Eksik İnceleme!
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2023 86. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2023 19:57
Hikayemiz, bir reklam şirketinde çalışan Nermin'le, ona beş günlüğüne misafirliğe gelen beş yaşındaki Tuğde'nin bu beş günlük zaman dilimini anlatıyor. Kitap Nermin'in ağzından anlatılıyor. Bu beş günlük süre içinde Nermin sürekli geçmişiyle, şimdi arasında gelip gidiyor. Bu kısa beş güne aklınıza gelebilecek iyi ve kötü tüm kadın profillerini önümüze seriyor yazar. Söylediği her şeye herkes katılmıyor fakat herkes farklı bir düşüncesine katılmıyor. Çevremdeki sorduğum kadınlardan ve yaptığım alıntılara gelen yorumlardan yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Murathan Mungan eksiksiz bir şekilde anlatmış kadınları. Biriniz, yazarın söylediği bir şeyi kesinlikle kabul etmeyebilirsiniz ama başka bir kadın da çıkıp onun kesinlikle doğru olduğunu söyleyecektir mutlaka. Aslında, güçlü kadınlar, ezilen kadınlar, pes etmeyen kadınlar, başkasının etkisinde kalan kadınlar, başkalarını etkisi altında bırakan kadınlar, topuklu ayakkabılarının üzerinde yükselen kadınlar şeklinde uzun uzun anlatılacak çok şey var kitapta. Sadece kadınlar değil ülkenin ve dünyanın daha bir çok farklı sorununa da değiniyor yazar. Fakat onları büyük ihtimalle başka incelemelerde bol bol okuyabilirsiniz. Ben daha çok Tuğde'den yola çıkarak içimi dökeceğim bu incelemede. Bu yüzden de kesinlikle eksik bir inceleme olacak. Tuğde, beş yaşında çok güzel, çok tatlı, küçücük bir çocuktur, demek isterdim ama ne yazık ki öyle değil. Güzelliğinin içinde sinsi bir şeytan yatmaktadır. Tatlılığı sadece onun için bir silahtan ibarettir. Küçüklüğüne gelirsek en büyük sıkıntımız da burada başlıyor. Tuğde beş yaşında kocaman bir kızdır. Büyükler gibi konuşuyor, onlar gibi düşünüyor, onlar gibi giyiniyor. Hayatta karşısına çıkan herkes onun için ikiye ayrılıyor. işine yarayacaklar ve yaramayacaklar. İşine yarayacaksa en tatlı haline bürünüyor, yaramayacaksa yüzüne bakmaya bile gerek duymuyor. Karşısına çıkan herkes, üstüne basıp yükseleceği birer basamaktan ibaret onun için. Evet artık etrafımız ne yazık ki çocukluk evresini hiç yaşamadan büyüyen çocuklarla dolu. Bir çocuğun düşünmemesi gerekeni düşünüp, söylememesi gerekeni söyleyen, yapmaması gerekeni yapan büyük çocuklarla dolu. Bunun ileride o çocuklarda bırakacağı boşluğu düşünemiyorum bile. Hayatın en güzel ve belki de en önemli dönemini yokmuşçasına atlayıp geçiyor bu çocuklar. Peki neden böyle oldu? Kim suçlu burada diye sormayacağım. Hepiniz biliyorsunuz ki tek suçlu biz büyükleriz. Çocuklarımız büyükler gibi davranmaya başlayınca övünüyoruz bununla. Aferin sana diyoruz. Benim çocuğum çok zeki diyoruz. Çocuk yaşta her istediklerini sunuyoruz onlara, daha bebekken başlıyorlar her istediklerini elde etmeye. Ve bunu da hep şu şekilde savunuyoruz, "benim çocuğum kimsenin çocuğundan altta kalmasın." ya da "ben çok yoksulluk çektim, hiçbir şeyim yoktu, çocuğum için öyle olmayacak." Kandırmayın kendinizi. Çocuklarınızla zaman geçirmek zorunda kalmaktansa, oyalanacağı şeylerle dolduruyorsunuz evlerinizi. Çocuğunuzun sevgisini parayla kazanmaya çalışıyorsunuz. Daha çocuk yaşta kendinize benzetmeye çalışıp, başaramadığınız hayallerinizi onların hedefleri haline getiriyorsunuz. Daha oyun oynama yaşlarından bir rekabet ortamına hazırlıyorsunuz çocuklarınızı, savaşa hazırlar gibi. Arkadaşlık, dostluk, sevgi, paylaşmak gibi şeylerden önce etrafındaki herkesi öncelikle rakip olarak gösteriyorsunuz. Utanmazsanız "benim çocuğum senin çocuğunu döver!" gibi iddialara gireceksiniz. Sırf bu benim çocuğum demek için çocuklar getiriyorsunuz bu dünyaya. Yapmayın arkadaşlar. Sırf kendi egonuzu tatmin etmek için ileride mutsuz olacak çocuklar getirmeyin bu dünyaya. Kime sorsan hepsi mükemmel anne/baba. Peki bu dünyaya ve insanlara bunca kötülüğü yaptıran kişileri hangi anne babalar büyüttü? Elimden gelse ayrım yapmaksızın tüm insanları kısırlaştırırdım. İnsanlığın kurtuluşundan umudum yok. En azından dünyayı bizden kurtarmış olurdum. Evet Tuğde diyorduk, Tuğde bu dünyaya gelmiş, başta anne ve babası olmak üzere insanların gerçek yüzünü daha beş yaşında görmüş, ve bu dünyanın kurallarına göre yaşamayı o yaşta öğrenmiş ve uygulamaya başlamış dünya tatlısı bir kız. Ondan çaldığımız koca bir zaman dilimi var. Ve ileride yapacağı her kötülükten sadece biz sorumluyuz. Tuğde'ye yeni bir dünya borcumuz var. Gerçek mutlulukların ve çıkarsız bir hayatın olduğu yeni bir dünya... Nermin'e de kısaca değinecek olursak, kısa değineceğim çünkü biraz daha uzatırsam okumadan beğenenlerin sayısı artacaktır :) Gençlik yıllarında solculuk oynayan Nermin ne tuhaftır ki hayatını reklamcılık gibi sosyalizmin tam zıttı bir meslekle devam ettirmektedir. Bu ikilem arasında sıkışıp kaldığını fazlasıyla hissettiriyor yazar. Bu konuyla ilgili geçmişe değinince benim en çok dikkatimi çeken kısım, kitapların yakıldığı, siyasi suçlardan yakalanan gençlerin işkencelerden geçtiği o dönemlerden sonra o devrimci gençlerden bir kısmının sinip kenara çekildiğini, kimisinin tamamen taraf değiştirip sonradan fazlasıyla para kazanan işlere yöneldiğini, kimisinin de kapitalizm şeklinde yaşayıp gençliğe özlemden olsa gerek hâlâ ara ara solculuk oynadığını görüyoruz. (bu bir itiraftır o son kısıma ben de dahilimdir.) Nermin düşünceleri ve yaptığı işin tezatlığı arasında kaybolmamak için direnen. Hayatı şartlarına göre oynayan. Ve o da çocukken aldığı yaraları yazarak aşmaya çalışan bir karakter. Kitabın tek sıkıntılı kısmı devam zorunluluğu olmamasıydı. Kitabı kapattıktan sonra acaba orada ne oldu merakı uyandırmıyor. Çünkü sürekli farklı bir hayattan, başka bir karakterden bahsediyor. Fakat bunun güzel bir yanı da var, kitabı on gün sonra da elinize alsanız hiçbir kopukluk hissetmeyeceksiniz. Murathan Mungan'ın okuduğum en güzel ikinci kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dolu dolu bir kitap sizleri bekliyor. Herkese keyifli okumalar.
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,646 okunma
··
6 +1'leme
·
6bin Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu Sinsirella Tuğde ‘den tırstım biraz😃 okusam mı acaba dedim. Şaka yapıyorum tabii ki de. Emeğinize kaleminize sağlık. En can alıcı noktaları ve sorulması gerekenleri vurgulamışsınız . “Eksik” bir taraf kalmamış incelemenizde. Güzel olmuş👍
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
😂😂 yani kitap Nermin ve Tuğde'den ibaret değil diye. Bu arada Tuğde gerçekten de çok tehlikeli bir çocuk :) korkmakta haklısınız :)
Harika bir inceleme olmuş, üstat. Yüreğinize sağlık, dikkatimi çeken en önemli şey yönetenlerin yönetilenleri edilgen, sorgulamayan, her söyledikleri buyruğa koşulsuz biat etmelerini istemeleridir. Iskenderiye kütüphanesinin yakılmasından tutunuz da,Yakın tarihimizde 12 Eylül Asgari darbesinden sonra da, kitapların suç unsuru gibi teşhir edilmesine tv ekranlarından tanık olduk. Günümüz iktidarı bunları da geride bırakan uygulamalara imza atıp Guinness Dünya Rekorları kitabına girecek türde icraatler yaptı. Ahmet Şık ın basılmamış kitabına yasak getirerek. İmamın Ordusu bu kitaptı sanırım. Neredeyse insanların kafasının içinden geçen düşüncelere bile yasak getirecekler. Nasıl bir zeka ve akılsa bu akıl. Sanırım bu konuyla ilgili bir diktatörün sözü çok şey anlatıyor. “İfade özgürlüğü var ama ifade ettikten sonra olacakları garanti edemem.” İdi Amin, Uganda Devlet Başkanı Biz yinede karamsar olmayalım, İnsanlar okudukça, sorguladıkça hayata karşı bakış açısı olumlu yönde değişecektir. Dünyamıza Kötülüklerin değil, İyliklerin, Çirkinliklerin değil, güzelliklerin egemen olması temennisiyle, herkese iyi okumalar.
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Size çok teşekkür ederim böyle güzel bir yorumla eşlik ettiğiniz için. Sizin de yüreğinize sağlık.
Yine keyifli bir inceleme okudum emeğine sağlık cano can😍📚👏🏼sana demiştim yıllar geçti okuyalı ben Tuğde’yi hala unutmadım diye🤦‍♀️hiç sevmem büyümüş çocukları🥺
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
😂😂 unutulacak gibi bir karakter değil ki :)) teşekkür ederim :)
Okumadan beğenenlere +1 beni ekleyin
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Lina o kısmı unutalım artık :))
Öncelikle harika bir inceleme olduğunu söylemeliyim, bazı incelemelerinizde olduğu gibi yine bir iç döküş var bunda da. Ben de bu vesile ile yorumda içimi dökeyim. Allah bağışlarsa iki çocuğum var, bunu çok sık dile getiriyorum bilmeyen kalmadı galiba :). Bunu övünmek için söylemiyorum, her akşam yattığımda çocuklarıma yetebildim mi diye düşünen bir anneyim, iyi bir annemiyim bilmiyorum ama kötü olmadığımı biliyorum. Topluma faydalı, bencil olmayan, herkesi eşit gören çocuklar yetiştirmeye çabalarken, Tuğde gibi çocukları yetiştiren ebeveynlerle cebelleşiyorum. Bir noktadan sonra o ebeveynler gibi düşüneceğim, onlar gibi çocukları hayata hazırlayacağım diye çok korkuyorum. Çocuğum az ile yetinsin diye uğraşırken, çok ile yetinmeyi bile bilmeyen çocuklar yetiştiren aileler görüyorum. Bunlarla mecburi yollarımız kesişiyor ve biz paylaşmayı, özür dilemeyi, sevmeyi öğretirken, onların bu vasıfları sanki bir kusur gibi çocuklarına aşılamaları sayesinde, iyi yetişen çocuklar amiyane tabirle 'enayi' sınıfına giriyor. Ben mi çok hassasım bu konuda yoksa çoğu anne baba böyle mi bilmiyorum ama iyi çocuk yetiştireceğiz diye uğraşırken, kötülere ezdirecek çocuklar mı yetiştiriyoruz bu kısmı aşamıyorum. Ve bence de bütün insanlar kısırlaştırılmalı, iyisi kötüsü demeden herkese uygulanmalı, uygulanmalı ki ne ezilen kalsın ne ezen. Herkes vicdani rahat yatsın yataklarında.
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Siz de çok güzel içinizi dökmüşsünüz :) bir de öyle bir durum var tabi. İyi çocuklar yetiştirelim derken aynı zamanda ezilen çocuklar da yetiştirmiş oluyoruz bunlar yüzünden. İşte bu yüzden de ayrım yapmaksızın kısırlaştırmak şart :))
Reklam
En beğendiğiniz birinci kitabını merak ettim
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Emeğinize sağlık hocam yine çok güzel bir inceleme olmuş bende de bir kaç kitabı var yazarın ama çok sayfalı oldukları için bu aralar gözüm kesmiyor size keyifli okumalar ve incelemeler diliyorum.📚
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum. Hazır hissetmediğiniz hiçbir kitap için acele etmeyin :) size de keyifli okumalar 🤗📚