmet Ümit’in ilk kitaplarından olduğu için bu şekilde ilerlediğini düşündüm ama çok da fazla sürmeden dil daha bir oturarak, betimlemelerin edebi yönü daha bir artarak kitap kendi içinde yazımı birden değişip kendini okutmaya başladı. Sonunda da olaylar daha bir tuhaflaşarak özellikle son 30 sayfada okuru içine tamamen çekip okuttarabiliyor..

Çok güzel aman aman bir kitap, kesin okumanız lazım diyemem ama okuyunca da beğeneceğiniz, keyif alacağınız, keşke okumasaydım demeyeceğiniz bir kitap.

Nazan gercek 
15 Oca 02:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 3/10 puan

Kitapta solcu Süha tamamen tesaduf olarak kaza yapınca yardim istemek için gittiği bi köyde soğumasın ve dedelerin sohbetlerine şahit olmuştur. Alevlerin inançlarını güzel anlatmış yazar İsmailin kafasindakileri ni sorgulayıcı ve hayatını nasıl sonlarsigini anlatmış yazar ehh fena değildi diyebilirim.

Mehmet Admış 
 09 Nis 08:25 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Ahmet Ümit serüvenimin üçüncü ayağı olan bu kitap; yazarın hayatının yer aldığı kısımda bir polisiye öykü, kitabın arka kapağındaki tanıtım bölümüne göre ise mistik gerilim romanı.

Polisiye mi, gerilim mi bilmiyorum ama kitapta ikisi de yoktu. Daha doğrusu, bu kitap Ümit'in basılan üçüncü kitabı. Buna göre değerlendirmek lazım. O zaman haydi, böyle bir değerlendirme yapmaya çalışalım.

İlk olarak bu kitap, 'Çıplak Ayaklıydı Gece' adlı ilk öykü kitabından daha iyiydi. Ahmet Ümit'in kaleminin yavaş yavaş oturmaya başladığını söyleyebilirim. Kitabın türünden devam edecek olursak, aslında Ümit, hem polisiye hem de gerilim yaratma çabası güdüyor. Ama daha ikinci öykü kitabı, ilk polisiye denemesi... E haliyle pek de başarılı olmuyor. Eminim ki, diğer kitaplarında kalemi git gide kuvvetlenecektir.

Kitabın konusu olarak değinmek istediğim şey şu; Süha, yolda giderken bir kaza yapar. Kazadan sonra hemen yakınında bulunan bir Alevi köyüne girer. Köyde kimseyi bulamaz. Sonrasında bütün köylünün bir evde toplanmış olduklarını (Cem Töreni yaptıklarını) görür. Dışarıdan bütün gelişmeleri izler. Yer yer Ümit, karakterimiz Süha'yı tanımamız için onun hayatına da yer veriyor, ama bu sizi romandan koparıyor. Çünkü iki farklı yaşam, iki farklı öykü... Ama eminim Ahmet Ümit'in asıl amacı bizi koparmak değil, Alevi ve Devrimciler arasında (din konusu hariç) benzerlik olduğuna inandırmaya çalışıyor. Belki de Alevi arkadaşları Devrimcilere daha sıcakkanlı ve ya Devrimcilerin Alevilere sıcak bakmasını sağlamaya çalışmış gibi... Bana sorarsanız, peki başarılı olmuş mu? Kesinlikle hayır.

Diğer yönde, dediğim gibi bu kitabı diğer ilk kitaplarından daha iyi gördüm. Edebi açıdan kalemi oturmaya başlamış. İnsanların esas tanıdığı polisiye romanların güçlü kalemi burada daha emekleme çağında. Hangi kitabında kalkıp yürümeye başlayacak, çok merak ediyorum.

Ahmet Ümit'in diğer kitaplarını okuduysanız, onlardan sonra bu kitabı okumakta zorlanabilirsiniz. Okunması gereken bir roman mı? Yok, okunmasa da olur. Zaten eğer, şu dönemimiz özellikleri 1992 yılında mevcut olmuş olsaydı; bu kitap kesinlikle popüler kültür örneğidir. Ya da "Ya Ahmet Ümit de sırf para kazanmak için yazıyor(!)" diye bir söylemle kesinlikle karşılaşırdı. Sözü fazla uzattım, farkındayım. Son olarak, isteyen okusun, eminim bir şeyler alır. Ama okunmadığı takdirde çok büyük bir kayıp yaratmayacaktır. Keyifli okumalar..

Alevî kültürünü çeşitli özellikleriyle satırlara yansıtan Ahmet Ümit, bu topraklarda inanç, mezhep, ırk farkı olmadan birlikte yaşayabildiğimizi gösteriyor.

yasinkayar 
28 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 5/10 puan

Okurken sıradan fazla heyecan duyulmayan bir hikaye gibi.Ama sonlara doğru olaylar biraz tuhaflaşmaya daha heyecanlı hale gelmeye başlıyor hele ki son sayfalara inanamayabilirsiniz gibi.Yine genel olarak orta seviyede bir kitap.

Yadigar 
 01 Tem 23:18 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Alevi inancına farkli bir bakış açısı getirmişAhmet Ümit. Dikkatimi birde "ismayil " yazmasi çok çekti bir günde okunabilecek akici bir kitap

Fatih TÜRKMEN 
08 Eyl 22:46 · Kitabı okudu · 5 günde · 4/10 puan

Uzun bir hikaye denilebilir .Fakat iki ayrı dünya iç içe anlatılmaya çalışmış ve bir karışıklık ve belirsizlik bulaşmış.Bir bakıyorsunuz alevi bakışlarının dini örgüsü anlatılıyor ve mistik alemlere akıyorsunuz,sonra bir bakmışsınız sol fikirli kişilerin zorluklarının hikayelerine yaklaşarak diğer konuda ki kişilerin dünyasına dalmışsınız.Yani konunun gidişatı güzel gidiyor ama meraklandınız konuların birleştiği bir sonun güzelliği sizi karşılamadan patanada bitiyor hikaye.Birde şunu da yazmadan bitirmeyeyim ki kitabın bir bölümünde gereksiz ayrıntılı müstehcen denilebilecek ilişki anlatılmış ve baya rahatsız edici olmuş . Bence Ahmet Ümit in iyi olmayan yazılarından diyebilirim .

Jan Demir 
 01 Tem 00:37 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Eser, Anadolu Aleviliği ve sol perspektifi birey-toplum, unsurlarıyla eleştirisel bir yaklaşımla irdeler. İki bölüm olarak okuyucu karşısına çıkan roman Süha ile İsmail'in hayatını konu edinir. İsmail'in intihara sürüklenisi, Süha'nin kaza geçirmesi tesadüf değildir.

Ahmet Ümit Sol ve Alevi düşüncesinden yola çıkarak,inancın ve politik ideallerin yaşamımızdaki yeri nedir? Sorusunu soruyor.Politik inanç ya da dini inanç olmadan yaşanabilir mi? Yahut yaşamımız tümüyle inanca bağlı olarak yaşanabilir mi ?Soruları etrafında gelişen bir roman.

çağla düzgün 
08 Oca 15:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bende büyük ölçüde gurur uyandıran bir Ahmet ümit klasiği... Cem davranın başrol'ünde oynadığı tokat zile karacaören köyünde halkın büyük emekler vererek beyaz perdeye uyarladığı bir yapıt alevi insanların yaşam tarzlarının ve ibadetlerinin göz önüne serilmesi öğrenilmesi öğretilmesi birlik olma konusunda insan olma konusunda verilen o anlamlı mesajlar... güzellikler yapıtı

sugelay 
04 Eyl 18:02 · Kitabı okudu · 16 günde · 8/10 puan

İsmayil ve Süha'nın farklı coğrafyalarda gerçeği sorgularken başlarından geçenler, bizim de yaşamı sorgulamamızı sağlıyor aslında biraz. Her zamanki Ahmet Ümit akıcılığı olsa da sonra ne olmuş diye elinizden bırakamayacağınız bir kitap değil. Neyse ki yazar çok da uzatmamış, sonlara doğru hikaye hızlanıyor hop birden bitmiş oluyor.

4 /

Kitaptan 124 Alıntı

Uğur D. 
 30 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 42)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 42)
Rabia 
17 Nis 19:21 · Kitabı okudu

İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet ÜmitBir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit
Mehmet Admış 
07 Nis 22:42 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Doğasında bencillik ve yıkıcılığı taşıyan insanoğlu birbirine elini kardeşçe uzatabilir miydi?

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 66 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 66 - Everest Yayınları - 29. Basım)
Mehmet Admış 
06 Nis 11:59 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

...kendisi farkında olmasa da herkesin bir felsefesi vardır.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 27 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 27 - Everest Yayınları - 29. Basım)
MK 
 19 Haz 04:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Geçmişte o kadar çok şeyi içimize attık ki artık hiçbir şeyi gizlemekten yana değilim.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 121)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 121)
Mehmet Admış 
07 Nis 23:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Zamanın sevgiyi nasıl tahrip ettiğini bir kez daha anlıyordum.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 66 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 66 - Everest Yayınları - 29. Basım)
Mehmet Admış 
08 Nis 12:54 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Öğrenmenin zararı olmaz derler ama dikkat etmek lazım, amaçsız bilgi maymuna çevirir insanı.

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 84 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 84 - Everest Yayınları - 29. Basım)
Mehmet Admış 
07 Nis 08:38 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

'Günaha giriyorsun İsmayil,' dedim.
'Hüseyin Dede gibi hemen günahla korkutma beni. Bizim inancımızda hoşgörü temel esastır, ceza çok sonra gelir.'

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 48 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 48 - Everest Yayınları - 29. Basım)
Mehmet Admış 
08 Nis 18:39 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

'Tövbe tövbe, bunlarda hiç Hak korkusu kalmamış mı İsmayil?'
'Valla işsiz kalma korkusu, Hak korkusunu bastırıyor galiba baba...'

Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 89 - Everest Yayınları - 29. Basım)Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit (Sayfa 89 - Everest Yayınları - 29. Basım)