Geri Bildirim
Büşra A. profil resmi
"Yeryüzünde bütün ızdıraplar, aza kanaat etmemekten doğar."
Firdevsi
579 okur puanı
07 Haz 2017 tarihinde katıldı.
  • Büşra A. tekrar paylaştı.
    Tezer Özlü'nün yolculuğunu okumaya başladıktan hemen sonra aklıma bir soru geldi ve dünden beri içimi kemiriyor. Kitaplarla olan samimiyetim insanlarla olanlardan çok çok fazla. Buna rağmen en sevdiğim yazar, en sevdiğim üç yazar beş yazar gibi bir listem hiç olmadı. Dünden beri düşünüyorum hâlâ en sevdiğim yazarı bulamadım. Baktım öyle olmuyor Tezer Özlü'nün yaptığını yaptım. Aklıma bu soruyla ilgili gelen tüm soruları arka arkaya yazdım bu yazıyı bitirdikten sonra onlara cevaplar vermeye ve asıl sorunun cevabını bulmaya çalışacağım.

    Ana soruya cevap bulunca da Tezer Özlü gibi sevdiğim yazarların yaşadıkları yerlere,mezarlarına gitmeyi düşünüyorum. İşte Tezer Özlü okumak böyle bir şey. Aklınızdan dahî geçmeyen bir şeyi size başınıza ağrılar girecek kadar sorgulatıyor yetmiyor eğer gözlerinizi kapalı tutmaya meyilli değilseniz bambaşka bir dünyanın ışıklarını açıyor. Toparlayamadığım kafamı biraz daha dağıtıp beni bu hale getirdiğin için teşekkürler Tezer Özlü.

    Kitabı okumaya başlamadan önce kitabın adı hakkında biraz düşünmenizi tavsiye ederim.İçerisinde bulunan derinliği fark etmenizi kolaylaştıracaktır bu. Siz "Yaşamın Ucuna Yolculuk" yapacak olsanız yanınıza arkadaş olarak kimi almak isterseniz hiç düşündünüz mü? Tezer Özlü düşünmüş. Ve yanına çok sevdiği üç yazarı almış. Cesera Pavese, Franz Kafka, İtalo Svevo. Üçü ile birlikte üçünü ziyarete gitmiş. Ve bize böyle bir yazın bırakmış. Teşekkürler Tezer Özlü.

    İncelememi Tezer Özlü'nün kitapta geçen "Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu? " sözüyle bitirmek istiyorum.

    Keyifli okumalar. :)
  • Büşra A. tekrar paylaştı.
    Her şey geçiyor. Hiçbir şey geçmese de.
  • Büşra A. tekrar paylaştı.
    Her köşe,
    ...
    öyle dolu, öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki.
  • Büşra A. tekrar paylaştı.
    Uzun bir aradan sonra hizlandırılmış okuma moduna almışken kendimi şu ara mevsimlerden olsa gerek kisa kitaplara ağırlık vermek istiyorum.Aklımda belirledigim listeyi bitirmek için çabalarken liste dışındaki yazar "Cemil Kavukcu" ısrarla okumam gerektiği noktasında göz kırpmaya başlamisti,israrlara dayanamadım okudum ben de :) Erhan
    Bey de sağ olsun etkili oldu bu konuda farkında olmadan öncülük ederek.. İyi ki okumuşum.İlk defa tanıştığım bir yazar için bu şekilde yorumda bulunmak belki tuhaf gelebilir size ama "SEVDIM".Cemil Kavukcu ne yazarsa okurum gerçekten.Öyle üst üste değil ama ara sıra oykulerinde kekremsi bir tat almak için ,bazen otekilestirilmis, dışlanmış yaşamlarin hanesinde dinlenmek ,dinlenirken de demlenmek için.Öyle uzaklarda aramayın yazari kendi içimizde ,Anadolu'nun bağrindan yani kesfedilmesi gereken güçlü bir kalem .

    Kendinize yakın hissettiğiniz kişileri her anlamıyla tanımak,baginizi kuvvetlendirmek istersiniz ya ;ben de az da olsa Cemil Kavukcu'yu araştırmaya, anlamaya, tanımaya çalıştım.Bundan dolayı biraz kendisini tanıtmak istiyorum öncelikle.Çünkü yazdığım incelemeler benim için çok kıymetli ve arsivim oluşsun istiyorum geleceğe yönelik.Bundan dolayı kendime iyilik etmek için emek vermeye de çabalıyorum.Henüz yeni de olsam edebiyatı seviyorum ya.Yazar küçük yaştan beri kitap okuyan ve okumayı çok seven birisi.Okuduğu her kitapta roman karakterlerini kendisine yakın bulduğunu,kendisini onların yerine koyduğunu,onlardan etkilendiğini ifade ediyor kendisini dinlediğim bir oturumda.Hatta düşünün "Rüzgar Gibi Geçti" kitabı var ya meşhur benim hala okumadığım tabiki,16 yaşında okumuş olduğunu ve oradaki Rhett karakterini kendisine yakın bulduğunu söylüyor.Fakat yazar okuduğu kitaplarda bir sürü dünya,bir sürü insanla karşılaşmış olmasına rağmen;
    "Benim tanıdığım insanlari orada göremiyorum.Içinde yaşadığım toplumdaki insanlar bir türlü karşıma çıkmıyor,yaşadığım coğrafyada gözlemlediğim çok farklı yaşamlar vardı toplum dışına itilmis,fakat bir türlü karsilasmiyordum ."serzenisiyle okuduğu kitapların kendisini tatmin etmediğini ,eksik bir şeyler olduğunu ileri sürerek içinde yaşadığı toplumun sorunlarını kurgulayarak öyküye dönüştürmeye karar veriyor .Bir elestirmenin ifadesiyle "içinde yaşadığı dili öykü dili" haline getiriyor.

    Bundan dolayı yazar oykulerinde otekilestirilmis,dışlanmış ,toplumun kıyısına suruklenmis,kistirilmis yaşamları,üzerinde pek durulmayan önemli sorunları keskin gozlemiyle edebiyatimiza kazandırmıştır.Aynı zamanda roman da yazmasına rağmen yazar kendisini oykucu olarak görmek istediğini ,öykünün daha cazip olduğunu ve keyif aldığını belirtiyor.Neden roman değil de oykuculuk diye sorulunca kendisine ; "Bir romancı taslagini hazırladıktan,yol haritasını çizdikten sonra masasının başına geçer ,oturup her gün çalışabilir.Ben bu tarzı sevmiyorum yani bir metnin benim üzerimde baskı yaratmasini,otur bugün de çalış demesini sevmiyorum.Öykü öyle bir zorlama getirmiyor bana .O bir coşku anidir.Bazen bir cümle ,bazen bir paragraf,bazen bir sayfa coşku bittiği an bırakıyorum kalemi günlerce birşey yazmıyorum.Benim edebiyatimin en hoşlandığım yani da disiplinsiz olması canımın istediği zaman yazmam."şeklinde açıklıyor .

    Yazar öyküyü kediye benzettigini söylüyor.Kedi kendisini sevdirmek isterse seversin, istemiyorsa tırmalar seni.Öykü yazdırmak istiyorsa yazarsın, istemiyorsa tırmalar yazamazsın.

    Yazarın oykulerinde kadın karakterlerin neden daha az,erkeklerin dünyasının ise neden daha yoğun işlendiği elestirmenlerce sorulunca;aslinda kadın karakterine dolaylı olarak (anne,abla vs.)degindigini ancak oykulerinde "Aşk " konusunu islemediği için okurların bu şekilde hissetmiş olabileceğini belirtiyor .Erkeklerin dünyasına yoğun olarak deginme sebebini ise ;"Kadın karakterini,erkek karakteri kadar canlı cizebilecegimi sanmıyorum.O konuda bir endişem var.En iyi bildiğim, en iyi tanıdığım zaaflarini,hayattan beklentilerini kirginliklarini,kırıklıklarını en iyi bildiğimi düşündüğüm bir dünyayı yazmak istiyorum."tanımış oldugu bir dunyayi daha kolay resmedebilecegini ifade ediyor.

    Yine yazar önceleri oykulerinde surekli kasaba konusunu ele alma sebebini de kasaba korkusunun olduğunu,orada yasamak,orada kalmak ,oradan çıkmamak korkusunun oldugunu;orada kalırsa anlattığı kişiler gibi olacagi endişesini taşımış.Kasaba saplantisi kendisine 7 kitaba mal olmuş.

    Tasmali Güvercin eserine gelince 11 oykuden oluşan kasabanın kamera arkası yasamlarina ışık tutulan ayni zamanda fantastik unsurlarla kurgulanan yazarın ustalık eseri.Yazar öyküyü "Görünmeyen " ve "Defter" olarak iki kısma ayirmis.Birinci kısımdaki Teferiç,Tasmali Güvercin,Eran Kaptan,Madalyon öykülerini sevdim.Defter kısminda da Gölge Içindeki Orman,İş konusu,Sarıkız Olayı öyküleri güzeldi.Genel olarak yazar kültürel yabancilasma,otekilestirilmis,dışlanmış,itilmis,
    yaşam hakkı elinden alınmış,hor görülmüş,toplumun kıyısına suruklenmis,parsellenmis,
    robotlasmis,simarmis,özgürlüğüne körü körüne baglanmakla boynuna tasma takılmış pek asinasi olmadığımız veya görmezden geldiğimiz yasamlarin,varoslarin içine çekiyor okurlarini.Görünmeyen yaşamları görünür hale getiriyor.Bu açıdan çok kıymetli buldum kendisini.Adeta onların yerine koyuyor yazar sizi düşündürüyor.Fethi Naci'nin “Elini neye değdirse öykü oluyor, tam bir anlatı ustası” ifadesiyle Sıcak Üçlemesi öyküsünde olduğu gibi çok rahatlıkla öykü cikarabiliyor yazar tebessümle.Acı hayatlara degindigi için buruk tatlar bırakıyor sizde yazar.Defter kısmında da öyküyü parçalıyor ,kesitlere ayırıyor sonra bir şekilde birleştiriyor.Postmodernsi bir tarz uyguluyor.Yazarın dili yalın,anlaşılır gayet akıcı.Gözlem gücü yüksek.Duyarlı.Diyaloglar mükemmel.Yer yer --bu kitapta çok fazla yoktu-- argo tabirlerle karsilasabilirsiniz.Yazarın ictenligi,samimiyeti,sıcaklığı kalemine yansımış.Adeta okurlarini okumaya ve de yazmaya {beni bile (!)} teşvik ediyor .Hatta kafamda öykü ile ilgili soru işaretleri vardı çoğunun cevabını buldum yazarın öykünun konusunu işleme tarzıyla .Öykü konusunda hatta sembolik ,dussel ogelerle ufkumu açtı,yol gösterdi diyebilirim.

    Velhasıl efendim siz de benim gibi hala geç kaldiysaniz daha fazla bekletmeyin kendisini.

    Meraklisina yazarı tanimak icin faydalandigim linkleri bırakıyorum .

    https://youtu.be/NtNzMu15Lf4

    https://youtu.be/GMh41pIrXrI

    Keyifli okumalar ....
  • %45 (56/126)
  • Yaşamımın en mutlu anlarında da aynı güçle acıyı duymadım mı. Ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: Kendi dünyamın beklentisi. Kendi odamda içebileceğim sabah çayının beklentisi.
  • “Her caddenin kendine özgü bir görüntüsü vardır. Her tepe başlı başına bir kişiliktir...” diyor.
  • Büşra A. tekrar paylaştı.
    Artık o genç insanın korkutucu arayışı içinde değilim. Ne yaşantıları, ne de insan sıcaklığını arıyorum. Bugün, hem insan sıcaklığını, hem de sevgiyi yalnız kendi içimde taşıyorum. Yani sevgisizim. Ve soğuk.
"Yeryüzünde bütün ızdıraplar, aza kanaat etmemekten doğar."
Firdevsi
579 okur puanı
07 Haz 2017 tarihinde katıldı.
2018
71/75
95%
48 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 200. sırada.

Şu anda okudukları 4 kitap

  • Yaşamın Ucuna Yolculuk
  • Riyazü's-Salihin
  • Kur'an Yolu Meali
  • Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali

Okuduğu kitaplar 174 kitap

  • İslam
  • Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
  • Aforizmalar
  • Görünmez Adam
  • Veysel Çavuş
  • Sonsuz Gece
  • Sultan Genç Osman
  • Leylim Leylim
  • Fatih Harbiye
  • Yitik Cennet

Okuyacağı kitaplar 117 kitap

  • Kaybolan Düşler Senfonisi
  • Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli
  • Operadaki Hayalet
  • Kuruntular Kitabı
  • Kısa Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
  • Dava
  • Hayattan Sahneler
  • N veya M?
  • Milena'ya Mektuplar
  • Bu Kitabın Yazarı Sizsiniz Ey İnsanlar

Beğendiği kitaplar 102 kitap

  • Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
  • Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali
  • Sultanı Öldürmek
  • Görünmez Adam
  • Samanyolunda Ziyafet
  • Sonsuz Gece
  • Sultan Genç Osman
  • Fatih Harbiye
  • Yitik Cennet
  • Beyaz Gemi

Beğendiği yazarlar 14 kitap

  • Ahmet Ümit
  • İbrahim Yusuf Pala
  • Agatha Christie
  • Ahmet Haldun Terzioğlu
  • Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Sezai Karakoç
  • Cengiz Aytmatov
  • Erdem Bayazıt
  • Necip Fazıl Kısakürek
  • Oğuz Atay