Adı:
Bitik Adam
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159443
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Un uomo finito
Çeviri:
Sinem Carnabuci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl Yayınları
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir. Fikir ve gelenek kölelerinden, asalak ve yapmacık ukalalardan, eski efsaneleri anlatan vaazcılardan, ahlaki ve mistik hapishanelerin tutsaklarından, tüm eski sosyal normların ve tüm ortak noktaların inatçı papağanlarından oluşan çok geniş ve çok güçlü bir katmanın ortasında, bir gece uyandırıcısına, bir saf zekâ gardiyanına, kaslı bir kazmacıya; meydan ışıklarına, yeniden kazanılmış özgürlük ağaçlarına, gelecekteki yapılara yer açmak adına yakan ve yıkan iyi niyetli bir yangıncıya gerek duyulur.

İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar?

Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum ne zaman! her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.

Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgâr gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!
-Giovanni Papini-
276 syf.
·9 günde·9/10
Kitap 1k Bursa Okuma Grubu ile birlikte seçtiğimiz temmuz okuma kitabıydı. Okurken bir parça "yanlış zaman okuması" hissiyatı alttan sürekli uyarı vermedi değil,çünkü kitap okuması gerçekten zor bir kitap bana göre ve yaz sıcağında ruhum daralmadı desem yalan olur. :)

Kitabı bitirdiğimde durdum düşündüm neydi şimdi bu diye.

Papini'nin kendi hayatını anlatmış olabileceğini düşündüm kitapta fakat herhangi bir kaynakta rastlayamadım.

Kitapta tek karakter var ve biz her şeyi bu karakterin bakış açısından görüyoruz. Ama etrafında başka karakterlerden bahsedemeyiz, ancak başka başka fikirlerden ve fikir savaşlarından bahsedebiliriz. Veya gerçek karakterlerden değil de (garip bir tabir oldu) kitaplar yazmış, teoriler oluşturmuş yazar ve düşünürlere bakış açısını gözlemleyebiliriz. Ama kitapta baştan sona sadece ve sadece onun düşünceleri var.

Kitaptaki karakter(belki de yazar... çelişkiyi gideremedim) bunalımlı, öfke dolu hatta melankolik. Neye derseniz sanırım her şeye. Bıkmadan, yılmadan okuduğu kitapların yazarlarına, filozoflara, düşünürlere... Bazen kendi eylem ve düşüncelerine bile. Öfke duyduğu her şeyle savaş halinde. Söylenmiş olan her fikirle, sözle, inançla var bir derdi.

Dursuz duraksız okumaya takmış durumda, ayrım yapmadan seçmeden okuyup ne varsa sömürüyor adeta. Çocukluğu,ergenliği,gençliği hep böyle geçiyor. Sonra da acayip bir ego oluşuyor. :) Kendisi dışında tüm insanları küçük görüyor, tüm fikirler aptalca geliyor ve herkesi küçük görüp, düzeltmek için inanılmaz bir tutkuya bürünüyor. Egosu öyle büyük ki kendisini Tanrı gibi görüyor, insanları zihinsel olarak baştan yaratacak bir kitap yazmaya başlıyor.

Yukarıda demiştim ya hani her şeye öfke dolu, savaş halinde diye, kendisini tüm fikirlerden arındırıp tamamen özgürleştirmek istiyor. Sadece kendisinin yarattığı bir düşünce olsun,kendisine ait bir akımın peşinden koşulsun... Ama tüm o kitapları, yazarları sömürdükten sonra bildiklerini(okuyup öğrendiklerini) unutmak mümkün olmadığı için bunu mümkün kılamıyor. Üzerinde onca bilginin ağırlığı var çünkü. Deniyor –yılıyor –bırakıyor, sonra tekrardan deniyor –tekrardan yılıyor en sonunda da pes ediyor, denemekten vazgeçiyor. Yani bitip bitip yeni heveslerle tekrar başlıyor. Gelsin yine düşünsel, varoluşsal buhranlar. :) Bol felsefi akım, bol bol şair, düşünür, yazar hayatına konuk olup duruyor.

Kitabın adı “Bitik Adam” ancak kitabın sonuna doğru “Ben Bitik Değilim” adlı bir bölüm yer alıyor. Bu bölümü kitabın arka kapağına tanıtım yazısı olarak yazmaları ise sinir bozucu,kitabın içindeki bölümü tanıtım yazısı olarak neden verirlerse.

Bir dönem yazar hakkında bitti söylentileri çıkmış yazar da bu söylentilere cevap olarak sanırım bu son bölümde kendisini savunmuş. Şöyle demiş; “Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum ne zaman! her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.”
Sonra da yeni nesille çarpışmak için büyük bir hevesle beklediğinden, nasıl ki eski nesilden korkup kaçmadıysa yeni gelenlerden de kaçınmayacağını söylüyor.

Kitap içerik olarak çok yoğundu evet ama dili akıcı, üslubu güzeldi yazarın. Şiirsel cümlelerini keyifle okudum. Bir parça pişmanlığım var o da yazarı daha iyi tanıyabilmek ve diline alışabilmek adına Düşsel Konçerto, Kaçan Ayna gibi kitaplarını okuduktan sonra Bitik Adam’ı okusaydım. Bu sıranın Papini’nin hem yazarlığının nereden nereye geldiğini hem de hayatta nerede durduğunu kavramamız açısından önemli olduğunu okudum. Tabi bu da kişisel bir görüş tercih hakkı yine sizlere kalmış.
276 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
BEN İLK DEFA BİR KİTABA SARILMAK İSTEDİM
ve ilk defa bir kitaba sarılıp ağladım.

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/...fQ6ZhAo8uo&t=32s

Bu dünyaya yalnız gelmiş insanlar var. Doğuştan yalnız olanlar var "yalnızlık" kelimesinin yüzlerce kitapla bile anlatılmayacağını bilen insanlar...
Tanrı bile terk ediyor onları, arkadaşları yok dostları yok.

Bu dünyaya yalnız geliyor onlar, tek başlarına büyüyorlar. Yaşıtları dışarılarda top peşinde koşarken, onlar bir köşede tek başına bekliyor.
Belki çirkin olduklarından, belki sakat olduklarından belki de sadece yalnız doğduklarından...
Kimisi kitapları keşfediyor. Bağrına basıyor onları, kendisinden hayattan çok sevmeye başlıyor. Gerçekliği, yaşantısı, hayalleri, hayatı ve her şeyi ama her şeyi kitaplar oluyor!
"Benim için gerçeklik okulda, sokakta evde olan değil, kitaplarda, yaşadığımı daha çok hissettiğim yerde yazandı."

Yaşadığını kitaplarda hissediyor o insanlar. Yaşamayı bile nefes almayı bile...

Kitaplara sığınıyorlar onlar. Çünkü okumak, "...okumak,benim için en büyük mutluluk ve en güvendiğim avuntum olmuştu."
En büyük mutluluk okumak oluyor ve de en güzel dostları, yalnızlığını unutturan filozof arkadaşları "ölülerden başka dostu..." olmuyor onların.

Aklını kullanarak bir şeyler yapmak istiyor. Yalnız kaldığı her saniye için nefret doluyor içerisine... Nefret, insanlığa, çirkinliğine,kötülüklere ve yalnızlığına nefret!
Kimse kimseye bu sözü söyletmesin,kimse kimseye!
"Kimsenin beni sevmediğini ve sevemeyeceğini düşünüyordum."

Sevmediler de...

Sevilmediler, yalnızlığa mahkum doğmuşlardı ve yalnız büyüdüler. Doğumları gibi ölümleri de yalnız olacaktı. Ölümleri de...
Sonra da nefretleri büyüdükçe yalnızlıklarını sarmalamaya başlayıp "...nefret beni yalnızlığa mahkum etmişti."

Sonra okumaya devam etti, durmadan okudu ve bir gün Tanrı'yı öldürdü. Sığınacağı bir Tanrı'sı bile kalmamıştı. Koca dünyada ve yığın yığın insanların arasında bir başına kalmıştı. Yalnız...

"Hayat yaşamaya değer mi?" Değer miydi gerçekten? Tüm o insanların arasında, tüm o dış görünüşe bakan, tüm o sahtekarlıklarla çevrilmiş hayatlarını yaşayan, boğucu dört duvarın arasında nefes almadan yaşayan insanların arasında, değer miydi hayat yaşamaya?

Siz insanlar! "Küçük bir dünyada birbirlerini yutan küçük canlılar."
Sizler yalnız bırakıyorsunuz onları. İnsanlık ise, "İnsanlık, sadece ona tapan ya da onu korkutan kişiden etkilenen bir kadındır."

Hayatlarının bazı kısımlarında da sanatı keşfediyorlar. Bütün o iğrençliklerin, kötülüklerin içerisinde doğan SANATI...
Çünkü, "Yalnızca sanat mucizeler yaratabilirdi." Ve yalnızca sanat kurtarabilirdi onları mutsuzluktan.

Peki, yalnızlığa mahkum o insanlar kim mi diyorsunuz? BİTİK ADAM mı sizce onlar?
Onlar,"Akıldan başka gücüm, ölülerden başka dostum, kitaplardan başka zevkim yok." diyenlerdir. Onlar,yalnız doğmuş, yalnız yaşamış ve yalnız ölecek olanlardır. Onlar Bitik değildir.Ha, hala BİTİK diyorsanız da onlar,sadece yeni bir yaşama başlamak için kendilerini bitirmişlerdir.

Anlatacaklarım bitmiyor, anlatmak istiyorum aynı Giovanni'nin yaptığı gibi. O da yazmak istemişti o da içindekileri "kusmak" istemişti.
Ama ne sayfalar yeter yazmama, ne de günler...

Sizlerden isteğim ne biliyor musunuz? Bir gün onlardan birisi ile karşılaştığınızda onlara sarılın. Bu dünyada onlar gibi nice yalnız olduğunu hatırlatın onlara. Bu üzerimizdeki koskoca gökyüzü gibi, sayısız yıldızlar gibi olduklarımızı anlatın onlara.

Bir gün kendileri gibi bir yıldız bulabileceklerini anlatın.
Sevebilme, aşık olabilme ihtimalini anlatın...

Son olarak bana bu kitabı hediye eden Mitridates 'e teşekkür ederim.

Okumak isteyen herkese iyi okumalar.
276 syf.
·Puan vermedi
İyi geceler kitap dostları,
Sevgili yazarımızın okuduğum ilk kitabı. Bu kitapta Papini bize inişli çıkışlı hayatını, ruhunu, derinliğini kısacası bütün benliğini anlatmıştır. Kendisi de bu kitabın bir otobiyografi değil bir iç döküş ve samimi bir itiraf olduğunu belirtmiştir.
Kitabı okurken yazarımızda bir Schopenhauer karamsarlığı gördüm. Hayatını çocukluğundan itibaren insanlardan izole yaşayan yazar, kendine kitaplardan ve hayatın gizemini çözmekten yana hırslardan oluşan bir iç dünya yaratmış ve bu küçücük dünyasında mutlu olmakla yetinmeyip hep mükemmeli arayan bir insan modeli olmuştur.
Hayatın ve varlığın anlamını sorgularken sonucun tamamen hiçliğe gittiğini görmüş ve buna rağmen hayattan ve merak etmekten, araştırmaktan vazgeçmemiştir.
Hayatını yemek, içmek ve eğlenmek üzerine kuran ve yaşadığını zanneden insanlara da veryansında bulunmuş yeni nesile bu konuda tavsiyeler vererek kitabını sonlandırmıştır.
Kitabı okurken yazarın yaşadıklarına üzülmenin yanısıra imrendiğim noktalar da oldu. Hayatın anlamını ve neden varolduğumuzu sorgulamalı ve arkamızda kendimize ait güzel şeyler bırakabilmeliyiz.
Papini'nin dediği gibi bazı şeyleri bitirmeliyiz ki hayatımızda yeni şeyler başlasın ve böylece bitik adamlar aslında devam eden, bitmeyen adamlar olarak kalsın..
Tanımanız gereken bir yazar. Bu farkındalık dolu itiraf kitabını kesinlikle okumalısınız..
Saygıyla...
276 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitabın ismi ile ters orantılı olarak ilk okuduğum andan itibaren ve kitabın sonuna kadar aslında bitmemek için uğraşan, savaşan ve bu uğurda mücadele eden bir adamın hayata, insanlara , yaşanılan bir çok olumsuzluğa rağmen yaşama uğraşını konu olan kimi yerlerde çok sert kimi yerlerde zorlayan bir Güncesi 'ni okumuş hissine kapılmami sağlayan keyifsiz ama güzel bir kitap. Hala papini okumadıysaniz güzel bir tanışma kitabı olabilir.
276 syf.
Yemek tarifi bile yazsa okurum dediğim yazarlar listesinin en başına geçti Giovanni Papini!Düşsel Konçerto’yu çok severek ve imgelemine hayran kalarak okumuştum.Bitik Adam da hayranlığım konusunda düşüncelerimin altını çizmiş oldu.
Yazarın aynı zamanda bir okur olarak kendini ne kadar geliştirmiş oldugunu da belirtmeden geçmek olmaz.Bir insanın bir ömür kendi kimliğini arayış sürecini anlatıyor kitabımız.Okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap ve ilgiyi hak eden bir yazar...
276 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Papini İtalyan bir yazar. Çok ateşli, aşırılığı seven kavgacı ve en muhalefetinden daha muhalif bir kişilik. Çevirisi gayet güzel bir eser. 271 sayfadan oluşmakta ve içerik olarak ağır bir o kadar da aksine akıcılık içermekte. Kitabın 6 bölümü var. Bölüm başlıkları müzik terimlerinden oluşuyor. Bu terimler müzikteki iniş ve çıkışlar aynı zamanda yazarın hayatındaki iniş çıkışları oluşturmakta.
Kitaba geldiğimizde Papini’nin otobiyografik hayatını öykü olarak ele almış. Tamamen kişiliklerini ve başından geçenleri anlatmış yazar. Çocukluğundan haşin, öfkeli ve kırıcı olan Papini okumasını çok seven biri. Öyle ki kütüphaneye gidip okumadığı eser kalmayacak şekilde. Küçük olduğu için içeri alınmamalar falan filan çok güzel eğlenceli bölümler.
Büyüdükçe daha fazla okuyor, okuyor, okuyor… Tam gençlik çağında ise muhalefetin daniskası olup çıkıyor. Kendine has fikirleri, ideolojileri var. Yanında ise sadece 1 kişi var. Onu hiç bırakmayan, terk etmeyen. Dergiler açıyorlar, kapatılıyor; tekrar açıyorlar kendi fikirlerini benimsetmek için. Herkesi Tanrı yapmayı savunuyor. Tanrı’nın olmadığını ama dürüst olmakla bazı akımlarla herkesi Tanrı yapmayı savunuyor. Bir sürü filozofu tanıyacaksınız. Sevdikleri var ama bazen onlara bile muhalif olabiliyor.
Sonrasında başına taş mı düşüyor nedense bir anda tersine dönüyor ve Katolikliğe geçiyor. Hele son bölümde bir gider yapıyor ki… Ona bitik adam derlerken o ben daha yeni başlıyorum gençler diyor.
Birçok alıntısı var kitabın. Çok beğendim farklı düşüncelerini. Okuduğum en güzel eserlerden biri diyebilirim çünkü zevk alarak okudum gerçekten. Arada okuyucu ile konuşması, gülümsetmesi muazzam. Hele bir alıntısı var ki paylaşmadan edemeyeceğim.

Sayfa 208 - MonoKL Edebiyat
Çok, pek çok, belki de fazlasıyla kitap okumuş olsam da yine de hiçbir şey okumadım diyebilirim. Aklımda bir dolu isim, bir sürü kitap ismi, bir depo dolusu not var fakat yavaş yavaş ve düşüne düşüne yaptığım tekrar tekrar okumalar sayesinde içini dışını, kelimelerini ve ruhunu gerçekten bildiğim kitapların sayısı pek az. Ve bundan utanıyorum, rüzgarla silinecek kelimeleri kuma yazmakla vakit kaybedenlere özgü bu zavallı durumun içinde bulunan tek kişi olmasam bile.
276 syf.
·5/10
Bazı kitapların zamanı olduğunu düşünürüm. Bitik Adam'da yanlış zamanda okumaya çalıştığım kitaplardan biri oldu benim için. Esesan kitap dolu dolu, bir adamın kütüphaneyle başlayan okuma hayatında, yazma aşamasında hemen her konuyu irdelemesi, bitip tükenmek bilmeyen uğraşları, sorgulamaları... Okurken sizde ister istemez bazı şeyleri sorguluyorsunuz. Ancak Bitik Adam o kadar tatminsiz ki bazen sıkıldığınız anlar olabiliyor. Yanlış zamanda okuduğum için zevk aldığım söylenemez.
276 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Özgür olan, kendini kurcalamaktan ruhunu paramparça eden, sesini tanıyamayan, beklentisi olamayan kısacası dünyayı kabullenemeyen bir adamın itiraflarını okudum bu kitapta.Adası olmayan bir Robenson kendisi.Dünyayı yöneten kim olursa olsun her zaman muhalefet tarafında olacağını söylüyor.Benliğinin ve ruhunun ifade şekli tüm kitaptan da anlaşılabileceği gibi protesto.
Kitabın adı bitik adam ama kesinlikle kendisi bitik değil.Kendini tanıma ve yaratma sürecinde olan bir adam aksine.Bitik diyor çünkü çok şeye başlamak için bittiğini söylüyor.Her şey olmak için hiçbir şey olmadığını anlatıyor.
Çok akıcıydı kitabın dili.Nasıl bittiğini hiç anlayamadığım bir kitap oldu.Bir de neredeyse bütün kitap altı çizilebilir cümlelerle doluydu.Çok beğendim.
276 syf.
·2 günde·5/10
Eğer sanat, edebiyat ve felsefeyle birazcık ilgiliyseniz gelin bu italyan bitik adamla tanışın. Bildiğiniz, kabullendiğiniz tüm öğretileri kül edebilecek ya da en azından üstünde tekrar düşündürecek bir kitap.

Papini'nin bitik adamı otobiyografi tarzında. Çocukluğundaki farklılığını, uyumsuzluğunu, kitaplara ve bilgiye düşkünlüğünü anlatarak başlar yazmaya. Hele kütüphaneyle tanıştığı, girebilmek için verdiği mücadelesi beni gerçekten etkiledi.

Kitap bölümleri müzik hız terimleriyle adlandırılmış. Hayatının iniş çıkışlarını, müziğin temposuyla ilişkilendirmiş.

Yer yer öfkeli, isyankar, hırslı; yer yer karamsar. Okurken aynı öfkeyi, umutsuzluğu, sorgulamaları yaşatıyor. Ve son bölümde yazdığı gibi Bitik Adam'da bitmeyen en azından bitmemek için çabalayan bir adamı okuyoruz.


Keyifli okumalar...
276 syf.
·Beğendi·5/10
Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi daha doğrusu Giovanni Papini nin anlatım tarzı beni sürekli düşünmeye itti.Okurken her şeye yeni bi pencereden bakmaya başlıyorsunuz.Bazı durumlarda fazla karamsar olduğunu düşündüğüm oldu.Emin olmasam da kendi yaşam öyküsünden yola çıktığını düşünüyorum.Okunması gereken hoş bi kitaptı.Biraz beynimi yaksa da...
276 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap boyunca kızdım, ben de heveslendim,hak verdim özellikle ilk sayfalarda "Benim çocukluğum olmadi "dediğinde üzüldüm. Papini'nin herşeyi bilme arzusu bunları insanlara aktarma çabası ama sonunda yılması. Dünyayı, yaşamı tanıdıkça ve her şeyin en mükemmelini arama çabası...Bütün hayatı boyunca hep en en olmak istemiş. Papini eserinde bir çok düşünürden söz ediyor Berkeley, Nietzsche, Stoner,Kant,Montaigne,Brewster ... zaman zaman benimsiyor zaman zaman reddediyor. Her şeyi temelinden sarsmak,tüm dogmalari yıkmak isteyen bir adamin hikayesi .
Aslında kitabın ismi ile tamamen ters çünkü aslında bitmemek için uğraşıyor, savaşıyor. Dünyayı kabullenmeyen bir adam,hep muhalefet .Aslında herşey olmak için hiç birşey olmadığını anlatıyor.
Kitap bölümleri müzik hiz terimleri ile adlandırılmış kendi hayatının iniş çıkışları gibi ben "Solenne" den sonrasına bayıldım !
Kitabın sonunda Ben Bitik degilim adlı bölüm yer alıyor ki Italya da hakkında çıkan Bitik Adam söylentilerine çok güzel cevap vermiş. Kesinlikle doğru zamanda okunmalı ...
Bütün dünya benliğimin bir parçasından öte bir şey değildi:
Bana, duygularıma, aklıma bağlıydı. Şeyler benim hareketlerimle doğuyor ve yok oluyordu. Döndüğümde tekrar doğuyor, bıraktığımda ise bir kez daha yok oluyorlardı. Gözlerimi kapattığımda bütün renkler ölüyor, kulaklarımı tıkadığımda ise hiçbir ses, gürültü ya da melodi evrendeki sessizliği bölmüyordu. Ve nihai sonuç:
Ben öldüğümde bütün dünya ortadan kalkacaktı. İçimde kalan son kuşku: Diğerleri gibi mi ölecektim? Düşüncemin düşünmeye son vereceğini düşünebilir miydim?
Ve insanlar! Hissiyatımın perdesindeki geçici gölgeler, istemimle çağrılan hayaletler, içsel tiyatromun kendini beğenmiş kuklaları: Ne büyük eğlence! Tüm didinişleri içinde hiç olmadıkları kadar değersiz ve gülünç görünüyorlardı bana! Onların arasından geçiyor ve düşünüyordum: Yaşadıklarını zanneden, kendi hesaplarınca var olduklarına ve hatta ölümsüz olduklarına inananlar işte karşınızda!
Çok, pek çok, belki de fazlasıyla kitap okumuş olsam da yine de hiçbir şey okumadım diyebilirim. Aklımda bir dolu isim, bir sürü kitap ismi, bir depo dolusu not var fakat yavaş yavaş ve düşüne düşüne yaptığım tekrar tekrar okumalar sayesinde içini dışını, kelimelerini ve ruhunu gerçekten bildiğim kitapların sayısı pek az. Ve bundan utanıyorum, rüzgarla silinecek kelimeleri kuma yazmakla vakit kaybedenlere özgü bu zavallı durumun içinde bulunan tek kişi olmasam bile.
Giovanni Papini
Sayfa 208 - MonoKL Edebiyat
Çirkin ve iticiydim -biliyorum ve bunu o zamanlar da biliyordum- ama yine de o çirkinliğin ve o zavallılığın altında ger­çeği bilmek, tanımak ve tamamıyla ışığa bulanmak isteyen bir ruh ve o kirli şapkanın, o dağınık saçların altında her düşünceyi anlamak, her yere girmek ve her şeyi düşlemek isteyen bir zihin
vardı; kimsenin görmediği şeylere bakmasını bilen, çoğunluğun
boş ve terk edilmiş bulduğu yerlerden beslenen bir zihin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bitik Adam
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159443
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Un uomo finito
Çeviri:
Sinem Carnabuci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl Yayınları
Herkesin sadece yemek yemek ve para kazanmakla, eğlenmek ve emir vermekle ilgilendiği bir dünyada ara sıra birisinin çıkıp şeylerin görünümünü tazelemesi, olağan şeylerin olağanüstülüğünü, banallikteki gizemi, çöpteki güzelliği hissettirmesi gerekir. Fikir ve gelenek kölelerinden, asalak ve yapmacık ukalalardan, eski efsaneleri anlatan vaazcılardan, ahlaki ve mistik hapishanelerin tutsaklarından, tüm eski sosyal normların ve tüm ortak noktaların inatçı papağanlarından oluşan çok geniş ve çok güçlü bir katmanın ortasında, bir gece uyandırıcısına, bir saf zekâ gardiyanına, kaslı bir kazmacıya; meydan ışıklarına, yeniden kazanılmış özgürlük ağaçlarına, gelecekteki yapılara yer açmak adına yakan ve yıkan iyi niyetli bir yangıncıya gerek duyulur.

İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar?

Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum ne zaman! her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.

Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgâr gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!
-Giovanni Papini-

Kitabı okuyanlar 139 okur

  • özge
  • Elif Serdar
  • Yalnız iyi delirdik
  • Ayşe Yelda Seyitoğlu
  • oluyoröylebazen
  • Muhammet Oğuzhan Yalçın
  • Naime güven
  • deniz
  • alev
  • Kitap her yerde okunur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%3.3
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%3.3
65+ Yaş
%6.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60
Erkek
%40

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.5 (13)
9
%26.5 (13)
8
%14.3 (7)
7
%16.3 (8)
6
%4.1 (2)
5
%6.1 (3)
4
%0
3
%2 (1)
2
%4.1 (2)
1
%0