Adı:
Yüksek Topuklar
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
527
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423618
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir günümüz kadın prototipi olan minik Tuğde ile yaşadıkları roman kahramanı açısından zengin ama ıstıraplı bir deneyime dönüşüyor ilerleyen sayfalarda.

Yüksek Topuklar, Murathan Mungan'dan İstanbul, özellikle de Beyoğlu ekseninde gezinen uzun bir gözlem ve deneyim kılavuzu olarak okunabilir.
527 syf.
·11 günde·8/10
Sen o gün o mesajı atmasaydın, ben bugün bu cümleleri kurmazdım. İçimin kıyılmasına da aldırma, yaşı geçmiş kadınlarda olur böyle şeyler. Bunu da en iyi sen bilirsin?

“Kadınların ortak ittifakı bir başka kadın söz konusu olunca mümkün olur,” der yazar. Hep bir çekişme halleri, birbirinin üzerine basıp yükselme halleri, ağız burun büküp beğenmeme halleri ve hiçbir zaman bitmeyecek, tükenmeyecek yarış halleri. Peki, ne için, kimin için? Umarım sadece kendileri içindir.

Ülkemizde her ne kadar her bireyin bir olduğunu savunsak da bir olmadığının hepimiz farkındayız. Herkesin zevki ve dahi merakı başkadır. Kimisi kendisini kuytu bir köşeye çeker, kitabını alır ve o kitabın içerisinde kaybolur, kimisi ise televizyon karşısına geçer, hayatı full HD takip eder. Bu durumdan ise en çok yayıncılar, reklamcılar ve üreticiler kazanır. Toplum her zaman kaybeder.

“...eşyalar tarafından kuşatılmış hayatların boğuntusunu ancak yeni eşyalarla gidermeye çalışmanın beyhudeliği, sürekli yeniden ve yeniden üretilen bu doyumsuzluk hali, diri tutuyor olmalı tüketim toplumunun hem bunalımını, hem varlık nedenini...”

Kendi milletlerini körelte körelte yaparlar bu ticareti, eze eze ve bile bile yaparlar. Reklamlarda çıkan ürünlerin yüzde yüz doğru olduğuna inanan bir milletin evlatlarıyız. Vodafone’nin her yerde çektiğini, Vestel’in yüzde yüz yerli olduğunu, Beko’nun bir dünya markası ve daha nice markanın gıdısını bıdısını yalanda olsa biliriz.

Bu camekândan en çok etkilenende çocuklarımızdır. Gerçi aile için ne önemi var, aç televizyonu çocuk yeter ki “uzak dursun,” ver tableti çocuk yeter ki “sessiz olsun” diyen aileleriz. Tehlikeli olan her şeyi çok iyi biliriz, ancak bildiğimiz halde uygulamayız. Çünkü babayız yorgunuz, çünkü anneyiz ev işleri bitmek bilmiyor… Aslında neyiz biliyor musunuz? Bütün bu olanlar karşısında Cengiz Aytmatov’un hikâye ettiği birer “mankurt” yetiştiricisiyiz.

Kitap içerisinde beş yaşındaki bir kız çocuğunun – ki ben asla beş yaşında olduğuna inanamadım – beş günlüğüne Nermin adında bir reklamcı/grafikçi olan başkahramanımıza emanet edilmesi ve bu sürede yaşananlar konu edilmektedir. Nermin aynı zamanda romanın birinci tekil ağızdan anlatıcısıdır da…

Her yaşta yeni şeyler öğrenmek hayata farkındalık katar ve monoton olan hayat gidişatındaki heyecanı arttırır. Düşünsenize on beş yaşınızdasınız ve hayatta yapmadığınız hiçbir şey kalmamış. Bundan sonraki hayatınız geçmiş yaşantınızın aynı olacağının garantisidir. O sebeple hayatı basamak basamak ve zamanında yaşamak gerekir.

Beş bölümden oluşan eserimiz; Tuğde adlı beş yaşındaki kızımızın çokbilmiş ve burjuva tavırları ile sayfa sonuna kadar devam etmektedir. Bu bölümler arasında Nermin’in bütün arkadaşlarına taktığı lakaplar ve arkadaşlık, yaşanmışlık hikâyeleri, betimlemelerle, yer mekân gösterilerek, Nermin tarafından sürekli “beğenilmeyerek” anlatılmaktadır.

Beğenilmeyerek dediğim yer ise Nermin’in aslında her birimizin ailesinde, yakın çevresinde olan kadın ile erkek tiplerinin iticiliğinden, çıkar ilişkisinden ve çekişmelerinden bahsetmektedir. Yazım dili çok sade, herkesin anlayabileceği ve kendinden, çevresinden birçok şey bulabileceği bir türdedir.

Kitap içeriğinde yazarın çok iyi gözlemleri bulunmaktadır. Onun dışında kitap gerçekten benim için sıkıcı bir okuma oldu. Lakin gözlem ve çözümlemeleri gerçekten kitabı benim için okunabilir kıldı. Özellikle Nermin’in “çocukluk defteri” ve son bölüm benim için çok ama çok eğlenceliydi. Zaten çoğu yerinde trajikomik bir anlatım tarzı vardı. Nermin’in iç konuşmaları, duygu ve durumları en sevdiğim kısımlardı.

Kitap genellikle hep bir sosyal mesaj içerikli, okuyucusuna hep bir şeyleri parmağıyla gösterme derdindeydi. Kadın, kadın olmanın zorluğu, toplumda kadın olmak, erkek gözünde kadın olmak, yalnız bir kadın olmak ve kadınların kadınlara bakışı… Kitap 2002 yılında çıkmıştır ve o tarihten bu tarihe ise değişen hiçbir olumlu bir düzenleme yoktur kadınlar için.

Aykırı olduğum yerler ise; beş yaşındaki bir kız çocuğunun aslında çok daha büyük yaşlarda on/on iki yaşlarında bir izlenim vermesi, sanki bütün çevrenin çocuklarının gerçekten çok kötü bir ahlak ile ahlaksızca büyümesi ve on dört yaşında Boğaçhan adında bir çocuğun ise kitapta gay olarak lanse edilmesi benim çok tuhafıma gitti.

Sözün özü; sevmediğim bir tarz olduğu için kimi zaman sıkıldım. Yazarın şiirsel anlatım tarzı ve güzel çözümlemeleri ise dimağımda çok iyi bir tat bıraktı. Erkek bir yazarın kadınları bu kadar yakından, sanki bir kadınmışçasına kaleme alması ise gerçekten takdir ettiğim hususlardandı. Ben kitabı genel olarak beğendim ve okunası, tavsiye edilesi olduğunu düşünmekteyim.

Sevgiyle kalın.
527 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ikinci Mungan kitabı. Yazarın bu kitabını çok duymuştum, ama okumaya karar vermeden önce sitedeki incelemeleri okuduktan sonra farkettimki; iki kısım var kitap ile ilgili incelemelerde. Bir kısım kitabı çok beğenmiş ve kitabı öneriyor diğer kısım ise kitabı hiç beğenmemiş. Bende okuduktan sonra karar vermek istedim ve bazı kişisel nedenlerden ötürü 10 günde okudum kitabı. Ama bittikten sonra gördüm ki, kitabı beğenmeyen kesim bence kitabı tam olarak anlayamamış ya da anlatıların altında yatan ironiyi, kurguyu, düşünceyi görememiş; kitabın içine girememişler yani.
Kitaba gelirsek. Gerçekten okurken büyük bir keyif aldım, çoğu yerinde kendi hayatımdan, olaylar karşısında hissettiğim duyguların nasıl bir erkek tarafından bu kadar hissedilerek yazıldığına şaşırdım kaldım. Okurken hep aklından geçen düşünce; nasıl bir erkek yazar; kadınları bu kadar iyi anlatabilir. Kitabın konusu kadınlar. Farklı sosyal statüye, eğitim düzeyine, yaşam standardına sahip kadınlar ve onlarla bir şekilde hayatı kesişen erkekler.. Zevkle okudum, kadınların hissettiklerine neler yaşadığını görüp hissetmek isteyen erkeklere farklı bir acıdan bakış açısı kazandıran bir kitap olacağını düşünüyorum.
527 syf.
" Yeryüzünde hiç bir kadın bir erkeğin kaderini baştan aşağı değiştiremez ama herhangi bir erkek herhangi bir kadının kaderini baştan aşağı değiştirebilir. " Bu alıntıyı daha önce görmüş ve çok beğenmiştim. Sırf bu söz okumama vesile oldu bu kitabı. Ama beklediğim kadar iyiydi diyemem.Gereksiz yere konuyu uzatmış, sayfa doldurmaya çalışmış. Bir kadının evine misafir olan bir çocukla geçirdiği 5 günü anlatıyor kitap. Anlatıların müsebibi 5 yaşında bir kız çocuğu. Ama öyle noktalara vurgu yapmış ki yazarın erkek olduğunu unuttum okurken. Bir erkek bir kadını nasıl bu kadar iyi tanır diye düşünüp takdir ettim. Okumamış olmanız size bir şey kaybettirmez. Okumasanız da olur, elzem bir kitap değil.
527 syf.
·24 günde·Beğendi·8/10
Yarım bıraktığınız ve 10 yıl boyunca okumadığınız bir kitabı yeniden ele almak oldukça zordur. Murathan Mungan'ın "Yüksek Topuklar"ı bu şansızlığı yaşadı benim için. Aslında 10 yıl önce de çok keyif veren, sürükleyen, etkileyen bir kitabı sindire sindire okuma çabası içindeyken, şu an hatırlayamadığım bir sebeple yarım kalmıştı bu roman. Kitabı yeni okuyuşumda, daha önceki okumamda oldukça yol aldığımı ve kitabı tahmin ettiğimden daha fazla hatırladığımı fark ettim. Hatta, hayatın birçok kez bana bu kitabı hatırlattığını, ama benim kitabı anımsamama karşın, zihnimde biriktirdiklerini gizli gizli kullandığımı anladım.

Belki daha doğru bir ifade ile, kitabın baş kahramanı Nermin’in çizdiği kadın profillerini, yaşamda karşılaştığım bir çok kadında yakıştırmaya çalıştığımı, hatta bazen profillerden harman yaparak yeni profiller yarattığımı fark ettim.

“Yüksek Topuklar” isminden başlayarak bir kadın kitabı. Bir kadın gözüyle bakacak olursak, kadınlığın tüm foyasını, açıklarını, zayıflıklarını, hassaslıklarını ortaya koyan bir eser. Bir kadın olsam ve karşımdaki erkeğin de bu kitabı okuduğunu bilsem kendimi fiziksel olarak değil ama ruhsal olarak çıplak hissederdim. Ama diğer yanı ile, kendi bulunduğum noktadan, yani bir erkek gözü ile baktığımda kitabı okudukça kadınlardan daha fazla ürktüğümü söyleyebilirim, 5 yaşında olsalar bile. Zannedersem kitapta kendime en yakın bulduğum kadın karakter, kitabın kahramanı Nermin oldu. Nermin için bir anti-kahraman demek daha doğru olur sanki. Evet, beş yaşındaki Tuğde açısından bakınca tam bir anti-kahraman.

Kitabın kahramanı Nermin'in beş günlüğüne hayatına giren beş yaşındaki Tuğde ile macera olmayan maceralarını içeren bu kitap, aslında Nermin'in hayatına giren tüm kadınların biyografisini içeren eser sayılabilir. Nermin bu beş günde karşılaştığı ya da zihninde hatırladığı tüm kadınları, tüm kadın tipolojilerini, kadın çeşitliliğini önümüze seriyor.

Nişantaşı, Teşvikiye bölgesinde yaşayan burjuva sınıfından bir baba ile hikâyesi açık bir şekilde anlatılmayan ama tahmin edilen bir annenin kızı olan kahramanımızın çocukluk anıları ise kendi içine dönük bir hesaplaşma olarak bir bölüm oluşturuyor.

Hayat deneyimleri kadınlardan nefret etmesine, erkeklerle anlaşamamasına yol açan Nermin'in, çocuklara yönelik duygusunun ise en olumsuz duygularının toplamı olduğunu bu beraberlikte anlıyoruz.

“Yüksek Topuklar”, Nermin’le Tuğde’nin son birlikte oldukları günün yoğunluğundan dolayı, sonlara doğru bir tempo yükselmesi hissi verse de, daha çok bir hikâye dinginliğine sahip bir eser. Olaylar değil, hatıralar, zihinsel çabalar, analizler, gözlemler, tanımlar, tasvirler ve yorumlar kitabın yoğunluğunu belirliyor. Diyaloglar bile, karşılıklı iki karakterin konuşmasından çok, bir iç konuşma şeklinde geçiyor.

Nermin’in mizahi dili, Murathan Mungan’ın ifadesi ile karanlık mizahı, kitabın dilini ve anlatım tarzını belirliyor. Kitabı sürekli gülümser bir yüzle okuyorsunuz. Ta ki, Nermin’in çocukluğu, babası, annesi ve halaları ile hesaplaştığı bölüme kadar. O bölümde, Nişantaşı’nın, kasvetli, loş, burjuva ıssızlığına sahip evinin içinde gezinirken yüreğiniz daralıyor.

Kitabı okurken, kitap hakkında söyleştiğim birkaç arkadaşa, eğer kadın olsaydım Nermin tipli bir kadın olacağımı tahmin ettiğimi söyledim. Büyük ihtimalle ideal erkeğini arayan ama bulamayan, yalnızlığını değerli bulan ve hemen hemen şimdi olduğu gibi insanlardan giderek umudunu kesen bir kadın olurdum. Ama hayatımın birçok noktasında tekrarladığım gibi, erkek olarak doğmak hayatımın en büyük şanslarından birisi oldu. Çünkü kadınların cehennemi bu dünyada yaşadıklarına inanıyorum. Ama tahmin edeceğiniz gibi, bu vicdanımı kanatan bir şans.

Bir yazarın, kahramanının zihnine en köklü şekilde yerleştiği, her beyin elektron akışının takibini yaptığı bir eser "Yüksek Topuklar". Murathan Mungan'ın derin gözlem ve algı dünyasının keyfini çıkarmak için ön plana çıkan eserlerinden birisi. Ben de büyük bir memnuniyet yaratan bir yeniden okuma oldu. Bazı kitaplar ikinci kez okunmayı hak ederler.
527 syf.
·Puan vermedi
Küçük tuğdenin adeta büyümüş de küçülmüş tavırları bazen ukalalığa varan söylemleri sizi çok şaşırtacak...bazen sinir olacak bazen tebessüm edeceksiniz okunulası bir roman.
527 syf.
·7/10
Üst-orta tabaka(evet var öyle kat kat)kadınlarının yaşamlarını ana karakterin yaşamına giren kişiler yoluyla anlatmış yazar. Bana biraz abartılı gelen kareler olmadı değil lakin vardır böyle şeyler bilemiyorum. Karakterlerin bazılarını yakın çevresinden seçtiğini düşündürdü bana. Bazı ayrıntılarını da kendi yaşamından eklediğine inanıyorum (yazara karşı bi takıntım var itiraf ediyorum :)).
Kadını, kadına, kadınla anlatmış Mungan ancak çok fazla kadın şöyle, kadın böyle, kadın, kadın, kadın demiş. Tek eleştirim de bu.
527 syf.
·1 günde
Erkek gözünden kadınları anlatması adına oldukça başarılı ancak, edebi yönden zayıf bulduğum bir kitap. Yer yer roman kahramanlarına uyuz da olabilirsiniz. Okurken sıkıldım ve başladığım kitabı yarım bırakmamak için bitirdim. Sanırım burada beğenip beğenmeyenler olarak belirleyici etken, kadın veya erkek olmak.
527 syf.
·Beğendi·10/10
Murathan Mungan şiirleriyle olduğu kadar roman ve hikâyeleriyle ayrı bir yere sahip. Bu roman bir nefeste içime çekecek kadar çabuk okuduğum sonra da pişmanlık değil acı çektiğim bir kitap. Satırları çizmekten bir süre sonra neredeyse sayfanın tamamını çizdiğimi görünce vazgeçmiştim. Kaç yaşında olursa olsun kadın dünyasını, psikolojisini nasıl bu kadar iyi bilebilir? Biz bazılarını bir duyan olur diye kendimize bile söylemiyoruz. Nasıl böyle net, olduğu gibi ifade edebilir? Kadınlık zaaflarım, hinliklerim, duygusallığım, nedensizliklerim, çelişkilerim, ayrıntıcılığım ve dahasıyla çarpıştım. Erkekler kadınların içinden, zihninden neler geçiyor öğrenebilirsiniz.
527 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Murathan Mungan ın okuduğum ilk kitabı. Bir erkek tarafından kadın bakışından anlatımı değişik bir yaklaşım olmuş. Zengin karakterlerle dolu kitap. Aslında çoğumuzun farkedip cümleye dökmekte zorlandığı tesbitlerle dolu. Toplumun genel geçer kurallarına büyümesi emanet edilmiş bir çocuğun profili mizahi bir dille anlatılmış. Ben okurken fıtık oldum çocuğa. Çokça da eğlendim...
527 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap okuduğum ilk Murathan Mungan kitabıydı. O kadar gerçekçi o kadar kusursuz anlatmış ki yazar kadınları, bir erkeğin böyle bir kitap yazabileceğini aklım almadı ilk başta.

Tarih öğretmenim okumam için verdiğinde daha çok kişisel gelişim kitabı sanmıştım. Ama bu kitap zaten kişisel gelişim ve birçok türü içinde barındırıyor. Harika bir kitap!

Kitap, birçok kadını ele alıp toplumdaki kadın tiplerinden bahsederek -ki toplumda bahsetmediği bir kadın tipi kalmamıştır- Türkiye’deki kadınları ve kadınlara olan bakış açısını sergiliyor. İlla ki çevremizde yazarın anlattığı türden insanlar vardır. Ve mutlaka bu kitapta kendinizi arayacaksınız. Kah duygulanacak, kah güleceksiniz. Hele o Buğlem yok mu o Buğlem. Bayıldım o kıza ya...

500 küsür sayfa olan bu kitabı iki günde bitirdim. O kadar akıcıydı ki... Bittiğinde öyle bir boşluk oldu ki içimde, keşke kitap devam etseydi dedim. Hatta bu kitabın ikinci, üçüncü bölümleri de olsaydı süper olurdu. Bu kitap benim ufkumu epey genişletti, sizinkini de mutlaka geliştirecektir. Bence kesinlikle okuyun...
527 syf.
·10/10
Kadinin bazen bilerek bazen de farkinda olmadan üstlendigi görevleri, kadinin yasamdaki yerini gözler önüne sererek bu durumu elestirme ve duzeltme olanagi saglayan, oldukca sürükleyici ve okunasi bir kitap..
527 syf.
Şimdi düşünürken kitap aklıma geldi dedim ki bir inceleme yazısı yazmalıyım belki okumayıp bunu görenleri kitabı almaya ikna edebilirim diye. Murathan Mungan ile tanışma kitabımdı ve tek kelime ile BA-YIL-DIM. Yani bir erkek bir kadını ancak bu kadar açıklayabilirdi.Hatta bırakın erkek olmasını bir kadın bile bir kadını bu kadar anlatamaz. Yazarın diline,kurgusuna,gözlem yeteneğine, bakış açısına özetle her şeyine bayıldım. Kesinlikle okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyun, okutturun ...
"Hem kendi olmak, hem kadın olmak, asıl gerçekçi olup imkansızı istemek budur. Her insan, kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok, ama mutlaka bir bedel. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.”
Yorgunluk benim genel halim. Bana, “Nasılsın?” diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın “Yorgunum,” demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak “Yorgunum”. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.
İnsanların acıları onları çok konuştukları için uzun sürüyor. Unutmak mutluluktur...
Murathan Mungan
Sayfa 245 - Metis Yayınları - 8. Basım - 2017
"Yalnızlıktan korkmayan insanları sessizliklerle, suskunluklarla, dışlamalarla korkutamaz, cezalandıramazsınız. Başka yollar deneyin."
Arkadaşlarım bana, sık sık insanlar hakkında önyargılı olduğumu söyler. Ben de onlara "Ben, o önyargı dediğiniz şeyleri kaç yılda kazandım, biliyor musunuz?" derim.
Murathan Mungan
Sayfa 369 - Metis Yayınları
Polisler beraat eder, medya patronları dışarı çıkar, bankaların borcunu devlet üstlenir, herşey unutulur gider. Unutma Türkiye unutkanlıkla ayakta kalıyor, başka birşeyle değil...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüksek Topuklar
Baskı tarihi:
Aralık 2002
Sayfa sayısı:
527
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753423618
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Bu hacimli kitap orta yaşın kıyısındaki yalnız bir kadının 5 yaşında bir kız çocuğuyla başbaşa geçirdiği beş günde geçiyor. Kolay üstesinden gelinmiş bir zaman dilimi değil ama. Adeta minyatür bir günümüz kadın prototipi olan minik Tuğde ile yaşadıkları roman kahramanı açısından zengin ama ıstıraplı bir deneyime dönüşüyor ilerleyen sayfalarda.

Yüksek Topuklar, Murathan Mungan'dan İstanbul, özellikle de Beyoğlu ekseninde gezinen uzun bir gözlem ve deneyim kılavuzu olarak okunabilir.

Kitabı okuyanlar 806 okur

  • Kamile Tuba Gayret
  • Asena
  • Ezo Alay
  • Şengül Aşıkkutlu
  • Tuğçe Mat
  • K.G
  • gece
  • İlayda
  • Çiğdem Çelik
  • Halide Deger

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%41.5
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.2
Erkek
%13.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.5 (77)
9
%18.4 (40)
8
%24 (52)
7
%11.5 (25)
6
%3.7 (8)
5
%5.5 (12)
4
%0
3
%1.4 (3)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları