Adı:
Yaz Geçer
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789753420037
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
İlk kez yayımlandığı 1992'den bu yana birçok yaz mevsimi geçti ama Yaz Geçer'e okurun ilgisi sönmedi, tersine giderek büyüdü. Yaz Geçer, Mungan'ın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç alt bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor. İşte şairin, "Yaz geçer iyi gelir sözcükler" diyerek açtığı kitabından 1991 tarihli "Sandık Odası".

Sandık Odası gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış, dalgın bakışlarımıza ne zaman, nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra...

Ludwigshafen - İstanbul, 1991
DİKKAT DİKKAT!
Bu bir kitap incelemesinden ziyade kitabın içindeki bir şiirin incelemesidir. Çünkü bence sadece o şiiri kitabın tamamına bedeldi :)
Başlamadan önce bu etkinliği (#31053074) düzenlediği için Nausicaä'ya teşekkür ediyor ve bu incelememi de ona armağan ediyorum. Ayrıca bu kitabı okumak henüz aklımda olmadığı halde bunu okumamı sağlayan Hakan'a da teşekkür ediyorum.
NOT: Şiirin SPOİLER'e olur mu? Herkesin bir şiirden aldığı his farklıdır, o yüzden olmaz diye düşünüyorum...
Yalnız bir operaya başlarken ben bilmiyordum hiç, sevgilin kim? Yorgun ve kirli bulduğun geçmişinin sevdiğinle aranda olduğunu söyledin? Ve her şeyi yine onunla temize çektiğini. Kelimelerin acıyordu sanki. Belli çok fena canını yakmış birisi, hayır hayır sanırım yetim bırakmış kalbini. Varlığını ele geçirmiş senin dediğine göre. Sahi neden korumasını bilmemiş? Terk ettin beni tüm kazananlar gibi diyorsun sen oysa tam aksine kendisini bu kadar seven birini kaybetmiş o her kimse... Onun yokluğu kimsesiz hissettirmiş ya seni, bilemezsin tüm varlığıyla yanında olsun istedim o an senin, bir mevsim beklediğine değsin diye, yüzünün ayrıntılarından bahsettiğini, liriği ne denli ona benzettiğini bilsin diye düşledim. Onu düşündüğünde şiire olanları bilseydi eğer yaz başıydı gittiğinde diyordun ya hani eminim en geç yaz sonuna kadar gelirdi. Zamanı ikinize düşman ettin. Tam şu dizelerini
"Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını" okuduğumda nasıl içerledim?

Hani koca bir yazdan sonra dönmüştü sonra. Hiçbir şey eskisi gibi değildi söylediğine göre. Biraz eksik, biraz yarım. Söyler misin, ne olmuştu size? Gerçekten zaman mıydı bu olanların sorumlusu, uzaklık yaramamış mıydı ikinize?
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık ne de ben kapıyı açabilirim sana dediğinde. Bilmiyorum olur muydu, gidip onu dönmesi için ikna etmek ve sana da kapıyı açtırmak? Tüm kalbimle mümkün olsun istedim, ikinize bunu yaptırmak...
İki yorgun ve yalnız yıldızdınız belki. Düşündüm yıldızlar yorulmazlar ki, tek sorun uzak olmanızdı birbirinizden takım yıldızı olsaydınız dedim keşke.
İkimizden ne kalacak geriye diye sordun ona. Bu şiirler belki ve sana bunu yazdıran o anılar. Bir soru daha gelmişti sonra senden ona
" Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi." O an koşup bir çocuğun başını okşamak belki, depremin içinden, yıkıntıların arasından çekip çıkarmak o yaralı bedenleri ve en çok da yıkıntıların üzerinde kalmış olanlar için bulamadıkları bir türlü, belki de bulamayacakları yakınlarına ağlamasınlar diye daha fazla kalplerine içimdeki tüm umudu son zerresine kadar aşılamak istedim. Kış başlıyor dedin, hoşnutsuzdun. Bahar gelsin istedim, onu getirmek, hoşnut ederdi belki seni, ama beceremedim. İyi bak kendine demenle, her veda cümlesinde olduğu gibi mahzun bir hüzün sardı yüreğimi. Aynalara bakamamak dedin, sessizlikten korktuğunu da söyledin. Neden korkuyorsun ki sanki sessizliğinde bile içindeki sesin yok mu sana eşlik eden? Hem bilmez misin aynalara korkmadan bakmak ne güzeldir. Saatin tik takları ve duvarlar, koca yalnızlığı anlatan imgeler kullanıp sonra da "denemeseniz de, bilirsiniz hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar" dedin ya inan bana ne kadar çok kızdım sana. Yaşamak varken hâlâ niye öyle dedin bir anlam veremedim. Yüreğinin bir şeyleri unuttuğundan bahsettin ve bir gün bununla yüzleşmenin ne kadar zor olduğundan, zamanın bir şeye çare olmadığından. Zordur ne diyebilirim ki sana ama güzel dizelerine rağmen böyle umutsuzca konuşman yakıştıramadım pek kusruma bakma. Bu şiire başladığında nerdesin, şimdi nerde? Bu defa ben soruyorum sana. Yarandan bahsettin, iyileşmesini diledim. Şiirlerin solmuş, aşk bitmiş. Hayır olamaz, diye söylendim. Aşk seni bulsun, ve açsın o şiirler diye devam ettim. Aşk YALNIZ BİR OPERA dedin. Şiirin adını söyledin. Sorguladım iki kişilik olanı daha hoş değil miydi? Uyuyup uyanmadığını söylediğinde, bir kez daha anladım. Uyumak zordu, uyanmak daha beter. Gökyüzünde yıldız arayan o gözlerin, gördü mü peki geceyi güzel yapan hilali... Bitmemiş bir şiirde yoluna devam ederken sen izledim ve ben de hiç bitmesin istedim sonu mutlu bile olsa son olmamasını diledim. Senin dönüp ardına baktığında bulamadığın sanatı, yanıbaşıma koydum ben şimdi.
Sevgili dostlarım kısacası okuyun mutlaka bu şiiri...
YALNIZ BİR OPERA şiirini dilerseniz sesli olarak da dinleyebilirsin.
Buraya kadar sabırla okuduğunuz için çok teşekkür ederim.
Sevgiyle ve tebessümle kalın :)
Bu kitabı yaz sonunda(Ağustos-Eylül) yahut yaz tatili için gittiğiniz denize yakın köy, kasaba, otel gibi mekanlarda okuyun derim. Çünkü yazılan şiirler, yazın son demlerinde hissedilen duyguları -yaz aşkını- o kadar güzel anlatmış ki...
Küçük öykü tadı veren şiirlerden oluşan kitap, yer yer duygusallaşıp; size son yaz hüznü yaşatıyor.
Dili ve üslup yönünden başarılı bulduğum Murathan Mungan'ı okumama vesile olan 'Minik Kuş' lakaplı gönül dostuna teşekkür ediyor ve kitabı okumayanlara tavsiye ediyorum.

Benzer kitaplar

Kitaptaki son şiir "Yalnızca üşüyorum" cümlesiyle bitti. Ve ben, gerçekten üşüyorum şu anda.
Murathan Mungan'ın ruha dokunan bir kalemi var. Benim hayatıma da dokundu sanırım..

Okunmaya değer, güzel kalem...
Murathan Mungan'dan okuduğum ilk kitaptı.Elimden düşürmeden bir gecede bitirdim oldukça sürükleyici oldu benim için.

Kitapta 1986-1992 yılları arasında yazılmış ayrılık temalı on farklı şiir yer alıyor.

Tüm şiirlerin her cümlesinde ayrı bir yere sürüklendim okurken.Her kelimesinde farklı hisler tattım.Beni en çok etkileyen şiir ise "Yalnız Opera" oldu.

Mungan'ın özgün bir üslupla yazılmış şiir kitabı eğer duygularınızı ruhunuza kelime kelime nakşettirecek,her zerresine kadar hissettirecek bir şiir kitabı istiyorsanız en sevdiğiniz fon müziği ile birlikte mutlaka okuyun derim.

Son olarak küçük bir dize bırakıyorum. Keyifli okumalar.Sevgi ile kalın.

"Sense kendini hâlâ hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim."
"Yaz Geçer"

Hakikaten yazınca geçer mi?
Sanırım geçmese bile hafifletir değil mi?
Konuşmakta bu kategoriye girer mi acaba? Sanırım girer.
Ya susmak?

Murathan Mungan da sanırım geçmesi için yazmış, geçmese bile hafifletmiştir.
İlk şiir "Yalnız Bir Opera" resmen kendine aşık etti ve şiir bittiğinde direk diğer kitaplarını da sipariş ettim. Böyle etkinlendiğim bir durumu uzun zamandır yaşamamıştım. Bu şiiri mutlaka okuyun. Bulmak çok zor değil. 16 sayfa falandı sanırım. Okuyamam diyorsanız bari dinleyin ( https://www.youtube.com/watch?v=2u_sN9jifgY) Şöyle ışıkları kapatın, gözlerinizi de kapatın, uzanın yatağınıza sonrası muallak...

Kelimeler öyle güzel yan yana gelip birliktelik oluşturmuş ki; ulan işte bu yaa dediğim anların sayısı bir hayli fazlaydı.
Tabii kitap sadece bu şiirden ibaret değil ama beni en çok etkileyen bu oldu. İlk defa Mungan okuyacaklar önce bu şiirini okusun zaten sonrasında ister istemez okumaya devam edecekler.
Kadırga şiiri de baya etkiliydi. Uzun şiirlerini daha çok sevdim. Birçok duyguyu barındırıyordu o uzun şiirler. Okurken kapılıp gidiyorsunuz zaten. Olduğunuz yerde kalmanız mümkün değil. Kim bilir nerelere doğru yolculuğa çıkacaksınız.
Yani demem o ki Mungan okuyun arkadaşlar en çok da "Yalnız Bir Opera" şiirini.
Yaz Geçer, tıpkı yaz gibi çabucak geçti, gitti hayatımdan. Bir çırpıda okundu, bitti. Geriye aynı yaz mevsimi gibi tatlı bir iz bıraktı. Hani yazdan kalma anlarımızı hatırladıkça yüzümüzde bir tebessüm belirir ya, işte bu şiirleri de hatırladıkça yüzümde öyle bir tebessüm belirecek.
Bu kitabın assolisti benim için "Yalnız Bir Opera" idi. Yeri çok başka, hissettirdikleri muazzam.
Çok söz söylemeye gerek yok. Bırakın Murathan Mungan alıp sizi uzaklara götürsün. Hayatınızda kalıcı bir iz bıraksın.

Sevgili Nausicaä ya teşekkürü borç bilirim. Yapmış olduğu etkinlikle bu ay içinde iki harika Murathan Mungan eseri okumama vesile oldu.
Mungan'la tanışma kitabım oldu. Neden bu kadar geç kalmışım dedim kendime. Öyle güzel dokunuyor ki kalbinize. Kelimelerle sihir yapıyor adeta. murathan munganın en güzel şiirleri burada. içinizdeki bir yerlere dokunuyor, ben aşkı daha yaşamamışken buradaki şiirlerden öğrendim, hissettim.. sıkılmadan okuduğumu söyleyebilirim. bazı cümleler sizi yıllarca takip edebilir..kesinlikle tanışın bu yazarla...
Senelerce, senelerce evveldi; sen yoktun
ben de yoktum bu aşk başladığında...

Diyor şair evet sen yoktun bende yoktum.
Mungana kelimelerine yazdığı bütün her şeye hayranım... Yaz geçeri daha önce de okumuştum ama bu 2. okuyuşum ve sindire sindire tekrar benliğime işlemek istedim.
Yaz geçer...Bende yeri çok ayrı bir kitap okudukca kendimi bulduğum içime sardığım kavraya kavraya ulaştığım...

Mungan okuyun ve yaralarınızın üzerine hafif hafif kelimelerini tuz gibi bastırın...
Günü şiirle guzelleştirmek diye bir durum varsa en özelini yaşadım. Murathan Mungan benim için eşsiz bir değer. Şiirlerini okurken kendimde kayboldum. İyi ki anadilimde yazıyor dediğim insan.
Murathan Mungan'ın okuduğum ilk kitabı... Hayran kaldım...Özellikle keşke bunları ben yazabilmiş olsaydım kıskançlığı yaşadığım kısım burasıdır;
"Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?"
Harika değil mi ama :)
"Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.." Kitap bitene kadar aklımdan çıkmayan cümle oldu. Tekrar tekrar başa sarıp okunacak ve her bir satır arasında insanın kendini bulabileceği bir kitap. "Uzağa dağılıyor yüzler/Kimse bakmıyor birbirine.." Ne kadar çok şiir o kadar huzur,o kadar mutluluk,o kadar hayal,o kadar kırıklık ve o kadar güzellik..
Yaklaşık bir ay önce, bekleyişin en huzursuz zamanlarını yaşarken huzur bulabildiğim kitapların arasına kendimi atmak suretiyle girdiğim bir kitapçıda karşılaştım bu kitapla. Yine aynı huzursuz zamanları sayfalarıyla paylaştım. Huzuru çok yanlış bir kitapta aradığımı fark ettim ve uzun bir süre rafların arasındaki varlığını yadsıyarak arkama bile bakmadan yarım bırakıp terk ettim "Yaz Geçer"i, çıktım kitapçıdan.

On dakika sonra yaşayacağım kaderi, bir kitap, ellerimi alıp avuçlarımın içine bakarak mırıldanıyordu adeta. Duyguların en derin yerlerine dokunuyordu. Uzun bir süre yüzleşmek istemedim. Kendimi hazır hissedene kadar. Yaraya tuz basmak mıydı, acıyla yüzleşmek miydi bilmiyorum en sonunda aynı satırların üzerinden geçme cesaretini gösterebildim. Böylelikle plansız bir şekilde Murathan Mungan'ın okuduğum ikinci öykü kitabı arasına almış oldum şiir kitabını.

1986-1992 yılları arasında yazılmış on şiirden oluşan kitap, üç bölüm şeklinde, aşk ve ayrılık temasının en dokunaklı örneklerinden biri. Yalnız Bir Opera şiirinin bendeki yerini ayrı tutmak üzere, ikinci bölümde bazı istisnalar haricinde genel anlamda çok sevdim şiirlerini. Her dizesi, her kelimesi tekrardan okunma hissi uyandırıyor. Bu şekliyle de aşkın acı veren ama yine de vazgeçilmeyen halini andırıyor kelimelerinin sızısı.

Öykülerindeki başarısını bu alanda da gösterebilmiş olduğunu görmüş olmak son zamanlarda müptelası olduğum diline iyice bağladı beni. Her satırını ezbere bilebileceğim şekilde başucu kitaplarım arasına ekledim. Ve zihnime de şu etkileyici dizelerini:


"Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saat tiktakları
kaplar tekin olmayan göğümüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi

kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar

göremeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar"


*Battı balık yan gider bonusu: https://youtu.be/kL2GwQHrVnc
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak…
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz.
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız.
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz, bir başka bahara...
Sen gittin
buluştuğumuz körfezler şimdi başka denizlerin çekiminde
Sen gittin
ama doksan dokuz adın kaldı kalbimde

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaz Geçer
Baskı tarihi:
1992
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789753420037
Kitabın türü:
Yayınevi:
Metis Yayınları
İlk kez yayımlandığı 1992'den bu yana birçok yaz mevsimi geçti ama Yaz Geçer'e okurun ilgisi sönmedi, tersine giderek büyüdü. Yaz Geçer, Mungan'ın 1986-1992 yılları arasında yazdığı ve üç alt bölümde topladığı, farklı uzunluklarda 10 şiirden oluşuyor. İşte şairin, "Yaz geçer iyi gelir sözcükler" diyerek açtığı kitabından 1991 tarihli "Sandık Odası".

Sandık Odası gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış, dalgın bakışlarımıza ne zaman, nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra...

Ludwigshafen - İstanbul, 1991

Kitabı okuyanlar 512 okur

  • devrim
  • Melike Gülbeyaz
  • Mustafa Yücel
  • Yuşa
  • Namütenâhi
  • Çikolatali OKUYUCU
  • Helin Hantaş
  • godotu beklerken
  • Gülcihan
  • Necla Zân

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%22.9
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%37.6
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.6
Erkek
%26.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.2 (50)
9
%25.3 (37)
8
%22.6 (33)
7
%7.5 (11)
6
%6.8 (10)
5
%2.1 (3)
4
%0
3
%1.4 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları