Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.529
Gösterim
Adı:
Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen
Baskı tarihi:
31 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367417
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Ahmet Şerif İzgören’in yeni kitabı Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen raflardaki yerini aldı.

Öğretmen, aile, öğrenci, sistem ve ülke kültürü başlıklarında eğitim sistemini irdeleyen İzgören, kitabında sistemin tüm paydaşlarına öneriler sunuyor. Ülke geleceğiyle ilgili en önemli başlığın eğitim olduğunu, sistemin doğru kurgulanması durumunda değişimin başlayacağını savunan İzgören, çalışmasında “Eğitim sistemimiz nasıl daha iyi olabilir?” sorusunun da yanıtını arıyor.

Keyifli okumalar.



Gerçek örneklerle, çok güzel mesajlarla, doküman ve sayısal verilerle “mutlaka okunmalı” dediğim bir kitap olmuş. Bu kitabı okuyan öğretmenler mutlaka kendileriyle yüzleşecek ve mesleki geçmişlerini, ürettiklerini ve tükettiklerini gözden geçireceklerdir, eminim. Bir öğretmen olarak karşılaştığım örneklerden yola çıkarsak kitapta vurgulanan başlıkların ve içeriklerinin çok yerinde olduğunu söyleyebilirim. Hocamın emeğine, görüşüne, kalbine sağlık.

- Gülistan Ekiner/Bahçeşehir Koleji İlkokul Eğitim Koordinatörü-Öğrenme Stilleri Eğitmeni -



Şerif Hocanın bende yarattığı en büyük etki ülkesine olan koşulsuz sevdasıydı. Okudukça ve tanıdıkça sevdası anlam kazandı, o bu ülkenin güzel çocuklarına olan inancından hiçbir şey kaybetmeden çalışıyor. Şimdi de Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen kitabıyla çalıyor kapılarımızı. Kitapta buram buram Anadolu kokan anılarla bezenmiş öğretmen, anne-baba tutumları da yer alıyor. Şerif Hoca bir şey öğretmeye çalışmıyor, sadece bıraktığı duyguyla yaşama yeniden dört elle sarılmamız gerektiğini fısıldıyor küçük harflerle büyük izler bırakarak…

-Müjdat Ataman/Eğitimci-Yazar -



Öğrenci, öğretmen, yönetici ve bir veli olarak geçirdiğim bütün süreçleri tekrar sorgulamamı sağlayan, bitirdiğimde “iyi ki böyle yapmışım, keşke böyle yapsaydım ve mutlaka böyle yapacağım” dediğim bir başucu kitabı.

-Metin Altun/İzmir Türk Koleji Bornova İlköğretim Müdürü -



Ahmet Şerif İzgören birçok öğretmen ve öğrencinin model aldığı bir yazar. Kitabı okuyunca neden böyle olduğunu çok daha iyi anladım. Tüm okul yöneticilerinin okuması gereken bir kitap.

-Ali Mahmut Akça/UKEB Okulları Müdürü -



Bir öğretmen olarak diğerleri gibi bir solukta okudum bu kitabınızı da. Yine müthiş gözlemler, hayata dair eğitime dair yaşanmışlıklar, iyi yapılan ve yapılamayan işleri tespit ederek sunulan öneriler, örnekler… Herkes kendi yaşamından satırlar bulacak bu başucu kitabında… Ve düşünecek yapması gerekenleri, yapılması gerekenleri; diyecek ki “umudun olduğu yerde mucizeler çiçek açacak”.

-Nihal Sav/Öğretmen -
240 syf.
·3 günde
Harika bir kitap okudum. Ya da Ahmet Şerif hocayla harika sohbet ettim de diyebilirim Bir eğitimci, iyi bir eğitimci kitap yazarsa ancak böyle etkileyici yazar.
Öğretmen, aile, öğrenci, sistem ve ülke kültürü bölümlerinden oluşan bir yol haritası. İçinde öyle şahane yaşanmış öyküler, anılar, tecrübeler var ki. Yeri geliyor gülümsetiyor, yeri geliyor ağlatıyor, sonra umutla dolduruyor içinizi.
Gerçekten herkesin okuması gereken bir kitap. Ülkemizin eğitim sistemini ve sonuçlarını tecrübelerle gözler önüne seren, çözüm önerileri sunan, cesaretlendiren, en güzeli de büyük işlerin küçük adımlarla, insanı önce birey olduğunu hissettirmekle başladığını göstermesi. Sonrası pırıl pırıl bir ülke. Çok çok kişinin okuması dileğiyle
Youtube kanalım: https://www.youtube.com/user/ayseum
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Merhabalar, Ahmet Şerif İzgören ile ilk kez bu kitabı ile tanıştım ve daha önce tanışmadığım için çok çok üzüldüm.
Ahmet Hoca bu kitabında bir öğretmenin bir öğrenci üzerinde ne denli etkiler yaratabildiğini öyle güzel, hayattan, içten ve akıcı anlatmış ki. Kitap elinizde bir anda bitiveriyor. Üstelik hiçbir basın organından duymadığımız, hiçbir bilimsel, eğitim, kültür dallarında rastlamadığımız çok önemli bilimsel verilerle bize eğitim sistemimizin(!) sistemsizliğini vurguluyor.
Aslında kitap 5 bölümden oluşuyor; öğretmen, aile, öğrenci, sistem ve ülke kültürü. Hepsi hakkında birbirinden önemli bilgiler var kitapta ama ben özellikle "öğretmen ve öğrenci" konusunda bir anımı paylaşarak kitap hakkındaki görüşümü belirtmek istiyorum.
*****
Kitabı okumaya başladığım andan itibaren aklımdan birkaç anım geçti. 20 yıl öncesine ilkokul birinci-ikinci sınıfta olduğum zamanlara götürdü beni.
Şimdiki okullarda bu beslenme durumu var mı bilmiyorum ama benim ilkokula başladığım 97 li yıllarda sınıflarda her güne bir beslenme listesi yapılırdı. Mesela hiç unutmam Pazartesi günleri beyaz peynir-zeytin günü idi. Mesela muz yasaktı. Pahalı diye herkes alamaz diye yerine daha uygunu mandalina, elma vardı. Neyse ben o yaşlarda zeytin yemiyorum, sevmediğimden ziyade ne bilim tercih etmiyorum. Görüntüsü hani siyah buruş buruş ya sanki tadı da kötü gibi hiç tadına bile bakmamışım. Annemde bu yüzden peynir-zeytin günlerinde bana peynir-domates koyardı. Bunu fark eden ilkokul öğretmenim bir gün veli toplantısında anneme sormuş Betül'e neden zeytin koymuyorsunuz da domates koyuyorsunuz diye. Annemde zeytini yemiyor ben de doysun diye peynirin yanına domates koyuyorum demiş. Ve benim biricik öğretmenim bana zeytini sevdirecek ya anneme demiş ki sen koy ben yedirtirim ona. Annemde sevinmiş tabi evde biz söz geçiremiyoruz ama siz öğretmenisiniz sizi çok seviyor siz sevdirirsiniz zeytini diye. Neyse okula gittim beslenme saati geldi öğretmenimiz çıkarın beslenme kaplarınızı yemeklerinizi yiyin dedi. Çıkardım kabımı bir açtım ki peynir zeytin. Tabi ben şaşırdım kaldım, kendi kendime diyorum herhalde annem ablamın beslenmesi ile karıştırdı. Neyse benim niyetim peynirle ekmek yemek derken öğretmen geldi yanıma yiyeceksin o zeytinleri dedi. Yemek istemiyorum, sevmiyorum diyemedim aval aval yüzüne bakıyorum, bu kez daha yüksek sesle yiyeceksin dedi. Ben iyice sus pus yanaklar al al ne olduğunu anlamaya çalışırken öğretmenim ağzımı zorla açtırdı, açmazsam parmak uçlarıma cetvelle vuracağını söyledi. Mecbur açtım, avucunda tuttuğu zeytinleri ardı ardına doldurdu ağzıma. Çiğne çabuk yut diyor. Ben iyice kızarmaya başladım, nefes alamadığımı hissettim, çekirdekleriyle birlikte ağzımda gram nefes alacak yer yok, resmen burnuma kadar zeytin dolmuşum. Allah affetsin ama sanki zeytin değil de başka bir şey yiyormuşcasına bir iğrenme bir öğürtü derken bir kustum. Sanki zeytinler burnumdan çıktı, öyle boğuldum öyle öksürdüm ki öğretmen ölüyorum sandı sırtıma falan vurdukça vuruyor. Bir yandan da nasıl söyleniyor sanki ne verdik de bu kadar iğrendin sokakta bu zeytini bulamayan onca aç çocuk var diye. O bunları söyledikçe ben ağlamaya başladım.
Sonrası mı? bu olay olurken 7 yaşımda çocuktum. Şimdi 28 yaşında bir bireyim ve hala zeytin yiyemiyorum, yememeyi geçin yine Allah affetsin görüntüsüne tahammülüm yok. Belki o zamanlar öğretmenim zeytinleri zorla ağzıma tıkayıp beni boğulmanın eşiğine getirmeden önce usulca konuşup zeytinin yararlarını saysaydı, belki bir zeytin fidanının yetişmesi 20-30 yıl kadar sürdüğünü, verilen emeği, hasatı, hepsinden önce verilen nimete şükretmem gerekip bu şekilde tadını bile bilmeden ön yargılı olmamam gerektiğini anlatsaydı bugün belki zeytin manyağı olabilirdim.
Ve ben daha 7 yaşında iken kendisini çok seviyorken, okumayı sökme günüde bana okuttuğu satırları aslında içimden okuyabilirken yanlış olursa yine dövecek misin ya da zorlayacak mısın diye korkup dışımdan okumamazlık yapmazdım. Hatırlar mısın öğretmenim? İlkokul ikinci sınıftayken herkesin içinde bana ve anneme daha okumayı sökemedi, okuyamıyor, siz en iyisi bunu birinci sınıftan tekrar başlatın dediğini. Keşke bunun yerine benimle biraz konuşabilseydin. Yazmak okumaktan daha zor iken ben yazıp ama okuyamıyorken (içimden okuyordum sesimi bir türlü çıkaramıyordum) bunun üzerine gidip, bana yardımcı olsaydın. Öğretmenim, Ahmet Hocanın kitabında öyle değişik anılar, olaylar var ki. O gerçek yürekli öğretmenlerimizin bir çocuğu nasıl çiçek edip bu ülkeye ağaç olarak döndürdüklerinden bahsediyor. Öğretmenin öneminden bahsediyor. Ama ben sizin hakkınızı yemeyeceğim. Ben de sizden bir şey öğrendim. Tek başıma mücadele etmeyi. Siz bu okuyamıyor alt sınıfa verin dediğiniz gün sömestra girdiğimizde ben evdeki tüm ders kitaplarını ince hikayeleri bağıra bağıra okumayı öğrendim. Ve siz benimle 3 sene daha geçirmek durumunda kaldınız, okuyamaz bu dediğiniz kızı mezun ettiniz. Sizin bana yapmadığınızı ben kendime yaptım ve size inat okudum. Okumaya da devam ediyorum.
******
Çok uzun bir yazı oldu farkındayım. Ama kitabın içeriğini etkinlikte yer alan diğer arkadaşlarım öyle güzel ifade etti ki ben üzerine pek bir şey eklemek istemedim. Sadece 2 gündür içimden taşan 20 yıllık bu anımı paylaşmak istedim. Öğretmenler, lütfen öğrencilerinizi sevin, lütfen değer verin, yapamaz demeyin. Işıkları olun, aydınlatın onları. Ve en önemlisi çocuk olduklarını unutmayın, korkutmayın, sınıfta rencide etmeyin.
Ne demiş Henry Adams; "bir öğretmen sonsuzluğu etkiler, etkisinin nerede sona ereceği bilinmez."
Ve ne demiş Atamız; "eserinin üzerinde imzası olmayan yegane sanatkar öğretmendir."

Bu şahane kitapla bizleri buluşturan Ahmet Şerif İzgören Hocaya sonsuz teşekkürler.
240 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10
Ne zaman İzgören eli değmiş bir kitap okusam kendimi anlaşılmış, benzer duyguları, benzer inancı paylaşabilmiş hissediyorum. Bu kitapta da evet ya, tam olarak bu, ben de demiştim, hep diyoruz ama duymak kimsenin işine gelmiyor, hay ağzına sağlık diyerek, yer yer boğazım düğümlenerek, yer yer muzipçe gülerek geçirdiğim zamanın izi kaldı. Altı çizilmiş cümleler, bir yandan TÜBİTAK projesi yapsam tutar mı dediğim fikirler, bir yandan neden böyle oluyorlar... Bir yandan da özel olarak o alanda çalıştığım ve araştırmalarımı hümanist düzeyde sürdürdüğüm için olsa gerek sığınmacılarla ilgili bir kaç paragrafta yaşadığım hayal kırıklığımla kitabı kapattım. Söylenecek şeyler var. Sustuğumuz ve herkes sustuğu için ağırlığıyla ömürlerce yaşayacağımız. Birilerinin konuşması, amacım yıkmak değil el birliğiyle iyisini yapmaya ön ayak olmak demesi bile umuttur. Dilerim elinize geçer ve okursunuz. Gereğini çizersiniz.
240 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Şerif İzgören ile beni tanıştıran ilk kitap oldu. Bir öğretmen olarak şahsım adına umut vadeden bir kitaptı. İmkansızlıklara rağmen, mükemmel işler başarmış kahraman öğretmenler gördüm, içim umut doldu. Ancak eğitim sisteminin geldiği nokta da bir o kadar çarpıcı ve üzücüydü. Düzeltmek bizim elimizde. Yeter ki isteyelim.
240 syf.
·2 günde·9/10
Masallarda bir peri çıkar karşınıza, gerçek hayatta öğretmen.

Kitap her eğitimcinin okunmasından öte, bu ülkenin her vatandaşının okuması gereken bir kitap.

Kaliteli bir sistem ve eğitim eleştirisi.

Konuyu ele alırken; eğitimde ki önemleri ve eksiklikleri açısından 5 yönden ele alıyor; öğretmen, aile, öğrenci, sistem, ülke kültürü.

Anlatımı ise alışılageldik tarzda "şöyle yapın, doğrusu şu" şeklinde değil. Yazar yaşanmışlıklarla, iyi ve kötü örneklerle, anket sonuçlarıyla konuyu gözler önüne seriyor ve kendi dersinizi kendinizin çıkarmasını istiyor. Amacının bu olduğunu kitapta da belirtiyor. Okuyucuları bilir, Ahmet Şerif İzgören'den alışmış olduğumuz bir şey zaten.

Bir eleştiri de olması gerektiği gibi, konularla ilgili çözüm önerilerinden de sık sık bahsediyor. Kitabın sonsöz kısmı da bütün kitabı özetleyen kalitede.

Ve Ahmet Şerif İzgören kitapta sıkça; öğretmenin asıl görevinin müfredatı aktarmak değil; öğrenciyi özgüven sahibi yapıp, ona kendini değerli hissettirmek olduğunu vurguluyor. Çünkü bu öğrencinin kendisini keşfetmesinin ilk adımı ve "eğitim" dediğimiz şey tam olarak budur.

"Bu kadar teoriye dayalı ve gerçeklerden uzak bir eğitimi işe yarar hale getirmenin tek yolu uygulamayla iç içeliktir."

"Sadece kitap okumayı sevdirsen çocuğa, eğitimini tüm hayatına taşırsın birdenbire."
240 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kişisel gelişim kitapları okumayı pek sevmiyorum. Çünkü bu daldaki kitaplar genelde çeviri ve bizim kimliğimize ve kültürümüze uymuyorlar. Bizden yazanlar da genelde sıkıcı bir dil ve anlatım kullanıyorlar. Ama İzgören değil, kesinlikle değil. Okuyanlar bilirler: tam 12den isabet çıkarımlar, bol kahkaha ama bol da düşünme sunar. Kitabı incecik bile olsa dolu doludur, karnınızı olmasa da zihninizi doyurur. Yine böyle enfes bir kitaptı. Neredeyse her yerini alıntılamak istedim ama tuttum kendimi.

Öyle güzel anlatmış ki bir öğretmenin hayatımızda bırakabileceği iZleri... Paylaşılan her bir anıyı, her bir mektubu paylaşasım geldi ama o zaman kitabın bir esprisi kalmayacak diyerek kendimi tuttum.

Bir zamanlar matematik hastası bir öğrenciydim. Her yerde her şekilde matematikle içiçe getirirdim kendimi. Lisede bu durum dersime giren hocalarım nedeniyle değişti. Benim de hayatıma dokunan bir öğretmenlerim var. Biri beni en sevdiğim şeyden, matematikten soğuttu. Diğeri de hiç aklımda olmayan bir kapı açtı bana, yabancı dili sevdirdi. Yetmedi, öğrenim hayatımın yanında özel anlarımda da yanımda oldu; yanında olmama izin verdi. Bu kitabı okurken hep aklımda o vardı. Durup detaylıca düşündüm. İyi ki böyle öğretmenler var. Şimdi ben de bir yabancı dil öğretmeniyim.

Kitap ders vermiyor, dersi kendimiz çıkarıyoruz anlatılanlardan. Benim için oldukça etkileyici ve yol gösterici bir kitap oldu. Yolu eğitimden geçen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm başucu kitabım oldu. Teşekkürler İzgören!
240 syf.
·7 günde·7/10
Bu kitap sayesinde çok farklı bilgiler ve başarı hikayeleri öğrendim ve yeni insanlarla tanıştım. Düşünüyorumda bu insanlar çevremizde, yazar sadece onları görmemizi sağlamış. Bu insanların değerini arttırmış. Ben kitaptaki bir çok düşünceyi beğenmemle birlikte bazı fikirlerede katılmadım. Ama “ buda onun fikri, katılmak zorunda değilim” diyip geçtim. Bu kitabı fikirlere saygı duyan, fikirlere katılmak zorunda olmadığını bilen veya yeni fikirlere açık herkese öneririm.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Ahmet Şerif İzgören Hocamızın yazdığı muhteşem bir kitap daha . Kitaptaki hikayeler öyle etkileyiciydiki duygulanmamak elde değil.
Bir öğretmenin neleri değiştirebileceğini , bir öğrenciye nasıl umut olabileceğini gördüm.
Sistem , müfredat arasında kalan , dışına çıkamayan öğretmen . Dışına çıkıp farklılıklar yaratan öğretmenlere şahit oldum .
....
240 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kesinlikle ve kesinlikle her öğretmenin başucu kitabı olmalı bu satırlar... öyle güzel öyle umut vadeden ve öyle sıcaktı ki elini omzuna koymuş seni teselli eden bir meslektaşımla dertleşiyor gibi hissettim
240 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Herkese merhaba dostlar. Bugün sizlere grubumda yapmış olduğum etkinlik çerçevesinde okuduğumuz @elmayayinevi sponsorluğunda #ahmetserifizgoren hocamizin son kitabı olan #masallardabirperiçıkarkarşınızagerçekhayattaöğretmen kitabının yorumu ile geldim. Aslında kelimelerle ifade edilemeyecek kadar değerli ve kıymetli bir eser. Ben sizlere sadece nacizane fikirlerimi kısaca özetlemeye çalışacağım.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bu kitabı mümkün olduğunca tüm anne ve babalar, öğretmenler, eğitim alanında olan herkes okusun ve okutsun. Çünkü daha geç olmadan ülkemizdeki eğitim sistemi ve yapılaşması ile ilgili bir an once somut adımlar atılması gerekiyor. Tehlike canları çalmaya başlamış durumda sevgili dostlar. Herşey bizim elimizde..
Kitabi hocamız 5 ana bölüme ayırmış. Ogretmen/aile/öğrenci/sistem/ülke kültürü. Bu 5 ana başlıgi verilerle, somut örneklerle ne boyutta olduğunu acı ama gerçek bir şekild e ifade etmiş. Ben zaman zaman ağlayarak, öfkelenerek zaman zaman da derin bir ahhh çekerek okudum bu güzel eseri. Ülkedeki eğitim sisteminin ne kadar yerlerde olduğunu hiç bu kadar çıplak bir gozle okumadim, sahit olmadim. Kitabın sonunda sanki bir tokat yemiş gibi oldum. Ki ben bir anne ya da eğitimci değilken bu duyguları yaşadım. Kimbilir sizler nelere hissedeceksiniz.
Bu kitap siz anne ve babaların, öğretmenlerin, eğitimcilerin ve hatta öğrenci kardeşlerimizin kendileriyle yüzleşmesine sebep olacak. Yıllarca doğru bildiğiniz yanlışların, ve bunun akabinde neler kaybettigimizin farkına varmamızı sağlayacak. Okurken keşke dedim ahh keşke şu kitap benim ilkokul yollarımda yazılmış olsa idi. Bir öğretmenin bir çocuğun hayatında ne kadar büyük rolu varmis. Bilinçli bir anne babanın bir çocuğun geleceğinde ne kadar etkisi varmis. Okudum,gördüm ve kendi adıma üzüldüm gelecek nesiller için umutlandım. Bugüne kadar bildiğiniz tüm doğruları unutun. Ülkece eğitim seviyesinde dünyada nerelerde olduğumuzu, gerçek veri ve ıstatistik bilgilerle okuyun, görün. Hani bizi o çok kıskanan avrupa ülkeri varya heh işte birde onlarla hangi kulvarda yarışıyormuşuz buyrun öğrenin. Okurken kahroldum, agladim. Bir kuşağın resmen geleceği ellerinden aliniyor.Ve biz bunun farkında değiliz. Şimdi bu kitapla belki bir çocuğun kaderini, geleceğini çok farklı yerlerle taşıyacagiz. Sizden rica ediyorum. Lütfen ama lütfen alın ve okuyun. Hatta okutun. Ben bu güzel eser için bir kez daha değerli hocamız @ahmetserifizgoren e teşekkür eder, ellerinden opuyorum. Ve tabiki @elmayayinevi varolun. Tüm ekibinize cani gönülden teşekkür ederim. Son olarak sevgili dostlar, Aslında yazılacak çok daha şeyler varken burada noktalıyorum sozlerimi. Yeni bir kitap yorumunda görüşmek dileğimle saygı ve sevgiyle kalın.
240 syf.
·1 günde·10/10
Ahmet Şerif İzgören en çok okuduğum yazarlardan biridir.Her kitabını olduğu gibi bunu da 1 günde okudum. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama ara vermeden saatlerce okuyabiliyorsunuz. Diğer kitaplarında da hüzünlendiğim , duygulandığım kısımlar olmuştu ancak bu kitabın diğerlerinden farkı ilk defa gözlerimi doldurması oldu. Ülke eğitim sistemi için hem öğrecilere , hem öğretmenlere hem de velilere ders niteliğinde bir kitap. Mutlaka okunmalı.
240 syf.
·Beğendi·7/10
İzgören'in kitapları genelde 1 veya 2 günde biter. Bu kitap da benim için çok hızlı ilerleyen bir kitap oldu. Öğretmenlik mesleğinin kutsallığını anlatan, ülkedeki çürüyen zihniyeti ortaya koyan bir kitap olmuş. İzgören'in bildiğimiz hüzünlü ve mizahi tarzı devam ediyor. Kişisel gelişim durumundan uzak, şahit olduğu olaylara dayanarak bir araştırma ve eleştiri kitabı konumuna getirmiş. İki küçük beğenmediğim nokta oldu kitap ile ilgili. Birincisi eğitimi yerlerde süründüren siyasi kesim apaçık belli iken, yazar da bu kesime yüklenirken, sonra linç yememek için her iki kesimde de var demesi. İkincisi de hikayelerin zaten dokunaklı olmasına rağmen bir de kendisi gözyaşı sosu eklemesi. Samimiyeti bir nebze azaltıyor bu durum.
Bir çocuğun hayal gücünün en yüksek olduğu yaşlarda, ezberlediklerini hatırlayıp hatırlayamadığını ölçmeye çalışmayı “eğitim vermek” zannetmek nasıl da büyük bir kayıp değil mi
Matematik öğretmeni "Bir sınav yaptım herkes döküldü" demiş.

Kimya öğretmeni "Ben de bu sene sınıfın yarısını bıraktım, çalışmıyorlar" diye söylenmiş.

İngilizce öğretmeni "Ben de yarısından fazlasını bütünlemeye bıraktım" diye övünmüş.

Odayı süpüren müstahdem "Hiç hastam öldü diye övünen doktor, müvekkilim hapse girdi diye övünen avukat görmedim" diye, süpüre süpüre çıkmış odadan...
“Çalıyor ama çalışıyor” diye konuşan, yolda yere tüküren o pişkin bırakıp gitti ülkesini.
Çok merak ediyorum, gece evine giren hırsız için “çaldı ama çalıştı helal olsun” diyecek mi?
Defne beş yaşındayken şehnaz soruyor,
“Kızım, çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane, nedir bu?”

Defne biraz düşünüp cevaplıyor,
“Islak mendil!”

Sessizlik...

“Hayır kızım, ıslak mendil değil.”

“Patlamış mısır da olabilir anne. Bir tane alıyorsun paketten bin tane çıkıyor!

Sessizlik...

“Kızım yok nar o,nar”

“Niye anne? Cips de olabilir.”

“Hayır kızım o bilmecenin cevabı nar.”

“Niye nar olsun anne? Bak, patlamış mısır da olabilir...”

“Kızım nar o. Biz öyle öğrendik, nar o”

Defne şimdi okullu oldu eğitim aldı, testlere girdi. TEOG, MEOG, sınav, şu bu. Şimdi sorun Defne’ye “çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane”. Cevabı nar olur. Müfredata uygun hale getirmişizdir o akıllı kızımızı.
Bence öğretmen derse girmeden önce içinden demeli ki, “Tutkuyla yapacağım işimi,çocuklarıma ilham vereceğim,yıllar sonra da verdiğim derslerin etkisi sürecek...”
“Ya hocam matematik öğretmeniyim,dağın başında ne etkim olur ki buralarda?”
Öğretmeni senin gibi düşünseydi olmazdı bir Aziz Sancar.
Müzik öğretmeni öyle düşünse Fazıl Say olmazdı.
Türkçe öğretmeni öyle düşünse,bir Orhan Veli yetişmezdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen
Baskı tarihi:
31 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059367417
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Ahmet Şerif İzgören’in yeni kitabı Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen raflardaki yerini aldı.

Öğretmen, aile, öğrenci, sistem ve ülke kültürü başlıklarında eğitim sistemini irdeleyen İzgören, kitabında sistemin tüm paydaşlarına öneriler sunuyor. Ülke geleceğiyle ilgili en önemli başlığın eğitim olduğunu, sistemin doğru kurgulanması durumunda değişimin başlayacağını savunan İzgören, çalışmasında “Eğitim sistemimiz nasıl daha iyi olabilir?” sorusunun da yanıtını arıyor.

Keyifli okumalar.



Gerçek örneklerle, çok güzel mesajlarla, doküman ve sayısal verilerle “mutlaka okunmalı” dediğim bir kitap olmuş. Bu kitabı okuyan öğretmenler mutlaka kendileriyle yüzleşecek ve mesleki geçmişlerini, ürettiklerini ve tükettiklerini gözden geçireceklerdir, eminim. Bir öğretmen olarak karşılaştığım örneklerden yola çıkarsak kitapta vurgulanan başlıkların ve içeriklerinin çok yerinde olduğunu söyleyebilirim. Hocamın emeğine, görüşüne, kalbine sağlık.

- Gülistan Ekiner/Bahçeşehir Koleji İlkokul Eğitim Koordinatörü-Öğrenme Stilleri Eğitmeni -



Şerif Hocanın bende yarattığı en büyük etki ülkesine olan koşulsuz sevdasıydı. Okudukça ve tanıdıkça sevdası anlam kazandı, o bu ülkenin güzel çocuklarına olan inancından hiçbir şey kaybetmeden çalışıyor. Şimdi de Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen kitabıyla çalıyor kapılarımızı. Kitapta buram buram Anadolu kokan anılarla bezenmiş öğretmen, anne-baba tutumları da yer alıyor. Şerif Hoca bir şey öğretmeye çalışmıyor, sadece bıraktığı duyguyla yaşama yeniden dört elle sarılmamız gerektiğini fısıldıyor küçük harflerle büyük izler bırakarak…

-Müjdat Ataman/Eğitimci-Yazar -



Öğrenci, öğretmen, yönetici ve bir veli olarak geçirdiğim bütün süreçleri tekrar sorgulamamı sağlayan, bitirdiğimde “iyi ki böyle yapmışım, keşke böyle yapsaydım ve mutlaka böyle yapacağım” dediğim bir başucu kitabı.

-Metin Altun/İzmir Türk Koleji Bornova İlköğretim Müdürü -



Ahmet Şerif İzgören birçok öğretmen ve öğrencinin model aldığı bir yazar. Kitabı okuyunca neden böyle olduğunu çok daha iyi anladım. Tüm okul yöneticilerinin okuması gereken bir kitap.

-Ali Mahmut Akça/UKEB Okulları Müdürü -



Bir öğretmen olarak diğerleri gibi bir solukta okudum bu kitabınızı da. Yine müthiş gözlemler, hayata dair eğitime dair yaşanmışlıklar, iyi yapılan ve yapılamayan işleri tespit ederek sunulan öneriler, örnekler… Herkes kendi yaşamından satırlar bulacak bu başucu kitabında… Ve düşünecek yapması gerekenleri, yapılması gerekenleri; diyecek ki “umudun olduğu yerde mucizeler çiçek açacak”.

-Nihal Sav/Öğretmen -

Kitabı okuyanlar 129 okur

  • Üzeyir sağlam
  • Halil Güzel
  • instakutuphanem
  • Yaprak
  • Kübra
  • Halit korkudan
  • Huriye Aldemir
  • Devlet
  • Evren Erarslan
  • Burçin Turan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60.3 (44)
9
%16.4 (12)
8
%9.6 (7)
7
%6.8 (5)
6
%5.5 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.4 (1)

Kitabın sıralamaları