Gönderi

Kayıp Zamanın İzinde'de Kaybolmak
9/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2019 18:23
YouTube kitap kanalımda Marcel Proust'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtube.com/watch?v=n5e0iz7... Bu incelemeyi Marcel Proust ismini daha önce hiç duymamış olanlar ya da kitaplarını okumak isteyip de okumaya çekinenler için yazıyorum. O yüzden ya bu incelemeyi hiç okuma ya da sonuna kadar oku bence. Empresyonizm, Gotik mimari, etnobotanik, Botticelli, Sistina Şapeli ve Tsippora freski, İlkbahar tablosundaki kadınlar, Liszt, Güllerin Valsi, monokl ve kikloplar arasındaki göz ilişkisi, Dante, Giotto, Floransa, Paris, Combray... Bu inceleme bütün bunların Proust dilinden Türkçe haline çevirisidir. Swann'ların Tarafı romanı Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin adımını attığı ilk romandır. 19. yüzyılda Fransa'da empresyonist diye etiketlenen adamların bir fikri vardı. O güne kadar yapılagelmiş olan eserler genel olarak dış alemdeki varlıkların aynen göründükleri gibi tablolara aktarılması yönündeydi. Fakat buna bir dur demeliydi. Çünkü hayal gücü ve duygusal yönlendirmeler kayıptı. Resimde Monet, Renoir ve Cézanne, edebiyatta ise Rilke, Joyce ve Proust gibi adamlar dünyaya resmen gözlem yapmak için getirilmişler gibiydi. İzlenimler, Swann'ların Tarafı romanında gözün kısımları olan kornea, göz bebeği, iris ve göz merceği, burunda koku alabilmeyi sağlayan mukoza, kokuyu eriten olfaktör ve respiratuar, ağızda tat alabilmeyi sağlayan tat tomurcukları ve reseptör hücreler gibi fiziksel katmanları delip geçerek insanın beyninde konumlanmış olan geçmiş zamanına misafirlik eder. Bergson ve Proust ev sahipleridir. Geçmiş zamanın tasarlanabilip diğer zamanlarla sürekli ve iç içe olmasını ortaya atmalarıyla izlenimlere ve geçmişe "Nerede kaldınız, biz de tasarlamak ve izlenimlemek için sizi bekliyorduk." derler. Swann'ların Tarafı'nda, izlenim ve gözlemlerin mimari cephelenmesi akıllara Gotik mimariyi getirir. Tanrı'nın havaya kaldırdığı parmağıymışcasına insanın önünde dikilen ve onu insan dışı proporsiyonlarıyla ezmeye çalışan mimari bir perspektif vardır. İnsan, roman içerisinde sevgiyi ve gerçekliği ararken Proust'un virgüllerinin kemerlendiği, cümlelerinin Gotik mimarideki binaların göğe doğru uzanma istekleri gibi uzadığı, altarlarda okurun kanının Tanrı'ya sunulduğu satırlar arasında bulur kendisini. Proust'un cümleleri Gotik mimarisi tarzındadır. Uzunluğuyla, haşmetleriyle ve özünde sosyete yozlaşmışlığıyla bunun etkileri çok net bir şekilde görülür. Biz düz insanlarızdır. Aldığımız kokular, tattığımız yiyecekler, gördüğümüz çiçekler, böcekler, dokunduğumuz insanlar hayatımız içerisinde genelgeçer bir sınır içerisinden ilerler. Swann'ların Tarafı'nda zaman ülkesinin sınır nöbetçisi Proust'tur. Bu sınır kapısını istediği zaman açar ya da kapatır. Sınırın diğer tarafına geçmeyi sağlayan çit kimi zaman bir çocuğun annesi tarafından çocuğa iyi bir gece dilenmesi arzusu kimi zaman uyku ve uyanıklık arasındaki muğlaklık kimi zaman Rönesans üslubundaki koroyerleri kimi zaman etnobotanik dalına hizmet eden peyzaj ve çiçek izlenimlerinden oluşur. Kimi zaman? Kimi zaman? İşte bu soru, zamanı "kim"leştirmeye doğru götürür bizi. Hayatımızın kadını/erkeği olacak insanın yüzünü kâh Sistina Şapeli'ndeki Yetro'nun kızı Tsippora freskinde Tanrısal ve nötr bakışlarda kâh Botticelli'nin İlkbahar tablosundaki kadınların kararsızlığıyla buluruz. Çünkü 5 duyu Proust'un elinde Swann ailesi, Odette ve anlatıcının ailesi arasında resimleri dinlemek, müzikleri tatmak, yiyecekleri daha tatmadan görmek, dokunduklarını işitmek ve koku aldıklarına dokunmak gibi sinestezik dallara ayrılır. 5 duyu Proust'un ağacı, dallar sinestezik izlenim araçları ve meyveler ise Kayıp Zamanın İzinde serisinde henüz okuduğum bu kitap -ve muhtemelen devam niteliğindeki diğer kitaplar-dır. Dante'nin "O bir zanaatkar değil, sanatçı. Adam olun!" dediği Giotto'nun kobalt ve çinit renklerindeki mavi dünyasını, benim de Proust'a "O sadece bir yazar değil, sanatçı!" dediğim ve yanakla göz arasına sıkıştırılan tek camlı gözlük olan monokl aracılığıyla geçmişlenmeye çalışırken Proust, geçmişte daha da geriye giderek mitolojik ve tek gözlü bir canavar olan Kiklop'un gözünden de geçmişinizi tasarlamayı size öğretebilir. Çünkü nihayetinde gördüğünüz ve izlenimlediğiniz dünya Swann'ın ve anlatıcının gözlerinin sıvılaşıp geçmişleşme reaksiyonu gibi okurunu da geçmişleştirir. Kitabı okurken kendinizi Güllerin Valsi dinlerken, Tsippora freskine bakarken, Rönesans'ın doğduğu Floransa'da bulurken, Paris'teki sosyeteyi hafiften eleştirirken buluyorsanız, doğru yerdesiniz. Proust'un kayıp zamanın izinde... Proust, Swann'ların Tarafı'nda dinlediğiniz müziklerin sizin geçmişinizde açtığı boşlukları kadınlarla kapatmaya çabalar. Zira, müzikler, piyano ve keman, akdikenler ya da bütün etnobotanik dalı gözeneklerinizin nefes almasını bir kadınla sağlatmaya çalışıyor olabilir. Çiçeklerin anlık olarak insanın gözlerinin önünde yeşermesi etkisiyle 1922'de ölen Proust'un 1947'de tedavi olarak kullanılmaya başlanan LSD deneyimlerini hatırlatıp "Acaba Proust bir de Kayıp Geleceğin İzinde yazar mıydı?" diye sorduran, Floransa yapı ustalarının fresk işçiliğindeki mimari yeteneklerini geçmişe aşk tutkalıyla yapıştıran, çiçeklerin toprağına, suyuna, güneşine bağlılığı gibi insanların da müziğine, geçmişine, kadınına bağlılığını izlenimcilik ve kesilmeyen bir gözlemle anlatan bir kitaptır Swann'ların Tarafı. Peki şu an tam olarak neredeyiz? Zamanın taşlarını elinde istediği gibi yöneten bir adam bütün insanların şimdiki zamanını tasarlamasına karşılık bir fikir getiriyorsa bence orada olmalıyız. Nerede? Tabii ki de Kayıp Zamanın İzinde.
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
··
1 +1'leme
·
10,6bin Gösterim
14 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Allah aşkına bu yeni kapak tasarımları nedir böyle ya... Marcel Proust görseydi izlenimcilikten anladığınız bu muydu deyip yüzünüze tükürürdü
Harikasın 👏 Muazzam bir emek ve birikim... Teşekkürler.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
çok teşekkürlerr
Harika bir yorum olmuş keyifle okudum çok teşekkür ediyorum
İncelemeyi okuyup kitabı okumayanlara ve gözü korkanlara not: Kitabı, bu yazıdan daha kolay okuyup anlarsınız:))) Şaka bir yana Oğuz, mimar gözü ile kitabı incelemen çok iyi olmuş, ben tam anlayamasam da:)) Büyük yazarlar ve onların eseri böyledir, kim hangi perspektiften bakıyorsa ona göre şekilleniyor eser, yorumu okuyunca 'ben de okudum bunu, acaba aynı kitaptan mı bahsediyoruz' hissine kapılıyorum. Proust u benim gibi sıradan bir okurun yorumlaması ile bir mimarın, bir tiyatrocunun, bir operacının, bir ressamın vs.. yorumlaması aynı şey değildir. Eco nun okuduğum kitabında Proust'un adının geçtiği bir pasaj vardı, orada da seriyi Marksist bakış açısıyla ele alırsak yorumunun nasıl olacağı yazıyordu. Her okuyan belli bir pencereden bakarak yorumluyor ve bütün bunların hepsi eser hakkında yerinde tespitler oluyor, herkes farklı yerinden tutuyor kitabı. İşte bu MUAZZAM! Eline, emeğine sağlık.. Etkinlik vesilesiyle de daha çok insan okur Proust'u umarım..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Proust'un kullandığı izlenimlerin kaynağına ve böyle küçük detaylara inmek istemiştim ben de Gamze. Artık incelemeleri daha çok yazılmamış ve bahsedilmemiş konularda yazmaya çalışıyorum. Çünkü Google'dan 1k'ya giren bir insanın her türden, her renkten farklı incelemeler görmesini istiyorum açıkçası. Dediklerin için çok teşekkür ederim, zamanında ufak bir Proust konuşmamız olmasa belki çok daha ileride okuyacağım bir yazarı senin de aslında esin kaynağı olmanla birlikte okudum, okuyoruz. Senin de dediğin gibi umarım daha çok okunur. :)
Bir bakışta Proust'un dünyasına keşfe çıkartan ve bu keşifte birçok bakış açısı yakalayan fikirlerle bir incelemeden fazlasını ortaya çıkartmışsın. Muazzam olmuş. İmgelerin, insanların ve şehirlerin bıraktığı izlerin hafızadaki gel-gitli yolculuğu fazlasıyla etkilemişti beni. Etkisi altına almaması imkansız gibi bir şey zaten, Proust'un sürekli devreye girişindeki pay çok fazla kuşkusuz. Swann'ın tasviri, gördüğü kadınlar, hayran kaldığı tablolar, mekan algısı, sanatın farklı yüzleri vs. salt Swann'ın konuşturulduğu metinler uzun veya sık olsaydı fazlasıyla katlanılmaz olurdu, kitap boyunca -ve hala- anlatıcının bu devreye girişlerini tıkanmamak için dört gözle beklemiştim. Swann'ın gözünden pay almanı cümlelerinin akışından fazlasıyla hissettim. Bulaşıcı gibi bir şey galiba:) Mesleğinin de birikimiyle gotik mimariye ayrı bir parantez açıp yeni bakış açısı getirmen fazlasıyla dolu hale getirmiş incelemeyi. 5 ve 6. paragraflara özellikle bayıldım. Proustlanmaya tüm hızıyla devam! Emeğine sağlık...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Çizim işi çok zaman alıyor, bu yüzden Youtube ile uğraşırken o projeyi rafa kaldırdım ama ileride yine dönerim belki. Kitap okuma deneyiminin önüne geçmemesi gerekiyor bazı şeylerin, biraz da o yüzden. :) Ben de Kayıp Zamanın İzinde serisinin devamı için muhtemelen buraya tekrar bakacağımı düşünüyorum bakalım. Başka incelemelerde görüşmek üzere...
Reklam
Önce Proust, ardından da sizin yorumunuz... Bu nasıl bir kitap, bu nasıl bir yorum. Acaba kitapları bitirdiğimde ben de nesnelere ve olaylara böyle bakıp, böyle ifade edebilecek miyim diye düşünmeden edemedim. 7 kitaplık seriye başlamayı çok istiyor ama bir taraftan da ürküyordum. Az önce ilk kitabın 1. bölümü bitirdim ve daha şimdiden nöronlarımda genleşme olduğunu hissediyorum. Proust kesinlikle Son Dil Bükücü, akıl uçuran bir kalem.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Kesinlikle aynı düşünüyorum. Bu adamı okuduktan öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor hatta hayatım.