Otorite temel bir gereksinimdir. Çocuklar, kendilerine yol gösterecek ve güven verecek bir otoriteye gerek duyar. Yetişkinler açısından, otorite olmak kendilerini bütünleyen temel bir öğedir; onlar için otorite, diğerlerine gösterdikleri ilginin bir ifadesidir. Hep bu deneyimden yoksun kalacağımızdan korkarız.
Heyecanlı bir yığının en çarpıcı özelliği şudur: Bu yığını oluşturan bireyler kim olursa olsun, yaşam tarzları, meslekleri, karakterleri ya da zekâları birbirlerine benzesin ya da benzemesin, bir yığına dönüştürülmüş olmaları, her bireyin yalnız başına hissedeceği, düşüneceği ve davranacağından epey farklı bir tarzda hissetmesine, düşünmesine ve davranmasına neden olan bir tür kolektif zihniyet kazandırır onlara.
Bir yığının oluşması dışındaki hiçbir durumda ortaya çıkmayan ya da eyleme dönüşmeyen belirli bazı düşünce ya da duygular vardır...
Bir yığını oluşturan topluluk, öğelerinin ne basit bir toplamı ne de ortalamasıdır. Tıpkı kimyada belirli öğelerin -örneğin bazlar ve asitler- birbiriyle temas etmesi durumunda, eski özelliklerinden oldukça farklı özellikleri olan yeni bir bütün oluşturması gibi, burada gerçekleşen de yeni özelliklerin doğmasına neden olan bir bileşimdir.
Yalnızlık, ilişkinin, dolayısıyla sınırların olmayışı gibi görünmektedir; ancak, insanların evliliğe, bir işe ya da topluluğa gözü kapalı bir biçimde bağlanmaları öylesine acı verici olabilir ki, kişi bu ilişkiler yumağında yalnız kalır.
Goethe’nin Faust’u, çoğu zaman “şeytanla anlaşma yapan adam” anlatısı üzerinden okunur; fakat metnin merkezindeki asıl mesele kötülük değil bilinç. Goethe burada ahlaki bir hikâye kurmaktan çok,