Ali Şeriati, bu eserinde modern insanın kendi özünden nasıl uzaklaştığını sorgular. Kitabın temel meselesi, insanın kendisi olarak yaşayamaması ve çeşitli baskılar altında yabancılaşmasıdır. Şeriati'ye göre insanı kuşatan dört temel zindan vardır: doğa, tarih, toplum ve insanın kendi nefsi. İnsan ancak bu zindanların farkına varıp onları aşmaya çalıştığında gerçek anlamda özgürleşebilir.
Kitap akademik bir dil ile yazılmış olsa da yer yer oldukça edebi ve etkileyici bir üsluba sahiptir. Şeriati sadece bireysel psikolojiyi değil, toplumsal yapıları da eleştirir. Modern dünyanın sunduğu konforun, insanı özgürleştirmek yerine çoğu zaman onu kendisine yabancılaştırdığını savunur.
Eserin en güçlü yanı, okuyucuyu sürekli kendi varlığını sorgulamaya sevk etmesidir. “Ben kimim?”, “Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum?”, “Düşüncelerim bana mı ait?” gibi sorular kitabın satır aralarında sıkça hissedilir. Bu yönüyle eser, sadece bir sosyoloji veya felsefe kitabı değil, aynı zamanda bir kendini tanıma çağrısıdır.
Bununla birlikte kitap, yoğun kavramsal içeriği nedeniyle hızlı okunabilecek bir eser değildir. Bazı bölümlerde Şeriati'nin ideolojik yaklaşımı baskın hissedilebilir. Ancak bu durum, düşünsel derinliğini azaltmaz; aksine okuyucuyu farklı bakış açılarıyla yüzleştirir.
Kendisi Olmayan İnsan, insanın kendi özüne dönüş yolculuğunu anlatan, sorgulamaya ve düşünmeye zorlayan güçlü bir eser. Kitabı bitirdiğinizde yeni bilgilerden çok yeni sorular kazanıyorsunuz; belki de Şeriati'nin asıl amacı tam olarak budur.