Bütün Şiirleri 1927-1991

·
Okunma
·
Beğeni
·
795
Gösterim
Adı:
Bütün Şiirleri 1927-1991
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753481717
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum, isimleri henüz yer etmedi; ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A.Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire (Nazım Hikmet)
375 syf.
Ben yazardan önce şairim diyor Rıfat Ilgaz. Birçoğumuz ise "Hababam Sınıfı" efsanesinden kaynaklı olarak önce yazar olarak biliyoruz ve şair kimliğini ikinci plana itiyoruz.

1940'lı ve sonrası çalkantılı yılların dünyasını araştırdıklarımızdan, izlediklerimizden, okuduklarımızdan öğrenmeye çalışıyoruz büyük çoğunluğumuz yaşlarımız itibariyle ve elbette o dönemi yaşayanların karşılaştıkları toplumsal, ekonomik, yönetimsel zorlukları, baskıları, yaşam koşullarını bizzat kendi edebiyatlarından okuduğumuzda, yaptıkları eylemsel ve fikirsel mücadelelerinin şiddetini ve yoğunluğunu cümlelerinde hissettikten sonra ve bugünün karın ağrısı romantizminin, göstermelik idealizminin, 32 megapiksel bir telefon için verilen yaşam kavgasının ve mücadelesinin! yapaylığı ve saçmalıklarını kıyaslayınca; hayatımızdaki öncelik sıralamalarının ne kadar da rasyonellikten uzak olduğu aşikar ortaya çıkıyor galiba.

Şiirlerindeki duruluk, mizah, alay ve sıradan insanlar üzerine konu seçimleri, yapmacıksız, özgün üslubu eserlerini değerli kılıyor.
Şiirleriyle tanışmadıysanız geç kalmamanızı tavsiye ederim.

İyi okumalar...
375 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Rıfat Ilgaz'dan okuduğum ilk şiir Alişim şiiriydi. O şiirde, Koca Çınar'ın şairliğiyle tanıştım. Yarenlik kitabındaydı bu şiir, ilk şiir kitabıydı, alıp okudum bir çırpıda. Aliş gibi nice yoksulların, nice çaresizlerin, işçilerin, memurların, emekliler, çöpçüler, kapıcılar, çocukların şiirleri vardı. Kısacası halkın yaşantısı, sıkıntısı vardı o kitapta. Sonra, dedim bir de Sınıf kitabını okuyayım; ikinci şiir kitabıydı. Yine, İkinci Dünya Savaşı'nın sıkıntıları altında ezilen toplumdan insanlar vardı o şiir kitabında. Rıfat Ilgaz öğretmendi, Sınıf kitabında, kendi öz çocukları gibi gördüğü öğrencilerinin dertlerini anlatırken, bunu ülkede bulunan toplumsal sınıf ayrımıyla öyle bir bütünleyip birbirine kattı, öyle bir harmanladı ki, mahkeme aracılığıyla öğretmenlikten şairliğe zorunlu terfi ettirdiler! O yine de şiirlerinde çocukların dertleriyle dertlenen duyarlı bir öğretmen, toplumdaki yoksul kesimin sıkıntılarına dikkat çeken toplumcu bir yazar olarak yazmaya devam etti. Yaşadıkça ve Devam şiir kitaplarını yazdı. O kitaplarda da, siz ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın, ben, yaşadıkça doğru bildiğimi yapmaya, yanlış gördüğümü eleştirmeye devam edeceğim der gibiydi. Bir ömür ne öğrencilerinden koptu, ne de öğretmenlikten. Hastaydı da; bir ömür onu da taşıdı sırtında, kurtulamadı. Mahpusluğu da öğrettiler. Hapishaneyi ve hapishaneden beter hastane günlerini anlatırken yine toplum vardı şiirlerinde. Çocuklara daha iyi bir dünya bırakamamanın sıkıntısı, daha yaşanılır bir dünya kurmanın arzusuyla şiirler yazdı. Üsküdar Çarşısı'ndaki Yusuf'la Karabiber'in hikayesini anlattığı şiirlerde yine çocuklar vardı. İnsanı eşek yerine koyan, eşek niyetine kullananlara yönelik eleştirileri vardı. Soluk Soluğa geçen bütün ömrü boyunca yazdığı şiirlerde, yaşama tutkusu, gelecek umudu, mücadele, dayanışma, yardımlaşma vardı. "Elim birine değsin, ısıtayım üşüdüyse, boşa gitmesin son sıcaklığım!" diyerek yazdı son mısralarını. Neredeyse her şiir kitabı yayımlandığında, propaganda yapmak suçlamasıyla kapısı çalındı, soruşturma açıldı. Oysa, "Suç neresindeydi yaptığı işin? Şiir yazmak dünyanın neresinde suçtu, faşist ülkelerden başka?"
375 syf.
·2 günde·10/10 puan
O kadar güzel bir şiir kitabı ki sitede bu kadar az bilinip okunması birazcık üzücü. Rıfat Ilgaz'ın okuduğum ilk kitabı ama kesinlikle son olmayacak. Her şiirini okurken işte şiir dediğin böyle olur dedim içimden. Şairimizin dili o kadar samimi ve içten, işlediği konular o kadar gerçekci ve bizden sorunlar ki her şiiri can kulağıyla okudum. İyi ki bu dünyadan Rıfat Ilgaz geçmiş. Şiirlerini lütfen okuyun, okutturun
375 syf.
"SINIF'ın ozanıyım mimli
HABABAM SINIFI'nın yazarıyım ünlü"

Kendisinin de ifade ettiği gibi Hababam sınıfıyla ünlü ama aslında o öncelikle kendini şair/ozan olarak tanımlıyor. Bu nedenle de Hababam Sınıfı ilk olarak basıldığında isminin yerine "Stepne" lakabını kullanıyor.

(Bu kitapla ilgili de söylenecek çok şey var ama yeri bu inceleme değil. Sadece "defalarca izledim ben" diye düşünerek kitabını okumaya gerek duymayanlara sözüm şudur: O izlediğiniz gerçek Hababam Sınıfı değil, popülist amaçlarla saf güldürüye indirgenmiş, eleştiri boyutu -ki kitabın asıl amacı bu- yok sayılmış bir uyarlama... Kitabı okuyunuz...)

1940 toplumcu sanat kuşağının büyük şairlerinden biri olarak tanımlanan şair, şiirinde en iyi bildiği insanları oldukça gerçekçi bir şekilde anlatıyor...Kim onlar? Vitrinleri seyreden yoksullar, geride miras değil borç bırakarak ölen memurlar, kapıcılar, emekliler... Şiirinde isyan, kin, nefret yok... Anlattığı basit, sıradan, gürültüsüz ama "iyi" insanlara karşı alabildiğine sevgi ve merhamet var. Yoksulluk edebiyatı da değil yaptığı... Yaşamın zenginliğini anlatmak...

Biçim olarak da şiire ölçülü uyaklı hece şiiriyle başlamış. Ama yıllar içinde Nazım Hikmet' in serbest şiirine hayranlıkla bakarken Garip akımını da gözlemiş. Salt biçimcilikten kesinlikle uzak durarak, nihayetinde "bir sınıfın ihtiyaçlarının müdafaasını yapmak" kadar "zevkini aramak, bulmak, sanata onu hakim kılmak" amaçlarıyla kendi şiirini oluşturmuş.
375 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Edebiyata da şiir kapısından girmiştir Rıfat Ilgaz.
1940'lı yıllara varıldığında, bir ateş çemberi ile çevrili ve sosyal sorunların burgacında kıvranan Türkiye'de, Cumhuriyet şiirinin üç büyük odak noktasından biri olan 'millici şairler', kuru bir yurt gü­zellemesinin sığlığı içindedirler; ikinci odakta Yahya Kemal, 'Hülya tepeler, hayal ağaçlar'la oyalanmaktadır. Üçüncü odağın başındaki Nazım Hikmet, büyük bir çığır açmıştır ve düzeni sorgulamaktadır. Ne var ki, tehlikeli bir iştir yaptığı ve o yüzden toplumla ilişkisi koparılmıştır, hapishanededir.
İşte bu ortamda, genç şairlerin bir bölümü, 'Garip çizgisi'nde, şairanelikten uzak, 'küçük adam'ın sorunlarına eğilirken; '1940 Kuşağı' adını alacak bir başka bölümü, Nazım Hikmet'in açtığı yoldan
ilerleyerek bir başka şiir dünyası yaratırlar: Sosyal yanı ağır basan 'toplumcu gerçekçi' bir şiir anlayışıdır bu. A.Kadir, Niyazi Akıncı­oğlu, Ömer Faruk Toprak, Suat Taşer, Cahit Irgat, Mehmet Kemal, Arif Damar gibi şairlerin oluşturduğu topluluğun en önemli adlarından biri de Rıfat Ilgaz'dır.
Nedir özellikleri Rıfat llgaz'ın kurduğu şiir dünyasının?
1940 öncesinde, bireysel duyarlıklara, üstelik heceli-uyaklı biçimlerle bağlı şair, 40'lı yıllarda, çevresindeki dünyayla, bütün çelişıneleri içinde yüzyüze gelir. Savaş yıllarının daha da ağıdaştırdığı koşullarda, işçisi, köylüsü, dar geliriisi ve yoksuluyla çileli bir yaşamı
bölüşen insanlardır gördüğü sanatçımızın; o yaşamın içinde, onun daha da yakından tanıdığı okul, hastahane, sanatoryum ve cezaevi
çevresidir. Şair de, ister istemez, soyut insandan acı çeken, ezilen somut insana çevirecektir bakışlarını. Bu, temalarını belirlerken, şiirinin biçimini de değiştirir.
Dil, gitgide yalınlaşır, açık ve akıcı bir nitelik kazanır. Tanıdığı çevrelerin insanlarını, onların duyguları, özlemleri ve çelişkilerini, yine onların diliyle yansıtır şiire; yerine göre halk deyimlerinden de
yararlanır şair.
Toplumsal çelişkilerin -üstelik- ayyuka çıktığı bir ortamda, şairin, sosyal acılara sözcülük ederken, yergici olmamasına imkan var mı?
Ne var ki, yapıcı bir yergidir bu ve bir yerde daha güzel bir dünyaya olan umuttan da kopuk değildir. Öyle bir dünya için kavgaya ve direnişe açıkça çağrıda bulunduğu da olur şairin; ama bunu yaparken, hiçbir zaman sloganlaşmaz dili ve sanatın gereklerine ters
düşmez. Bizzat kendisi ağır politik baskılar altındayken bile, ayakta kalmayı sürdüren, acılı ama yaşama direncini yitirmeyen ve kavgayı elden bırakmayan bir sestir onunki.
Çağdaş şiirimizin de en onurlu seslerinden biri ...
Şu sesienişten etkilenmez olabilir misiniz?
"Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Çekinmeden söylemeli de: Nazım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren
ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz.

SERVER TANİLLİ
Üç odalı bir ev kiraladığım gün,
kurtulacak kitaplarım
merdiven altındaki şeker sandığından.
Belki de gün geçtikçe,
tabanında halı döşeli
bir kitaplığım olacak.
Benden söz açıldı mı
önce kitaplarımın sayısı söylenecek
sonra baremdeki derecem…
Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun
Mesafeler çekiyor beni her gün kendine
Uzaklarda yolumu bilmem bekleyen mi var?
Beni de sürüklüyor şimdi derinliğine
Yollar, rüyalarımda ucu kaybolan yollar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bütün Şiirleri 1927-1991
Baskı tarihi:
Şubat 2010
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753481717
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum, isimleri henüz yer etmedi; ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A.Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire (Nazım Hikmet)

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • ercanscgn.
  • düşünceler cehennemi..!
  • Ferdi Yılmaz
  • Nrtn
  • Meyrem Kdz
  • Sabri Salman
  • Can
  • Mirhan Çınar
  • Çağlar Erol
  • saksıdaki karanfil

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.4 (8)
9
%27.3 (6)
8
%27.3 (6)
7
%4.5 (1)
6
%4.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0