Kitap
Guermantes Tarafı

Guermantes Tarafı

Kayıp Zamanın İzinde Serisi 3. Kitap

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
244 Kişi
765
Okunma
238
Beğeni
6,8bin
Gösterim
575 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 16 sa. 18 dk.
Adı
Guermantes Tarafı (Kayıp Zamanın İzinde Serisi 3. Kitap)
Basım
Türkçe · Türkiye · Yapı Kredi Yayınları · Eylül 2020 · Karton kapak · 9789753636038
Orijinal adı
A la recherche du temps perdu #3 - La Côté de Guermantes
"Kendi seçimimizle, iki güçten birine teslim olabiliriz: biri, kendi içimizden, derin duygularımızdan kaynaklanır, öteki dışardan gelir. Birinci güç, beraberinde doğal olarak bir mutluluk, yaratan insanların hayatından yayılan mutluluğu getirir. Dışımızdaki insanları harekete geçiren dürtüyü bizim içimize sokmaya çalışan diğer kuvvet ise, beraberinde haz getirmez... Zaafları, kaygıları, tutkularıyla bir madlende canlanan burjuvazi... "Guermantas Tarafı", dev yapıt "Kayıp Zamanın İzinde"nin bir başka bölümü.
8.7
10 üzerinden
244 Puan · 51 İnceleme
Sergen Özen
Guermantes Tarafı'ı inceledi.
575 syf.
·
21 günde
·
9/10 puan
Guermantes Tarafı, Kayıp Zamanın İzinde serisinin 3. ve bütünlüğünü en yoğun içeren kitabı. Fransız aristokrasisinden, Combray’in Anlatıcı üzerindeki etkisine, Dreyfus Olayı‘ndan, Fransız cemiyetinin siyasi bakış açılarındaki yüzeyselliğine, sosyetedeki yanılgılardan, snopluğun biçim verdiği çevrelere kadar oluşan tüm yıkımlar, bu kitabın satırlarını oluşturmakta. Burjuva dünyasını anlatan Swann'ların Tarafı‘na karşıt olarak aristokratların dünyasını betimleyen Guermantes Tarafı, dar üretici çekirdeklerinden çıkarak devasa çoğaltmalara ulaşan, önceki serilerle kıyaslanamayacak bütünlüğüyle ve Anlatıcı’nın yazarlık yeteneğinin gelişmesi süreciyle Kayıp Zamanın İzinde’nin önemli bir aşamasında yer kaplar. Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitabında Anlatıcı M’nin şehir ve insanlar üzerinde oluşturduğu imgelerle, ahalinin yapaylığından soyutlanarak zihninde oluşturduğu tabloların “içgüdüsel” anlatısı, çevremizdeki detaylara daha duyarlı olabileceğimiz fikrini aşılamıştı. İnsanları pohpohlayarak elde eden ve onlardan asla vazgeçmeyen Anlatıcı için 3 numaralı durak tam anlamıyla bir katılaşma halini alır. Uzun zaman, geceleri erken yattım. Bazen daha mumu söndürür söndürmez, gözlerim o kadar çabuk kapanıverirdi ki, "uykuya dalıyorum" diye düşünmeye zaman bulamazdım. Swann'ların Tarafı Uykuya dalmadan önce uyuyacağımı o kadar uzun süre düşünürdüm ki, uykuya daldığımda bile düşüncelerimin hepsinden kurtulmuş olamazdım. Guermantes Tarafı Vinteüil’in Septour’u Swann’ın tutkuları, Balbec’in zihinde uyandırdığı motifler, Champs Elysses’nin büyüsü, güzel olan hiçbir genç kız karşısında Fransız kalamayan zihnin imgelemleri gündemin ve olaylar silsilesinin akışında kaybolmaya yüz tutacak, hayatın, insanların ve nesnelerin tüm sıradanlığını gözler önüne seren insanlığı ve ‘odak’larımızın hayatımızdaki yerini sorgulamaya, duygulanımların saydamlığını kırarak gerçeklere uykuda da olsa cevap vermeye çalışacaktır. *İSİMLERİN VE GÖRÜNTÜLERİN ŞATAFATI KARŞISINDA KAYBOLAN İNSANLIĞIN PANORAMASI* Anlatıcı, Saint Germain muhitindeki Guermantes konağında oturmaktadır. Düşesi daha yakından tanımayı arzular. Guermantes’lerdan yakın dostu Saint-Loup kendisinin bu arzusunu gerçekleştirmez. Aynı sosyetedeki Mme de Villeparisis’in kibarlar çevresindeki toplantılarına katılma fırsatı bulur. Yakından görmek istenilen aristokratça bir yaşam, anlatıcının zihninde zamanla tersyüz olacaktır. sorgulanan muhit tamamen hoyratça gösterilmediği gibi, masum da gösterilmez; zamanla tecrübe edilir. Guermantes Tarafı “ilk”lerin yaşanmasıyla ayrı bir önem taşır. Düşes’in davetiyle büyülü ortamın içine giren Anlatıcı, Elstir’in tablolarına hayran kalır. Ancak bu aristokrat çevreye olan hayranlık, adlarının ihtişamı, yakına gelince silinir; çevrenin egosu, havailiği, zevksizliği tam anlamıyla hayal kırıklığı yaşatır. Fransa’nın tozlu sayfalarını karıştıran Proust, toplumun ikiyüzlü, yapay ve snop dünyasındaki tüm profilleri masaya yatırır; “adalet, eşitlik, özgürlük” üçgeninden bağışık olmayı gerektirecek “ayrıcalığı” sorgular roman boyunca. Guermantesler, daha doğru ifadeyle Guermantes modelleri, çoğunluk gücünden beslenirler; kitleden bağımsız, öznel düşünebilme özgürlüğü ve bilincinden uzak olduklarının farkına varmazlar. “(…) Guermantes zekası; ciddi olsun, şakacı olsun, iddialı ve uzun konuşmaları, en dayanılmaz aptallıklar olarak nitelendirirdi.” Ya da farklı bir deyişle: “Yüksek ahlâk ancak yüksek zekâya eşlik edebilir: Hiçbir ahmak tamamıyla iyi huylu değildir.” Geçmişin günümüzdeki bir vakayla olan benzerliğine ‘çarpışmaların tekerrürü ya da iki dönemin karşılaşması’ deyişiyle estetik bir durum vurgusu yapar Proust. Savaşlar, devrimler, haksızlıklar, isyanlar toplumsal hafıza mekanizmasının devre dışı kalmasıyla her zaman unutulacaktır. Çevremizdeki bu tekerrürlerin en geniş yelpazeyle yaşandığı an’lar, bu sayfaları taşıracak kadar büyük, trajik ve trajikomik hikayelerle doludur… Paragrafların uzun uzadıya detay ve dedikodularla çevrelenmesi Godot’yu bekleyen Vladimir ve Estragon’un ümit ve kuşku içinde sayıklamalarının farklı bir versiyonu gibidir. İnsanlık adına önem taşıyan her olay kimi birey ve toplumlar için önem arz ederken, kimilerine de havai detayların tozpembeliği içinde yaşama izzetinefsini verir. Politik güvensizliğin doğurduğu gündelik olaylar aslında kaçışları ifade eder ve de madalyonun görülmeyen bir yüzüdür. Kahramanın aristokrasiye olan hayranlığını kitabın ortalarına kadar görürüz. Anlatıcı, karakterlerin Dreyfus Davası başta olmak üzere siyasi olaylara ilişkin savlarına tepkisiz kalır, bu düşünceler ona göre aristokratlara özgüdür. Dolayısıyla Anlatıcı, karakterlerin siyasi konular hakkında, elle tutulur, bağımsız fikirler üretemeyişlerini gözler önüne serer. Saint-Lou, Verdurin, Mme Villeparisis ve hatta Swann bile bu sınavı geçemez. Anlatıcı salt siyasi dilin yavanlığını karakterler üzerinden konuşturmaz; Emile Zola’nın fikirleriyle, -politik ahlak eleştirisinin dışında bırakarak- yargının acımasızlığına çanak tutanların haksızlığını belirtmekle aynı düşünceleri paylaştığını görürüz. Bazen bir romanın verdiklerini/düşündürdüklerini hiçbir akademik makale veremeyebilir… Bir sınıfa, -işçi-soylu- dahil olmayan burjuvaların cehaleti ile anti-semitizme varan faşist düşünceleri tekeline alan aristokrasi, Dreyfus Olayı'nı ikiye bölerek toplumsal ayrılıklara zemin hazırlar. Fransız milliyetçiliğiyle yükselen aşırı sağ, adeta bir kasırga halini almış, toplumun her kesimine sıçramıştı. Anti-semitizmi 1930’ların Nasyonel Sosyalist Almanya’sından önce yaşayan Fransa için Dreyfus Olayı büyük önem taşır. Fransız Genelkurmayında bir asker olan Alfred Dreyfus, vatana ihanet adı altında suçlanarak bir ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. Bir mektubunda gizli bilgileri Almanya’ya sızdırdığı öne sürülen Dreyfus, 15 yıl sürecek yargı sürecine tabii tutulur. Yahudileri, kamuoyunun baskılarıyla toplumsal hiyerarşinin en alt basamağına hızla sürükleyen olay, adeta bir salgın halini alır. Yahudi sermayedarların dış ülkelerin finansmanını sağlamaları, Rusya’ya verilen borç paralar, üretimlerin ele geçirilmesi gibi sebepler, Hitler Almanya’sında olduğu gibi halkta hoşnutsuzluklara yol açmıştı. #35399949 #34466655 Cemiyetin teyakkuzunda aktif propaganda çalışmaları büyük rol oynar. Basın, kamuoyu ve siyaset üçgeninin yargıya müdahalesi hangi dönemde olursa olsun, yanlışlığı körüklediği, haksızlıklara yol açtığı bir gerçektir. Kafka’nın Dava romanında, bir sabah evine gelen üniformalılar tarafından suçlanan Joseph K.’nın içine düştüğü ve kendisinin anlam yükleyemediği trajik durum ile Alfred Dreyfus’un yaşadıkları çok benzerdir. Ancak onu kaleme alan Kafka, Yahudilerin bütün üretimlere çökerek halkları sömürmelerini ne ölçüde dile getirebildi, tartışılabilir. Dünyanın içinde bulunduğu uçurumu Yahudi kimlikleriyle harmanlayarak dile getiren Elias Canetti ve Albert Caraco gibi yazarlar, yazdıklarında genellikle insanlık tarafından kenara atılan bir şeye sahip olabilme ayrıcalıklarını belirtir. “Bütün insanlar kendi başlarına ayrı bir ırktır; insan, kanında bin yıllık bir feodaliteyi taşıyıp da bağışık kalamaz. Doğal olarak onlar, bunun fikirlerini hiç etkilemediğini sanırlar.” diyen Proust gibi. Dreyfus Olayı’nın patlamasından sonra Emile Zola, Anatole France gibi yazarlar ile Blum ve Clemanceau gibi politikacılar, “Yaşasın Fransa, yok olsun Yahudiler” anlayışının ezici çoğunluğu arasında davanın yeniden görülmesini istemişlerdi. Dreyfus’un haklı çıkacağı sürece kadar kaleme alınan Suçluyorum mektubu, Zola’yı, kitlelerce ya nefret edilen ya da çok sevilen bir simge haline getirmişti. Sanığın suçsuzluğunu kanıtlayacak ifadelere engel olunması, haklılığını dile getiren yarbayların tutuklanması vs gibi olaylara ülke olarak çok yabancı olmadığımızdan, bir Yahudi gibi, “günah keçileri”ni seçmeyi çok iyi biliriz. İnsan dile getiremese de kalbiyle SUÇLUYORUM demesini bilmeli, diyebilmeli… Dreyfus Davası Proust için zamanın en önemli olayıydı, bu biyografilerle de desteklenir. Paris sosyetesinden snoplara kadar tüm kesimlerin nemelazımcılığı, tıpkı Yahudi yazarların Dreyfus’tan sonra ulus bilincinden söz etmeleri gibi, önem kazanarak gözler önüne serilir. Guermantes’lerin taraftarlığı Anlatıcı’nın gözünde büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır. Yeni bir kitaba başladığımda Andre Aciman'ın düşüncesini paylaşıyorum: “Hiçbir zaman Proust gibi olmayacak.” Aksiyonla karışık doludizgin macera romanları en yüksek hazza, malumata vs. ulaştırabilir. Klasik olarak okuduğumuz yeraltı romanları çok daha sarsıcı boyutta etkisini gösterebilir. Ancak… Dolambaçlı gözüken cümle yapısı ve çevresindeki gözlemleri estetikliğe dönüştüren imgelemleri göz önüne alan bir okur, “daha iyisi olmayacak” ön yargısına, öyle sanıyorum ki yeterince neden bulabilir.
Guermantes Tarafı
8.7/10
· 765 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
23
152
Harun Eytemiş
Guermantes Tarafı'ı inceledi.
575 syf.
·
81 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Guermantes Tarafı, Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin 3. kitabı. Hacim olarak da yoğunluk olarak da en geniş kitap olduğu söyleniyor. Dile kolay 81 günde okumuşum. Belki arkadaşlarla birlikte okumasak yarım bırakırdım. Bu 81 günde araya kaç kitap aldım bilmiyorum. Zaten araya başka kitap almadan okuyan varsa tebrik ederim. Peki, araya başka kitaplar almak sıkıntı yaratır mı? Hayır. Çünkü Proust'ta olay yok. Kitabı herhangi bir yerinden açın, okumaya başlayın; diğer kısımlarla ilgili bir eksiklik hissetmezsiniz. Onda betimlemeler, uzun cümleler, empresyonist yaklaşımlar, nesnelerin kişide bıraktığı izlenimlerle satırdan satıra savrulursunuz. . Peki bu şekilde Proust nelerden söz etmiş? Fransız aristokrasisi ve onların siyasi bakış açıları, sosyete insanlarının davranışları ve düşünceleri ile Dreyfus Olayı. Tabii yukarıda söylediğim gibi bunlar apaçık bir şekilde verilmiyor. Satır aralarında hissettiriliyor.
Guermantes Tarafı
8.7/10
· 765 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
Oğuz Aktürk
Guermantes Tarafı'ı inceledi.
575 syf.
·
11 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
AİT OLMA ELEĞİNDE İNSANIN ELENMESİ
YouTube kitap kanalımda Marcel Proust'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtube.com/watch?v=n5e0iz7fVms... Dreyfus yanlısı, Dreyfus karşıtı, Yahudi yanlısı, Yahudi karşıtı, 15 Temmuz yanlısı, 15 Temmuz karşıtı, bilgi yanlısı, bilgi karşıtı... Peki, insan bunun neresinde? Park ve Burgess gibi sosyologlara göre birey, belirli bir statüsü olmayan kişidir. Onlara göre biz, dünyaya birey olarak geliriz, toplum içinde belirli mevki ve statüler kazandıkça kişi olmaya başlarız. Aynı Sartre'ın "Varoluş özden önce gelir." demesi gibi varoluşumuzun yazgısında da birey olmak vardır, kişilik özümüz ise birey hamurunun belirli mevki ve statüler eşliğinde ustaca yoğrulmasından meydana gelir. Birey, döneminin olaylarına ne kadar tanıklık edip sessiz kalmıyorsa o kadar da kimlik mertebesine ulaşma hakkı kazanabilir. Şimdi, bir birey düşünün. Bu da Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin anlatıcısı yani başrol karakteri olsun. Biliriz ki, roman karakterlerinin yaşamları boyunca olacakları varlık, girecekleri sosyete, aşık olmak isteyecekleri kadınlar çizilmiştir. Bunların özü ise Proust'un düşünce toprağının içine düşen hayal kırıklıkları, ulaşılamamazlığın verdiği kesintisiz arzu, duygulanımların seri ilerledikçe sanat göstergelerine ulaşma ihtiyaçları ve karakterin acıları, rahatsızlıkları, sorgulamaları sonucundaki kimlik kozalağıdır. Yazarın izlenim göğünün altındaki düşünce toprağı, ağaç olan bireyin varoluşunu ve yazgısını tamamen eline almıştır. Öz, varoluştan önce ya da en azından aynı sırada gelmektedir, demişti Sartre da. Proust'a göre öz, zamanı yakalamaktır. Proust'un karakterlerinin zamanı yakalamak için hayal kırıklıkları, acıları ve rahatsızlıkları eşliğinde özlerinin oluşturulma süreçlerinde bulunmaları gibi. Bu yüzden de Yahudiliği, ırkı, kendisinin belirleyemeyeceği türden kalıtımsal özellikleri, ızdırari kaderi ona bir yol çizmez. Yalnızca seçeneklerini daraltabilir. Seçeneklerinin daraltılmış olmasının en iyi örneği Guermantes Tarafı kitabının sosyete muhabbetlerindeki insanların Yahudi ya da Dreyfus yanlısı-karşıtı olup olmamalarına göre ayrım yapılmalarıdır. Fakat insan ise önce varolur, daha sonra yaptıkları ve yapamadıklarıyla özünü oluşturur, denmiştir. Proust'un anlatıcısının varoluş silüetinin başlangıcını ise Swann'ların Tarafı ve Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitaplarında görmüştük. Karakterin bu noktaya gelene kadarki aşık olduğu kadınlar, peşine takıldığı insanlar, girmeye çalıştığı sosyetik gruplar, yakalamaya çabaladığı anlık hayat reaksiyonlarının hepsi yaptıkları ile yapamadıklarının Proust eleği içerisinde özünün çıkarılmaya çalışılmasıdır. Sosyeteye girmiş insanların tümünün önceden gösterişli ve bilgi gerektiren mesleklere sahip olup sonradan yozlaşmaları ile karakterin Swann'ların Tarafı'ndaki duygulanımlarının salt aile çekirdeğinden çıkıp çevreyi tanıma, başka gruplarda kendini bulma ve Marcel İhtiyaçlar Hiyerarşisi'ndeki "Ait olma ve sevgi ihtiyacı" ile katmanlı bir zaman bilinci edinmesi ölümüne savaşır. Siperler alınmıştır. Tüfekler göstergelerdir. Komutanlar ise insanın insanlığına ulaşması için çektiği acılardır. Fizyolojik ihtiyaçlar cephesi Swann'ların Tarafı ise güvenlik ihtiyacı cephesi Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde'dir. Fakat bu ihtiyaç savaşının sıralaması serinin her kitabında değişir. Hatta Kayıp Zamanın İzinde serisi okunurken duygulanım olarak bir öncekini geçen her bir kitabın Waterloo Savaşı'nda Fransızları ve Napolyon'un ordusunu hendeğe düşüren Wellington olduğunu söyleyebiliriz. Yani, Sodom ve Gomorra kitabı da Guermantes Tarafı'nı o ölüm hendeğine düşürmek için savaşacaktır. Anlatıcı da bu siyasi olaylarda ne kadar boşa geçirilmeyen zaman, sanat göstergesi ve maneviyat bulabilirse o kadar hayata dokunabilecektir. Unutulmamalıdır ki, Victor Hugo'nun dediği gibi: "Zaferler azaldıkça özgürlükler artar." Anlatıcı-başrol karakteri de bunu bilir, çünkü Proust'un zaman piramidinin taşları da birbirlerine karşı sürekli sanatsal bir zafer kazanmaya çalışan "boşa harcadığımız zaman, kayıp zaman, ele geçirilen zaman ve yakalanan zaman" gibi taşlardan oluşur. Guermantes Tarafı'nda bir insanın diğer bir insana el sallayışının verdiği umut, yüksek konuma sahip olan bir kadını arzulamak, karakterin büyükannesinin rahatsızlığı, sosyete muhabbetlerindeki dönem ve Dreyfus olayı yansımaları ile sosyete göstergelerinin vasat, alaylı ve içi kof bir şekilde gerçeklenmeleri tam da karakterin boşa harcadığımız zaman ile kayıp zamanın ortalarında bir yerde devinmek olduğunu kanıtlar niteliktedir. Karakter ise bütün bu sosyetik vasatlık keşmekeşinin ortasında aklındaki hafıza bahçesinin içinde bulunan Elstir tablolarının ona hatırlattığı manevi sanat göstergeleriyle, Berma'nın jestinin heykeli hatırlatmasıyla ya da bir müziğin onu zamanında nasıl etkilediğiyle avunmaya çalışır. "Berma'nın bir jesti bir heykelin duruşunu çağrıştırdığı için güzeldir. Aynı şekilde Vinteuil'ün müziği, Boulogne Ormanı'nda bir gezintiyi çağrıştırdığı için güzeldir." (s. 44) Proust ve Göstergeler Baştaki soruya dönmem gerekirse, insan, hayatta izleyicidir. Hayat görüntülerinin ve duygulanım arzularının Monet, Renoir ve Cézanne gibi ressamların aktarımıyla birlikte izlenimcilik adına kavuştuğu bir kimlik dünyası devrialeminde insan, etrafındaki siyasi olayları, sınıfları, diğer insanların yaşayışlarını, jestlerini deneyimlediği ve bunlara tepki adını koyabileceği izlenimleriyle aktarmaya yazgılıdır. Nasıl ki Emile Zola, zamanın cumhurbaşkanına "Suçluyorum" adlı yazdığı mektupta zamanın Dreyfus olayı aleyhtarlarının Yahudi düşmanlığını ve ırkçılığını kanıtlamışsa, bu siyasi olayın izlenimleri o zamanın sosyetik gruplarında da kendisine yer bulmuştur. Proust'un anlatıcısı, sosyetik grupların ressamlığını yaptığı, renklerin vasatlık, boşluk ve zekadan yoksunluk olduğu tabloda, boş bir tuval olma görevini taşır. Fakat tam da bundan dolayı renkler için cezbedicidir. Sosyete onu arasında görmek için daha çok arzular. Çünkü bir tuval de, üstüne hangi renklerin boyanacağını, hangi ressamların onu deneyimleyeceğini bilmeden hayata atılır. Izdırari kaderinde tuval olmak vardır, bunu seçemez ama tuval olarak dünyaya gelmiş olması seçeneklerini daraltabilir. Yine de üstüne ne kadar vasatlık, hayal kırıklıkları, eziklik, aşağılanmışlık, ulaşılmak istenen arzuların bir bir ulaşılmazlıklarla sonuçlanması, sosyetik grupların zekadan yoksunluğu gibi renkler atılırsa o kadar da kendi aklının sanat galerisinde manevi sanat göstergelerinin zamanla fiyatlandığı bir gösteride kendine yer bulur. Sanat galerisinin sahibi ise Marcel Proust'tur. Vakit nakittir, Kayıp Zamanın İzinde serisi de Alain de Botton'un deyimiyle ne kadar kendi gözlerimizle Proust'un dünyasına değil, Proust'un gözleriyle kendi dünyamıza bakmamızı gerektiren bir bakış açısıyla okunursa o kadar bilgi olarak nakit elde edeceğimiz bir süreç olacaktır.
Guermantes Tarafı
8.7/10
· 765 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
163
Mutlu Özçelik
Guermantes Tarafı'ı inceledi.
629 syf.
·
86 günde
·
Puan vermedi
Kahraman anlatıcımız ( Marcel Proust ) bu defa Guermantes Tarafı'na geçiyor. Önce askeri lojmanlar ve aileden ayrı bir otelde kalmayı tecrübe ediyor. Sonra bolca Mme de Guermantes ve M de Guermantes tanıtılıyor. Verilen yemekler, yemeğe gelen davetliler ve herkesin birbirinin ardından konuştuğu kokuşmuş sosyete. Hepsi parasının verdiği durumdan dolayı kaprisliler. Oldukça sıkıcı bir anlatım var.
Guermantes Tarafı
8.7/10
· 765 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5