1000Kitap Logosu
Giovanni Papini

Giovanni Papini

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
1.081 Kişi
2.829
Okunma
504
Beğeni
13,8bin
Gösterim
Unvan
İtalyan Gazeteci, Denemeci, Edebiyat Eleştirmeni , Şair, ve Romancı
Doğum
Floransa, İtalya, 9 Ocak 1881
Ölüm
Floransa, İtalya, 8 Temmuz 1956
Yaşamı
Giovanni Papini, İtalyan yazarı (Floransa 1881 - 1956). Kendi kendini yetiştirdi, ateşli, kırıcı ve aykırı düşünceli bir polemikçiydi. Birçok öneli topluluk ve dergi kurdu: Leonardo (1903-1907), L'Anini a (1911), La Voce (1912), Lacerba (1913-1914). Birçok çelişik teoriyi benimseyip bıraktıktan sonra, gösterişli bir şekilde Katolikliğe geçti. Ama kendi düşünce tarzına ters düşen nazariye veya insanlara karşı kavgacı tutumunu değiştirmedi.
Polycephaly
Bitik Adam'ı inceledi.
276 syf.
·
9/10 puan
Kitabın sonlarında Papini gençleri çok iyi kavradığını belli ediyor, biraz rahatsız oldum açıkçası. Gençler inceleme yazıları yazıyor ve kendilerini dünyanın en iyi eleştirmeni zannediyorlar, sıfırdan bir yaratımları olmadığı halde bu eleştiri yazılarını müthiş eserler sanıyorlar. Bunlardan biri de benim ve evet, sıfırdan üretimim neredeyse hiç yok ve evet bu kesinlikle eleştiri yazısı yazmaktan daha zor. Virginia Woolf ancak 40 yaşında kendi kalemini bulabildiğini söylüyor, bu da orijinal olamayanın, okuduğu yazarlara bağımlı olanın, bir tek ben olmadığını gösteriyor. Daha 3 ay önceki yazdıklarımı dahi beğenmiyorsam, gerçekten de gelişim aşamalarının en başındayımdır. Kibri barındırmayan özgüvenin mümkün olmadığını düşünüyorum, bu yüzden kibirli olmaya devam edeceğim ve umut ediyorum 25'imden önce orijinal olmayı başaracağım. Yıllar boyunca bir leke gibi yapışıyor üzerimize başyapıtlar, bu eserlerin yeni yazarlara yararı olduğu kadar zararı olması gerçekten çok garip. Sanıyorum, entelektüel olma çabası içerisinde olan bir gencin yapmakta en çok zorlandığı şey, hem binlerce kitabı okuyup hem de onları okurken, düşünmeyi unutmamak.Okunması gereken binlerce kitabın olması, düşünürken, yazarken daha önemli şeyler yapabileceği vesvesesini veriyor insana, okumaya başlıyorsun bu vesveseyle ve bu sefer de düşünmeyi unutacağından korkuyorsun, cidden çok zor bu fikir üretme işi. Bilgi üzerinden üretime sahip olmak için ne kadar bilgiye sahip olman gerektiğini bilemiyorsun ve sürekli okumaya alışınca da kitap okumak, üretim için bir araç iken eskiden, amaç haline geliyor, yapabildiğin tek şey bu oluyor. Bu resmen kaş yapayım derken göz çıkartmak, aşırı fazla kitap okuyan insanlar hakikate en aç olan insanlar olmalarına rağmen kendi hakikatlerini yaratmaktan aciz kalıyorlar. 2. bahsetmek istediğim şey ise yazarın herkes tarafından beğeniliyor ve akıllı görülüyor olmasına rağmen kendi akılsızlığını yalnızca kendisinin görebiliyor olduğunu söylemesi. Yazar gençlik döneminde daldan dala atlamış,her konuda bilgiye sahip olmaya çalışmış ancak bunun sonucunda derin bir yüzeyselliğe sahip olmuş :). Papini diğer insanlara kıyasla çok daha bilgili, çok daha akıllı olsa da yüzeyselliği konusunda çok haklı olduğunu düşünüyorum. Her şeyi bilmek istemek, her şeyden sıkılmaya neden oluyor, genel olarak bir şey istemek sıkılmaya neden oluyor. Ben şurada inceleme yazıyorum ve incelemelerimin beğeni toplaması bende inceleme yazmak, ünlü olmak konusunda ciddi bir sabırsızlık yaratıyor. Sürekli bakasım geliyor hesabıma, ne kadar beğeni almışım,kaç kişi takip etmiş diye. Heyecan ve arzu aynı aşık olmak gibi, aşık olduğun zamanda bu aşk aşırı yoğun duygular yaşatır sende, bu güzel bir şeymiş gibi dursa da aslen fazlasıyla yorucu bir şeydir.İnsan uç noktalarda fazla yaşayamaz ve normal haline dönmek ister. Ben de şurada yazdığım yazıları,aldığım umursamazca atılmış beğenileri daha az ciddiye almak istiyorum ki günün sonunda Papini gibi herkes beni beğenirken, kendimi aptal ve yüzeysel hissetmeyeyim. Livaneli gibi dışarıdan söylenen şeyler ile kendiniz hakkında düşüncelerinizi oluşturuyorsanız,bu ün, bu beğeniler sizin kendiniz hakkında görüşlerinizi olumsuz bile olsa olumlu yönde değiştirmenize neden olacaktır. Yok Papini gibi, ben gibi iseniz o halde, gelen giden insanların övgüleri sizde hiç bir tesir bırakmayacaktır ve onların sizi beğeniyor oluşları ile sizin kendinizi beğenmiyor oluşunuz birbirleri ile çeliştiği için hiç kimseye karşı yakınlık hissedemiyor olacaksınız. Gelen giden onlarca insan olsa da, 1k hesabınızda 100 tane "Merhaba", "Selam", "Nasılsın" gibi mesajlar olsa da kimseye sempati ve sevgi duyamayacaksınız. Bunun da nedenini az önce söyledim, anlaşılamadığın hissi yoğun bir yalnızlık hissi doğurur ancak dünyada çok fazla insan olması bu bitiklikten bizi uzaklaştırabilir,bu kadar çok insan olması hiç kimsenin eşsiz olmaması sonucunu doğuruyor. Kendini bitik hissettikten sonra sevebileceğin birinin olması çok güzel bir his. Ayrıca bu tarz otobiyografik metinlerin yalnızca okur açısından değil yazar açısında da çok faydalı olduğunu düşünüyorum, okur açısından faydalı çünkü yazarın olaylar ve yaşantısı hakkındaki düşüncelerini öğrenme fırsatımız oluyor, yazar açısından faydalı çünkü bir eser ortaya koyabilmek adına yaşamını gözden geçirme şansı elde ediyor ve çağında ünlü ise okurlardan geri dönüş alıyor, bu sayede hayatındaki yaşanmışlıklara pek çok farklı açıdan bakabiliyor.
Bitik Adam
8.3/10
· 596 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
78
Hasan Ekrem
Bitik Adam'ı inceledi.
276 syf.
·
13 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Giovanni Papini ile bu üçüncü buluşmam oldu. Klasik olarak söyleyecek olursam, "üç kitap, bir yazar" demem gerekir ama Papini her kitabında beni ters köşe yaptı ve "üç kitap, üç yazar" demek şart oldu. "Kaçan Ayna" okuduğum ilk kitabıydı, etkileyici tarzı ve bakış açıları ile okumaya devam edeceğim yazar olarak not ettim ajandama. Sonrasında ise GOG ile tamamen başka bir yazar çıktı karşıma, dünyaya, kişilere ve olaylara onun penceresinden bakmak, bulunduğunuz tepenin daha yukarısında bir zirveden bakmak gibiydi olup bitenlere. Bitik Adam ise, Thomas Bernhard'ın aynı adlı eserini okuduğum günlerde listeme aldığım ama artarda aynı adlı eser okumamak gibi bir düşünce ile okumayı ötelediğim bir kitap oldu. Papini, bu kitabında merkeze tamamen kendini ve bu merkezin etrafına da toplumu koyarak, bir parça kara mizahla itiraflar ve yerinde vurgularla, kendi gelişimi ve felsefesini ifade etmiş. Kendi diliyle bunu şu şekilde anlatıyor Papini; "Bu bir sanat eseri değil, kendime ve başkalarına yapılan bir itiraftır. Burada duygusal bir mizantropisti ve birçok kişiye öylesine itici gelmeyi, Tanrı nasip ettiyse, başarmış olan bir sövgücüyü tanımayı öğreneceksiniz. Ruhumu sizin ellerinize teslim ediyor, dokümanları ve savunmaları sayfa sayfa önünüze seriyorum. Bunun üzerinden ve bununla yargılanmak istiyorum. Ben sizlerle, sizin yanınızda yapmaya, çalışmaya devam edeceğim fakat hayatımın bir dönemi kapandı ve bu elli bölümlük, karmaşık iç döküşümün göz önünde bulundurulmasını istiyorum." Kitabın adını "Bitik Adam" koymuşsa da burada var olan ironiyi de şu satırlarla ifade ediyor; "Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek." Her şey olmak isterken artık hiçbir şey olmamak, olamama nedeninin ise isteğin kendisi olması, üzerinde düşünülmesi gereken konular elbette. Papini de bunu yapmış ve yazmış. İnsanın iç dünyası ve kişi ile toplum arasında düşünsel temelde var olanlara ilgi duyan okuyuculara Bitik Adam'ı okumalarını tavsiye ediyorum. Bu bir roman değil geniş zamanlarda altı çizilerek okunası bir manifesto. Son sözü yine Papini'ye bırakıyorum. Çünkü ben "Bitik Adam" değilim diye neredeyse isyan eden haykırış ama bir o kadar da umut dolu, aydınlığa ve geleceğe inançla sesleniyor; " İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar? Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum -ne zaman- her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum. Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgar gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!" Bu coşkuya sahip olan insanların dünyamızda çoğalması dileğimle, iyi okumalar diliyorum.
Bitik Adam
8.3/10
· 596 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
21
496 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Kitabın konusunu ve tarzını öğrenince okumadan önce biraz heyecanlanmıştım çünkü tam olarak bana hitap ediyordu. Tarihte öne çıkan isimlerle bir araya gelen ve hepsiyle farklı fikirler üzerine kısa konuşmalarda bulunan gezgin bir milyarder. Ama kitap pek beklediğim gibi çıkmadı. Gerek konuşulan konular gerek bu konuşmaların çok kısa olması sebebiyle umduğumu bulamadım. Sohbetler daha çok bir fikri yerme veya övme üzerine geçiyor. Yer yer güzel fikirlere ve düşüncelere şahitlik ettim ama bu beni pek mutlu etmedi. Yine de okunabilecek bir kitap. Kötü bir kitap demek acımasızlık olur. Gog Giovanni Papini
Gog
8.4/10
· 1.198 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
17