Yazar
Muriel Barbery

Muriel Barbery

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
1.642 Kişi
4.147
Okunma
147
Beğeni
6,8bin
Gösterim
Unvan
Fransız Roman Yazarı ve Felsefe Profesörü
Doğum
Kazablanka, Fas, 28 Mayıs 1969
Yaşamı
Barbery École Normale Supérieure de Fontenay-Saint-Cloud'a 1990 yılında girdi ve 1993 yılında felsefe alanından mezun oldu. Daha sonraki yıllarda Université de Bourgogne'de, bir Fransız lisesinde ve Saint-Lô'deki Institut Universitaire de Formation des Maîtres'de (Öğretmen eğitim enstitüsü) felsefe dersleri verdi. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Ödülleri 2006: Georges Brassens Ödülü (Kirpinin Zarafeti ile) 2007: Prix Rotary International 2007: Prix des libraires pour l'Élégance du hérisson (Yayıncılar ödülü - Kirpinin Zarafeti ile) 2007: Prix des Bibliothèques pour Tous, pour l'Élégance du hérisson (Kütüphaneciler ödülü - Kirpinin Zarafeti ile)
Leman Altıner
Kirpinin Zarafeti'yi inceledi.
304 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Güçlü kadınları seviyorum;konumları, şartları ne olursa olsun ne istediğini bilen, ayakları üzerinde sımsıkı durabilen kadınları seviyorum. Kirpinin zarafeti de işte böyle bir kadının hikâyesi...Kendini hiç beğenmeyen, dehasını gizlemek için insanların görmek istediği kimlikte müthiş zekâsıyla kendi kabuğunda yaşayan Renée'nin hikâyesi. Felsefe öğretmeni bir yazarın felsefi tatlarla harmanladığı naif, okuyucuyu sarıp sarmalayan sıcacık bir eser. Kirpiler gibi dikenli kabuklarının altında bambaşka hayatları olan güçlü kadınlara çok güzel bir örnek kesinlikle okunmalı. Kadınların değerinin bilindiği günleri görmek dileğiyle...Sevgiyle ❤
Kirpinin Zarafeti
8.3/10
· 4.001 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
62
Neslihan TÜRKMEN
Kirpinin Zarafeti'yi inceledi.
304 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Birbirinden renkli kişiliği olan üç insan bir araya gelirse ne olur ? Renée 54 yaşında, 27 yıldır aynı apartmanda kapıcılık yapan dul bir kadın. Kapıcı klişelerine ters düşen bir hayatı var. Daha doğrusu görünürde klişelere uygun ama sadece rahat bırakılmak için. Onun dışında o apartmandakilerin tahmin edemeyeceği kendine ait bir dünyası vardı Renée'nin. Kedisi, çok zarif bulduğu bir arkadaşı, kitap, film ve müzikten oluşan bir dünya... Tek istediği mutlu birkaç anısının olması için rahat bırakılmak. İşte tam da bu yüzden klişelere uygun davranıyor. Nüktedan bir kişiliğe sahip, espriden anlayan bir kadın, her konuşmasında da bu açığa çıkıyor. Hayatına, kendisine ve etrafındaki insanlara biraz alayla bakmayı biliyor. Çalıştığı yerdeki insanlar ona tepeden bakıp küçümsediklerini sanırken o çoktan kafasında sizleri gülümsetecek cevaplar vermiş oluyor bile. Bu yaşamak için belki de en gerekli becerilerden biri değil midir? Hayatı çekilebilir kılmak için ciddiyetten biraz uzaklaşabilmek.. Kendini tombul, çirkin ve eğitimsiz olarak tanımlıyor. Ve gördüğümüz gibi Renée kendine karşı acımasız olabiliyor. On ikisinde okumaya olan açlığına rağmen okulu bırakmak zorunda kalmış, on yedisinde ise evlenmiş. Ama eğitimsizliği sadece kağıt üzerinde. Renée okulu yarım bırakmış ama eğitimi, öğrenmeyi bırakmamıştı. İşten arta kalan zamanlarını  özellikle kitap, film ve müzikle geçiriyordu. İlgi alanının merkezinde ise edebiyat vardı. Evet Renee'nin dünyası, yeni arkadaşlıklar onun kapısını çalana kadar aşağı yukarı bu şekildeydi.. Paloma Josse ise 12 yaşında bir kız. Derin düşünceleri olan entellektüel biri olduğunu düşünüyor. Çok da zeki biri. O kadar ki bazen bunu saklama gereksinimi duyuyor sorun yaşamamak için. Ayrıca Paloma'nın bir korkusu da var. Yetişkin olmaktan korkuyor. Daha doğrusu yetişkin olduğunda dönüşebileceği kişiden.. Anlamsız hayattan şikâyetçi. Özellikle kendi ebeveynleri gibi olan zengin yetişkinlerin hayatından. Onların yaşamayı bilmediklerini ve yetişkinlerin önünde sonunda çocukları da bu anlamsız hayatın içine çektiklerini düşünüyor. Bu yüzden de bir plan yapıyor. On üç yaşına girdiğinde intihar edecek ve bir yetişkin olma ihtimali ortadan kalkacaktı. Planı annesinden aldığı uyku ilaçlarını kullanarak intihar etmek ve evlerini ateşe vermekti. Bu kadar kesin konuşmak ne kadar doğruydu bilemiyorum. Aslında Paloma bir nevi deneme sürecindeydi. Hayatta yaşamaya değer bir şey var mı? Eğer yoksa da en azından ölüme giderken yıkıcı değil yapıcı olmayı denemeli miydi? Paloma on üçüncü yaş gününü işte bu derin düşüncelerle beklemeye karar vermişti... Peki, tam da kafasında hayatın anlamsızlığı, intihar düşünceleri ve soru işaretleri varken Kakuro Ozu'nun onların apartmanına taşınması tesadüf müydü? Renée de Paloma da toplumun onlar için hazırladığı kalıpları reddediyordu. Birbirlerini çok da iyi tanımıyorlardı ama birçok ortak noktaları vardı. İkisi de zekiydi, benzer zevkleri ve benzer hayat görüşleri vardı. Ve ikisi de kendini bulunduğu 'sınıfa' ait hissetmeyen, davranışları o sınıfa ait olmayan insanlardı. Ve bir gün dairelerden biri boşa çıkıyor. Bu, neredeyse değişmez bir geleneği yerle bir ediyor. Bilindiği kadarıyla hiçbir daire, aile değiştirmemişti o zamana kadar. Daireye kibar, sıcakkanlı ve ilginç Kakuro Ozu taşınıyor. Altmış yaşlarında bir Japon. Taşınmasıyla birlikte apartman hareketlenmiş, herkesi bir heyecan almıştı. Paloma da Renée de bu heyecanı paylaşıyorlardı tabi ki. Paloma ve Kakuro tanıştıkları anda birbirine ısınmış ve bir konu hakkında anlaşma yapmışlardı bile. Kapıcı Renée'nin göründüğünden daha fazlası olduğu kanıtlanmalıydı.. Kakuro sayesinde Paloma ilk defa onu dinleyen bir yetişkinle tanışacak ve Renée de ilk defa 'görülen' biri olmaya başlayacaktı... Peki, kendine karşı acımasız olan Renée görülen biri olmaya cesaret edebilecek mi? Ve Paloma, hayatın yaşamaya değer bir yanını bulabilecek miydi? İçinizi ısıtacak ve pozitif duygularla çevrenizi saracak bir kitap. Sayfaları hızlıca çevirmenizi isteyecek kadar da sürükleyici ve akıcı. Sadece arada sırada sadelikten uzaklaşıyor. Bu da kitabın bütününü göz önüne aldığımızda görmezden gelinebilir. Hikayeye; felsefe, edebiyat ve film de eşlik edince daha keyifli olması kaçınılmaz oluyor. Kitap çoğu zaman gülümsetiyor, bunun dışında da düşündürücek çok şey veriyor. Sona erdiğinde ise yüzünüzde buruk bir gülümseme beliriyor.. Yaşamın anlamını sorguluyor ve sorgulatıyor  insana. Hayat herkes için aynı anlamı taşıyamaz. Herkesin farklı hedefleri ve beklentileri var. Ancak bu hedeflerimizin hangisi gerçekten bizi yansıtıyor düşünmek gerekir. Yıllar sonra hedeflerimize ulaşmış olduğumuzda hangileri bizi mutlu edecek ? Hedeflerimizi standart bir hayata uygun olarak mı seçiyoruz? Yoksa kendi mutluluğumuz için mi? Elimizde liste, bizden beklenenleri gerçekleştirdikçe üstlerini çizmek için mi yaşıyoruz? Peki yaşamak istediğimiz şeylerin o listede olmadığını ya çok geç anlarsak? Hayatta tam olarak kim olacağımızı ve ne konumda olacağımızı bizler seçmeliyiz. Bize uygun görülen hayatı değil, kendi uygun gördüğümüz hayatı yaşamalıyız. Hayat her şeyi kafaya takacak kadar ciddi değil ancak önemsenmeyecek kadar da basit değil. Ve her şeyden önemlisi insan ömrü gerçekten kısa. Bu yüzden olasılıklarla dolu hayattan en iyi şekilde yararlanmalıyız. Yaşanacak olanlar bizim elimizde.. Keyifli okumalar. :)
Kirpinin Zarafeti
8.3/10
· 4.001 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
189
Şeyma Öztürk
Kirpinin Zarafeti'yi inceledi.
280 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Bugün sizleri Madam Michel ile tanıştırmak istiyorum. Kendisi oldukça lüks bir apartmanın kapıcısı. Eşi vefât ettiğinden dolayı kedisi Lev ile birlikte yaşıyor. 50'li yaşlarda, yoksul bir aileden gelen, pek de bakımlı olmayan, hatta gördüğünüzde yukarıdan bakıp dudak bükeceğiniz bir tipe sahip. Bu özelliklere sahip olmasına bir de kapıcılık mesleği eklenince oldukça modern insanların (!) yaşadığı böylesine lüks bir apartmanda kendisine hangi gözle bakılacağını hayal edebilmişsinizdir umarım. Bu özelliklere sahip bir insanı pek çok kişi tanımaya değer bulmaz. Setler en baştan çekilmiş, böyle bir insanı tanımanın bir işe yaramayacağına karar verilmiştir çünkü. Yalnız hayat o kadar gariptir ki bütünüyle görebildiğimizi düşündüğümüz pek çok şeyi aslında göremediğimizi anlamamız için oyunlar oynar bize. Madam Michel de tam mânâsıyla buz dağının görünmeyen yüzü. Zira neredeyse ilmi her konuda bir fikre sahip olan, oturup Felsefe, Edebiyat sohbetleri yapabileceğiniz, Rus Edebiyatı seven, eserlerin içerisinde yer alan karakterlerin her birini zihnine yerleştirmiş, hatta sırf Anna Karenina'daki Levin karakterinden dolayı kedisine Lev adını koymuş gizli bir hazine. Bunların yanı sıra klâsik müziğe karşı ilgisi, Uzakdoğu sinemasına karşı pek çok bilgisi var. Her fırsatta kütüphaneden kitap alıp okuyarak kendini daha da geliştiriyor. Tüm bu özelliklerin yanında Madam Michel'in bir özelliği daha var: Kendini saklamak ve bu özelliklerin hiçbirine sahip değilmişçesine dış dünyaya karşı sıradan bir insan gibi yaşamak. Bir kapıcı için çok fazla meziyet saydım sanırım. Madam Michel'in yanı sıra kitabımızın ana karakterlerinden biri de Paloma Josse ise apartmanda yaşayan ailelerden birinin 12 yaşındaki kızı. Josse, ailesindeki tüm fertlerin aksine burjuvaziden nefret eden, çıkarlar dünyasından uzak duran ve her fırsatta bu durumu eleştiren, modernizm adı altında yapılan her türlü safsataya dudak büken, neredeyse her konuda bilgisi olan, Japon kültürüne ilgi duyan, 13.yaş gününde intihar etmeyi planlayan zeki bir genç kız. Aslında bir bakıma Madam Michel ile aynı yöne bakan, aynı şeyleri hisseden, aynı dünyayı arzulayan bir karakter. Madam Michel ve Paloma Josse aynı apartmanda yaşıyor iken ve en önemlisi aynı düşünce düzleminde dolaşıyorken birbirilerine bir o kadar da uzaktırlar. Eserin konusu tam da burada şekilleniyor. Apartmana yeni taşınan Japon asıllı Kakuro Ozu'nun gelmesiyle üç karakterin de hayatına yeni pencereler açılıyor ve devam eden sayfalarda her bir karakterin başkalaşan hayatına eşlik ediyorsunuz. Eser dönüşümlü olarak Madam Michel ve Paloma'nın anlatımıyla ilerliyor. Her iki karakterin de gözünden okuyorsunuz olayları. Madam Michel'in bilgisini konuşturduğu bazı kısımlar felsefe sohbetleri niteliğinde olduğundan dolayı sıkıcı gelebilir fakat bölümler çok uzun değil. Eserde pek çok filozofa, esere ve karaktere atıf yapılıyor. Bu eserleri okuduysanız Madam Michel'in neyden bahsettiğini daha iyi anlama şansınız oluyor. Tam anlamıyla sürükleyici bir anlatımı olduğunu söyleyemem fakat sıkmadan ağır ağır yol alıyorsunuz. Henüz varlığından bile haberdar değilken, okuyup bitirince kalbimde bir şeyleri titreten, beni etkileyen bir eser oldu. Zira hayatta var olan etiket ve önyargı gerçeğine hüzünlü bir hikâye ile dokunuyor Yazar. Kaçımız insanları sahip oldukları statülere, kıyafetlerine ya da tiplerine göre yargılamıyoruz? Kaçımızın bir doktora, avukata ya da öğretmene gösterdiği tavır ile bir kapıcıya, çöpçüye gösterdiği tavır aynı? Muhatabımızı tanımadan çok kolay yargılayabiliyoruz. Halbuki tipi, statüsü, konumu, kariyeri ne olursa olsun karşımızdakinin ne derinlikte biri olduğunu bilmemiz mümkün değil. Belki bu eser bu anlamda kendimizi sorgulamaya, bir karar almaya ve kendimize yakışanı yapmaya yönlendirir bizi. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kitabın kapağı oldukça güzel. Normalde cicili bicili kapaklar genelde boş kitapları anımsatır bana, ki çoğunlukla öyledir de. Kitabı okumadan evvel de kapağı çok hoşuma gitmişti. Okuduktan sonra ise ne kadar isabetli bir çizim olduğunu daha iyi anladım. Önyargılarınıza bir mola verin, kitabı edinip bir sayfa çevirin, güzellikler sizi bulsun. Keyifli okumalar. :)
Kirpinin Zarafeti
8.3/10
· 4.001 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
165
Yelizz
Kirpinin Zarafeti'yi inceledi.
304 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kirpinin Zarafeti 2006 yılında Fransa'da yayınlanmış olup, pek çok ülkede de uzun süre çok satanlar listelerinde yer almıştır. İki milyona yakın nüsha satan kitap; 2009 yılında da "Yaşamaya Değer" (Le Hérisson) ismiyle sinemaya uyarlanmıştır. Kitapta iki ana karakterimiz mevcut. Bunlardan ilki Madam Michel. Madam Michel edebiyata, sanata, müziğe, sinemaya (özellikle Japon), felsefeye ilgi duyan herkesin tanışmak isteyeceği bir kişilik. Ancak kendisinin oldukça 'sıradan' diye adlandırdığımız bir yaşamı mevcut. Kendisi lüks bir apartmanda kapıcı.Eşi vefat etmiş, kedisi Lev ole birlikte yaşayan 54 yaşında ve pek "normal" fiziksel özelliklere sahip olmayan bir kadın. Hem kapıcı olması hem de fiziksel özelliklerinden dolayı görünmeyen veya görülmek istemeyen bir kadın. Kendisi de zaten bu durumdan şikayetçi değil aksine bu durumu korumayı sürdürüyor. Etrafındaki insanlara onların görmek istediklerini gösteriyor. Ancak kendisinin görünüşünün ardında muhteşem bir birikim ve bilgiye sahip, araştırmayı okumayı, izlemeyi, dinlemeyi çokça seven kendi dünyasında yaşayan ve bunu korumayı tercih eden biri.Bu arada okumayı en çok sevdiği Rus Edebiyatı ve bu yüzden kedisinin adını Lev koyuyor. Kitabımızın diğer ana karakteri 12 yaşındaki Paloma Josse. Josse içinde yaşadığı burjuvaziden nefret eden, bu durumu eleştiren, birçok konuda yaşının üstünde oldukça bilgi sahibi ve Japon kültürüne ilgi duyan bir genç kız. Ancak 13. yaş gününde ihtihar etmeyi planlayan bir genç kız. Madam Michel ve Paloma Josse oldukça ortak yönü bulunan iki insan. Yalnızca Paloma Josse henüz kendi yolunu bulamamış ve içinde yaşadığı burjuvazi dünyada görülmeyen biri. Bu birbirine oldukça benzer iki yakın karakterin tanışması da, apartmana yeni taşınan Japon asıllı Mösyö Ozu sayesinde oluyor. Çünkü sınıf kavramı o kadar keskin ki, birbirlerini ancak bu şekilde bir aracı sayesinde tanıma imkanı buluyorlar. Kitabı dönüşümlü olarak Madam Michel ve Paloma'nın gözünden okuyoruz. Özellikle Paloma'nın anlatımı olan Derin Düşünce bölümlerini çok beğendim. Ama kitapta Madam Michel tarafının biraz daha ağırlıklı olduğunu söyleyebilirim. Alt metni oldukça bilgi dolu olan çok güzel bir eser. Müzikten, felsefeye, edebiyata, sinemaya değinen çok zengin bir kitap. Özellikle felsefe ile ilgili olan kısımlar diğerlerine oranla daha fazla yer verilmiş. Benim çok fazla ilgi alanım olmasa bile sıkılmadan okudum. Okuyucu boğan bir anlatımı bulunmamakta. Konuya bağlı kalarak alt metin de sunulması, okurken daha keyifli olmasını sağladığını düşünüyorum. Keyifle, merakla, farkındalıkla okuduğum ve çok çok çok sevdiğim bir eser oldu. Dili, anlatımı oldukça yalın ve açık; karakterlerde oldukça düz diye tanımlayabileceğimiz, bildiğimiz abartı olmayan şekildeler. Kitap sınıfsal ayrımcılığı acıtasyon yapmadan oldukça düz ama çarpıcı bir şekilde okura sunuyor. Okudukça hak veriyor ama dünyada hala değişmeyen bu durum karşısında şaşırıyor ve öfkeleniyoruz. Önceden biraz önyargılı olduğum bir kitaptı. Bir dönem oldukça adını sık duyduğumdan dolayıydı, bu durumda. Ancak okudukça ne kadar yanıldığımı anladım. Çok başka bir şey okuduğumu düşünüyorum. Hem bu kadar sıradan bir şey okuyup hem nasıl bu kadar etkisinde kaldım anlamıyorum. Özellikle kitap sonuyla biraz beni dağıttı hatta kalbimi kırdığını söyleyebilirim. Ancak duygularımı tek bir cümleyle özetleyecek olursam, Chicaga Sun-Times Kirpinin Zarafeti için söylediği cümle olurdu. "Bütün büyük yapıtlar gibi bu hikaye de kalbinizi kıracak, ama bazen hayatın bu hüzne değeceğini anlamamızı -ya da hatırlamamızı- sağlayacak." Mutlaka okuyun ve okutturun, kalbe dokunan bir hikaye olduğunu düşünüyorum.
Kirpinin Zarafeti
8.3/10
· 4.001 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
75