Biz de çirkin bir deyiş vardır. Ölüyü, diriyi s.ktn de gözü bana mı diktin. Bu söz kadar tuhaf, nekrofiliye kadar uzanan karanlık ve iğrençlikte bir eser. Adına falan aldanıp okumayın.
Georges Bataille’ın Göğün Mavisi, erotizmin yalnızca bedensel hazlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda varoluşun karanlık yüzünü açığa çıkaran bir deneyim olduğunu gösterir. Romanın kahramanı Troppmann’ın iç dünyasında, savaşın eşiğindeki Avrupa’nın kasvetli atmosferiyle birleşen cinsel saplantılar, ölüm korkusu ve nihilist bir bakış açısı yer alır.
Yazar ile tanışma kitabı oldu benim için. Aslında çok sevdim. Sanki tuhaf bir rüyanın içindeyim, bir savaş hali içinde kafayı sıyıran bir sürü hasta insanla tanışmış gibiyim. Yazar okuduğum diğer yazarlardan farklı bunu kesinlikle söyleyebilirim. Mazoşist ve karamsar bir yanı var ama okurken içinize umut serpiştirdiğini de söyleyebilirim. Şu an içerik olarak size tarif edemem ki kitabı. Fazlaca karışık ama kendinize anlatmakta zorlanmayacağınız bir karışıklık diyebilirim. Anlaşılmayacak bir kalem değil elbette fakat biraz sert. Toz pembe romanlardan çok uzak. Hem fazlaca realist hem sürrealist diyebilirim. Okurken kapılıp gideceksiniz ve anlayacaksınız beni.
GEORGES BATAILLE, 1897 doğumlu Fransız yazar, düşünür. Başlangıçta sürrealizm hareketine yakınlık duyduysa da kısa süre sonra André Breton'la aralarındaki fikir ayrılıkları yüzünden o çevreden uzaklaştı, iyiki uzaklaştı zira Breton la hiç anlaşamıyorum iyi ki listede tek kitabı vardı okudum ve 1daha okumamaya karar vermiştim yazardan da akımdan da :))) Komünizme bağlılıktan Sovyetler ve Stalin eleştirisine; gerçeküstücülerin yanı sıra "aforoz edilenler"le sürdürdüğü ilişkiye ve André Breton'a yönelik saldırılarına; Documents, Acéphale gibi çıkardığı dergilere ve kurduğu "cemaatler"e dek, Bataille, aykırı 1düşünce ve edebiyat evreninin insanı olmuş, yaşamın trajik ve diyonizyak yanını vahşete ve ölüme varana dek yüceltmiştir, yazarı anlamaya çalıştığım ve ilk okuduğum kitabı "Gözün Öyküsü"dür ki hayatımda okuduğum bugüne kadar en aykırı kitaptı okurken insanın midesinin alt üst olduğu 1kitaptir ama yazarın kendi yaşantısını ve bağlantılarını düşününce yazarı bilmek gerekiyorsa da okunması gerekir...
Michel Foucault'nun "Bu çağın en önemli yazarlarından 1i" olarak tanımladığı Bataille, yalnızca Fransız çağdaş yazını üzerinde değil, evrensel 1yazın ve düşün uğrağı üzerinde de kalıcı izler bırakmıştır. Entelektüel çevreler de özellikle erotizm üzerine yazıları ve edebi eserleriyle ilgi gören Bataille'dan Göğün Mavisi ile birlikte Gözün Öyküsü, Rahip C.'yi de okuyarak 1001kitap listesindeki kitaplarını okumuş oldum...
Göğün Mavisi faşizm karanlığındaki Avrupa'nın insan doğasındaki aşırılaşmış cinsel deneyimler, kabuslar ve ruhun kirlenmesiyle oluşan korkunç aykırılıkların, yıkıma uğratan büyük 1sıkıntının ortaya çıkmasıdır. Roman, faşizm şiddetinin cazibesine ayak uyduranlarla, oluşan güçlerin kendilerine karşı kullanılmasının mümkün olabileceğini öne sürerek, yazar
DİPÇE :
Bataille'nin eserlerini okumak için onun felsefesini biraz da olsa bilmek gerekir aksi halde tiksinti uyandıracak detaylarda nefes almak güçleşir; hoş felsefesini bilmek yine de anlamak için yeterli olmayabilir çünkü zor yollar seçer yazar eserlerinde. Yasaklar ve yasakların ihlali eserlerinin çıkış noktasıdır bu şekilde yazan birçok yazar olsa da insanı sınırlarda bu denli gezdiren hatta aşağı iten çok az yazar okumuşuzdur.
Bataille; özellikle erotizm, cinsellik, ölüm ve şehvet temalarından yola çıkarak insanın o en yabancı olduğu köküne ulaşmayı hedefliyor.Bunu yaparken düalizmden hareketle;
masumiyet ve günahkarlığın, cinsellik ve erotizmin , iyilik ve kötülüğün, huzur ve tehlikenin yerini değiştiriyor tercihini dibe en yakın karakterden yana kullanıyor.
Göğün Mavisi'nde aynı zamanda anlatıcı olan karakterle yine tiksintinin en uçlarında geziniyoruz, bu metinde nekrofili detayı dışında öteki iğrençliklere çok da şaşırmıyoruz.Diğer kitaplarını okuyanlar için bu bağlamda biraz daha hafif bir Bataille kitabı olduğunu söyleyebilirim.
Eserde; savaşın ve yaşamın anlamsızlığı kara mizah bir üslupla aktarılır. Yaşamak o denli zorken ölümün basitliği üzerinde durulur.
Eserde farklı yerlerinden eksiltilmiş üç kadın karakter anlatıcının gözünden aktarılır ve okur bu eksiklik ve çirkinlikler içinde adeta yok olur.
Anlatıcı ise savaşın çıkmazları içinde anlam kaygısı yaşayan sıradan bireylerin değersizleşmeye ve yalnızlaşmaya başlamasıyla nihilizme gidişinin sembolüdür.
Göğün mavisi, grisi, siyahı arasında mukavemet içinde kalmak ya da adım adım karanlıkta yitmek...Mide burkan bir tükenme hikayesi..
'Gözün Hikayesi' ve 'Rahip C' gibi 'Göğün Mavisi' de ; 1001 kitap listesinde yer almaktadır.
Bataille'yi kesinlikle herkese değil bazı okurlara
GÖĞÜN MAVİSİ
(Roman)
Georges Bataille
1897-1962 yılları arasında yaşamış Fransız yazar, sosyolog ve filozof Georges Bataille tarafından kaleme alınan Göğün Mavisi, II. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da yükselen faşizmin insan ruhunda yarattığı tahribatı konu alır.
Bataille, “varoluşçu nihilist” bir bakışla, insanın korkunç bir sona sürüklenişini anlatır.
Sartre ve Nietzsche’nin “bulantıdan sonra yeniden doğuş” fikrinin tersine, Bataille ölümü, yokluğu ve umutsuzluğu öne çıkarır.
Onun dünyasında umut yoktur; her şey boşluğa akar.
Yazar, ölümü neredeyse kutsayarak tüm değerleri altüst eder.
Temalar
• Cinsellik ve Ölüm: Haz ve yok oluş birbirine karışır; erotizm ölümle iç içedir.
• Çürüme ve Tiksinti: 1930’lar Avrupa’sında bireysel ve toplumsal çöküş yaşanır.
• Tanrısız Mistisizm: Kahraman kutsalı arar ama yalnızca hiçlikle karşılaşır.
• Ahlakın Yıkımı: İyi–kötü, günah–kutsal ayrımları geçerliliğini yitirir.
• Hiçlik: “Göğün mavisi” varoluşun boşluğunu ve evrenin kayıtsızlığını simgeler.
• Delilik ve Aşırılık: Gerçek, aklın değil, sınırların ötesinde deneyimlenir.
Roman, faşizmin gölgesinde insanın anlam arayışının çöktüğü, ölüm ve arzunun iç içe geçtiği karanlık bir deneyimi anlatır.
Özet
Roman, 1930’ların Avrupa’sındaki siyasal ve ahlaki çöküşü, bireysel bir yıkım hikâyesiyle birleştirir.
Anlatıcı Troppmann, ölüm, cinsellik ve delilik arasında savrularak hem kendini hem de dünyanın anlamını kaybeder.
Dirty adlı kadınla yaşadığı ilişkide erotizm, kutsallık ve ölüm iç içe geçer; yaşam ve yok oluş aynı deneyimin yüzleri olur.
“Göğün mavisi”, bu çürümenin ortasındaki soğuk güzelliği ve Tanrı’sız evrende insanın hiçlikle karşılaşmasını simgeler.
Çatışmalar
• Birey – Toplum: Troppmann, faşizmin çürümüş toplumuyla çatışır.
• Ruh – Beden: Anlam arayışı, bedensel
İspanya iç savaşı’nın kıyısında absürtlükle dolu bir kahramanın gözünden, farklı bir üslupla ele alınmış harika bir hikaye. Bataille ilk defa okudum ve bundan sonra da okurum. Henri ya da Tropmann isimli ana karakterin (kimi yerlerde Henri kimi yerlerde Tropmann olarak hitap ediliyordu), daha çok entrikalarının bütün çıplaklığıyla resmedilip kendi benliğini arayışı (her ne kadar kendisi için böyle nitelendirilmemiş olsa da ben böyle bir arayışın söz konusu olduğu düşüncesindeyim) anlatılmaktadır. Camus’nun Yabancı kitabındaki Meursault’un tepkileriyle çok bağdaştırdım ve kahramanın beklemediğiniz anlarda içten bir kahkaha atma istenciyle tutuşmasını bu absürdizme bir gönderme olarak kullanıldığını düşünüyorum. Yazarın kitabın kimi yerlerinde Sade’a göndermeler olduğunu fark edeceksiniz, burada Sade’ı neden bu çilelere mahkum edildiği ve onu anlamak için çaba sarf edilmediği ironik bir dille ele alınıyor ki yazarın roman içerisindeki absürt seks mekanlarını tercih etmesinden de aslında Sade’dan ne kadar etkilenmiş olduğunu göstermektedir. Hikaye Londra, Paris ve Barcelona üçgeni içerisinde gidip gelmelerle ve yazarın hayatında bulunan üç farklı kadın hakkındaki düşüncelerinin bütün çıplaklığı ve çarpıcılığı ile ele alınmasıyla dikkat çekici hale getirilmiş. Milena’ya Mektuplar’ı okurken Kafka’nın Milena’ya yazmış olduğu mektupları saçma ve “banane kardeşim Milena’dan Kafka’dan” düşüncesiyle kitabı yarım bırakmıştım. Göğün Mavisi’ni okumaya devam etme sebeplerimden birisi yazarın, Henri’nin üç kadın ile ilgili düşüncelerinin mükemmel bir üslupla ele alınmış olmasından ve kitabın sonuna kadar okuyucuyu bırakmayan ağır bir absürdün varlığından kaynaklı diye düşünüyorum.
Bataille, insana ve insanlığa dair en alçakça görülen duyguları ve düşünceleri dahi bütün açıklığı ile
Göğün MavisiGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 2019261 okunma
Kumsala uzanıp gökyüzüne uzun uzun bakmayı severim, bazen de kürekli bir sandalla açılıp sandalın içinde yatarak izlerim gökyüzünü ve ne zaman bunu yapsam kendimi bir "hiç" olarak görürüm. Bu his o kadar kuvvetlidir ki, siz buna mavi deyin.
Bu kitabın kahramanı faşizmin yükseldiği dönemde, ki ben hiç düşüşe geçtiğini görmedim, kendini nihilizmin kollarına bırakarak hayatın içinde zerre zerre yok olan bir adamdır.
Biz dünya üzerinde kendi haline bırakılmış bir türüz. Anlam arıyoruz tüm anlamsızlıklar içinde. Kuralsız yaşamamız gerekirken kendimize uydurma ahlaki kurallar koyuyoruz.
Neyse ki gök hala mavi.
Göğün MavisiGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 2019261 okunma
Yazıldığı dönemden itibaren yirmi yılı aşkın süre yasaklı kalan bir kitap. Yazıldığı dönemin etik yargılarına tamamen aykırı. Yazar evlilik, kutsallık, tabu, erotizm tabularını alaşağı etmeye çalışmış. Kitap bir adamın Londra, Paris ve Barcelona şehirlerinde İspanya iç savaşı başlangıcında kendi değerlerini sorgulamasını konu ediniyor.
Göğün MavisiGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 2019261 okunma
Bonne nuit..
Nasıl deseemm..
"Şimdi ben bu kitabı neden okudum? Ne için okudum? Nasıl okudum? Bunu izaha gerek yok, gördünüz aldım okudum..
Şimdi ben bu kitabı okudum, okudum da,sonradan okumadım mı dedim?
Bunlar bir takım uydurma lâflardır.
Sahi yaa , ben bu kitabı niye okudum.. kim okuttu ulan bana bu kitabı " #kemalsunal , rahmetle.. :)
Değerli okurlar, okudum merakla, sonuna da geldim.. kitap bence; değişik, garip, pis, öteki , psişik kirlilik, bozukluk, karmaşık..
Bunları söyledim diye, başı- sonu yok zannetmeyin ama rahatsızlık verci, huzursuz edici, çok başka bir kitap. Bu tarz 1-2 tane daha okumuştum. "Her türü okumuş olmak" isteyenleriniz varsa, kesin öneririm. Yeraltı edebiyatı nin değişik bir sureti. Yazıldıktan sonra 20 yıl basılmamış, bazı yerleşik değerlere aykırı olduğu gerekçesiyle.
"Kendini arayan adam" yorumu safsata gibi geliyor bana. Bu kitaba daha bütüncül bakmak gerek.
Aklımdan gitmeyecek oluşuyla sevdim gibi.
Çok ince olduğundan anlatmak istemedim içinde ne oldu ne bitti. Taktir sizin
Bataille 1897'de Billom'da doğdu. 1900'de ailesiyle birlikte Reims'e taşındı. 1917'den itibaren Paris'te "Ecole des Chartes"de okudu ve ardından meslek eğitimini yaparken Bibliothèque Nationale de France'de kütüphaneci olarak çalıştı. 1942'ye kadar burada çalışan Bataille, bu tarihten sonra yakalandığı tüberküloz nedeniyle kütüphanecilik görevini bıraktı. 1949'da yeniden Carpentras'da kütüphaneci olarak göreve başladı. Daha sonra aynı göreve Orléans'ta devam etti.Documents (1928), Acéphale (1937), Critique (1936) gibi etkili dergiler çıkardı. "Collége de sociologie"nin çalışmalarını yönetti. Kimi zaman siyasal kimliğiyle öne çıktı, aydınlarla çeşitli gruplar oluşturdu, etkinliklerde bulundu. Andre Breton veSartre ile sert polemikleri oldu. 1962'de Paris'te öldü. Kitaplarının tüm basımı 1972'de Foucault'nun desteğiyle gerçekleşti.