Gamze Özmen profil resmi
Gamze Özmen kapak resmi
ageometretos medeis eisito
Ben matematikten ibaretim...
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."
"İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım."
İstanbul
126 okur puanı
15 Mar 15:21 tarihinde katıldı.
ageometretos medeis eisito
Ben matematikten ibaretim...
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."
"İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım."
İstanbul
126 okur puanı
15 Mar 15:21 tarihinde katıldı.
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    "Her insan hayatı hesaba sığmaz anlamlar taşır."

    "Ah, bayanlar baylar, insan hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi ciddiye alamayınca yaşamak ne kadar da hüzün verici!"

    Milan Kundera'nın 1958-68 arasında yazmış olduğu yedi hikayenin birleşmesiyle oluşturulan kitap, aslında farklı yerlerde geçen bu iki cümleyle de özetlenebilir. Kundera'nın "yazarken en zevk aldığım romanım" dediği kitap bende aynı etkiyi uyandırmadı. Bunun en önemli nedeni kitaptaki karakterlerle ciddi anlamda bağ kuramamam oldu sanırım. Son bölüm olan "Edward ve Tanrı" parçasını çıkarırsak kitapta şaşırtıcı hiçbir şey yok. Kundera'da alıştığımız üzere, kimlik sorunları, cinsellik ve ikili ilişkiler yoğun bir şekilde işleniyor. Her bölümde de hayata dair önemli düşüncelerin yer aldığını söyleyebiliriz. İlk altı bölümde şahsen beni en çok etkileyen "Kolokyum" bölümü oldu. Beş karakterin de iç dünyalarını, olaylar karşısında tepkilerini çok hoş okuyoruz.

    Son bölüm ayrı bir şekilde değinilmeyi hak ediyor, ayrıca güzel bir sinema filmine de ilham verebileceğini düşünüyorum... Bir köyde genç bir öğretmen olan Edward, daha sonra sevdiği kız, Tanrı, müdüre, mesleği ve vicdanı arasında kalıyor. Bu kısa öykü "Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" gibi uzun bir romana da dönüştürülebilirdi, hoş olurdu bence...
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    Sevgili Ali Ural ile tanışmam "Posta Kutusundaki Mızıka eseri ile olmuştu.Beni tam manasıyla tanımlayan eser hangisi derseniz, hiç şüphesiz bu eser derim tekniğine vs.takılmadan.İnce detaylarla yaşamımıza şıklık katıyor çünkü bu eser.
    Etkinlik yazarı tanımam için müthiş bir katkı sağlamış oldu.Bu eserle birlikte 6.kitabimi okumuş oldum.Etkinlikler her daim apayrı bir lezzet veriyor bana.Birlikte okuma,birlikte yorumlama firsatıyla aktif okumaya geçerek, okuma eylemi daha bir canlılık kazanıyor.Aynı zamanda etkinlikler vesilesiyle bir yazarın aynı anda birçok eseri hakkında fikir edinebiliyor,hangisini okumamız hususunda daha kolay karar verebiliyoruz.Türler konusunda az çok bilgi sahibi olabiliyor,tercihlerimizi ona göre yapabiliyoruz.İste 1k'nın en büyük faydalarından birisi de bu!

    Gelelim Ay Tirad'ına.Ansızın nedense çokça beğeneceğimi düşünerek, büyük bir heyecanla esere başlamış oldum.Sıcacık, tazecik,buhurdanlığı henüz üzerinde tüten bu eser tatlı bir uyanış hissiyle kalbimin yaslandığı,sarıp sarmalandığı bir yenilik ambalajı içinde müthiş bir ikram oldu latifelerime.Evet bazı eserler öze dokunur ya,işte sol yanıma yapılan cerrahi bir ameliyat nevinden sadece bir kereliğine başrolünü oynayabileceğim ömrüme ikinci bahar misali yepyeni bir diriliş ,yepyeni bir uyanış vesilesi oldu adeta.

    Yazar diğer eserlerinden farklı bir metod izlemiş bu eserde "tirad" seçiminin kullanımıyla.İlk defa böylesine bir tür okumuş oldum.Yazar "uzun ve kesintisiz düşünme ve konuşma" seçeneğiyle konular arasında bağlantıyı koparmadan, art arda olaylara devam ederek, vermek istediği mesajı sürdürerek amaçladığı tiradını sonlandırıyor.

    Gayet farklı ve güzel olmuş.İnsan ömrü de öyle değil midir nihayetinde.Yolculuktayız ileriye doğru, kesintisiz devam eden yolculuklar...Ancak yoldaki geçici güzelliklere kapılıp,esas güzergahımızı unutuyor oluşumuz, asıllarını terk ediyor oluşumuz varmak istediğimiz yere bir türlü götürmüyor bizleri.Sadece ömrümüzü malayaniyatla zayi etmekten başka elde avucumuzda hiçbir şey kalmıyor.Yanımıza kıyafet,azık nevinden bavulumuza aldığımız ihtiyaçlarımız yetmiyor bizlere.Bundan dolayı hem dünyadaki yolculuk hem de dünyadan yolculuk için Efendimiz'in (sav) Ebu Zerr'e nasihati misali azığımızı tastamam yanımıza almalı.Hani yolculuğa çıktığımız zaman gerek yazlık gerekse de kışlık nevinden ne olur ne olmaz her türlü ihtimali hesaba katarak, yolculuk hali diyerek önümüzü görememenin endişesi içerisinde her ihtiyacımızı tedarik etmeye çalışırız ya onun gibi.Bundan dolayı yol boyunca bizlere lazım olmayacak yüklerin boş yere hamallığını yapmamalı.Önümüzdeki zorlu engelleri,sarp yokuşları düşünebilmeli bir insan.Belimizi bükecek ağırlıklarla asamayız o uzun mesafeleri.Cehennem’e yakıt olacak bütün dünyevîlikler yüktür insanın sırtında.Nedir bunlar; küfür,zulüm,kibir,kalp kırma,bencillik,gurur,tamahkarlık,atalet vs.gibi her bir günah yüktür bizlere.Arınmalı ve hafiflemeli insan!

    Ahh İnsan! Gün gelecek bir sinema şeridi gibi nasıl bir ömür sürdürdüysen hepsi naklen yayın misali yansıtılacak sana da.Oynamış olduğun filmin galasında,rolünü başarılı bir şekilde gerçekleştiren oyuncular misali yüzün gülecek mi yoksa rolün hakkını verememenin utancıyla saklanacak yer mi arayışına gireceksin? Nereye kadar saklanabilirsin ki ? Aydınlatma düğmesine basılacak "şak" diye bir dokunuşla gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacak.Sana doğru çevrilerek gözlerini kamastiran ışıklar yüzünden rahatsızlık duyacaksın tüm gözler üzerinde.İste o zaman son demde keşke'lerle yamamaya çalışacağın ömrün sana fayda vermeyecek.Tekrar talebin cevapsizlikla can verecek.Kullarının gizli ve aşikâr işledikleri tüm fiil ve sözleri bilen Rabbin "El-Habir",her şeyden haberdardır lütfen unutma.

    İnsan için doğduğu andan itibaren geriye sayım başlamıştır.Çocukluk,gençlik,
    yaşlılık gibi menzillerde geçici olarak konaklayıp,kimisi için bu konaklarda misafir olmak nasip olmadan belki ömrünü tamamlayıp dünyasını arkada bırakarak ahiret güzergahına varacak.

    Yazarın deyimiyle insan pişirmek zor zanaat.Demir bile çok yüksek sıcaklıklarda erimeye yüz tutarken ah insan,ne zor yumuşuyor kalbi.Nasıl da kin,öfke gibi duygularla derin kuyular açıyoruz kendimize ulasmamız aşılması güç olan.Nasıl da menfaatlerimiz ve egomuzun albenisiyle acımasızca insan harcıyoruz.Küskünlük,nefret gibi ağırlıkları kendimize yük ederek nasıl da yaşamı dayanılmaz,karşı koyulamaz,aşılamaz hale getiriyoruz?Nasıl da kalbimiz rahat soluk alabiliyor,ayağımızın altında ezip geçtiğimiz yaşayan kalpleri çiğneyerek,görmezden gelerek.Ardımızda kocaman enkazlar bırakarak.Ahh insan bozuldun mu nasıl da aşağılık bir mahluka dönüşebiliyorsun,
    içindeki kış uykusuna yatırdığın vahşi hayvanları uyandırarak, pençelerini uzatarak yırtıcılıkla nasıl da saldirganlasiyorsun,
    çirkinleştiriyorsun insan olma keyfiyetini.

    Nasıl da lekeler bırakıyorsun kalp aynana,izleri hiç silinmemecesine.Ah insan,oysaki bir psikologun deyimiyle 'kitaptaki sevdiğin cümlelerin altını çizmek gibi,her insanda altı çizilecek güzel taraf bulunur,kimse üstü çizilecek kadar kötü değildir' diye.

    Hayat başlı başına bir imtihan.Kimsenin yaşamı güllük gülistanlik değil,içinin saklısında neler var hiç bilmiyoruz.Ama şuna inanmalisin sabır ayarlamasını düzgün yapmalı,yanlış yerde veya yanlış zamanda gücümüzü boş yere tüketerek sabır israfı yapmamak lazım.İste o zaman bekleyislerimizle baş edecek gücü kendimizde bulabilir,kaderin sillesini yediğimiz zaman ayağa kalkabilecek gücü kendimizde yeniden bulabiliriz.

    Çocuklar diyor yazar devamında ve günümüzün ağır yarasına dokunuyor.Merhametimizi kanatıyor.Masallarda mesela; Kırmızı Başlıklı Kız kurdu görür görmez ona selam vermek yerine 'çıglık' atabilseydi, Kül Kedisi üvey annesinin ve üvey kız kardeşlerinin eziyetlerine maruz kalınca 'çığlık' atabilseydi diyor yazarımız, dünyanın tek harikası olan çocuklarımıza kabuslar erisemeyecekti belki de.Ölümün o soğuk nefesi tek kurtuluş seçeneği olmayacaktı belki de onlar için neşelerini uykuya yatırarak.

    Çocuklarımızın o rengarenk dünyalarını kıyaslama sisi,paylaşamama sisi,yarış sisi,bencillik,yetinmeme gibi sislerle bizim kirliliklerimizi üstlerine yorganlarını örtercesine onlara bulaştırmasaydık,hayal dünyalarını karanlığa gark etmeseydik,bakışlarını bulandirmasaydık,görüş alanlarını daraltmasaydık; onların o gülen gözleri çağın kurtuluşu için herkese yeterliydi.Busesini kondurdugu her karanlık bağırda ışıltılı hayatlar filizlenip,tatlı bahar esintileri ruhlarını oksayabilirdi.

    Eveeet, hızla geçen ömrümüzün tiradinda cizgimizi hecelerken yazar "Dönüş Allah'a"ayetinin fısıltısıyla yuvaya dönüşün tuğlalarını örüyor,yaşamımıza zarafet katarak.

    Yalnızlık ve çaresizlik seni çepeçevre kuşatmış olabilir.İmtihanlar karşısında harap ve bitap düşmüş olabilirsin.Gidebilecek hiçbir kapın olmadığını düşünebilirsin.
    Karanlığın en koyu demlerinde ışığın kırıntısına bile muhtaç olabilirsin.İste böyle bir çıkmazda sana gönlünü açan güzel insanlar,dostlar illa ki vardır.O dostlar ki 'onların kalplerinin değdiği her bir şey iyileşmeye yüz tutar' demiş ya bir yazar.Kıymet gerek.Ondan da ötesi Sevgili Dost, en ince şeylerin bütün inceliklerini bilen,bilemediğimiz ve de sezemediğimiz faydalar ulaştıran,güzellikler lutfeden,ruhunun en ince noktalarına sızabilen,kalbinin en güzel yerinde seninle her daim beraber olan,sen O'nu unutsan da defalarca bıkmadan,senden ümit kesmeden,yoluna davet eden "Latif" olan Rabbim ne güzel dost,ne de güzel arkadaş...Sevdiğine mukabele gerek!Gecikmisligini telafi gerek!
    Siz Allah'ı seversiniz; ta ki Allah da sizi sevsin diye fısıldıyor ayet.
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    "Şüphesiz ki Allah; dünün bugünün ve yarının Rabbidir..."
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeleri ve İlçe Kaymakamliklarinin hiç biri hala Sokakta Yaşayan Evsiz İnsanlarımızın toplanması, Barindirilmasina yönelik bir çalışma başlatmadi. Lutfen İlgili yetkililerin twitter hesaplarindan müracaatlarda bulunalım. Sn Valimizin ve Sn İBBBaskanimizin twitter linkleri. @yerlikayaali34 @mevlutuysal_bsk
    @ibbBeyazmasa Beyaz Masa 153 'u de arayalım lütfen.
    Şefkat Der Derneğimizin ve Bir iki derneğin toplam evsiz barindirma kapasitesini İstanbul'daki Evsiz İnsanlarımızın yüzde 5'ine bile yetmez. Ne olur dayanışmada olalım. Ayrıca Yeni barınma evleri ve Pansiyon odaları kiralama , Evsiz insanlarımıza uyku tulumu, mont, battaniye , bot dayanışmamiza da katilabilirsiniz. Temiz ve yırtik olmayan bu şekilde eşyaları bize ulaştırabilirsiniz. Bunları almamız için dernek hesabımıza bağış da yapabilirsiniz. Kalın kapşonlu montlar 60 liradan ana toptancisindan alabiliyoruz. Bot 40 lira, Battaniye 50 lira. Alım ve dağıtımda da yer alabilirsiniz. Şefkat Der Tel 212 244 85 97- 0535 733 77 13 http://www.sefkatder.org
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    Hızır Paşa’nın zurnazenleri zurnalarını zırıl zırıl zırıldatırken zırıltı zirveye varıp hitâm bulunca, ortamda sanki tâmmât başlıyor, tâk tâk tâmmeleri ile köszenler tokmakları vurup tumturâk ile kösleri tokur tokur tokurdatıyorlar, tokmaklarını sanki kâfirin beynine indirmek için tâ yukarı kaldırıp közlere acımasızca darp ederlerken, dudakları hınçla yukarı doğru büzülüyor; çevgâniler ise çın çın çıngırakları çınçılan misâli çıngır çıngır çıngırdata çıngırdata sallarlarken, davulzenler tokmaklarını güm güm indire indire davulları gümgüme ile gümbür gümbür gümbürdetiyorlardı; bu arada boruzenler de yanaklarını şişirip borularını ciğerlerinin bütün gücüyle üflemekteydiler.
    İhsan Oktay Anar
    Sayfa 16 - İletişim Yayınları 4. Baskı
  • Gamze Özmen tekrar paylaştı.
    Bilgelik, hata yaparak öğrenilir. Vaizleri ve öğretmenleri dinleyerek değil.
ageometretos medeis eisito
Ben matematikten ibaretim...
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok."
"İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım."
İstanbul
126 okur puanı
15 Mar 15:21 tarihinde katıldı.
2018
80/90
89%
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 395. sırada.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Güneşimin Önünden Çekil
  • Tutunamayanlar

Okuduğu kitaplar 293 kitap

  • Çocuk Kalbi
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
  • Makyaj Yapan Ölüler
  • Posta Kutusundaki Mızıka
  • Peygamberin Aynaları
  • OT Dergi Sayı: 68
  • Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
  • Kınar Hanımın Denizleri
  • İzdiham - Sayı 37
  • Dokuza Kadar On

Okuyacağı kitaplar 170 kitap

  • Önce İnsanım Sonra Gazeteci
  • Yıldırım Sesli Manasçı / Yüzyüze / Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Sultanmurat
  • Kızıl Elma / Oğulla Buluşma / Beyaz Yağmur / Asker Çocuğu / Deve Gözü
  • Tüfek, Mikrop ve Çelik
  • Che/Şiirler
  • Koku
  • Kafa Dergisi Sayı: 3
  • Kafa Dergisi Sayı: 23
  • Dişi Kurdun Rüyaları

Kütüphanesindekiler 128 kitap

  • Güneşimin Önünden Çekil
  • Makyaj Yapan Ölüler
  • Posta Kutusundaki Mızıka
  • Pıtırcık
  • Çocuk Kalbi
  • Peygamberin Aynaları
  • Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
  • Kınar Hanımın Denizleri
  • Dörtlükler -Rubailer-
  • 4 Enişte 1 Cenaze

Beğendiği kitaplar 234 kitap

  • Makyaj Yapan Ölüler
  • Posta Kutusundaki Mızıka
  • Çocuk Kalbi
  • Peygamberin Aynaları
  • Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
  • Bavul Dergisi Sayı: 37
  • Kınar Hanımın Denizleri
  • İzdiham - Sayı 37
  • Üvercinka
  • Dokuza Kadar On

Beğendiği yazarlar 23 kitap

  • A. Ali Ural
  • Sabahattin Ali
  • Kafka Okur
  • Edebiyatist Dergisi
  • İzdiham Dergisi
  • Tuhaf Dergi
  • Sabahattin Eyüboğlu
  • Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu
  • Roza Hakmen
  • Hasan Ali Ediz