Kocaman bir of çekip cümlelerime başlamak istiyorum. Koskoca 64 günde bitirdiğim bir kitabı beğendim demeyi düşünmüyorum açıkçası. Kitabı okuyasım asla gelmiyordu. Kitap için harcadığım zamanım israf olmuş gibi hissediyorum.
Kitabı özetlemek gerekirse; kötü bir ilişki yaşadıktan sonra Magistra adında bir kadınla tanışan Mina'nın kendini bulma yolculuğunu okuyoruz. Kitap 3 bölümden oluşuyor: 1-Kurban, 2-Ben, 3-Bir.
1. Bölüm Magistra ile tanışmaya giden yolu anlatıyor, kitabın henüz ilk sayfaları olduğu için bu kadar bunaltıcı olduğunu düşünmüştüm açıkçası ama yanılmışım. Mina'nın neler yaşadığını, nasıl bu hale geldiğini anlatan bir süreç. Geçmiş ve gelecek arasında sürekli yolculukta olduğumuz bir bölüm.
2. Bölüm birçok eğitim alıp kendisi ve etrafındakiler tarafından adeta terapist ilan edilmiş olan Magistra'nın Mina'yı iyileştirme sürecini anlatan bir bölüm. Yaklaşık 200 sayfa ama 2000 sayfa okumuş gibi hissettiriyor. Sayfalarca aynı cümlelerin tekrar edişi, okuyan kişiyi yıldıran ilk sebep olabilir. Okuduğum çoğu sayfayı anlayabildiğimden bile şüpheliyim. Her paragraf o kadar karmaşık bir şekilde yazılmış ki bazen sadece okumak için okudum. Hayat hikayesini anlattırıp "Vah vah ne kadar da üzüldüm" diye kinayeler yapan, tecavüze uğradığını öğrendikten sonra " sen hâlâ orada mısın" gibi saçma sapan cümlelerle terapistlik yaptığını sanan bir kadının cümlelerini okumak beni fazlasıyla boğdu.
3. Bölüm ise Mina'nın iyileştiği, kariyerinde ilerlediği, aşık olduğu sonucu anlatıyor.
Birinci bölümden sonra kitabı hiç okuyasım gelmedi. Kitapta tamam yerine "Ok." herhangi bir kafe yerine özellikle "Star****s" rahat ol yerine" relax" kelimeleri fazlasıyla kullanılıyor, Kitabın 1. Baskısı 2019 yılında çıkmış, kitap şimdilerde yazılmış olsaydı kim bilir hangi İngilizce