Roman, Tahsin Paşa'nın hayatı üzerinden Osmanlı'nın çalkantılı dönemini, iktidar kavgalarını ve toplumsal değişimleri gözler önüne seriyor. Yazar, karakterlerin içsel dünyalarını ve çatışmalarını ustaca işlerken, tarihi olayları ve kişilikleri de başarılı bir şekilde harmanlıyor.
Kitabın Güçlü YanlarıTarihî DerinlikKarakter GelişimiAkıcı ÜslupDuygusal DerinlikÇarpıcı TemalarBetimleme
Saygıdeğer Bahadır Bey'in yeni bir kitabının yayımlandığını , itiraf etmeliyim adının da "Hünkarım" olduğunu gördüğümde, üzerine bir de beş yıl boyunca "Payitaht" dizisini izleyince, bu kitabı okumalıyım dedim. Kitap bence çok akıcı ve güzel... Roman tarzında yazılmış ve dizide değinilmeyen Tahsin Paşa nın ev hayatını ve Hünkar ile olan münasebetlerini anlatıyor. Bahadır Bey in en güzel romanı diyebilirim. Tavsiyem okunmaya değer olduğu... Bahadır Yenişehirlioğlu
Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Hünkârım adlı romanı, Sultan II. Abdülhamid’in yönetim yıllarını Tahsin Paşa’nın gözünden anlatan bir eserdir. Kitap, sadece tarihi bir figürün hayatına değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine, varoluşsal sorgulamalara ve zamanın siyaset anlayışına dair önemli bir pencere sunuyor.
Ölüm, Tükenmişlik ve İnsanın Sığınak Arayışı
Roman boyunca insanın hayat karşısındaki çaresizliği ve ölümle yüzleşmesi sıkça vurgulanıyor. "Ölüm bir yok oluş değil, ruhun bedenden ayrılışıdır" sözleri, romanın temel düşüncelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, hem İslami hem de metafizik bir perspektif içeriyor. Hayatın yorgunluğu, acıları ve sarsıcı anları arasında insanın umuda sarılması gerektiği düşüncesi, eserde güçlü bir şekilde işlenmiş.
Ümit ve Şuurun Korunması
Roman, umutsuzluğa düşmenin insanın kendi varlığını kaybetmesine yol açacağını anlatıyor. "Nur gitmeye görsün şuurdan, insan en olmadık işlere kalkışırmış" ifadesi, bilincin kaybolmasının bireyi nasıl uçurumlara sürükleyebileceğini ortaya koyuyor. Ancak buna rağmen eserde sürekli bir kurtuluş ümidi hissediliyor. "Allah dilerse buldurur. O'na zorluk yoktur" cümlesi, romanın kader ve tevekkül anlayışı üzerine kurulu olduğunu gösteriyor.
Sultan Abdülhamid ve Zamanın Çalkantıları
Eser, Sultan Abdülhamid’i sadece bir padişah olarak değil, karmaşık bir dönemin yükünü taşıyan bir lider olarak ele alıyor. Onun sansür uygulamalarına dair şu sözler oldukça dikkat çekici:
"Memleketime şifa yerine zehir sunmak isteyenlerin önüne geçmenin adı sansürdür."
Bu ifade, dönemin siyasal dengelerini ve Sultan’ın bu dengeyi koruma çabasını anlamak açısından önemli. Kitap, Sultan Abdülhamid’i baskıcı bir yönetici olarak değil, devletin ayakta kalması için mücadele eden bir lider olarak sunuyor.
İnanç,
Merhaba Sevgili Okur...
Ahh ahh yutkunamadım okurken.. :((
"Hünkarım", sadece bir tarihî roman değil; bir gönül sızısı, bir sadakat imtihanı ve Osmanlı’nın o vakur ama hüzünlü ruhuna açılan bir kapı gibi... Bu kitabı okumak, tozlu raflar arasında unutulmuş eski bir mektubu titreyen ellerle açmakla eşdeğer.
Kitabın kapağını araladığınız an, kendinizi sarayın soğuk mermer koridorlarında değil, o devasa yapının içindeki insan sıcaklığının tam ortasında buluyorsunuz. Yazar, bizlere sadece "hükmeden" bir sultanı değil; uykuları kaçan, evlat acısıyla kavrulan, sorumlulukların ağırlığı altında omuzları çöken ama dik durmaya mecbur bir "insanı" anlatıyor.
Kitap boyunca hissettiğim en baskın duygu "zirvedeki yalnızlık" oldu. Bir hünkarın, milyonlara hükmederken kendi iç dünyasında nasıl bir derviş hırkasına büründüğünü görmek, okuyucunun boğazında bir düğüm oluşturuyor.Dost bildiklerinin sessizliği, düşman bildiklerinin gürültüsünden daha çok can yakıyor. Yazar, bu ince çizgiyi öyle zarif işlemiş ki, kahramanla birlikte siz de kime güveneceğinizi şaşırıyorsunuz.Cümleler sanki bir hattatın elinden çıkmış gibi özenli. Kelimeler sadece bilgi vermiyor; bir koku bırakıyor odaya... Biraz öd ağacı, biraz eski kâğıt, biraz da gözyaşı kokusu.Kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan sadece tarihsel bir kronoloji olmuyor. Elinizde kalan; vicdanın sesidir. "Hünkarım" derken dile dökülen o seslenişin içindeki derin saygı ve gizli sevda, modern dünyanın karmaşasında unuttuğumuz o eski "ahde vefa" duygusunu hatırlatıyor.
"Taç mı ağır, yoksa o tacın altındaki başın taşıdığı dertler mi?" sorusu, kitabın her sayfasında yankılanıyor.
Sanki yazar, tarihin tozlu sayfalarına üfleyerek oradaki kahramanların nabzını yeniden attırmış. Okurken bazen bir fermanın sertliğini, bazen de bir duanın
Bahadır Yenişehirlioğlu'nun söyleşisine katılmıştık. Hayat hikayesi, yaşadığı dönemin sorunları ve anlatımı gerçekten çok etkileyiciydi ama kitabı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çok ağır ilerliyordu, sıkılıp yarım bırakmıştım. Okul zorla okutuyor olmasa kesinlikle almazdım. Belki daha sonra tekrar okursam fikrim değişebilir ama kitaplığımda beni bekleyen çok daha değerli kitaplar varken... yollarımız ayrıldı Hünkarım
Eğer Payitaht Abdülhamid izleyiciyseniz kitabı okurken Tahsin paşayı gözünüzde canlandırmanız kaçınılmaz bir gerçek.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Cennet mekanın dostum dediği Tahsin paşanın gözünden dönemine ışık tutan sade ve akıcı üslubuyla kaleme alınmış düşündüren güzel bir eserdi. Bir insan farkındalıkla ve muhabbetle nasıl güzel bir evlat yetiştirebilir sorusunun şüphesiz ki en büyük örneği paşamızın babası oldu. Sanırım beni en çok etkileyen kısmı buydu. Baba oğul ilişkisine hayran kalmamak elde değildi. Babasının öğütleri ve annesinin sultanlara layık olacak benim oğlum demesiyle başlayacaktı belki de her şey ..
Aşkı, sadakati , güveni, sırdaşlığı, dostluğu tekrardan öğrenmek için mutlaka okuyun
Sırtında devlet yüklü Hünkarına omuz veren bir dostun gözünden o döneme ışık tutan bir eser. Bazen sıkıcı detaylara yer verilse de Hünkar ve Paşa arasında geçen kısımlar kitabı sürükleyici kılıyor.
Ben bu kitabı lise de üniversiteye hazırlanırken okumuştum. Sizi bu dönemden alıp Sultan Abdülhamid Han Hz’lerinin dönemine götürüyor. Kitap okurken ağladığım ilk kitaptı.
Bahadır Yenişehirlioğlu kitaplarını severim genelde.
Diğer Romanlarından farklıydı "Hünkarım".
Daha fazla Osmanlıca kelimeler kullanmış bahadır Yenişehirlioğlu.
Hikayenin akışı biraz yavaş geldi bana.
Bazı olayları çok detayına anlatmış. Ama genel anlamda Tahsin Paşa ve Hünkarın ilişkisini çok güzel bir dille anlatmış.
Son 100 sayfayı zor okumuş olsamda.
Tavsiye ederim HünkarımBahadır Yenişehirlioğlu
Bahadır Yenişehirlioğlu hocamızın kaleminden yazılan bu kitap gerçekten bir Tahsin paşa romanı İsmini Bizlere Yaşatıyor. Kendileri o dönemin bakış açısını Sultan Abdülhamit han hazretlerinin hal ve hareketlerini davranışını bize bir roman halinde yazarak sevenlerine sunmuş. İçerik Olarak roman türünde sarayın içi, hanedan mensupları ve Sultan Abdülhamit han hazretlerinin çok güzel ve çok akıcı bir şekilde giyim kuşamlarına kadar, hal ve hareketlerine kadar bizlere fikir öncülüğü sunan Bir Kitap Olmuş. Kitapta pek maceraya Yer Verilmemiş Ama okumakta faide vardır. . .
// Bu sebepten Muhabbet İle Tavsiye Ediyorum....
Dua Eder Dua bekleriz..
1962 yılında Akhisar'da doğdu. 1979 yılında Akhisar Lisesi'ni bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı ve 1985 yılında mezun oldu. Daha sonra Manisa Akhisar'da serbest avukat olarak çalışmaya başladı.
Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Almanya, İngiltere, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Fas, Tunus, Mısır, İran, Pakistan, İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Dubai, Bahreyn gibi ülkelerde halklar ve toplumlar üzerinde araştırmalarda bulunmuş ve 'Beyaz Usta Siyah Çırak' isimli romanını kaleme almıştır.
Ulucamii Eğitim ve Kültür Vakfı, AK-SEK Vakfı, İnsan Hakları Komisyonu, İlçe Cezaevleri İzleme ve Denetleme Komisyonu ve Akhisar Tenis Severler Derneği'nde çalışmalarda bulunmuştur.
2017 - 2021 yılları arasında TRT 1'de yayınlanan Payitaht "Abdülhamid" dizisinde 5 sezon boyunca canlandırdığı "Tahsin Paşa" karakteriyle ün kazanmıştır. Ayrıca yine TRT 1'de yayınlanan Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı dizisinde Derviş karakterini oynamıştır.
Evli ve iki çocuk babasıdır.
Eserleri
Aşk Çölü (2014)
Beyaz Usta Siyah Çırak (2017)
Aşk Cephesi (2017)
Kanaviçe (2017)
Kara Güneş (2017)
Kerime (2017)
Tahta At (2017)
Son Hasat (2018)
Hünkârım
Antikacı
Sonra Giydirir Aşk Esvabını
Hanne (2020)