Kadından Kentler

8,0/10  (54 Oy) · 
235 okunma  · 
54 beğeni  · 
2.091 gösterim
Kadından Kentler, Murathan Mungan'ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı.
(Tanıtım Yazısından)

izmir
Sabahın bu erken saatinde İzmir bambaşka görünüyordu gözüne. Nurhayat, Ömer Çavuş Kahvesi'nde oturduğu masada birdenbire her şeyi yeniden gözden geçirmesi gerektiğini hissetti. Emin olmak ne demekti? Bir kadın ne zaman emin olurdu? Cuma günü onu istemeye geleceklerdi ve Nurhayat şimdi bu evliliği isteyip istemediğinden emin değildi.
adana
Havalandırma serinliğinin dışarıyı unutturduğu otelin kapısına çıktıklarında vahşi Adana sıcağı yüzlerine olanca acımasızlığıyla çarparken, Emine için gün çoktan bitmişti aslında. Bir başkasının filminde konuk oyuncu olduğunu bilmenin ısmarlama adımlarıyla Gülsüm'ün ardı sıra basamakları indi. Kapıda onları bekleyen son model Mercedes'in içinden fırlayan şoför, gösterişli bir saygıyla eğilip kapıları açtı. Üniformalı değildi ama hareketleri üniformalı gibiydi. Beyaz gömleği son düğmesine kadar iliklenmiş, koyu renk boyunbağı bağlamıştı; gömleğinin kısa kollu olmasından başka havayı hafifletecek bir şey yoktu üstünde.
trabzon
Trabzon burması bu! Bunun ne demeye geldiğini en çok anasından biliyor. Trabzon burması demek, gelecek demek. Umut demek. Bütün bir hayat demek. Şimdi karşısında bir ölünün bileğinde ışıldıyor. Birdenbire bunca yoksulluğun ortasında ışıyan bilezik, bu ölümü başka türlü anlamlandırıyor gözünde. İçi kamaşıyor...
bursa
Esme, Bursa'daki ilk kışlarında, yerli melodramların Uludağ sahnelerinde üzeri çok motifli rengârenk kazaklar giyen Yeşilçam jönlerine nazire, Engin'e doğum gününde böyle bir kazak almayı düşünmüştü. Sonra vazgeçmişti ama düşüncesi bile onları eğlendirmeye yetmişti. Hayal işte! Şimdi yakası beyaz kürklü taba rengi kabanıyla getiriyordu Engin'i gözünün önüne...
samsun
Bazı hikâyeler parça parça gün ışığına çıktıkça özel bir güç, gerçeküstü bir nitelik kazanır. Songül'ün kayınvaldesinin hikâyesi de biraz böyle. Bazen hiç tanımadığınız bir ölü, ansızın hayatınızda yer kaplamaya başlar. Şengül, sanki bilinmez bir yazgının yönlendirmesiyle Samsun'a kadar bu kadının hikâyesini dinlemek için gelmişti....
amasya
Yeşilırmak kıyısındaki çay bahçelerinden birinde buluşacaklar. Sakin akan ırmağın yeşiline dalmış olan Güzel, evlendikten sonra Cem'le birlikte Edirne'ye Nihal Abla'yı ziyarete gidişlerini düşünüyor. Zamanla herşey unutulmuştu. Akıp giden bu ırmak gibi her şey akıp gitmez mi?
ankara
Ertesi gün cebimde sahte bir kimlikle Kızılay'da, bilirsiniz, Kocabeyoğlu Çarşısı'nın yanı başındaki Tansel Plak'a gittim. Yeniyetmeliğimin, gençliğimin Ankara'sının önemli uğrak yerlerinden biriydi. Aranıyor olmak, "biri olmak" demekti ve ben kısa bir süre için de olsa, şu bulanık kalabalığın içinde amaçsız dolaşan rasgele biri olmak istemiştim. Zafer Çarşısı'nın kitapçıları da burnumda tütüyordu ama şansımı zorlamamalıydım. Bilmeyen yoktu. Gizli polisler orada cirit atıyordu...
sinop
"Sinop'a geldiğinizde mutlaka beklerim. Evimizin penceresinden Sinop Kalesi görünüyor bir görseniz! Dalgalar, deniz! Nasıl anlatsam! Yağmurlu havada başka, güneşli havada bir başka." Gülümsüyorum. Bayramda anne-babasının eline öpmeye gelmiş Seher. Bu, evlendikten sonraki ilk bayramları...
afyon
"Afyon İkbal Tesisleri'ne hoş geldiniz" diyen anons çınlıyor kulaklarda: "Denizli istikametinden gelip, İstanbul istikametine gitmekte olan Kanat Turizm'in değerli yolcuları, otobüsünüz yarım saat çay molası vermiştir." Gözleri Mecnun'u arıyor. Bugün niye yok ortalarda? Yoksa? Onu göremediği her seferinde yüreğini sinsice yoklayan bu korku...
kırşehir
Hayat Hanım her haliyle adının hakkını veren "hayat dolu" bir kadındı. Hiçbir şehirde iki üç yıldan fazla yaşamaz, her seferinde yeniden taşınırdı. "Oturmadığın vilayet kaldı mı?" diye soranlara, "Olmaz mı canım? Var elbette. Ben doğduğumda memleketimizin 67 vilayeti vardı. Biz böyle bildik, böyle öğrendik. Her kasaba irisini böyle kolayından il yapmaya devam ederlerse, hepsine yetişemeden ölüp gideceğim," diye hayıflanıyormuş gibi yapar, arkasından o ünlü kahkahalarından birini patlatırdı.
erzurum
Suna'nın bavullardaki fotoğrafları ilk görüşü değildi. Erzurum'a geliş gidişlerinde birkaç kez el atıp bakmışlığı vardı. Şimdi onları her eline aldığında kafasını kurcalayan, zihnine üşüşen olguların bir teki bile o zaman aklına gelmemiş, hatta üzerinde durulmaya değer bile bulmamıştı. Değişen neydi öyleyse? Bu fotoğrafların içini ancak şimdi görmesini sağlayan neydi?
diyarbakır
Başkomiserin kendisini içeri çağırmasını beklerken Aslı'nın gözleri oturduğu bankta. Yer yer boyaları soyulmuş. Hani nasıl adlandıracağını bilemediğin ara renkler vardır ya, öyle. Şimdi içeri çekip polis zoruyla sorsalar, "Söyle bakalım kızım, ne renktir bu," söyleyemezsin. İnsan zihni ne tuhaf! Neler düşünüyor? Polisin burada, Diyarbakır'da sorduğu, sorabileceği sorular düşünüldüğünde ne kadar saçma şu aklından geçenler! Yoksa o kadar da saçma değil mi?
kayseri
Lüks Terzi'nin Kızları derlerdi o zamanlar üçüne birden. Laf aramızda kalsın en alımlıları ortancası Sofya! Sofya dediğime bakma, asıl adı Mualla tabii. Peki adı niye Sofya kaldı diyeceksin? Bir düşün: Değil Kayseri'de, değil Türkiye'de, dünyada kaç kadın vardır Sophie Loren'e bu kadar benzeyen? Onu görsen. O zamanların Kayserisi de başkaydı. Şimdiki gibi on dördüne varmadan mantoya girmiyordu kızlar...
gümüşhane
Kapıyı açan kadına, "Sen Asiye misin?" diye sordu. Birbirlerini tartan bakışlarla baktılar kısa bir süre. Kapıyı çalan genç kadın kimi aradığını çok iyi biliyor, kapıyı açansa diğerini tanımıyordu. Başından azıcık kaymış tülbentini sıkılarken "Evet Asiye benim," dedi kadın, "ne vardı?"
mersin
Karısı ölmüş yakın zaman önce, çocukları evlenmişler zati, kimi Mersin'den gitmiş, kimi ayrı eve çıkmış. Pozcu Mahallesi'nde yeni bir ev aldım, koca evde tek başına yalnızlık çekilmiyor, dedi, gel evlen benimle. Önce alay ediyor sandım. On dört - on beş yaşın hevesi kalır mı bunca sene? Kalırmış meğer. Kaderim Mersin'deymiş, bilememişim.
istanbul, esenler otogarı
Az sonra daha sakin sayılabilecek bir sesle, "Vardığımızda bana haber eder misin kızım," diyor. "Ben yol iz bilmem. Geçmeyeyim Elazığ'ı." "Merak etme teyze," diyor Zozan. "Uyusan bile, ben uyandırırım seni." "Gözümün uyku tutacağını sanmam," diyor kadın. Zozan en azından bu sefer çok daha neşeli bir yolculuk hayal etmişken kendisi için, yanına oturan şu mahzun görünüşlü, kederli kadının varlığıyla içinin bulutlandığını, yüreğinin çatallanıp ağırlaştığını hissediyor.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    296
  • ISBN:
    9789753426657
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Okuduğum ilk Mungan kitabıydı. Yadigar dedi okuyalım diye, tamam okuyalım dedim. Başta roman zannettim, sonradan fark ettim hikaye kitabı olduğunu. Hikayelere daldığım şu zamanda bundan daha iyisi olamazdı sanırım.

Klasik edebiyat denen şeyin en üst seviyesi Proust’tur. Onun etkilemediği yazar yoktur neredeyse. İlk hikayeden son hikayeye kadar zihnimden hep şu geçti; Mungan’ın en sevdiği yazar Proust kesinlikle. Her cümlesi bu düşüncemi doğruladı. Mungan, cümleleriyle duyguların altında yatan nedenleri gün yüzüne çıkarmış. Yapmacık davranışlarla epeyce uğraşmış. Yapılan her eyleme bir sebep belirlemiş. Okur, yazarın kalemi karşısında köşeye sıkışıyor. Bunu kendine has bir şekilde yapmayı başarmış mı diye düşünüyorum ama şimdilik cevabım net değil. Okuduğum bir cümlenin Mungan’a ait olup olmadığını söyleyemem henüz ama Proustvari cümlelerinin hakkını her yerde veririm.

Hikayelerimizin kahramanları kadınlar. İtelenmiş, terk edilmiş, kötü yola düşmüş, savaşan, dik duran- durmaya çalışan, genç, yaşlı, zaman zaman mutlu olabilen ama hayatı önemseyen kadınlar… Geçenlerde yeni tanıştığım bir kadına şöyle demiştim; erkeğin en gelişmişi bile bu dünya için zarardır halbuki kadının en basiti bile dünyayı tazeler. Çok hoşuna gitmişti cümlem ama sevsin diye söylememiştim bunu, gerçek düşüncem budur. Kadınların dik durduğu ve kendini geliştirdiği bir dünyanın değişeceğini ve ferahlayacağını düşünürüm. Hiç var olmadığını düşündüğüm anaerkil toplumun bir gün gerçekleşmesini diliyorum. Belki o zaman saçma erkek hegemonyasının sebep olduğu zulmün, nedensiz savaşın sonu gelir ve daha yaşanılır bir dünyada yaşarız.

Her bir hikayede kendimi farklı bir yaşamda buldum. Detaylıca düşünülmüş kurgu okuru ele geçirmeyi başarıyor. Usta bir kalemin varlığını hissedebiliyorsunuz. Belki de Mungan’da bulamadığım tek şey, cümlelerdeki kadınsallıktı. Kadınların ağzından dinlediğimiz hikayelerin erkek elinden çıktığı çok belliydi. Elbette bir erkeğin hayata kadın gözüyle bakabilmesi çok zor ama amaç kadın gibi yazabilmek… Yine de kadınların yaşadığı sorunlar ve farklı yaşamlar etkili bir şekilde işlenmiş.

Mungan sevdiğim yazarlar arasına girdi. Kitaplarını okumaya devam edeceğim. Mungan’ı tanımamış okurlar bu kitabıyla başlayabilir diye düşünüyorum çünkü bir yazarı en güzel hikayeleri tanıtır.

Yadigar Soydan 
18 May 07:50 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum ilk Mungan kitabı. Uzun zamandır yazarın kitaplarını okumayı düşünüyordum fakat bir türlü denk gelmemişti okumak nedense. En sonunda yazarın bu kitabını aldım, özellikle neden bu kitap onu da bilmiyorum açıkçası.. Ama iyi ki bu kitabı ile başlamışım yazarı okumaya dedim kitap bittikten sonra.. Bu kitabı okurken bana eşlik eden Hakan Hocam'a da teşekkür ediyorum..

Kitabı okurken yazarın dili resmen beni kitaba çekti. Hani bu da ne demek şimdi derseniz; cümleleri okurken o kadar keyif aldım ki, betimlemelerine, cümlelerin yapısına, yazarın anlatımına gerçekten bayıldım.. Rahatlıkla anlaşılabilir cümleler fakat bu çok yalın bir anlatımı olduğunuzu düşünmeye neden olmasın. İçeriğini tam olarak anlamak için kitabı dikkatli okumak gerekir.

Burdan sonrası spoiler içerir. :))

Birbirinden bağımsız olduğu düşünülen 16 hikayeden oluşuyor kitap. Her bir hikayenin ana kahramanı bir kadın. Kadınların genellikle; geçmişteki iyi ya da kötü yaşantılarını, geçmişe ait duygularını, pişmanlıklarını, geleceğe dönük hayallerini anlatmış.. Her bir hikayede farklı yaşanmışlıklar, pişmanlıklar, hayatı irdelemeler, geleceğe ait beklentiler..

Birbirinden bağımsız olarak görünen kadınların dilinden anlatılan on beş hikaye, kitabın sonunda kadın kahramanların hepsinin Esenler Otogarı'nda bir arada bulunması ile hikayeler tamamlanmış oluyor. Bu hikâyeyi okurken yıllar önce okuduğum Buket Uzuner'in "İstanbullular" kitabını anımsadım. Onda da buna benzer bir durum söz konusu idi. Kitabı okurken çok büyük bir keyif aldım, keşke Mungan'ı daha önce okumaya başlasaydım dediğim anlar oldu. Bundan sonra keyifle okuyacağım bir yazar olacak..

Doğan Yalçın 
08 Nis 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Mungan üretken bir şair,bir romancı, bir öykücü. Mungan devrim ruhlu bir düşünür. Var olanları hayallerle beraber harmanlayan, gerçekleri ve hayalleri anlattıklarında eriten, okuyucuya "Ya evet ben bu karakterleri burada, orada, şurada görmüştüm " dedirtecek bir yazar. Mungan dillinin hakkını veren ender yazarlardan, şairlerden biridir. Kimi zaman dilli yüzünden eleştirildiği de olmuştur.
Kitaba gelecek olursak; bu kitapta entelektüel kadınlar, taşralı kadınlar, vicdanı körelmiş kadınlar, devrim ruhlu kadınlar, saf muzip ruhlu kadınlar, güzel kadınlar ve de çirkin kadınlar bulacaksınız. Her kadının bir hikayesi, her hikayenin bir şehri, her şehrin kültürü, her kültürün güzel ve çirkin yanlarını bir arada bulacaksınız. Bulduklarınızı anlayacak, anlattıklarınıza hak verecek, hak verdiklerinizi de sokakta göreceksiniz. Bazı hikayeler sıkıcı olabilirken, bazılarında zaman kavramının yok oluşuna tanıklık edeceksiniz. Mungan'nın en sevdiğim ve benimsediğim, her hikayenin başında not tutuğum kitabı oldu.

mehmet aysu 
09 Ara 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 6/10 puan

Birbirinden farklı yaşantıları olan, farklı bakış acıları, farklı umutları ve mutlulukları olan kadınların hikayelerinin yer aldıgı güzel bir kitap. Bir kaç bilgi yanlışı dışında (belkide basım hatasıdır) olumsuz etki oluşmadı bende okunmaya değer :D

Azer Bağatur 
01 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kadınların hikayesiydi gerçek anlamda. Yazar farklı hayatlarda aynı duyguya sahip kadınları çok güzel bir dille ele almıș. Unutulmazlarım arasına girdi bile.

Ebru Hacıalioğlu 
08 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Kadından Kentler" sıcacık bir "an" kitabı. Sıradan kadınların bir ve/veya birkaç anlarını harmanlamış Murathan Mungan. Sıcak, rahatsız edici, hüzünlü, sarsıcı "an"lardan oluşuyor ve tüm "an"ların ortak bir "an"ı ile bitiyor kitap. Hayatta ufacık bir iz bırakabilmek için ne çok, ne basit, ne tuhaf "an"lar yaşamak zorunda kalıyor kadınlar, kitap boyunca bunu düşündüm. Aslında ne basit şeyler yaşıyoruz ama ne denli etkiliyor bizi ki bir biblo kırılmasıyla yıkılabiliyor dünyamız.

Ahmet Kara 
 12 Tem 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Murathan Mungan'ın (Yedi Kapılı Kırk Oda'sından sonra) okuduğum ikinci hikaye kitabı oldu, keyifle okuduğumu söyleyebilirim. Yedi Kapılı Kırk Oda'yı okurken zorlanmıştım, ama Kadından Kentler'de özellikle kelimeleri ustalıklı kullanmasına ve kadınlara dair tahlil ve tasvirlerine hayran kaldım. Kitapta 16 hikaye yer alıyor, büyük kısmını büyük keyifle ve bir çırpıda okudum. En beğendiğim hikayeler sanırım "Hayat Hanım, İlk Tayin" ve "Annemin Çektiği Fotoğraflar" oldu.

DERYA 
28 Mar 00:46 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Kitap birçok hikayeden oluştuğu için baştan hevesim kaçtı...ben kitaplarda bütünlüğü seviyorum...belli olayları belli kahramanları ve birbirine bağlanma sürecini sevdiğim için yazarın dili ve akıcılığı güzel olsa da ben çok sevmedim...

SelinGuzel 
10 Eki 2015 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Türkiye'nin dört bir yanından içe dokunan kadın hikayeleri. Evlilik, aşk, aile olmak, annelik üzerine birçok konuyu irdeleyen kısa öykülerden oluşuyor. Murathan Mungan'ın güzel kitaplarından biri. Tavsiye ediyorum.

Kıymet tuş 
31 Oca 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Birbirinden farklı hayatlar, farklı yerler, farklı duygular. Tek ortak nokta kadınlar. Murathan mungan'ın bu kitabında kısa bir çok hikaye ile karşılaşacaksınız.

2 /

Kitaptan 60 Alıntı

Ferah 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Annesi arada bir “Hayatla romanları ayırt edemeyeceğini bilseydim, zamanında oku kızım oku kızım diye başının etini yemezdim” diye uyarırdı. Ama hayatla karıştırılmayacaksa romanlar niye okunsundu ki?”

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 67)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 67)

Gençken okunan kitaplarda insan zamanı fark etmiyor. Kitaplar senden zamanını bekliyor.

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 185 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 185 - Metis Yayınları)

“Her şeyi konuşmak iyidir sanıyorlar şimdilerde. Halbuki insan münasebetlerinin çoğu kelimesiz halledilir.”

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 108)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 108)

Yaşamı, geri kalanıyla değil de keşke sadece yeni başlangıçlarla tarif edebilseydi insan!

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 280 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 280 - Metis Yayınları)

Bugünün şakası, yarının gerçeğidir bu memlekette. Bu gazeteler niye hala ayakta sanıyorsunuz?

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 207 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 207 - Metis Yayınları)

Kaçamıyordunuz, hiçbir yere kaçamıyordunuz. Ardınızdan geliyorlardı.

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 56 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 56 - Metis Yayınları)

Bir müziği hatıralarımızla severiz çünkü. Bütün bir çocukluğumuzla severiz.

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 123 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 123 - Metis Yayınları)
Yadigar Soydan 
17 May 21:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Peki sen nasıl erkek seversin?" diye soruyor arkadan seslenen birileri. "Aman benim erkek sevecek halim mi kalmış," diye itiraz edecek oluyorsa da eklemeden edemiyor: "Anamın bir sözü vardı, 'Güzel adam seven cezasına katlanır,' diye. 'Erkeğin çirkinini seveceksin.' Dinlemedim. Hangi kız ana sözü dinlemiş ki ben dinleyeyim?"

Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 233 - Metis Yayınları)Kadından Kentler, Murathan Mungan (Sayfa 233 - Metis Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

Kitaba Dönüşen Murathan Mungan
Kitaba Dönüşen Murathan Mungan Geçtiğimiz yıl yazın hayatının 40. yılını kutlayan Murathan Mungan, SALT ve Robinson Crusoe 389 iş birliğinde düzenlenen “Kitaba Dönüşmek” serisinin altıncı programının konuğu oluyor.