Geri Bildirim
Steven Pinker

Steven Pinker

8.6/10
17 Kişi
·
22
Okunma
·
4
Beğeni
·
687
Gösterim
Adı:
Steven Pinker
Unvan:
Kanadalı Psikolog, Yazar
Doğum:
Montreal, Kanada, 18 Eylül 1954
Steven Arthur Pinker, ünlü bir Kanadalı-Amerikalı deneysel psikolog, bilişsel bilimci ve popüler bir yazardır. Pinker, evrimsel psikolojinin ve bilgisayarlı zihin kuramının savunucusu olarak da bilinir.
Eğitimli kişiler gizli önyargılarının farkında olmaya çaba gösterir, bunları gerçeklere ve başka insanların hassasiyetlerine karşı tartarlar
Elbette kadınlar istedikleri tarzda giyinme hakkına sahiptir, fakat mesele, kusursuz bir dünyada kadınların hangi haklarının olduğu değil, gerçek dünyada güvenliklerini nasıl en yükseğe çıkaracaklarıdır. Tehlikeli durumlardaki kadınların, uyandırdığı tepkiler ya da farkında olmadan gönderdiği işaretler konusunda dikkatli olmalarını önermek, sadece sağduyulu bir davranıştır.
Eric Hoffer şöyle yazmıştır: "İnsanlar istediklerini yapmakta özgür olduklarında,
çoğunlukla birbirlerini taklit ederler."
Üstelik kadınlar ve erkekler arasındaki farklar, hayatımızın tüm yönlerini etkiler. Hepimizin annesi babası vardır, kar­şı cinsiyetten kişiler bizi cezbeder (veya onlarla zıtlıklarımızı fark edebiliriz) ,kardeşlerimiz, çocuklarımız ve arkadaşlarımızın cinsiyetlerine asla kayıtsız kalmayız. Toplumsal cinsiyeti görmezden gelmek, insanlık durumunun büyük kısmını görmezden gelmek demektir.
Bebekler sezgisel psikolojiye başvurur ve insanların yaptıklarını kopyalamadan önce niyetlerini sezerler
İnsanlar neden kadın ve erkek zihninin her bakımdan özdeş olmadığı düşüncesinden bu kadar korkar? Herkes Saturday Night Live programındaki çift cinsiyetli ve duygusuz Pat gibi olsa, durumumuz daha mı iyi olurdu? Elbette bu korku, farklı oluşun eşit olmamak izlenimi uyandırmasından kaynaklanır; cinsiyetler bir şekilde farklıysa, o zaman erkeklerin durumu daha iyi olacak veya daha baskın olacaklar ya da sadece onlar eğlenecekler korkusudur.
MAĞARA ALEGORİSİ
İnsan doğasıyla ilgili herhangi bir envanter, kimi umut dolu insanlarda endişe yaratmaya mahkûmdur, çünkü düşünme, hissetme, etkileşme yöntemlerimize sınırlar koyuyormuş gibi görünür. ''Hepsi bu mu?'' diye sormak geliyor insanın içinden. ''Düşünülebilir düşüncelerimizi, hissedilebilir hislerimizi, yaşam oyununda olası hamlelerimizi kısa bir seçenek menüsünden seçmekle mi lanetlendik?''
Bu kaygı, Platon' un meşhur, mağaradaki mahpus alegorisine kadar uzanıyor. Esirler küçük bir mağarada zincire vurulmuştur, kafaları ve vücutları öyle bir şekilde zincirlenmiştir ki yalnızca mağaranın dip duvarına bakabilirler. Mağara, Çakmaktaş' lardan fırlamış bir nevi sinema salonuna benzer. Locanın arkasında ateş yanar. Makinist, siluetleri ve kuklaları ateşin önünde oynatır, böylece bunların hareketli gölgeleri duvara düşer. Bu film, mahpusların dünya hakkında bildiği yegane şey. Nesne diye düşündükleri şey, sadece bir tasvirdir; olur da mağaradan çıkmayı başarırlarsa, gün ışığında nesnelerin görüntüsü, karanlığa uyum sağlamış gözlerini kamaştıracaktır. Bu alegorinin bir yorumunda, mağara kafatasımızdır ve dünyayla tanışıklığımız, zihinlerimizin bize sunduğu gölgeli temsillerden ibarettir. s. 521

Kimse ada değildir. İnsanlar akıllarının zihinsel yapıtlarla doldurur; örneğin adlar ve başka sözcük türleri gibi başka insan zihinlerinin ürünleri. Bu yapıtların bazıları verili bir zamanda verili toplumda her yerdedir, bir araya gelip kültür dediğimiz şeyi meydana getirirler. Kültürün bir parçası da dildir. Sözcük misali bir zihinsel yapıt toplum içinde herkeste var olsa da, yaptığı işin ödülünü alamamış bir mucidin zihninde doğmuş olmalı ve akıbeti, hem başka zihinlere cazip gelip gelmemesine hem de zihinleri birbirine bağlayan etki ağlarına bel bağlar. s.520

Kafatasımız bir mağaraysa ve dünyayla tanışıklığımız, zihinlerimizin bize sunduğu gölgeli temsillerden ibaretse, önce mağarayı, sonra gölgeli temsillerin ne olmadıklarını öğrenmek, anlayabilmek gerekir. Dil, iletişim aracı olmaktan çok kişinin kendisiyle, uzamıyla ilgili bir düşüncedir. Dil başlı başına bir düşünceden ibarettir; dil varsa düşünebilir insan, düşündüğünü aktarabilir (iletişim), aktarma sonucu etkileşime girebilir. Yeryüzünde konuşulan diller ve ana dil olarak iki uca ayırdığımızda, kendi arasında bölünen ve çeşitlenen (kültüre göre) bir şema ile karşılaşıyoruz. Pinker, kitabında ağırlı olarak bu şemaları ve onu oluşturan dil yapısını irdeliyor (ana dili ingilizce olanlar kitaba daha çok hakim olabilirler). Kitabı okuduktan sonra, günlük konuşma dilinden akademi diline, politik dile, mizah diline kadar geçişleri ve yapıları parçalara ayırıyor.
Dilbilimciler, psikiyatr ve psikologlar, hukuk çalışanları, tıp elemanları, yazarlar kitabı mutlaka okumalılar.
Tavsiye olunur.
Geçmiş ile Geleceğin çatışması..

Bir taraf, insanlığın geçmişinde yaptığı hatalar ve yanlışların günümüzde olmamasını göstererek şimdiyi ve geleceği savunuyor.
(Steven Pinker, Matt Ridley)

Karşı taraf ise gelecekteki gelişimin olmadığını, bunun sadece bir ideolojiden ibaret olduğundan yana.
(Alain de Botton, Malcolm Gladwell)

İki tarafında mantıklı çıkarımları var. Taraf olmak zorunda değiliz. Sadece ustalardan neler öğreneceğimize bakalım.

Kısa, fakat mühiş bir deneyim. Okunması gerekenlerden.
Munk Münzaraları Kanada'da her 6 ayda bir yapılan ve binlerce katılımcının izlediği bir münazara. Bu kitapta da 2015 yılı sonbaharına ait münazaradaki konuşmalar yer alıyor. Steven Pinker ve Matt Ridley geleceğin daha iyi olacağını savunurken; Alain De Botton ve Malcolm Gladwell ise geleceğin daha iyi olamayacağını savunuyor. Kitap, bir münazaranın nasıl olması gerektiği konusunda pek çok ipucu barındırıyor. Kendi adıma, tarafım Botton ve Gladwell'in tarafıydı ama Pinker ve Ridley'in argümanları Botton ve Gladwell'e göre daha güçlüydü. Münazara öncesinde, 3000 civarındaki katılımcıya münazaranın önermesi olan "Gelecek daha güzel günler getirecek." önermesine katılıp katılmadıkları sorulmuş. Buna göre, geleceğin daha iyi olacağı önermesine katılanların oranı: %71 olmuş. Münazara sonrasında bu oran %73'e çıkmış. Her iki tarafın argümanlarını öğrenmek bir yana tarafların birbirlerine esprili bir şekilde sataşmalarını okumak eğlenceliydi.
julien
julien, Gelecek Daha Güzel Günler Mi Getirecek?'i inceledi.
@julien·17 Oca 16:07·Kitabı okudu·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Medeniyetin geldiği nokta ve nereye gideceği ile ilgili enfes bir sohbet. Türkiye'de yaşamasaydım kitabı okuduktan sonra gelecekten daha ümitli olabilirdim..

Bu arada kitaptaki münazara kültürü eğitim sistemine adapte edilse, copy paste slayt sunum yapmaktan çok daha yararlı olurdu. Öğretmenlere naçizane tavsiyemdir.
insanın doğmadan önceki süreçleri de dahil olmak üzere doğduktan sonra ki tercihleri yaşamını belirleyen tercihlerni yöneten meaknıizmaların karşılaştıılması üzerine ,nsanı boş bir sayfa olarak ele aldğımızda yazar ve çzerlerin oyununu inceleme.
funda icinli
funda icinli, Gelecek Daha Güzel Günler Mi Getirecek?'i inceledi.
@fuic·13 Eyl 2017·Kitabı okudu·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Münazaranın ne oldugunu dahi unuttuğumuz şu günlerde, saygı çerçevesi içinde karşıt görüşler, üstelik hiç bir laf esirgenmeden nasil savunulur buna şahit oluyoruz kitapta...
Gelecek daha güzel olacak mı? Bir tarafta; bilimsel veriler sunarak geleceğin güzel olacağı iddiasında bulunanlar,diğer tarafta ise mutlu, güzel günler görebiliriz ama acıdan da nasibimizi alacağız diyenlerin boy gösterdiği münazaramıza sizleri de bekleriz :)
Keyifli okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Steven Pinker
Unvan:
Kanadalı Psikolog, Yazar
Doğum:
Montreal, Kanada, 18 Eylül 1954
Steven Arthur Pinker, ünlü bir Kanadalı-Amerikalı deneysel psikolog, bilişsel bilimci ve popüler bir yazardır. Pinker, evrimsel psikolojinin ve bilgisayarlı zihin kuramının savunucusu olarak da bilinir.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 22 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 72 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.