Hayatımda okuduğum en iyi modern şiir kitabı. Modern şiire karşı ön yargılarınız varsa kesinlikle kıracak bir kitap. Sıcacık duygular hissettirdi. Hele sonundaki mektuplar...Yaptığı göndermelerle de anlaşılıyor ki şairimiz solcu. Ulus'ta ,Kızılay'da yürüyüşlere katılıyor hatta bu yürüyüşlerin içinde A. Behramoğlu'nu, İ. Özel'i ve Ö. Mert'i ve SİNA AKYOL'u görmemiz mümkündür. Ölüm sebebi de bu ülkede değişmez gerçek ki siyasi düşüncesi nedeniyle kaldığı yurtta baskın sırasında öldürülmesi. Yazarımızın 9 yaşından beri çektiği bir rahatsızlık da var üstelik OSTOMYOLİT (sağ bacağında kemik hastalığı) Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'a gönderme yaptığı şiirlere bayıldım sözü uzatmanın anlamı yok. Kısaca beğendim.
Dostoyevski mi, Nazan Bekiroğlu mu, Ulysses mi derken az biraz da C2H6O'nun etkisiyle şiir kitaplarına bakayım dedim hazırdaki. Arkadaş Zekai Özger'i duymuş, görmüştüm bir iki şiirini. Uzaktan da olsa biliyordum hayatını. Şimdi burada anlatılmaz, bu akşama gitmez her şeyin üstüne bu trajedi. Sakalsız bir oğlanın tragedyası üzerine bir kaç yayınlanmamış şiiri bir kaç mektup bir iki de yazı var bu kitapta. İsteyene gönderebilirim soft olarak, sonuçta kendisine bir yararı yok kitabın. Hayatını anlatıp ajitasyon yapmaya gerek yok arkadaşın -şiirleri/hatta mısraları yeter diye düşündüm bundan sonrası için. Ama hüzünlü dizeler değil -çok var normalde- herkeste çok var ağlatan dizeler. Arkadaş'ı güzel hatırlayın diye mutlu dizeleri koyuyorum bundan sonraya. Güzel olsun bari bu akşam.
Ben normalde şiir seven birisi değilim, (merak ediyorum, bende mi bir acayiplik var, yoksa şiir yazmaya çalışan herkes için geçerli mi bu saçmalık) ama bir kaç kişi var şiirleri hoşuma giden, bu kitap da öyle. Şu an “Morgenrot” diye bir şey çalıyor Spottify'da. Amme hizmeti olarak linki de ekleyeceğim buraya. Arka plan iyi gider arkadaşın mısralarına.
youtube.com/watch?v=1LaF5zU...
sayın bayan dursanıza gözünüze kuş kaçmış
bu bıyık hiç gitmemiş sesinizin rengine
sakalınız uzamış inmiş ta belinize
at kuyruğu yapınız ya da örgüleyiniz
kedinizin bıyığını usturayla kesiniz
yanaklarım bileytaşı ispirto sever misiniz
o zaman tüm köşeleri kapıcaz
tüm yıldızları biz topluycaz gökyüzünden
çıngıraklı şeytanlara tısss diycez bir bir
bir bir cımbızlıycaz kötülükleri ellerinizden
elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım
bir gün ben
çocuk olucam.
Bir şiir kitabından fazlası sözünün bile yetişemediği bir ufuktan bakıyorum bu "Şiir" kitabına..
Arkadaş Zekai Özger Öyle güzel ve dokunaklı şiirlerle başlayan şiirleri, Akabinde çok güzel ve detaylı bilgilerin içerdiği mektuplarla Arkadaş Zekai Özger'i anlatmaları hayatı,sosyal yaşamı, arkadaşlık ilişkileri hakkındaki detaylarla süslenmiş sadece şiir kitabı olarak değil, bir hatıra defterin gibi okunacak anlamlı ve edebi olarak çok dolu bir eser olduğunu düşünüyorum...
Keyifli okumalar Herkese.
Türk şiirinin aykırı sesi Arkadaş Zekai Özger’in "Sevdadır" kitabını bitirdim. Dürüst olmak gerekirse kitap beni pek açmadı; hatta yer yer sıkıldığım için bazı sayfaları atlayarak okudum. Şiirlerin o uzun, darmadağınık ve fazla bireysel dertleşme hali benim şiir zevkime ve aradığım estetik ritme hitap etmedi.
Ancak bu durum kitabın değerini azaltmıyor. 25 yaşında ölen şair, dönemin kalıplarını yıkan, kuralsız ve çiğ bir dille yazmış. Benim gibi rafine bir şiir mimarisi arayanları sıksa da; toplumsal normlara meydan okuyan, yalnızlığı, ötekileştirilmeyi ve sokağın çıplak acısını hissetmek isteyen okurlar için bu kitap bir başyapıt olabilir.
Özetle; benimle şair arasında o büyüleyici bağ kurulmadı ama "Sevdadır", şiirde kural tanımayan ve hüzünlü bir başkaldırı arayanların mutlaka şans vermesi gereken bir eser.
İlk defa bu kadar üst üste Arkadaş şiirlerini okudum.. Hüznü ilmek ilmek işledi içime. Keşke bu kadar erken gitmeseydi daha çok yazabilseydi, daha çok okuyabilseydik..
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu öğrencisidir Arkadaş. 1948 Bursa doğumludur. Şair olarak bilinir üniversitede. Ama devrimci mücadelenin de hep içinde olmuştur.
ODTÜ, Hacettepe ve SBF Öğrenci yurtları birbirlerine yakın tarihlerde polisler tarafından basılır. 24 Ocak 1971 SBF Yurt Baskını sırasında Sinan Kazım Özüdoğru, içeriye, yurtta kalanlara seslenir, “Arkadaşlar…” der, “çıkmak isteyen çıksın, kapıları kapatıyoruz.” Arkadaş Zekai Özger, çıkmayanlardandır.
Yaklaşık 300 öğrenci ile, sekiz saat boyunca yurt savunması yapılır. Daha fazla dayanamaz içeridekiler, silahları yoktur, sopaları yoktur. Kapıları kilitleyerek içerideki malzemelerle savunurlar kendilerini. Polislerin yardımına sivil faşistler gelmiştir. Yaralılar çoktur. Daha fazla direnemez Arkadaş ve diğerleri. Dışarıda, polis-sivil faşist işbirliği ile oluşturulan kordondan coplanarak, kaba dayağa maruz kalarak gözaltına alınırlar. Arkadaş da diğerleri gibi gözaltında işkenceye maruz kalır.
İşte başındaki ağrılar bu yurt baskınından ve gözaltı sürecinden kalmadır Arkadaş’ın. Kız kardeşine bir gün: “Biliyor musun, bir gün dayanılmayacak kadar ağrıyor. Sanki kafamın içi sallanıyor, boşalıyor gibi. Acaba kötü bir şey mi var?” diyecektir. Ama kız kardeşinin “Derhal bir doktora görün” tavsiyesini de hep ihmal edecektir.
Sonrasında bu yurt savunmasını, arkadaşlarıyla birlikte yaşadıklarını “Adak” şiirinin konusu yapacaktır Arkadaş.
“biz üçyüz yurtseverdik
bir gün sularken çiçeklerimizi
üçbin kişilik düşman ordusu
ve onun paralı sivil askerleri
saldırdılar yurdumuza”
5 Mayıs 1973’te, Ankara Kızılay’da Meşrutiyet
Arkadaş...
Ne de güzel isim değil mi ? Ismini kulağına kendisi üflemişti diyor arkadaşı. Özelliği isminden belli gencecik bir beden, elbette eceliyle ölmüyor, ülkemizin muhteşem (!) özgürlük anlayışı eşliğinde 71'deki yurt baskınında başına aldığı ağır darbeler sonrası beyin kanaması geçiriyor.
Arkadaş, 25 yaşında göçüp gittiğinden beri bu dünyadan yüreğinin sesi yankılanmaya devam eden, olduramadığımız şairimiz.
"iyiliksever şeyhim size bir sürprizim var
kırk karınızdan kırkıyla yatmak istiyorum bir gecede
bana şeyinizi ödünç verir misiniz" satırlarını yazacak kadar muzip;
"geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor" dizeleriyle muhteşem içli, duygulu (Hüzün Mevsimi) bir adam.
Eminim "her insan bir umuttur, ama her umut bir olasılıktır." derken kendi ölüm olasılığını hesaplamamıştı. Gerisinden kalanlar oldukça umut dolu oysaki.
Senin şiirlerin ne güzel, Arkadaş:)
Her defasında evet en iyi şairleri keşfettim diyorum, ama önüme hep tesadüfen daha iyileri çıkıyor :) çok çok beğendim şiirleri. Derin anlamlı, yalnızlık ve hüzün ağırlıklı şiirler. Kelimeleri kullanım şekli mükemmel. Mutlaka okunmalı. Şiir severler, tam sizlik.
Tavsiye üzerine okuduğum ve beğendiğim bir kitap şiir kitabı için nasıl bir inceleme yapabiliriz bilmiyorum ama beni etkilediğini başarılı bulduğumu söyleyebilirim şiir sevenler için ideal bir kitap
Normalde şiir kitaplarını kafa dağıtmak için diğer kitapların 'teneffüsünde' okuyan biri olarak ilk defa bi' şiir kitabını baştan sona okuduğum için kendim de şaşkınım.. Bunda şairin yalın dili, hoş uslübu kadar ilginç hayatı da etkili oldu.
Arkadaş, ismini kendisi koymuş.. Kendisini insanlığın arkadaşı olarak görmek istemiş belki de. 70'lerdeki kargaşalardan o dönemin çoğu üniversite öğrencisi gibi nasibini almış, bu atmosfer de şiirlerinin hayat bulmasında etkili olmuş. Ardından 73'de beyin kanamasından vefat etmiş kendisi. 25 yaşındaymış. O genç yaşta böyle güzel şiirler çıkarmış ortaya.. İki cümlede bir durup düşündürttüyor, her satırını çizmek istiyor insan.
Bir de kitabının adı "Sakalsız bir oğlanın tragedyası" olsun istiyormuş. Ölümünden sonra basıldığı için kitap ilk baskılarda başka isim koymuşlar..öyle işte
Kasım ayının şiir yolculuğuna beraber çıktığım kitap Arkadaş Zekai Özger’in Sevdadır isimli kitabı oldu.
Kitap aslında şairin ölümünün ardından derlenmiş ve yayımlanmış öyle ki kitabın ilk 90 sayfası Arkadaş Zekai Özger’in ailesi, yakın çevresi ve arkadaşlarının şaire yönelik anılarını anekdotlarını içeriyor.
Trajik bir ölümle aramızdan genç yaşta ayrılan şairimiz üniversite yıllarından itibaren toplumsal ve siyasal olaylardan kaçmamış meydanlarda, sınıflarda sesini çıkartmış ve haksızlıklara boyun eğmemiştir. Anlatılan anılardan yaptığım çıkarım ve raporlar doğrultusunda ölümüne sebep olan kazada da üniversite yıllarında yurt baskınında başına aldığı darbelerin oluşturduğu lezyonlar sonucunda denge kaybı yaşamış olduğu da ortaya konmuş.
Pek çoğumuz şairi “Pencereyi kapama gök dolabilir içeri” dizesiyle başlayan şarkıyla tanır öyle biliriz. Fakat şairin şiirleri hayat hikayesi mektupları ve anıları tek bir şiirde ya da parçada anlatılacak boyutta değil.
Okurken etkinlendiğin alıntılar paylaştığım imgeler kazandığım bir şiir yolculuğu oldu.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. TRT'nin Ankara bürolarında çalıştı. 1970 öncesinde okulunun polislerce basıldığı bir gün, çıkan olaylarda başına ağır darbeler aldı. Aradan yıllar geçtikten sonra 5 Mayıs 1973’te sokakta ölü bulundu. Beyin kanamasından öldüğü belirlendi. Arkadaşları, ölümünü okulun basılması sırasında başına aldığı ağır darbelere bağladılar. Dergi ve gazetelerde yayınlanan şiirleri ölümünden sonra "Şiirler" adlı bir kitapta toplandı (1974). Daha sonra aynı kitap "Sevdadır" adıyla Mayıs yayınlarınca Mart 1988’de yayınlandı. Şiir yazdığı yıllardaki üniversite ortamının da etkisiyle ölüm ve cinsellik konularını sık sık işledi. Çoğu arkadaşının aksine dönemin sert siyasi şiir geleneğine uymayıp kendi yalnız yolunu oluşturduysa da ölümünden sonra adı akıllarda kalan arkadaşları değil o olmuştur. Tahir Abacı'nın da dediği gibi en çok da Arkadaş'a yakışmıştır bu kimlik.
Arkadaş Zekai Özger adına, İzmir'de Mayıs Yayınları tarafından 1996'dan bu yana her yıl şiir ödülü verilmektedir.