Adı:
Yüksek Topuklar
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
527
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423618
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir günümüz kadın prototipi olan minik Tuğde ile yaşadıkları roman kahramanı açısından zengin ama ıstıraplı bir deneyime dönüşüyor ilerleyen sayfalarda.

Yüksek Topuklar, Murathan Mungan'dan İstanbul, özellikle de Beyoğlu ekseninde gezinen uzun bir gözlem ve deneyim kılavuzu olarak okunabilir.
Okuduğum ikinci Mungan kitabı. Yazarın bu kitabını çok duymuştum, ama okumaya karar vermeden önce sitedeki incelemeleri okuduktan sonra farkettimki; iki kısım var kitap ile ilgili incelemelerde. Bir kısım kitabı çok beğenmiş ve kitabı öneriyor diğer kısım ise kitabı hiç beğenmemiş. Bende okuduktan sonra karar vermek istedim ve bazı kişisel nedenlerden ötürü 10 günde okudum kitabı. Ama bittikten sonra gördüm ki, kitabı beğenmeyen kesim bence kitabı tam olarak anlayamamış ya da anlatıların altında yatan ironiyi, kurguyu, düşünceyi görememiş; kitabın içine girememişler yani.
Kitaba gelirsek. Gerçekten okurken büyük bir keyif aldım, çoğu yerinde kendi hayatımdan, olaylar karşısında hissettiğim duyguların nasıl bir erkek tarafından bu kadar hissedilerek yazıldığına şaşırdım kaldım. Okurken hep aklından geçen düşünce; nasıl bir erkek yazar; kadınları bu kadar iyi anlatabilir. Kitabın konusu kadınlar. Farklı sosyal statüye, eğitim düzeyine, yaşam standardına sahip kadınlar ve onlarla bir şekilde hayatı kesişen erkekler.. Zevkle okudum, kadınların hissettiklerine neler yaşadığını görüp hissetmek isteyen erkeklere farklı bir acıdan bakış açısı kazandıran bir kitap olacağını düşünüyorum.
" Yeryüzünde hiç bir kadın bir erkeğin kaderini baştan aşağı değiştiremez ama herhangi bir erkek herhangi bir kadının kaderini baştan aşağı değiştirebilir. " Bu alıntıyı daha önce görmüş ve çok beğenmiştim. Sırf bu söz okumama vesile oldu bu kitabı. Ama beklediğim kadar iyiydi diyemem.Gereksiz yere konuyu uzatmış, sayfa doldurmaya çalışmış. Bir kadının evine misafir olan bir çocukla geçirdiği 5 günü anlatıyor kitap. Anlatıların müsebibi 5 yaşında bir kız çocuğu. Ama öyle noktalara vurgu yapmış ki yazarın erkek olduğunu unuttum okurken. Bir erkek bir kadını nasıl bu kadar iyi tanır diye düşünüp takdir ettim. Okumamış olmanız size bir şey kaybettirmez. Okumasanız da olur, elzem bir kitap değil.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.256 Oy)19.002 beğeni43.214 okunma2.982 alıntı182.243 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.868 Oy)8.819 beğeni26.241 okunma2.646 alıntı114.186 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.542 Oy)9.048 beğeni25.256 okunma1.558 alıntı125.887 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.677 Oy)13.371 beğeni34.410 okunma3.377 alıntı145.499 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (4.927 Oy)5.614 beğeni18.441 okunma894 alıntı93.924 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.679 Oy)11.420 beğeni28.421 okunma1.557 alıntı149.032 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.222 Oy)5.864 beğeni15.527 okunma1.750 alıntı66.691 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.519 Oy)8.800 beğeni28.589 okunma827 alıntı139.072 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.445 Oy)7.847 beğeni21.301 okunma3.975 alıntı128.738 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.272 Oy)5.120 beğeni18.779 okunma814 alıntı77.436 gösterim
Yarım bıraktığınız ve 10 yıl boyunca okumadığınız bir kitabı yeniden ele almak oldukça zordur. Murathan Mungan'ın "Yüksek Topuklar"ı bu şansızlığı yaşadı benim için. Aslında 10 yıl önce de çok keyif veren, sürükleyen, etkileyen bir kitabı sindire sindire okuma çabası içindeyken, şu an hatırlayamadığım bir sebeple yarım kalmıştı bu roman. Kitabı yeni okuyuşumda, daha önceki okumamda oldukça yol aldığımı ve kitabı tahmin ettiğimden daha fazla hatırladığımı fark ettim. Hatta, hayatın birçok kez bana bu kitabı hatırlattığını, ama benim kitabı anımsamama karşın, zihnimde biriktirdiklerini gizli gizli kullandığımı anladım.

Belki daha doğru bir ifade ile, kitabın baş kahramanı Nermin’in çizdiği kadın profillerini, yaşamda karşılaştığım bir çok kadında yakıştırmaya çalıştığımı, hatta bazen profillerden harman yaparak yeni profiller yarattığımı fark ettim.

“Yüksek Topuklar” isminden başlayarak bir kadın kitabı. Bir kadın gözüyle bakacak olursak, kadınlığın tüm foyasını, açıklarını, zayıflıklarını, hassaslıklarını ortaya koyan bir eser. Bir kadın olsam ve karşımdaki erkeğin de bu kitabı okuduğunu bilsem kendimi fiziksel olarak değil ama ruhsal olarak çıplak hissederdim. Ama diğer yanı ile, kendi bulunduğum noktadan, yani bir erkek gözü ile baktığımda kitabı okudukça kadınlardan daha fazla ürktüğümü söyleyebilirim, 5 yaşında olsalar bile. Zannedersem kitapta kendime en yakın bulduğum kadın karakter, kitabın kahramanı Nermin oldu. Nermin için bir anti-kahraman demek daha doğru olur sanki. Evet, beş yaşındaki Tuğde açısından bakınca tam bir anti-kahraman.

Kitabın kahramanı Nermin'in beş günlüğüne hayatına giren beş yaşındaki Tuğde ile macera olmayan maceralarını içeren bu kitap, aslında Nermin'in hayatına giren tüm kadınların biyografisini içeren eser sayılabilir. Nermin bu beş günde karşılaştığı ya da zihninde hatırladığı tüm kadınları, tüm kadın tipolojilerini, kadın çeşitliliğini önümüze seriyor.

Nişantaşı, Teşvikiye bölgesinde yaşayan burjuva sınıfından bir baba ile hikâyesi açık bir şekilde anlatılmayan ama tahmin edilen bir annenin kızı olan kahramanımızın çocukluk anıları ise kendi içine dönük bir hesaplaşma olarak bir bölüm oluşturuyor.

Hayat deneyimleri kadınlardan nefret etmesine, erkeklerle anlaşamamasına yol açan Nermin'in, çocuklara yönelik duygusunun ise en olumsuz duygularının toplamı olduğunu bu beraberlikte anlıyoruz.

“Yüksek Topuklar”, Nermin’le Tuğde’nin son birlikte oldukları günün yoğunluğundan dolayı, sonlara doğru bir tempo yükselmesi hissi verse de, daha çok bir hikâye dinginliğine sahip bir eser. Olaylar değil, hatıralar, zihinsel çabalar, analizler, gözlemler, tanımlar, tasvirler ve yorumlar kitabın yoğunluğunu belirliyor. Diyaloglar bile, karşılıklı iki karakterin konuşmasından çok, bir iç konuşma şeklinde geçiyor.

Nermin’in mizahi dili, Murathan Mungan’ın ifadesi ile karanlık mizahı, kitabın dilini ve anlatım tarzını belirliyor. Kitabı sürekli gülümser bir yüzle okuyorsunuz. Ta ki, Nermin’in çocukluğu, babası, annesi ve halaları ile hesaplaştığı bölüme kadar. O bölümde, Nişantaşı’nın, kasvetli, loş, burjuva ıssızlığına sahip evinin içinde gezinirken yüreğiniz daralıyor.

Kitabı okurken, kitap hakkında söyleştiğim birkaç arkadaşa, eğer kadın olsaydım Nermin tipli bir kadın olacağımı tahmin ettiğimi söyledim. Büyük ihtimalle ideal erkeğini arayan ama bulamayan, yalnızlığını değerli bulan ve hemen hemen şimdi olduğu gibi insanlardan giderek umudunu kesen bir kadın olurdum. Ama hayatımın birçok noktasında tekrarladığım gibi, erkek olarak doğmak hayatımın en büyük şanslarından birisi oldu. Çünkü kadınların cehennemi bu dünyada yaşadıklarına inanıyorum. Ama tahmin edeceğiniz gibi, bu vicdanımı kanatan bir şans.

Bir yazarın, kahramanının zihnine en köklü şekilde yerleştiği, her beyin elektron akışının takibini yaptığı bir eser "Yüksek Topuklar". Murathan Mungan'ın derin gözlem ve algı dünyasının keyfini çıkarmak için ön plana çıkan eserlerinden birisi. Ben de büyük bir memnuniyet yaratan bir yeniden okuma oldu. Bazı kitaplar ikinci kez okunmayı hak ederler.
Küçük tuğdenin adeta büyümüş de küçülmüş tavırları bazen ukalalığa varan söylemleri sizi çok şaşırtacak...bazen sinir olacak bazen tebessüm edeceksiniz okunulası bir roman.
Üst-orta tabaka(evet var öyle kat kat)kadınlarının yaşamlarını ana karakterin yaşamına giren kişiler yoluyla anlatmış yazar. Bana biraz abartılı gelen kareler olmadı değil lakin vardır böyle şeyler bilemiyorum. Karakterlerin bazılarını yakın çevresinden seçtiğini düşündürdü bana. Bazı ayrıntılarını da kendi yaşamından eklediğine inanıyorum (yazara karşı bi takıntım var itiraf ediyorum :)).
Kadını, kadına, kadınla anlatmış Mungan ancak çok fazla kadın şöyle, kadın böyle, kadın, kadın, kadın demiş. Tek eleştirim de bu.
Erkek gözünden kadınları anlatması adına oldukça başarılı ancak, edebi yönden zayıf bulduğum bir kitap. Yer yer roman kahramanlarına uyuz da olabilirsiniz. Okurken sıkıldım ve başladığım kitabı yarım bırakmamak için bitirdim. Sanırım burada beğenip beğenmeyenler olarak belirleyici etken, kadın veya erkek olmak.
Murathan Mungan şiirleriyle olduğu kadar roman ve hikâyeleriyle ayrı bir yere sahip. Bu roman bir nefeste içime çekecek kadar çabuk okuduğum sonra da pişmanlık değil acı çektiğim bir kitap. Satırları çizmekten bir süre sonra neredeyse sayfanın tamamını çizdiğimi görünce vazgeçmiştim. Kaç yaşında olursa olsun kadın dünyasını, psikolojisini nasıl bu kadar iyi bilebilir? Biz bazılarını bir duyan olur diye kendimize bile söylemiyoruz. Nasıl böyle net, olduğu gibi ifade edebilir? Kadınlık zaaflarım, hinliklerim, duygusallığım, nedensizliklerim, çelişkilerim, ayrıntıcılığım ve dahasıyla çarpıştım. Erkekler kadınların içinden, zihninden neler geçiyor öğrenebilirsiniz.
Murathan Mungan ın okuduğum ilk kitabı. Bir erkek tarafından kadın bakışından anlatımı değişik bir yaklaşım olmuş. Zengin karakterlerle dolu kitap. Aslında çoğumuzun farkedip cümleye dökmekte zorlandığı tesbitlerle dolu. Toplumun genel geçer kurallarına büyümesi emanet edilmiş bir çocuğun profili mizahi bir dille anlatılmış. Ben okurken fıtık oldum çocuğa. Çokça da eğlendim...
Kadinin bazen bilerek bazen de farkinda olmadan üstlendigi görevleri, kadinin yasamdaki yerini gözler önüne sererek bu durumu elestirme ve duzeltme olanagi saglayan, oldukca sürükleyici ve okunasi bir kitap..
Şimdi düşünürken kitap aklıma geldi dedim ki bir inceleme yazısı yazmalıyım belki okumayıp bunu görenleri kitabı almaya ikna edebilirim diye. Murathan Mungan ile tanışma kitabımdı ve tek kelime ile BA-YIL-DIM. Yani bir erkek bir kadını ancak bu kadar açıklayabilirdi.Hatta bırakın erkek olmasını bir kadın bile bir kadını bu kadar anlatamaz. Yazarın diline,kurgusuna,gözlem yeteneğine, bakış açısına özetle her şeyine bayıldım. Kesinlikle okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyun, okutturun ...
Tuğde isimli kucuk bir kızla evine misafir oldugu entellektuel bir kadin olan Nermin'in yasadigi birkac gunluk olaylar dizisini ve bu arada Nermin' in deli dolu dizginlenemez ic hesaplasmalarıni konu alan, ancak özünde cok daha fazlasi olan kitap. Okudugum yuzlerce kitaptan ilk aklima gelen oldugu icin puanini hic dusunmeden 10 verdim. Murathan Mungan ın ne muthis bir adam oldugunu bilen bilir zaten. Bir kadinin ic dunyasini arka fonda Türkiye ve toplum gercekleriyle boyle ince bir mizah duygusuyla anlatabilen cikar mi bilmem. Her satirin alti cizilesi... Her cumlede iste tam da aklimdan gecen ama dillendiremegim duygularim bunlar dedigim bir kitap. Birkac kere okudugum, her defasinda bir oncekinden de fazla haz aldigim kitap gibi kitap. Siddetle tavsiyedir.
Orta yaşa gelmek üzere olan bir kadınla, kendisine birkaç günlüğüne emanet beş yaşındaki kız çocuğunun maceraları. Çocuğun büyüklere parmak ısırtan bilmiş hareketlerine çok güldüm. Eğlenceli ve güzel bir kitap.
"Hem kendi olmak, hem kadın olmak, asıl gerçekçi olup imkansızı istemek budur. Her insan, kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok, ama mutlaka bir bedel. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.”
Yorgunluk benim genel halim. Bana, “Nasılsın?” diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın “Yorgunum,” demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak “Yorgunum”. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.
"Yalnızlıktan korkmayan insanları sessizliklerle, suskunluklarla, dışlamalarla korkutamaz, cezalandıramazsınız. Başka yollar deneyin."
Polisler beraat eder, medya patronları dışarı çıkar, bankaların borcunu devlet üstlenir, herşey unutulur gider. Unutma Türkiye unutkanlıkla ayakta kalıyor, başka birşeyle değil...
Arkadaşlarım bana, sık sık insanlar hakkında önyargılı olduğumu söyler. Ben de onlara "Ben, o önyargı dediğiniz şeyleri kaç yılda kazandım, biliyor musunuz?" derim.
Murathan Mungan
Sayfa 369 - Metis Yayınları
"Kadınlar ağlamak için bir erkeğin omzuna ihtiyaç duyarlar. Ama başı dolu kadınlar, erkeğin omuzuna ağır gelir. Erkekler kadında kontrol edilebilir zeka, kontrol edilebilir başarı, kontrol edilebilir yetenek ister. Yani kadının sahip oldukları erkeğin kontrolünü aşmaya başladığında ilişki biter..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüksek Topuklar
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
527
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423618
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir günümüz kadın prototipi olan minik Tuğde ile yaşadıkları roman kahramanı açısından zengin ama ıstıraplı bir deneyime dönüşüyor ilerleyen sayfalarda.

Yüksek Topuklar, Murathan Mungan'dan İstanbul, özellikle de Beyoğlu ekseninde gezinen uzun bir gözlem ve deneyim kılavuzu olarak okunabilir.

Kitabı okuyanlar 706 okur

  • Bahar Karakaş
  • Kübra Sarı
  • surprizkitap
  • BİLGEHAN KAVAK
  • Ayşenur
  • Gülay kızıl
  • Angela
  • Seden Kıraner
  • ESMA UYAR
  • Kitap Paratoneri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%41.5
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.2
Erkek
%13.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.4 (67)
9
%19.6 (37)
8
%21.7 (41)
7
%11.6 (22)
6
%3.7 (7)
5
%6.3 (12)
4
%0
3
%1.6 (3)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları