Ahmet Şık

Ahmet Şık

8.4/10
46 Kişi
·
124
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.764
Gösterim
Adı:
Ahmet Şık
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
Adana, 1970
Ahmet Şık (d. 1970), Türk gazetecidir.rnrn1970 yılında Adanada doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Mesleğe, üniversitenin birinci sınıfında iken Milliyet gazetesinde stajyer muhabir olarak başladı. 1991 ve 2007 yılları arasında Cumhuriyet, Evrensel ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Nokta dergisinde muhabir, Reuters haber ajansında da foto muhabir olarak çalıştı.rnrn2005 yılında Radikal gazetesinde çalışırken, Doğan Grubuna alacak davası açtığı için işten çıkarıldı. Sonrasında çalışmaya başladığı Aktüel dergisinden de açtığı dava gerekçe gösterilerek işine son verildi.rnrnHrant Dink suikastı sonrasında Nokta dergisinde yayımlanan "Asker İç Güvenlikten Elini Çekmeli" başlıklı röportaj ve "Hayata Dönüş" operasyonlarının yıldönümünde Bayrampaşa Cezaevinin kadın koğuşunda sağ kurtulan Münevver Köz ile yapılan "Bayrampaşada O gün" başlıklı söyleşi nedeniyle Türk Ceza Kanununun 301. maddesinden yargılandı. 8 Mart 2007’de medyanın askerler tarafından fişlendiğinin iddia edildiği “Askerin medya notları!” başlıklı habere imza attı. rnrnRadikal gazetesinden çalışma arkadaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı Kontrgerilla ve Ergenekonu Anlama Kılavuzu ve Ergenekonda Kim Kimdir? kitaplarında "Ergenekon Soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği" iddiasıyla üç yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan 13 Mayıs 2011de beraat etti.rnrn3 Mart 2011 tarihinde, Ergenekon Soruşturması kapsamında evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesindeki odasında yapılan arama sonrasında gözaltına alındı. Gözaltında iki gün kaldıktan sonra tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedildi. Avukatı Bülent Utku, Şıkın son zamanlarda hazırladığı ve İmamın Ordusu ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülenin emniyetteki örgütlenmesini anlatan kitabı nedeniyle gözaltına alındığını düşündüğünü dile getirdi. 6 Mart 2011de "Ergenekon terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanarak gazeteci Nedim Şener ile birlikte Metris Cezaevine gönderildi. 12 Mart 2012 tarihinde Nedim Şenerle birlikte tahliye oldu. Ahmet Şık, cezaevinden ayrıldıktan sonra ilk açıklamasında Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hala içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında öğrenci var. Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hakimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek. Bunlara sesini çıkarmadığı için siyaseten sorumlu AKP hükümetidir dedi.
Bir başkasının yalanını sürekli tekrarlayanlar onu büyütmekle kalmaz,aynı zamanda içselleştirmiş olurlar.O andan sonra da o koca yalan başkasının olmaktan çıkar.Tekrarlayanlara ait olur.Onların''gerçeği''haline dönüşür ya da onlar yalanın esiri olmuş bir yalancıya dönüşmüştür
Ahmet Şık
Sayfa 153 - kırmızı Kedi
Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı.
Ahmet Şık
Sayfa 7 - Kırmızıkedi yayınevi
Tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor.
Demokrasiye uzak ülkelerde iktidar odaklarını en çok korkutan, hakikatin öğrenilmesinin herkesi birbirine eşit kılacağını bilmeleridir.
Ahmet Şık
Sayfa 132 - Yani devlet sırrı denilen, aslında yasalar aracılığıyla kirletilmiş sulardır. Gazetecilerin işi ise o sularda kulaç atanların kimler olduğunu bulmaktır.
Gelişmiş demokrasilerde yargı, hukukun evrensel normlarıyla hareket eder. Ancak Türkiye'de yargının kimi mensupları, bizatihi adaletin mezar kazıcıları olmuşlardır. Demokrasinin denetleyici bağlarından koparılmış bir sistem inşa etme peşindeki diktatörlük heveslilerinin iktidarda olduğu bir ülkede, siyasi ve entelektüel bir sefalet içinde kıvranan yargının bu hali elbette hiç şaşırtıcı değil
Önceki celselerde yapılan savunmalar ve bugün anlatılanların ortaya koyduğu gerçek çok açık. Bu dava, siyasal iktidarın suç düzenini ifşa eden gazetecilerin mesleki faaliyetlerinin yargılanmasından ibarettir.
Demokratik değerlerle hiçbir zaman sıkı bağlar kuramamış, temel hak ve özgürlükler konusunda kabarık bir sabıka kaydı bulunan Türkiye'de gazetecilik yapan biri olarak hak odaklı habercilik her zaman temel ilkem oldu.
Bu karanlık iklimi yaratanlar kendileriyle ve kötülükleriyle yüzleşmenin ağır sonuçlarını geciktirmek için de kendilerinden olmayanları, kendileri gibi olmayanları, suçlarını ifşa edenleri suçluyorlar.
Çünkü kötülük bir su gibidir. Her zaman en alçak seviyeyi bulur ve oraya iner. Kişiliğinde bir boşluk, açıklık ya da çatlak bulunan bunca insanın aynı yerde bir araya geldiği ülkede kötülüğün bu kadar kolayca organize olması da tesadüf olamaz.
Dikkat spoiler içerir.
Daha önceden Ergenekon terör örgütü üyeliği sebebi ile tutuklanan gazeteci yazarın, ülkede Cemaat'in büyümesi ve AKP ile olan savaşını anlatan araştırma eseri. 60lı yıllardan itibaren Cemaati genişletmeye başlayan Gülen'in, Erbakan'a yakınlaşarak kadrosunu genişletmesi, Yazıcılar ve Okuyucular denilen Nur tarikatlarından ayrılması ve siyasetin içinde olmadığını belirtmesine rağmen gırtlağına kadar siyasete dalması ile başlayan kitapta, Erbakan ile anlaşmamasından dolayı Çiller'e yanaşması, sonrasında 28 Şubat'ı desteklemesi ve özellikle Emniyet ile Adliye teşkilatı içerisinde örgütlenmesini anlatıyor. AKP iktidara geldikten sonra asker tehlikesinden dolayı zoraki ittifak kuran bu ikili Ergenekon operasyonları ile Orduyu çalışamaz hale getiriyor ancak MİT'e nüfuz edemeyen Cemaat, Hakan Fidan'ı devre dışı bırakmak için 7 Şubat operasyonunu başlatıyor ve köprüler atılıyor. Sonrasında da dershaneler olayı ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile savaş başlıyor. Bu arada Taraf gazetesinin Cemaate doğru kayması, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Başbakanın odasına böcek yerleştirilmesi gibi olaylar zaten savaşın 2012'de başladığını gösteriyor. Yolsuzluk operasyonu, devletin medyaya müdahalesi, sızdırılan tapeler ülkede resmen bir sirk kurulduğunu gözler önüne seriyor. Yolsuzluk operasyonu sonrasında hükümetin yaptıkları, Gezi olayları, HSYK'yı cemaatin elinden almak için yapılanlar, o dönem cemaat ve hükümet yetkililerinin operasyonlar hakkındaki açıklamaları ülkedeki korkunç tabloyu apaçık bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu dönemi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Dikkat spoiler içerir.
Gazeteci yazarın daha önceden tutuklanmasına sebep olan Dokunan Yanar adlı kitabına içerik olarak oldukça benzeyen, Fethullah Gülen cemaatinin devlet içerisinde nasıl yayıldığını ve devletin içinde bir devlet olduğunu detayları ile gösteren bir kitap. Özellikle Emniyet teşkilatı içindeki gelişmeleri, 1991, 1992, 1998 yılındaki soruşturmalar ve hepsinden aklanmaları, Cevdet Saral ve Osman Ak'ın Telekulak yüzünden eline yüzüne bulaştırdığı soruşturma, Nuh Mete Yüksel'e kurulan komplo, Çağdaş Eğitim Vakfı'na kurulan komplo, eski polis müdürleri Hanefi Avcı ve Emin Arslan'ın tutuklanmasına sebep olan olaylar, Devrimci Karargah örgütü hakkında detaylı incelemelerin bulunduğu bu kitapta günümüz medyasının da bu olaylara karşı olan tutumu eleştiriliyor. Cemaatin 70'li yıllardan itibaren nasıl büyüdüğü, darbe yancılığı yaptığı, siyasi partiler ve diğer cemaatler ile olan ilişkilerinin de detaylı olarak anlatıldığı bu kitap, dönemi ve olanları merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Güzel diyebileceğim bir araştırma eseri. Yazar Ergenekon soruşturması kapsamında içeri alınmış bir isim. Kitabında 2002 seçimlerinden sonra özellikle AKP döneminde emniyet teşkilatı içerisinde Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğu iddia edilen F Tipi yapılanma hakkında bilgiler veriliyor. Aslında bu konuda yazılmış diğer kitaplara göre pek bir artısı var diyemem. Oldukça fazla bir şekilde Saygı Öztürk ve Hanefi Avcı'dan alıntılar mevcut. Ancak Emin Arslan, Erzincan savcısı Cihaner ve Hanefi Avcı olaylarını baya detaylı bir şekilde anlatıyor. Emniyet Teşkilatını merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Aylardir okuyorum, yeni bitirdim kitabı. Ahmet Şık; cemaat nasıl doğmuş, nasil buyumus, nasil Akp ile devam etmiş, nasıl evdeki hesabi carsiya uyduramayip yalniz kalmis ve daha fazlasini kaynak sunarak anlatmis.Bu kitabi da okuyup sinir olacaksınız ama alin okuyun
Çarpıcı bir kitap, çok detaylı bir inceleme ve ilgilenenler için arşiv niteliğinde. Konuyu hiç bilmeyen okurlar için çok şaşırtıcı olabilir, tarihe katkı yapacak satırlar.
Yarısından çoğu bitti. Kitap, cemaati derinlikle, isim isim ve olay olay inceliyor buraya ladar her şey çok iyi. Ciddi bir çalışma eseri. Yani x tarihli y gazetesindeki yazılardan tutun kim neden içeri girmiş mahkeme tutanaklarına kadar... Lakin erbakan gibi "kürt sorununda " her daim hdp safına daha yakın bir duruş sergilemiş bir lideri sırf antiamerikancılığından dolayı övmesi büyük eksi. O Erbakan ki türkle kürt savaşımda şehit olmaz, tsk da kafirdir gibi söylemleri olan biri. Müntesipleri daha da ileri gidip aleni cumhuriyet düşmanlığı yaparlar...

Yine cemaatin çok milliyetçi, kürt sorununu silahla çözmeye yatkın olduğunu söyleyip gayrı milli yakıştırmasını da anlamadım. ( amerikancılığı dışında bir gayrı millilikten bahsediyor)

Ergenekon soruşturmasını da komple çöpe atması çok tutarsız zira veli küçük albayken susurluk komisyonuna çağırılmasına rağmen ısrarla gelmemiş biridir, doğu perinçek gibi binde 1 oy alan biri jandarma istihbarat bilgilerini aleni gazetesinde yazmaktadır vs vs...

Hem cemaati hem de son yılları okumak isteyen herkese öneriyorum kitabı. Sıkılmadan okunacak bir kitap
Devlet kademelerinin ikili çekişmeler, anlık çıkarlar, siyasi önceliklerle hareket edişleri ve inkarlarını ortaya çıkarıyor. Okurken bir çok kez yok artık diyeceğiniz bir kitap olacaktır.
#ahmetşık‘ın #ithamediyorum kitabında,Türkiye de herkesin bildiği fakat söylemekten korktuğu gerçekler ifade edilmiş.Kesinlikle okunmalı. #kırmızıkedi #hayallervekitaplar #okudumbitti
Fethullah Gülen'in devlet içinde örgütlenmesini detaylı olarak anlatan ilginç bir kitap. Kitapta geçen isimleri ve olayları araştırarak okuduğum için yavaş ilerliyor fakat sürükleyici.
Bu kitap yanılmıyorsam ilk olarak 2011 yılında sansasyon yaratmıştı. Satılması yasaklanmış, pdf olarak internetten indirenlere dahi cezalar verileceği kamuoyuna tebliğ edilmişti. Yazar Ahmet Şık bu kitap yüzünden tutuklanmış, fethullahçı terör örgütünü ifşa ettiği için ceza yemişti. Yeni baskısında ise neden ceza yediği anlatılıyor; 15 Temmuz. 2011’de Kendisi 15 temmuz gibi kara bir gecede yaşananların temelini; bu teröristlerin Polis ve Askeriyelere nasıl sızdığını tek tek anlatmıştı. Yeni baskısında ise 15 temmuz’da yaşananları dakika dakika kaleme almış. Okunması gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Şık
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
Adana, 1970
Ahmet Şık (d. 1970), Türk gazetecidir.rnrn1970 yılında Adanada doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Mesleğe, üniversitenin birinci sınıfında iken Milliyet gazetesinde stajyer muhabir olarak başladı. 1991 ve 2007 yılları arasında Cumhuriyet, Evrensel ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Nokta dergisinde muhabir, Reuters haber ajansında da foto muhabir olarak çalıştı.rnrn2005 yılında Radikal gazetesinde çalışırken, Doğan Grubuna alacak davası açtığı için işten çıkarıldı. Sonrasında çalışmaya başladığı Aktüel dergisinden de açtığı dava gerekçe gösterilerek işine son verildi.rnrnHrant Dink suikastı sonrasında Nokta dergisinde yayımlanan "Asker İç Güvenlikten Elini Çekmeli" başlıklı röportaj ve "Hayata Dönüş" operasyonlarının yıldönümünde Bayrampaşa Cezaevinin kadın koğuşunda sağ kurtulan Münevver Köz ile yapılan "Bayrampaşada O gün" başlıklı söyleşi nedeniyle Türk Ceza Kanununun 301. maddesinden yargılandı. 8 Mart 2007’de medyanın askerler tarafından fişlendiğinin iddia edildiği “Askerin medya notları!” başlıklı habere imza attı. rnrnRadikal gazetesinden çalışma arkadaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı Kontrgerilla ve Ergenekonu Anlama Kılavuzu ve Ergenekonda Kim Kimdir? kitaplarında "Ergenekon Soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği" iddiasıyla üç yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan 13 Mayıs 2011de beraat etti.rnrn3 Mart 2011 tarihinde, Ergenekon Soruşturması kapsamında evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesindeki odasında yapılan arama sonrasında gözaltına alındı. Gözaltında iki gün kaldıktan sonra tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedildi. Avukatı Bülent Utku, Şıkın son zamanlarda hazırladığı ve İmamın Ordusu ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülenin emniyetteki örgütlenmesini anlatan kitabı nedeniyle gözaltına alındığını düşündüğünü dile getirdi. 6 Mart 2011de "Ergenekon terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanarak gazeteci Nedim Şener ile birlikte Metris Cezaevine gönderildi. 12 Mart 2012 tarihinde Nedim Şenerle birlikte tahliye oldu. Ahmet Şık, cezaevinden ayrıldıktan sonra ilk açıklamasında Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hala içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında öğrenci var. Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hakimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek. Bunlara sesini çıkarmadığı için siyaseten sorumlu AKP hükümetidir dedi.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 124 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 111 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.