Guermantes Tarafı Kayıp Zamanın İzinde - Üçüncü Kitap

9,6/10  (15 Oy) · 
32 okunma  · 
13 beğeni  · 
899 gösterim
"Kendi seçimimizle, iki güçten birine teslim olabiliriz: biri, kendi içimizden, derin duygularımızdan kaynaklanır, öteki dışardan gelir. Birinci güç, beraberinde doğal olarak bir mutluluk, yaratan insanların hayatından yayılan mutluluğu getirir. Dışımızdaki insanları harekete geçiren dürtüyü bizim içimize sokmaya çalışan diğer kuvvet ise, beraberinde haz getirmez...
Zaafları, kaygıları, tutkularıyla bir madlende canlanan burjuvazi... "Guermantas Tarafı", dev yapıt "Kayıp Zamanın İzinde"nin bir başka bölümü.
  • Baskı Tarihi:
    2000
  • Sayfa Sayısı:
    575
  • ISBN:
    9789753636032
  • Orijinal Adı:
    A La Recherche Du Temps Perdu - Le Cote de Guermantes
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kayıp Zamanın İzinde’nin üçüncü ve en uzun kitabı. Kitap önceki iki kitabın aksine diyaloglar şeklinde ilerliyor.
Guermantes Tarafı iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda bulunan diyaloglar dönemin en önemli olaylarından biri olan Dreyfus Olayı etrafında şekilleniyor. Burada Dreyfus Olayı’ndan bahsetmek istiyorum, çünkü Proust’un konu hakkındaki düşüncelerini anlayabilmek için bu oldukça önemli.
Var olan Yahudi düşmanlığına rağmen oldukça başarılı bir öğrenci olan Alfred Dreyfus yüzbaşı olarak Fransız ordusunda görev almış. Daha sonra haksız yere casuslukla itham edilerek idam cezası istemiyle yargılanmış. Bu durum, Yahudi düşmanlığı üzerinde, Fransa’yı ikiye bölmüş. Bir kısım Dreyfus’a haksızlık yapıldığını düşünürken bir kısım da Dreyfus’un idam edilmesini istemiş. İşte bu kısımda yer alan konuşmalar çoğunlukla Dreyfus Olayı üzerinden ilerlemektedir. Bu da Proust’un dönemin olayları hakkında hissettiği sorumluluğun göstergesi niteliğindedir. Kitabı okurken anlatıcımızın olaylar hakkındaki düşüncelerini net bir şekilde göremiyoruz ama Proust’un hayat hikayesine baktığımız zaman Dreyfus’u suçsuz bulduğunu görürüz.
İkinci kısım bilindik Proust cümleleriyle başlamaktadır, sonrasında yine diyaloglarla ilerlemektedir. Burjuva ve aristokrat kesimlerinin yaşantıları, birbirlerine karşı tutumları ve bu gruplara dahil olan insanların mizaçları şeffaf bir şekilde aktarılmış.
Okuduğum çoğu yorumda kitabın oldukça sıkıcı olduğu ve bitirmesi çok zor bir kitap olduğu belirtilmiş ama bana göre bu kitap Proust’un gelişimi açısından son derece önemli bir kitap. Kitabı önemli kılan özelliklere değinmek istiyorum:
İlk olarak kitapta ilk defa bir ölümden bahsediliyor. Bu ölüm sonrası anlatıcımızın yaşadığı duygular, okuyucuya etkili bir şekilde aktarılmış. Ölümün Proust üzerinde bıraktığı etkiyi görmek insanda değişik bir duyguya yol açıyor.
Kitabı önemli kılan başka bir özelliği ise yazarın sanata olan bakış açısını yansıtıyor olması. Yazarlar hakkındaki düşüncelerini net bir şekilde aktarmış. Victor Hugo, Anatole France, Vigny, Sophokles, Schiller, Balzac gibi yazarların üzerinde yürütülen sohbetler, yazarın bu yazarlar hakkındaki düşüncelerini yansıtıyor. Bu durum da gelişen ve değişen Proust’un en büyük göstergelerinden biri.
Bana göre kitapta fark edilmesi en zor olan şey; yazarın nesnelere ve öznelere yüklediği anlamların sürekli değişiyor oluşu. Tekrar görüştüğü bütün kişiler hakkında, yeni bir şablon oluşuyor kafasında. Burada değişen karşıdaki mi, yoksa yazarımız mı bunu anlamak da okuyucuya kalıyor.
Nesneleri anlamlandıran şey onlara yüklediğimiz duygular mıdır? Zihnimiz, sahip olmadığı ve uzaktan, üzerine anlam yüklediği nesneleri ulaşılmaz kılar. Ne zaman ki o nesneye veya olguya sahip oluruz, o zaman anlarız ki zihnimiz büyük bir yanılgıya uğramıştır. Zihnimizin nesnelere yüklediği değer, nesnenin asıl değerinin katbekat üstündedir. Tıpkı anlatıcımızın erişilmez olarak gördüğü aristokrat yaşantısını elde ettikten sonra hissettikleri gibi.
Özetleyecek olursak; Guermantes Tarafı, Proust’u anlayabilmek için büyük bir fırsat. Ölüm karşısındaki tutumu, dönemin olaylarına karşı duyduğu sorumluluk duygusu, yazarlar hakkındaki düşünceleri, Proust’un dıştan anlaşılması güç dünyası hakkında derin ve içten bilgiler sunmaktadır.
Emin olun, okurken sabırlı davranırsanız mükafatını fazlasıyla alacaksınız fakat hızlı ve anlamsız bir okumada kitabı bitirmeniz çok zor olacaktır, keza ilk iki kitaptan fazlasıyla ağır bir kitap.
(Bu seriyi anlamlandırmanıza yardımcı olacak kitap tavsiyelerime devam etmek istiyorum; Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı sizin için oldukça faydalı olacaktır)

Bülent Yüney 
14 May 20:21 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Guermantes Tarafı", anlatıcının, annesinin verdiği madlen kekin bir parçasını çayına batırıp yediği zaman herşeyin başlangıcı olan o aldığı tadın peşinden giderken anlatıcıyla birlikte atılın üçüncü adımdı. Çok keyifli, çok hüzünlü ve bir o kadar da çok zor bir adımdı.

Talha Yılmaz 
10 Haz 17:05 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"âşık olduğumuz anda, sahip olduğumuz bütün bilinmeyen küçük ayrıcalıklarımızı sevdiğimiz kadına duyurabilmeyi isteriz; hayatta zavallıların ve can sıkıcı insanların yaptığı gibi. Sevdiğimiz kadının bunlardan habersiz olması bize ıstırap verir; kendimizi teselli etmeye çalışır, bunlar hiçbir zaman görünür olmadığı için, belki de sevdiğimiz kadının, bizimle ilgili fikrine, bu bilinmeyen meziyetler ihtimalini eklediğini düşünürüz."

"Hissettiklerimizi daima gizlemeye kararlı olduğumuz için, ne şekilde ifade edeceğimizi hiç düşünmeyiz. Ansızın içimizdeki iğrenç, yabancı bir yaratık sesini yükseltir; bu sesin bazen öyle bir tonu vardır ki, kusurumuzun veya kötü alışkanlığımızın bu iradedışı, imalı ve neredeyse karşı konulmaz itirafını duyan kişiyi, kimin işlediğini bilmediği bir cinayeti itiraf etmekten kendini alamayan bir caninin ani, dolaylı ve tuhaf açıklaması kadar korkutabilir."

"Aslında yalnız yaşamadığımızı, başka bir âleme ait, aramızda uçurumlar bulunan, bizi tanımayan ve bizi anlaması imkânsız bir varlığa zincirlerle bağlı olduğumuzu, hastalandığımızda farkederiz; bu varlık, bedenimizdir. Yolda karşımıza çıkan bir haydutun, bizim derdimize olmasa da kendi kişisel çıkarlarına duyarlılık göstermesini sağlayabiliriz. Oysa bedenimizden merhamet dilenmek, bir ahtapotla konuşmaktan farksızdır; sözlerimiz onun için suyun sesi kadar anlamsızdır; onunla birlikte yaşamaya mahkûm olmak, korkunç bir şeydir bizim için."

"Söylediğimiz şeylerle düşündüklerimiz arasında herhangi bir benzerliği engellemekte, arzunun üstüne yoktur. Zaman giderek azalır, oysa kafamızı kemiren konuya tamamen yabancı konulardan söz ederek zaman kazanmaya çalışır gibiyizdir. Telaffuz etmek istediğimiz cümle, bir hareketle tamamlanabilecekken, hattâ (doğrudanlığın zevkini tadabilmek ve doğuracağı tepkiler konusundaki merakımızı gidermek için) tek kelime söylemeden, izin almadan bu hareketi yapabilecekken, biz sohbet ederiz."

"Aşkın korkunç aldatmacası, başlangıçta bize dış dünyadan bir kadınla değil, beynimizin içindeki bir taşbebekle oyun oynatmasıdır; zaten bu taşbebek, daima elimizin altında bulunan, sahip olabileceğimiz tek kadındır; neredeyse hayalgücünün keyfiliği kadar mutlak olan hatırının keyfiliği, hayalimdeki Balbec'le gerçek Balbec ne kadar farklıysa, gerçek kadından o kadar farklı yaratmıştır onu; yavaş yavaş gerçek kadını, bu sahte yaratıya benzemesi için zorlar, kendi ıstırabımızı artırırız."

Kitaptan 33 Alıntı

Aslı T. 
03 Haz 23:10 · Kitabı okudu · Beğendi

Tiyatro sanatçıları benim gözümde üslup ve oyunlarıyla bir sanatsal gerçeğin tek temsilcileri olmaktan çıktığından beri, onların kendileriyle ilgilenir olmuştum; eski bir komik romanın kahramanlarını seyreder gibi, oyundaki saf genç kızın, salona yeni giren genç bir soylunun çehresini görünce, oyunda kendisine aşkını itiraf eden yakışıklı delikanlıyı dalgın dalgın dinleyişini, öte yandan delikanlının, sevda tiradının yaylım ateşinin ortasında, yan taraftaki locada oturan yaşlı hanıma, muhteşem incilerine çarpılarak ateşli bir bakış fırlatışını görmekten hoşlanıyordum; böylece, özellikle de sanatçıların özel hayatları hakkında Saint-Loup'nun verdiği bilgiler sayesinde, sözlü oyunun ardında sessiz ve anlamlı ikinci bir oyunun oynanışını seyrediyordum; aslında sıradan olmakla birlikte sözlü oyun da ilgimi çekiyordu; çünkü sahne ışıklarının altında, oyuncunun yüzüne makyaj ve kartondan bir başka yüzün, ruhuna bir rolün repliklerinin yapışmasıyla, bir oyunun kahramanları olan o geçici ve canlı kişiliklerin bir saatliğine filizlenip geliştiğini hissediyordum; bu kişilikler de çekicidir, onları sever, takdir eder, kendilerine acır, tiyatrodan çıktığımızda tekrar bulmak isteriz, ama onlar artık dağılıp oyundaki formuna sahip olmayan bir oyuncuya, oyuncunun yüzünü göstermeyen bir metne, mendille silinen renkli bir pudraya dönüşmüşler, kısacası, kendilerinden hiçbir iz taşımayan unsurlar olmuşlardır yeniden; temsilin sona ermesiyle hiç vakit geçirmeden çözülmeleri, tıpkı sevdiğimiz bir kişinin yok olması gibi, bizi benliğin gerçekliğinden şüpheye düşürüp ölüm konusunda düşündürür.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (YKY, epub)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (YKY, epub)

Sessizliğin bir güç olduğu söylenir; bambaşka bir anlamda, sevilen kişinin emrinde, korkunç bir güçtür. Bekleyenin sıkıntısını artırır. Bir kişiye yaklaşmaya insanı en fazla davet eden şey, kendisini ondan ayıran şeydir; sessizlikse, aşılması en imkânsız engeldir! Sessizliğin bir işkence olduğu ve hapiste bu işkenceye mahkûm edilenleri delirtebildiği de söylenir. Oysa sevilen kişinin sessizliğine maruz kalmak, suskunluktan da ağır, en ağır işkencedir!

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 116 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 116 - YKY)

Aptallar, toplumsal olayların büyük boyutlarının, insan ruhuna derinlemesine nüfuz edebilmek için mükemmel bir fırsat sağladığını zannederler; oysa aksine, bu olayları kavramanın, ancak bir kişiliğin derinliklerine inerek mümkün olacağını anlamaları gerekir.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 320 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 320 - YKY)

Hayatın en ilgisiz görüntülerinde bile, düşünceyle yüklü olan gözümüz, tıpkı klasik bir trajedi gibi, olaya katkısı olmayan bütün görüntüleri eler ve sadece hedefi anlaşılır kılabilecek olan görüntüleri tutar. Ama olaya bakan bizim gözümüz yerine tamamen maddi bir mercek, bir fotoğraf levhası olsa, o zaman mesela Fransız Enstitüsü'nün bahçesinde göreceğimiz şey, fayton çağırmaya yeltenen bir akademisyenin dışarı çıkışı yerine, sanki sarhoşmuş ya da yerler buzla kaplıymış gibi sendelemesi, arkaya devrilmemek için gayretleri, düşerken çizdiği parabol olacaktır. Aynı şekilde, talihin zalim bir hilesi, zeki ve saygılı sevgimizin, gözlerimizin asla görmemesi gereken şeyi bakışlarımızdan gizleyebilmek için vaktinde koşup yetişmesini engellediği zaman da, sevgimiz geride kaldığında, olay yerine ilk varan ve kendi hallerine bırakılmış olan bakışlarımız, fotoğraf filmi gibi mekanik olarak işler ve uzun zamandır var olmayan, ama sevgimizin bizim ölümünden haberdar olmamızı hiç istemediği aziz varlığın yerine, sevgimizin günde yüz kere değerli ve yalancı bir benzerlikle örttüğü yeni varlığı gösterirler bize. Tıpkı uzun zamandır kendisini görmemiş olan ve görmediği yüzün her an, kendi zihninde kendisiyle ilgili var olan ideal görüntüye uygun olarak canlandıran bir hastanın, aynada çorak ve ıssız bir çehrenin ortasında, bir Mısır piramidi kadar devasa bir burnun eğik ve pembe yükseltisini gördüğünde irkilmesi gibi, büyük annemi kendi benliğimden ayırmayan, onu sadece kendi ruhumda, hep geçmişin aynı yerinde, benzer, üst üste binmiş saydam anıların ardından görmüş olan ben de, birdenbire, yeni bir dünyanın, zamanın dünyasının, "iyi yaşlanıyor," diye söz ettiğimiz yabancıların yaşadığı dünyanın bir parçası olan salonumuzda, hayatta ilk kez ve sadece bir an (çok çabuk kayboldu çünkü), kanepenin üzerinde, kırmızı, hantal ve adi lambanın altında, tanımadığım, hasta, hayallere dalıp gitmiş, delimsi gözleri kitabın üzerinde gezinen, bitkin bir yaşlı kadın gördüm.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 134 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 134 - YKY)

"Bu güzel mi? Bu hissettiğim şey, hayranlık mı? Renklilik, soyluluk, güç bu mu?" Kendisine tekrar cevap veren, tiz bir ses, garip şekilde sorgulayıcı bir tondur, tanımadığımız, son derece somut, "üslupta açıklık" için hiç boş yer bırakılmamış bir varlığın yarattığı despotça izlenimdir. Bu yüzden de, samimiyetle dinlediğimiz takdirde, bizi en çok hayal kırıklığına uğratan eserler, gerçekten güzel olanlardır; çünkü fikirler koleksiyonumuzda, özel bir izlenime karşılık olabilecek bir fikir yoktur.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 47 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 47 - YKY)
Esra 
03 Haz 19:38 · Kitabı okudu

İşte bu şekilde, bir insanın benim zannettiğim gibi karşımızda meziyetleri, kusurları, tasarıları, bizim hakkımızdaki niyetleriyle (bir parmaklığın ardından bütün tarhlarını seyrettiğimiz bir bahçe gibi) açık seçik, kıpırtısız durmadığı; asla nüfuz edemediğimiz, doğrudan tanımanın mümkün olmadığı, hakkında, sözlerin ve hatta hareketlerin yardımıyla, hepsi yetersiz, üstelik de birbiriyle çelişen çok sayıda sanıya kapıldığımız bir gölge, içinde kâh nefretin, kâh sevginin patladığını aynı gerçeklikle hayal edebileceğimiz bir gölge olduğu yolundaki fikri, bana ilk önce Françoise vermiş oldu.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 64)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 64)

Sinirli bir yapıya sahip insanların sözde "hassasiyet"leriyle birlikte bencillikleri de artar; kendi rahatsızlıklarına giderek artan bir dikkatle yaklaşır, aynı rahatsızlıkları başkalarının sergilemesine tahammül edemezler.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 10 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 10 - YKY)

... bizim gördüğümüz şeklinden farklı olan tek şeyin maddi dünya olmadığını anladım; belki de her gerçeklik, bizim doğrudan algıladığımızı zannettiğimiz ve görünmeyen, ama etkili fikirler aracılığıyla oluşturduğumuz gerçeklikten aynı derecede farklıydı; tıpkı ağaçların, güneşin, gökyüzünün, bizimkilerden farklı yapıda gözleri olan veya bu görevi yerine getirmek için gözden başka organlara, ağaçlara, gökyüzüne ve güneşe görsel olmayan karşılıklar sağlayan organlara sahip varlıklar tarafından algılansalar, bizim gördüğümüz şekilde olmayacakları gibi.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 63 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 63 - YKY)

Uyku da, dış dünyanın algılanışı gibidir. Alışkanlıklarımızdaki bir değişiklik onu şiirselleştirmeye yeter; soyunurken istemeden yatağın üstünde uyuyakalmamız, uykunun boyutlarının değişmesine ve güzelliğinin hissedilmesine yeter. Uyanır, saatin dördü gösterdiğini görürüz; sabahın dördüdür daha, ama biz bütün günün geçip gittiğini sanırız; bu birkaç dakikalık, peşinde koşmamış olduğumuz uyku, bize ilahi bir yasa gereği gökten inmiş gibi, bir imparatorun altın topuzu kadar muazzam ve dopdolu gelir.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 80 - YKY)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (Sayfa 80 - YKY)
Aslı T. 
05 Haz 21:39 · Kitabı okudu · Beğendi

Ama bir insanın ahlâksızlıklarının muhasebesi, ancak o kişi bu ahlâksızlıkları artık sürdüremeyecek durumdayken, uygulanmaya başlayan ve tek başına çekilen toplumsal cezanın büyüklüğüne göre işlenen suçun boyutlarının ölçüldüğü, tahmin edildiği ve abartıldığı zaman yapılır.

Guermantes Tarafı, Marcel Proust (YKY, epub)Guermantes Tarafı, Marcel Proust (YKY, epub)
4 /