Kayıp Zamanın İzinde Serisi 5.Kitap

Mahpus

Marcel Proust
Çevirmen:
Roza Hakmen
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı:
402
İlk Yayın Tarihi:
1923
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Adı:
Fransızca: La Prisonniere - A la Recherche du Temps Perdu #5
ISBN:
9789750833083
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

PROUST “MAHPUS”HANESİ
Puan vermedi·377 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 17:50
Kayıp Zamanın İzinde serisinin bu cildinde sevgilisi Albertine üzerinden kıskançlık ekseninde insan duygularının ve davranışlarının kökenine inerken Dostoyevski’ye benzer bir şeffaflık ve cesaret gösteriyor Proust. Sürekli delil toplama ve olası riskleri ortadan kaldırmaya odaklanmış olan bu bölümde gördüğü ve hissettiği duruma ve durum ihtimallerine karşı bir tutum geliştirmeye, bir anlamda kendini de çözümlemeye çalışıyor. İnsan davranışının doğasında olan bu kararsızlık tutumu bir mahpusluk olarak yorumlanabilir. Mahpusluğun sınırlarını belirleyen parmaklık ortadan kalktığında iki yabancı insan kalır geriye. Kaçan ve kovalayandan hangisinin mahpus olduğu belli olmaz. Kayıp Zamanın İzinde serisi, Marcel Proust'un hayatının son 17 yılında yazdığı bir romandır. Seri, yedi ciltten oluşmaktadır: 1. Swann'ların Tarafı 2. Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde 3. Guermantes Tarafı 4. Sodom ve Gomorra 5. Mahpus 6. Albertine Kayıp 7. Yakalanan Zaman Serinin bu kitabı, anlatıcının Albertini’yi elinde tutmaya çalışması ve onu mahpus olarak evde tutmaya çalışırken kendisinin mahpus olması merkezinde gelişiyor. Proust bu belirsizliğe şu ifadelerle yer verir. “Evet bir mahpusla buluşacağım düşüncesiyle değil, kendim mahpus olduğum düşüncesiyle dönmüştüm.” Albertini elle tutulması mümkün olmayan meziyetlere! sahip olduğu için, anlatıcı bir yandan şartları onu kimseyle görüşmeyecek şekilde oluşturmaya çalışırken aşkı ve kıskançlığı arasında bocalıyor. Sevgilisinin sık sık yalanlara başvurduğunu ve kendine anlatmadığı birçok boşluklar olduğunu acıyla gördüğü hâlde bazen aşka bazen kıskançlığa savruluyor. Bu savrulmaların anlatımında aşk, yalan, kıskançlık konularında dikkate değer aforizmalar ortaya koyuyor. Ana kahramanlar ve yan kahramanlar kadın olsun erkek olsun hepsi eşcinsel
Deneme, İnceleme
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Kayıp Zamanın sisinde -5
Puan vermedi·377 syf.·
2025 222. kitabı
“Benim mizacımdaki insanların ruhu tanıması daha kolaydır, ama tek tek insanlara aldanırız.” (s.20) Kayıp Zamanın İzinde serisinin beşinci kitabı Mahpus, bir önceki kitap olan Sodom ve Gomorra’daki topluma çöken damga hissini daha dar, daha duygusal ve daha kişisel bir alana taşıyor. Proust bu dar mekanı kurdukça hikayeyi sıkıştırıyor, sıkıştıkça da gerilim yükseliyor. Anlatıcı için asıl tehlike artık salonların kalabalığında değil, evin içinde dolaşan gündelik ayrıntıların arasına gizlenen kıskançlık ihtimallerinde beliriyor. Mahpus, zihinlerde yaşayan bir hapishaneyi anlatıyor. Albertine’in anlatıcının evinde yaşamaya başlamasıyla aşk, yavaş yavaş kıskançlık ve denetimin diliyle konuşuyor. AnlatıcıAlbertine evdeyken bile huzur bulamıyor, dışarı çıktığı anlarda ne yaptığı değil, ne yapmış olabileceği zihnini kemiriyor. Albertine fiziksel olarak evde olsa bile, anlatıcının hayal gücünde sürekli kaçan bir figüre dönüşüyor, sonunda mahpus olan, Albertine’den ziyade kendi kuşkularına hapsolan anlatıcı oluyor. Albertine’le kurduğu ilişkinin romantik bir yakınlıktan çok kırılgan bir dengeye dönüştüğü bu ciltte, yakınlık arttıkça kuşku da büyüyor sevgi, yavaş yavaş kontrol etme isteğiyle karışıyor. Albertine’in gezintileri, eve dönüş saatleri, kimlerle görüştüğü ya da görüşmüş olabileceği düşüncesi ile görünmez bir denetim düzeni kuruyor. kıskançlığı tek başına bir duygu olmaktan çıkarıp zihnin kendini tüketen çalışma biçimine dönüştürüyor. Proust aşka dair duyguları yüceltmekten ziyade, aşkın içindeki korkuyu inceltiyor. Eser iki kişilik bir hikaye gibi görünse de aslında tek bir zihnin içinde yürüyen bir iç savaşın gurur, sahip olma arzusu, kaybetme korkusu ve kırılganlıkla birbirine dolanıyor. Kitabın en can alıcı tarafı Proust hapishanenin duvarlarını tuğladan değil
Düşünce
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Aşk, kıskançlık, arzu, sitem.. mahpusluk..
9/10
·377 syf.··
2026 34. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Ve Albertine bir mektup bırakıp gitti.. içeriğini bilmediğimiz ancak tahmin ettiğimiz bir mektup. Beklenen son olsada, beklenmedik acı verir ayrılıklar.. Serinin bu kitabı ilk beş içinde en iyisi diyebilirim. Albertine ile birlikte yaşamaya başlayan yazarın aşk, sevgi, nefret, kıskançlık gibi bir çok konuda derin gözlerimlerine şahit oluyoruz. Hasta haliyle büyük oranda kısıtlı bir hayat yaşayan yazarın mahpusluğu.. Müzik hayranlığı çok üst seviyelerde. Bu hayranlığı oldukça derinlemesine ele alıyor. Hatıraların genelde acı olanlarını oldukça samimi aktarılıyor.. Yedi kitaplık serüvenin beşinci halkası oldukça etkiliydi. Belli bir okuma alışkanlığı olan ve dikkati dağılmadan okuyabilen herkese tavsiye ederim. Okuduğum ve sevdiğim birçok yazar için esin kaynağı bu seriymiş gibi düşündürdü.. "İnsan ancak kendi yaşadığı hazdan bir bilgi ve ıstırap çıkarabilir.." s.367
Alıntı
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Puan vermedi·402 syf.··
2021 11. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2021 20:29
Mahpus'u okuyup bitirmek ile "Kayıp Zamanın İzinde", yolun yarısını geçmiş olmak aynı şey mi? Son sayfayı kapattığım an bunu düşündüm. Serinin devamında iki kitap var ama şu an düşündüğüm ilk dört kitabın giriş olduğu ve Mahpus ile birlikte, gelişmenin içinde nefes almaya başladığım oldu. Kitap içerisinden bire bir bilgi vermek istemiyorum, bu kitapta beni Aşk hakkında neredeyse eşittir kıskançlık saplantısı dışında etkileyen/dikkatimi çeken iki konuyu yazmak istiyorum. Bunların ilki ve daha önemlisi Proust'un anlatıcı olarak kendi adını Albertine'in ağzından "Marcel" olarak vermiş olmasıydı. Sadece bu bile serinin bu kitabına duygusal da olsa ayrıcalık katmakta. Diğeri Swann'ın ve Bergotte'un ölümü oldu. Kitabı okumamış olanlar için Bergotte'un dönemin etkili bir yazarı olduğu bilgisini verelim ama Swann için söylenecek o kadar çok şey var ki, bunu seriyi okuyacak olanlara bırakıyorum çünkü ilk kitap zaten "Swann'ların Tarafı" ile başlamaktaydı. Swann karakterini sevdiğimi yazmadan geçemiyorum. "Sevdiğimi yazmadan geçemiyorum" Peki ama nedir sevmek? Sevmenin şartları var mıdır? Standartları, kalıpları, olmazsa olmazları var mıdır? Ya da seviyorum dediğimde söylemek istediğim nedir, anlaşılan nedir? Swann'ı seviyorum derken onu anladığımızı mı söyleriz aslında? İnsan duygu dünyası, psikolojik yapısı bilimsel olarak o kadar karmaşık iken birini, sevmeye sebep olarak "anlamak" mümkün olabilir mi? Değil elbette. Sadece bize verilen bilgiler ve yapabildiğimiz gözlemler ile sınırlı olmak üzere ve "duyduğumuzun hiç birine, gördüğümüzün yarısına inanmak" düsturu doğrultusunda, anladığımızı düşünürüz. Ve severiz, nokta. Proust tam bu noktada "Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki; bir bütün olarak içimize sığmaz. Sevdiğimiz insana doğru karşımızdakinin hisleri dediğimiz
1000Kitap
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
9/10
·402 syf.··
Beğendi
·
2019 103. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2019 22:15
5. Durak: Mahpus Proust'un kayıp zamanının beşinci durağında Albertine'in Mahpus'luğunu okuyoruz. Tümüyle sahip olmayı arzuladığı kadını kendi dünyasına hapsedişini, onunla birlikte kendi hapsolmuşluğunu, sahip olma dürtüsünün insanın hayatını nasıl çekilmez hale getirdiğine şahitlik ediyoruz. Hayatın sıradan akışını tüm sıradanlığı ile aktaran bu adam size her şeyden çok anlamayı öğretecektir. Belki de insanın bir şeyi anlaması için olayları tüm sadeliği ile ele alması yahut da bu şekilde aktarılması gerekmektedir. Kitabın her hangi bir sayfasını açıp okumaya başlamak size yarım yamalak okumuşluk hissi katiyen vermez. Proust'u mükemmel yapan bu sıradanlığın yarattığı kusursuzluğudur. Proust'un kitaplarında aşkı buldum demek büyük bir yanılgı olur. Çünkü Proust aşktan çok sahip olmayı sever. Ufkumuzu genişleten, sahip olduklarımız yahut olamadıklarımız hakkında kafa yordurtan bu eser sahipliğin mutlak suretle bir bedelinin olduğunu empoze eder. Bir kadına- erkeğe sahip olmanın mutlak karşılığı sizin de ona ait olmanızdır. Bir kadın yahut erkeğin bedenine sahip olmak onun tümüyle size ait olduğunu göstermez. Çünkü insan yalnızca bedeniyle varolmaz hayatta. İnsan düşüncedir, kalptir, ruhtur. Kalbiyle ve aklıyla size ait olmayan birinin bedenine sahip olmak ne sizi ne de o kişiyi mutlu eder. Dış dünyada görüp beğendiğimiz, hayran olduğumuz, belki tutulduğumuz kişileri, büyük bir tutku ve sahip olma duygusuyla elde ettiğimizde, bizim hayranlığımıza sebep olan özelliklerini başkalarınında görüp etkilenip onun rüzgarına kapılması riskini göze alamadığımızdan onu bu özelliklerden arındırmaya çalışırız. Tüm bu özelliklerden arındırdığımzda ise hiç de kıymet vermeyeceğimiz boş bir beden kalır geriye. Bu çabamız ilişkilerdeki sorunların da temelini oluşturur. Karşımızdaki
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Mahpus
Puan vermedi·402 syf.··
2020 81. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 05:07
"Gerçeklik, meçhule giden yolda bir ilk adımdır sadece ve bu yolda pek fazla ilerlememiz mümkün değildir. En iyisi bilmemek, mümkün olduğunca az düşünmek, kıskançlığa en ufak bir somut ayrıntı sunmamaktır. Ne yazık ki, dış dünya olmasa da iç dünyamız bazı olaylar çıkarır karşımıza; Albertine gezintiye çıkmasa da, tek başıma düşünceler daldığım zaman bulduğum bazı tesadüfler, bazen bana gerçekliğin küçük parçalarını sunuyordu; bu küçük ayrıntılar, tıpkı birer mıknatıs gibi, meçhulün bir parçasını kendilerine çekerler ve o andan itibaren, meçhul bize acı vermeye başlar." Kayıp Zamanın İzinde'nin bu cildinde anlatıcı, evine tutsak ettiği Albertine'e tutsak düşüp arzunun ve kıskançlığın girdaplarına dalarken okuru da peşinden sürüklüyor....
Edebiyat
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
10/10
·402 syf.··
2019 113. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2019 01:25
Bir efendinin görev ve yükümlülükleri de, tıpkı hakları gibi iktidarının birer parçasıdır ve bu iktidarı tanımlayıp kanıtlar. İşte Albertine’in bana tanıdığı haklar da yükümlülüklerime gerçek niteliğini kazandırıyordu: Bana ait bir kadınım vardı, ona durup dururken bir haber gönderdiğimde, derhal telefonla bağlantı kurup hemen geleceğini bildiriyordu saygıyla. Zannettiğimden daha fazla efendisiydim onun. Daha fazla efendisi, yani daha fazla kölesiydim... (s.150) Bir adam düşünün bir kadını mahpus ediyor... Fakat asıl hapsettiği kendisi. Bu nasıl bir iç çatışma, bu nasıl bir ruh tahlili?.. Canım Marcel’im bu kitaba kadar gelgitlerim tıpkı senin aşktaki gelgitlerin gibi devam ediyordu lakin bu kitapla sana olan hayranlığımı sanırım tescilledin. :) Evet gelelim kitabımıza, serinin beşinci kitabına kadar anlatıcımızın ismini hiç duymamıştık. Sosyete toplantılarında o görkemli davetlerde kimlere takdim edilmedi ki yazarımız. Ne prenslerin ne baronların ağzından duymaya muvaffak olamadığımız o isim aşkın dudaklarından dökülüverdi bu kitapta... “Canım Marcel’im” ve “Ah Marcel! Daima senin Albertine.” Marcel bu kitabında kıskançlığının boyutlarını, insan psikolojisini ve kıskançlık hissinin yarattığı tüm gelgitleri derinlemesine ele almış. Bu bölümde yazarımızın, Albertine’i elde tutulma çabalarına, kıskançlık nöbetlerine, sevgi gösterilerine ve Albertine’in yalanlarının onun üzerinde bıraktığı etkiye tanık oluyoruz. Serinin önceki kitaplarında tanıdığımız kahramanlar yine karşımıza çıkıyor lakin bu kitap psikolojik tahliller konusunda diğerlerinden çok daha üst düzeyde. Kıskançlık konusunda Swann’da şahit olduklarımız Marcel’de derinlemesine ele alınmış zaten arada Swann’a da göndermelerde bulunmuş. Ayrıca kitabın sonunda çok kötü oldum ben yahu, tıpkı Marcel gibi yorganın
Edebiyat
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Aşk, Kıskançlık ve bağlanma...
10/10
·402 syf.·
2019 91. kitabı
Bir genç kızı evinden hapseden bir adamın kafasından geçenleri ve yaşadıkları,Fransız burjuvazisinin yaşadıklarını, aristokrasiyi derinlemesine anlatıyor. Romanın bir cümlesinde anlatıcının ilk kez Marcel olduğundan bahsediliyor. "Albertine'in dili açılırdı,"Canım" ya da "Canım benim"der ve adımı söylerdi; anlatıcıya bu kitabın yazarının adını verecek olursak" Canım Marcel'im","Canım Marcel'im benim"derdi. Bu da yazarın başarısı olsa gerek iki taşın arasında anlatması... Romanın ilk sayfalarında itibaren Proust'un Albertine'ye olan tutkusunu anlatıyor,ama daha sonra bizi şaşırtıyor tabi.. " Albertine'ye hiç mi aşık olmadığım halde birlikte geçirdiğimiz dakikaları zevkli zamanlar olarak nitelendiremediğim halde, onun vaktini nasıl benle geçirdiği beni kaygılandırmaya devam ediyordu... Aşık olduğundan haberi bile yok,ilerleyen sayfalarda Marcel'in kıskançlığı gün yüzüne çıkmaya başlıyor... Marcel'in Mme de Guermantes'in evine yaptığı ziyaretlerde dönemin Fransa'sı hakkında bazı bilgileri ediniyoruz. "Dreyfus Davas"ından bahsediyor. Bu daha neyin nesiymiş biraz araştırdım. Gerçi önceki kitaplarında da bahsediyordu. Burda tekrar ortaya çıktı. Dreyfus Davası'nda aydınlar arasında Marcel'de bulunuyor ve " Dreyfus Davas"ının önemi Fransa'da Yahudi Düşmanlığının başlangıcı olmuş. Bu davayı araştırırken kendimi sanki Fransa Tarihi çalışıyor muşum gibi hissettim. Kitap adına tarihleri bilmek önemli yoksa bir şey anlaşılmıyor... Yazar romanın sonraki bölümlerinde yaşadığı olaylara geri dönerek gündemde tutmaya çalışıyor.Dava'nın adı açıldığında sinirlendiğini güzel bir dille anlatıyor ve olayları betimliyor... Burjuva sınıfının hayat tarzını,Davetleri, akşam çayları, ünvanlar ve sanat hakkında sohbetleri Proust'un romanında da kent soylular hakkında bilgi
Edebiyat
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Puan vermedi·402 syf.··
2020 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 17:42
Kayıp Zamanın İzinde serisinin beşinci kitabı Mahpus’u çok merak ediyordum; çünkü serinin en sürükleyici ve en beğenilen eseri olduğu söyleniyordu. Bence kitap, serinin diğer kitaplarından akıcılık bakımından çok farklı değil. Genel olarak Proust’un Albertine ile olan ilişkisine yoğunlaştığından daha kolay okunduğu hissini vermiş olabilir kimisine ama bende durum öyle olmadı. Severek okudum; ama seride hala en sevdiğim kitap Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde. Bir yandan bu seriyi tamamlamak üzere olduğum için mutluyum, bir yandan da hüzünlüyüm, Proust’un kendine has kalemini özleyeceğim.
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
8/10
·402 syf.··
2021 24. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2021 13:16
Kayıp zamanın izinde serisinin beşinci kitabı Mahpus,diğer dört kitapdan daha akıcı bir şekilde ilerliyor. Fransız sosyetesinin şaşalı yemeklerinden,Dreyfus davasından,sanattan ziyada Marcel Proust ve Albetine arasındaki olayları konu almaktadır. Mahpusu okurken sevgiliye yazılabilecek en güzel cümlelere şahitlik edeceksiniz. Ve sevdiğini kabul etmeyen bir adamın kıskançlığı sebebiyle eve mahpus ettigi fakat "Kendi ellerimle şekillendirdiğim ve edebiyyen içine hapsolduğum ışıklı bir kafes görür gibi oldum" cümlesiyle aslında kendi duygu ve kıskançlığında mahpus kaldığı göreceksiniz. Kıskançlık hat safhaya ulaştığında ise mahpusu azad ediyor. Albertine'nın gittiği haberini aldığında ise ne kadar sevdiğini farkediyor. Kitabın sonuna geldiğimde ise serinin diğer kitabı Albertine Kayıp'ı ile ilgili yorumları okuduğunda aklıma Hüsnü Arkan'ın şarkısındaki "insan insanın boşluğudur" sözü geldi. Albertine Mercel Proust'un boşluğudur...
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma

Yazar Hakkında

Marcel ProustYazar · 33 kitap
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı. 1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri. Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu. 1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu. 1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı. Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi. Eserleri Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919) Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)