Gamze Ö.

Gamze Ö.
"Bugün iyi kitaplar oku, sonra zamanın olmayabilir" Charles Burney "Okumayı öğrendiğinizde tekrar doğacaksınız… ve bir daha asla yalnız olmayacaksınız." Rumer Godden
"It is hard to tell that the world we live in is either a reality or a dream"
1.052 kütüphaneci puanı
1959 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Meram meram derken ettiniz beni sahib-i gam!
Puan vermedi·392 syf.·
2021 24. kitabı
Fatma Aliye Hanım'ın eserlerini okumaya karar verdiğimde karşılaştığım onun çevirisi olan bu kitabı, başka bir sebepten karşıma çıksa ve konusu hakkında bilgi sahibi olsam okumaya yanaşmazdım. Çünkü konu son derece sıkıcı: benim de pek hazetmediğim ancak klasik eser olması sebebiyle katlanabildiğim yoldan çıkmaya meyilli, yanar döner tabiatlı, kişilik olarak gelişimini tamamlayamamış kocanın ona her daim sadık peygamber sabrına sahip eşi ve ayartıcı, işveli kadın üzerine inşa edilmiş eser. Şimdi ben böyle anlatınca daha da sıkıcı ve banal geldi konu farkındayım. Benim asıl şaşırdığım bu derece bayağı bir konuyu yazarın okutturuyor olması. Üslubuna yandığım, çevirisine kurban olduğum kitabı bana hevesle okuttular ya, helal olsun ne diyeyim. Hayır, ikisi hariç karakterlerde de iş yok ki onlara bağlayayım sempatimi. Misal Helene... Sadık, her daim çalışıp çabalayan, hiç bir durumundan şikayet etmeden şükretme sebebi bulan, vefakar eş, iyilik meleği, örnek anne vs. (Ayyy içim şişti!!) bacımın hem cinslerime musallat olan en kötü hastalık olarak gördüğüm "kişilik olarak tam olgunlaşamayan dolayısıyla iyi bir sevgili, eş, baba olma ihtimali az olan bir erkekle karşılaşınca iyileştirme, düzeltme, tamir etme düşüncesiyle orada iyi, örnek insan varken tutup zayıf tabiatlıyı seçme" hissiyatından kendisinde bolca var. İyilik, güzellik, kanaatkarlık falan neyse de beni bu durum ifrit etti. Hiç sevmem tamamen kötü ya da tamamen iyi tipleri. Kocasını da sevmezdim zaten. Mirasyedi, aklını kullanamayan ama pek gururlu Louis kendi etti kendi buldu ama ailesini de sefil etti. Yine de onun elinden tuttular hak etmemesine rağmen. Tabii bir tek bunlar yok kitapta. Ayartıcı kadın Diana evli barklı, kocasıyla kadının aşıklarının parası sayesinde şaşaalı bir yaşam sürüyorlar ve en önemli
MeramGeorges Ohnet · Papersense Yayınları · 20145 okunma
Reklam
Fantastik, bombastik, zırla, tırla, incik, boncuk...
Puan vermedi·152 syf.·
2020 55. kitabı
Gerçekçi bir insan olarak edebiyatta da gerçekçi romanları her zaman daha çok sevdiğimden fantastik romanlara dair ilgimi ve sevgimi pek anlamlandıramamışımdır. Hayal kurmayı seven desem yetmez, hobi niyetine değil üniversitesi olsa profesörü olacak derecede çok hayal kuran bir yapım olduğundan fantastik edebiyat hayal dünyama katkıda bulunduğu ve beni doyurduğu için çekti kendine sanırım. Tabii ki bu acemice yapılmış şahsi fikrim merakımı gideremediğinden kuram kitaplarına yönelmem kaçınılmaz oldu. Kitap, fantastiğin kelime olarak tanımından, kökeninden başlayarak, ilk kim kullanmış ne için kullanmış bunları açıklayarak başlıyor. Daha sonra fantastik edebiyat hakkında ortaya atılan kuramlara, fantastiği oluşturan etmenlere, özellikle bu alanda bahsi geçen varlık türlerine ışık tutuyor. Fantastik anlamda ortaya konan ilk eserler, Alman ve Fransız edebiyatından yola çıkarak Amerikan edebiyatına kadar bu alanın temsilcilerine bir bakış sunuyor yazar ve bu arada beni kudurtuyor! İsmini dahi duymadığım maalesef dilimize çevrilmiş eseri de bulunmayan fantastik edebiyata sağlam katkıda bulunmuş o kadar çok yazar var ki... İki sayfada bir okudukça her duyduğum ismi araştırmaktan kitaba odaklanamadım.. Cücük kadar kitabı uzun zaman bitirememe sebeplerimin ilki budur. İkincisi ise dili biraz akademik geldi bana, yani daha basit ifade etseydin hacı bir korsana anlatır gibi, çok makbule geçerdi. Ama içeriğine, konuların sıralınışına ve bölümlerine bakarak derli toplu bir eser olduğunu söyleyebilirim. Kitabı okumak ya da bu alanda okuma yapmak isteyen olursa diye kısa bir not: Todorov un da bir kitabı var, aslında onu önce okumak daha iyi olurmuş gibi geldi bana, çünkü bu kitapta kendisine atıfta bulunup referans gösteriliyor. Bileydim önce onu okurdum. Haa bir de kitabın sonunda
Fantastik EdebiyatJean-Luc Steinmetz · Dost Kitabevi · 200613 okunma
10/10
·264 syf.·
2019 169. kitabı
Onun adı Ayşe. Ya da sokaktakilerin dediği gibi Kızçocuğu. Sadece 16 yaşında ama küçük yaşına sığdırdığı büyük acılardan (yurdumuz geneline yayılmış bir çok çocuk gibi) ve son derece zeki (pardon dâhi!) olmasından ötürü yaşından büyük lafların ve eylemlerin insanı olarak gördüğümüzden yaşını devamlı belirtmese akılda tutması zor bunu. Haa bir de o bir anne!! Yaşından büyük acılar demişken aklınıza hayata karşı yaptığı tek eylem zırıl zırıl, salya sümük ağlamak olan, oradan oraya birilerinin kuklası misali savrulan, her türlü haksızlığa uğrayıp da sesini çıkarmadan "kaderimse çekerim" temalı pasif duruşuyla kendisine bir kurtarıcı bekleyen, Küçük Ceylan türevinden bir kız çocuğu gelmesin.. Ayşe, saf, temiz yürekli, mert insanlardan oluştuğunu düşündüğümüz ama aslında yediği her türlü naneyi bir maske ile saklayan güzel(!) Anadolumuzun küçük bir kasabasına ait köyünde; zekasını kesinlikle onlardan almadığı bir anne-babadan ve cinsi sapıklık alanında çığır açacak derecede geniş bir skalaya sahip abilerden müteşekkil bir ailenin son üyesi olarak dünyaya teşrif eder. Ama tabii böyle bir aileye doğan aşırı zeki (pardon dâhi!) kızımızdır tuhaf olan, onlar değil. Sonrası.. Belli değil mi? Cinsel taciz, istenmeyen gebelik ve "tiz namusumuz temizlene!" denilerek kendisine o kutsi görev verilen en küçük abisi ile İstanbullara kaçan Ayşe... Klişe bir başlangıç mı oldu ne? Ama bunun sorumlusu benim. Çünkü yazar, hikayeyi bize doğrusal bir zaman örgüsü izleyerek değil, zönk diye ortadan dalıp ara ara geçmişe değinerek sunuyor. Ayşe'nin en güvendiği insan tarafından ihanete uğratılmasını, ölmek için çok sebebi varken biri pozitif diğeri negatif (aynı zamanda birbiriyle aşırı bağlantılı) iki tane yaşama sebebine sahip olduğundan hayata tutunması, ölümün kıyısından dönüp
Kız ÇocuğuOnur Ünlü (Ah Muhsin Ünlü) · Doğan Kitap · 2019573 okunma
“Tres voix, maman” - Le petit Marcel
Puan vermedi·80 syf.·
2019 4. kitabı
Kamuoyunun dikkatine! Birazdan okuyacağınız inceleme "ev alma komşu al" atasözüne antitez niteliği taşımaktadır ve bu durum tamamen kişisel sebeplerden kaynaklanmaktadır. Emlak sektöründen teşvik neyin görmüş değilim yane! Sözün sahibi atalar da üzerine alınmasın, kusura bakmayın sevgili atalar ama aradan bilmem kaç binyıllar geçmiş eskisi gibi değil hiçbir şey.. Artık devir değişti, e tabi Çelik de değişti, komşuluk mu baki kaldı sanıyonuz?? Sevgili hanımefendi; Diyemeyeceğim hiç, çünkü ne hanım ne de efendi bir insansınız!! Hayır, lafa gelince kendimi - ve genetik faktörlerden dolayı ailemi, hısım akraba takımını- çingene sanırdım ama ben böylesini hiç kimseye yaşamadım ve yaşatmadım. Nedir zaten sizden ve seleflerinizden çektiğim yaa!! Öncekiler de az numune tipler değildi.. Geceyarılarına kadar süren devamlı beynimi delen “tak tuk” mesaisi bitmezdi.. Ya takunyaların modası hiç geçmemişti ya da yukarıdakiler kendi hallerinde Aşk-ı Memnu’yu çekiyorlardı diye düşünüyorum - ki o zamanlar dizinin daha başlamadığını düşünürsek büyük bir üzüntüyle bu öngörülü yaklaşımlarından dolayı kendilerini kutlamam gerekirdi, büyük kabalık etmişim yav! -. Pazardan aldıkları çakma adidas eşofmanların altına topuklu terlik giymişlerse de kendi vizyonsuzlukları.. Gelelim sana hayvansever ve hanımefendi olmayan şahsiyet!! Yahu ben sizin kargaları kıskandıracak kadar bet sesinizle katlettiğiniz şarkılarınıza da işten kafam kazan gibiyken tam benim odamın üstünde bütün gürültülü oyuncaklarını aynı anda çalıştıran sabinizin gürültülerine de peygamber sabrı gösterircesine katlanan ben sesimi hiçç çıkarmamışım, uzun bir sopayla tavana bile vurmamışım.. Ne olmuş yani bizim minnak kedimiz senin paspasını pislemişse? Siz bilmezsiniz ama hayvanlar özellikle de kediler ve köpekler insanların
Üst Kat Komşusuna MektuplarMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2016526 okunma
Şişttt.. Sadece kadınlar arasında... Erkekler duymasın!
Puan vermedi·132 syf.·
2019 108. kitabı
Yazar, bu kitabında semaver çayı eşliğinde yakın çevresi ile yaptıkları kadın muhabbetlerini yazmış. Hem de öyle böyle muhabbetler değil.. Sohbetlerin konusu cinsellik, aşk, evlilik falan olsa da arka planda verdiği mesajlar anlamlı. Toplumdaki egemen düşünce, kadın bekareti sorunsalı, kadınların sadece zorlama ile değil kendi isteğiyle bile olsa evliliğe yönelirken ne düşündükleri ve ne buldukları var. Kendi hikayelerini ve başka kadınların yaşantılarını anlatırken karşımıza çıkan kadınların hepsi tanıdık: Modern düşünen kadınlar, erkeğin her söylediğine inanan kadınlar, anne-baba-devlet baskısından kurtulmak için evliliği seçen kadınlar, evlilik kurumunu saçma bulan kadınlar... Marjane Satrapi açık fikirli, modern görüşlü bir ailede yetişmiş olduğundan çizimleri ve metinlerinden görüldüğü gibi cesur fikirlere sahip. Dikiş Nakış kitabını bu açıdan rahatsız olabilecek kimseye önermiyorum. Sırf 'Nakış' kelimesinin kitapta geçtiği yerdeki anlamını düşünmek bile yeter.. Benim en çok dikkatimi çeken yaş aralığı bu kadar geniş bir grup kadının açık sözlü sohbetleri.. Aynı yaş grubunda olanlar 'ayıp' sayılabilecek mevzuları daha rahat konuşurlar kendi içlerinde. Örneğin kaç kadın lisede arkadaşları ile birbirlerine +18 olmasa da +15 kategorisinde müstehcen fıkralar anlatmamıştır ki? Bu açıdan düşününce yazarın tasvir ettiği ortamda annesi, ninesi hatta komşusunun olması, herkesin cesurca konuşabilmesi bana şaşırtıcı geldi. Bizim ülkede düşündüm de, yetişkin evli kadınların olduğu bir grup bile olsa zor böyle sohbet içeriği olması.. Benim kafamda canlanan ortam ve muhabbet tam olarak şu: - Kıızz ne koydun bu kısırın içine? Tadı bir değişik geldi.. - Ayol sır bu şekerim, sen böreğinin tarifini veriyor musun? - Bizim oğlan çok zeki, ama çalışmıyor hocalar da anlamıyor tembel
Dikiş NakışMarjane Satrapi · Minima Yayıncılık · 200855 okunma
Reklam