Tuğba D.

Tuğba D.
@_Vanitas
12 kütüphaneci puanı
2907 okur puanı
Mayıs 2015 tarihinde katıldı
Reklam
8/10
·216 syf.·
2018 24. kitabı
Anne olmak dünyanın en mükemmel duygusu. Ama aynı zamanda dünyadaki en zor şeylerden biri. Hele ki ilk çocuksa ve yardım edip, yol gösterecek kimse yoksa... Yüzme bilmeden okyanusa dalmak gibi. Bata çıka, çırpına çırpına öğreniyorsun. Yoruluyorsun, pes ediyorsun bazen. Ama bir şekilde başa çıkıyorsun. Sonra anlamaya başlıyorsun yavaş yavaş. İşte asıl o zaman tadına varıyorsun. O zaman anlıyorsun ne harika bir varlığın sana emanet edildiğini. O miniğe doğruyu göstermek, hayatı öğretmek senin en önemli önceliğin. Çünkü onun için yalnızca sen varsın. Bu dünyadaki şansı da, şanssızlığı da sen olabilirsin. Umuyorum ki ben oğluma layık bir anne olabilirim. Onun iyi kalpli, güzel niyetli, bilinçli bir birey olabilmesi için elimden ne gelirse yapmak istiyorum. Her şeyden önce annelik konusunda kendimi geliştirmek... Bilinçli çocuk yetiştirmek adına bazı kitaplar alıp okumaya başladım. Evet, annelik içgüdülerim bana doğru olanı yaptırıyor, ama büyüdüğünde o içgüdülere dayanarak bunların üstesinden gelebilecek miyim bilmiyorum. O yüzden kendimi mümkün olduğunca hazırlamaya çalışıyorum. Kimi kitaplar gerçekten bir şeyler katıyor, kimisi de anne olduktan sonra daralan ve kıymetlenen zamanımı boşa harcamama vesile oluyor. Eyvah Anne Oldum, bana gerçek anlamda birşeyler veren, çocuğumu yetiştirirken tekrar tekrar dönüp bakacağım bir kitap. Yazarı, zaten kitabı okumadan sempatimi kazanmıştı. Kendisi "Susam Sokağı"nın yazarlarından biri :) 80 kuşağı hazır mıyız? Linke tıklayarak kısa süreliğine çocukluğumuza geri dönüyoruz :)) youtu.be/xjcJuKfZGdI Annelerimizin kaçırmadan izlediği "Ferhunde Hanımlar" dizisinin de senaristi aynı zamanda. Ve aynı zamanda bir anne! Galiba bu yüzden gerçekçi çözümler buldum ben de kitapta. Her bölümde farklı bir sorun ele alınıyor. Bu
Eyvah Anne OldumYeşim Olcay Sağtürk · Bilgi Yayınevi · 20154 okunma
Merve isimli okura yanıt verildi
Tuğba D.
MerveMerve çok teşekkür ederim 🙏🏻❤️
Bilerek, isteyerek imkânsızı sürdürmek...
Bir kayboluşun ardından geriye kalan şey, varlığın geri çekilişidir. Kişi yok olmuştur ama bu yokluk basit bir eksiklik değil varlığın kendisini geri çektiği, görünmezliğe açıldığı bir hâl olarak deneyimlenir. İşte bekleyiş bu noktada doğar. Gelmeyeceğini bilerek, hiçbir şeyin gelmeyeceği kesinliğiyle yine de beklemek. Bekleyiş bir nesneden, bir umuttan, bir gelişten yoksundur; yalnızca kendisini sürdürür. Özlemek bu deneyimin yakıcı yüzüdür. Özlenen artık geri dönmeyecek olandır. Yine de özlem o hiçliğin ortasında daha da büyür, yokluğu unutmayı reddeder. Böylece insan var olmayanı çağırarak, varlığın yoklukla karıştığı o sınırda kalır. Bu, bir delilik gibi işler. Bilerek, isteyerek, imkânsızı sürdürmek....
Osman Y. isimli okura yanıt verildi
Tuğba D.
Her şeyde olduğu gibi, bunun için de zamana ihtiyaç var. Zamanı geldiğinde...
Codex Mythica | Bölüm IV: Laios, İokaste & Oidipus
Teb’in tarihi, tanrıların sessizce dokunduğu karanlık bir çizgi taşır. Bu çizginin en derin izlerinden biri, Laios ile başlar. Laios, Teb’in Labdakos soyundan gelen meşru kralıydı, ancak taht ona sorunsuz geçmedi. Küçük yaşta yetim kaldığında tahtı amcaları gasp etti, ülke bir süre yöneticisiz kaldı. Bu yüzden Laios gençliğini dışarıda, uzak saraylarda geçirdi. Pelops’un sarayı onun en uzun durağıydı. Pelops’un himayesinde kaldığı yıllar yalnızca bir misafirlik değildi; orada yaşanan gizli bir suç Laios’un üzerine ağır bir gölge gibi çöktü. Genç Laios, Pelops’un oğlu Chrysippos’u kaçırıp ölümüne sebep oldu. Bu tanrıların gözünde bağışlanmayan bir suçtu. Kehanet çok daha önceden şekillenmişti: Kendisine ihanet eden kral, kendi soyundan gelen bir el tarafından yok edilecekti. Laios bunu unutturmaya çalıştı; ancak tanrılar unutmazdı. İokaste ile Birlik Laios sürgün yıllarının ardından Teb’e geri döndü ve tahtı yeniden aldı. Ülkeyi düzene soktuktan sonra güçlü bir ailenin kızı olan İokaste ile evlendi. Evlilikleri başlangıçta sükûnet içindeydi ancak Laios’un içinde, geçmiş günahının gölgesi hep sessizce dolaşıyordu. Zaman ilerledikçe saray ve halk bir varisin yokluğunu hissetti. Teb’in geleceği belirsizleşiyordu. İokaste uzun süre çocuk sahibi olamamıştı; ta ki bir gece tanrıların planını tamamlamak için beklediği oğul dünyaya gelene kadar. Delfoi’de yankılanan kehanet Doğumdan önce Laios Delfoi’ye gidip haber aldı. Rahibelerin sesi taş odalarda yankılandığında, kehanet açık ve kesindi: “Oğlun seni öldürecek. Kanının devamı, sonunu getirecek.” Bu söz Laios’un ruhundaki eski suçun yankısıydı. Tanrılar yalnızca cezayı bildiriyordu. İokaste’nin Bilmediği Boşluk İokaste, bebeğini kucağına aldığında kehanetin sertliğini bilmiyordu. Laios, olanları ona
Tuğba D.
Uzun zamandır Codex Mythica ile ilgilenmediğimi fark ettim bugün. Kronolojik akıştan koptum, İokaste'den devam edeceğim.