İlk defa böyle bir kitap okuyorum kısacası beğenmedim.
Kitap tümü itibari ile erotik duygular içinde yazılmış ve bunlar tamamen dile getirilmiş yazar tarafından.
Madam EdwardaGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 202099 okunma
"1941 yılında yayımlanan uzun öyküsü. erotizm ve kötülük kavramlarını dolayımsız ve arı bir üslupla doldurması, kötülüğün kaçınılmazlığını ve arzunun ebediyetini bu denli gerçekçi -ki bataille 'gerçek' bir gerçeküstücüdür- izlenimci bir nietzsche etkilenimi yargısını kuvvetlendirir.
madame edwa"
Paris'in çıplak, rutubetli, ıssız sokaklarında şehvetin, dehşetin, arzulu ve meraklı bir bedenin izini nefes nefese sürebilmek; herkes kendi Tanrı'sının peşindeyken Madam Edwarda'yı bulabilmek...
Zifiri karanlık Edwarda'nın siyah kadifeden pelerinini yutarken, Georges Bataille kâh sendeleyerek kâh tökezleyerek dikenli tellerle çevrili sınırlarda yaraları kanatıyor.
Georges Bataille, Fransız yazar, sosyolog, antropolog ve filozof. Nietzsche'nin izinde düşüncelerini geliştirmiş, gerçeküstücü düşüncenin geliştiricilerinden biri olmuştur. Kötülüğü üstlenen ve gizemsel yolculuklara dayalı iç deneyimlere dayanan bir ahlakın savunuculuğunu yapmıştır.
Dili açık bır yazar, oyuzden böyle ınce bır kıtabını okumayı tercih
ettim Ohalde buyurun Madam Edwarda
Öncelikle ben bunu niye okuyorum ki diye absürt bulacağınız rahatsız edici bir kitap olacaktır. Kitap size ahlaki güvence vermiyor. Kitabın olayı sadece olay. Tavsiyem şudur ki yazarı anlama eylemine girmek istemiyorsanız sadece iyi bir kitap okumak isterim derseniz bunu okumayın. Anlama yolundaysanizda önerim önce hikayeyi sonrasında önsözü okumanizdir. Hikaye sadece bazı düşünceleri fiziki temele indigemeyi denemistir. Önsözünde yazanları anlamak zor, anladığımı da iddia etmem. Anlamak için yardımda aldım. Önsözün bir kısmı ile ilgili açıklamam aşağıdadir. Kendi fikirlerimi dökmedim!
Georges Bataille
Tanrıyı anlatan dinlere bundan bahseden filozoflara kızar. Tanrı anlaşılır olursa sınırlı olur, anlamak eylemi de zaten sınırlıdır. O da kabul eder, her sey aklıma gelemez ve de gelmez. Sınırsızlığı kabul etmişken sınırlılığın icinde kalacağı için kendine eksik der. İnsan sınırlıdır, diğer her şeye de sınır koymak ister. Bu yüzden taşkınlık alaya alınır. Sınırları biraz olsun aştığına inanan kendini kutsar ve tanrı ilan eder. Kendisini üstün görür. Ama kutsal olanın sınırlı olduğunu unutur. Ahlak sınırlıdır, ve bu ahlaki sınırlarını aşan en temel şey zevktir. Zevk pekala erotizm ile aynı tutulmak zorunda değildir hatta aynı değildir. Ama insan zevki ilk kendi vücudunda bu yönde keşfeder. İnsan sınırlı olduğu kadar vücuda sınırlıdır. Kendinde keşfettiği şeye de sınır koyar. Fazlası taşkınlıktır, tiksinti uyandırır. Herkes erotizmin içine girer ama kimse sorumluluk almaz. Sorumluluk alana gülünür. Gülmek en ağır aşağılama biçimidir. Alaya alır. İnsan şakaya çekerek güldüğü ve hafiflettiği bu durumlari ancak böyle sınırlı tutar. Inanclilara ve inancini güzel latife ederek anlatanlara sorulur, Tanrın bunu biliyor mu? Hayir denirse inanç çöker evet ise basli başına tanrıyı sınırlar
Madam EdwardaGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 202099 okunma
Before Sunset filminin girişinde Celine'in elinde gördüğüm kitap. Oldukça ince ve erotizm dolu. Aylar sonra kitap okuyabilmiş olmam dışında pek bir katkısı olmadı açıkçası
Madam EdwardaGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 202099 okunma
Erotizmin açıkça bir acı bilinciyle betimlendiği bu kısa kitabın önsözü, dokunaklı olmasını iste diğim bir çağrı fırsatı benim için. Zihnin kendine yüz çevirmesi ve sanki kendine sırtını dönmesi, inatla kendi gerçeğinin karikatürüne dönüşmesi şaşırtıcı bir şey değil benim gözümde. İnsan yalan söyleme gereksinimi duyuyorsa eğer, eh, keyfi bi lir! Belki onur sahibi insan da insan kalabalıkları içinde kaybolup gider... Ama sonuç olarak: Gözlerini açıp da oluşanı, olanı açıkça görme isteğiyle şiddetli ve hayranlık verici olarak birleşeni asla unutmayacağım. Sonsuz zevke dair hiçbir şey bilmeseydim, sonsuz acıya dair hiçbir şey bilmesey dim, oluşanı da bilemeyecektim!
Kitap, orijinal olarak 1941’de Pierre Angélique takma adıyla, Nazi işgali altındaki Fransa’da sınırlı sayıda basılan gizli bir baskıyla yayımlanmış. Ardından 1956’da Bataille’in kendi adıyla ve bir önsözle ticari olarak basılmış. 46 sayfalık bu kısa eser; erotizm, ölüm ve kutsal olan arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir anlatı sunuyor. Bataille'la tanışmak için iyi bir başlangıç olmayabilir. Çünkü konusu bile bazı okurları rahatsız etmeye yetecektir. Elbette sanatın metaforlarla işleyen yanını bilen okurlar daha farklı düşünebilirler. Madame Edwarda, Paris’te bir genelevde geçen ve ismini Tanrı olarak ilan eden bir fahişenin hikâyesini anlatıyor. Bataille, kitabının önsözünde, cinsellik ve ölümün geleneksel olarak kutsal sayıldığını, ancak modern toplumda bu anlamların kaybolduğunu ve eserin bu paradoksları açığa vurmayı amaçladığını belirtiyor. Okuru rahatsız etmek ve düşündürmek için tasarlanmış bu metin, erotizmin ötesinde, insanın varoluşsal boşlukla yüzleşmesini ele alıyor ama bunu zor bir yoldan yapıyor.
Madam EdwardaGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 202099 okunma
Bataille 1897'de Billom'da doğdu. 1900'de ailesiyle birlikte Reims'e taşındı. 1917'den itibaren Paris'te "Ecole des Chartes"de okudu ve ardından meslek eğitimini yaparken Bibliothèque Nationale de France'de kütüphaneci olarak çalıştı. 1942'ye kadar burada çalışan Bataille, bu tarihten sonra yakalandığı tüberküloz nedeniyle kütüphanecilik görevini bıraktı. 1949'da yeniden Carpentras'da kütüphaneci olarak göreve başladı. Daha sonra aynı göreve Orléans'ta devam etti.Documents (1928), Acéphale (1937), Critique (1936) gibi etkili dergiler çıkardı. "Collége de sociologie"nin çalışmalarını yönetti. Kimi zaman siyasal kimliğiyle öne çıktı, aydınlarla çeşitli gruplar oluşturdu, etkinliklerde bulundu. Andre Breton veSartre ile sert polemikleri oldu. 1962'de Paris'te öldü. Kitaplarının tüm basımı 1972'de Foucault'nun desteğiyle gerçekleşti.