Latin Amerika'nın Kesik DamarlarıEduardo Galeano

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.475
Gösterim
Adı:
Latin Amerika'nın Kesik Damarları
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
359
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707051
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Las Venas Abiertas de América Latina
Çeviri:
Attila Tokatlı, Roza Hakmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Beş yüz yıldır topraklarındaki zenginlikler nedeniyle kesintisiz bir yağma ve saldırıya maruz kalan Latin Amerika'nın hikâyesi; bütün insanlığın güç ve iktidar ilişkilerinin, emperyalist politikaların, savaşların altındaki nedenlerin, baskı karşısında mayalanan öfkenin, isyanın ve acının özetidir.

Altın, inci, kalay, gümüş gibi madenlerin; kakao, şeker kamışı, muz, pamuk gibi tarım ürünlerinin fışkırdığı bereketli topraklar, halkların yoksulluğunu doğurmuş, her daim başka kıtaların ihtiyaçlarını karşılamak üzere kimi zaman işgal, çoğu zaman da kukla yönetimler aracılığıyla talan edilmiştir. Üstelik saldırganlar hiçbir zaman niyetlerini gizleme ihtiyacı da duymamıştır. Meksika'nın fethi sırasında Hernán Cortés'in yardımcılığını yapan Bernal Diaz del Castillo şu sözlerle bunu açıkça ifade eder: "Tanrı'ya ve hükümdarımıza hizmet için geldik biz buraya. Fakat aynı zamanda, buradaki zenginlikler için de geldik." Köle taşıyan gemiler belki artık okyanusu geçmiyor ama köle tüccarları Çalışma Bakanlığı aracılığıyla işlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Yağma ve talanın olduğu yerde elbette direniş de var; Latin Amerika tarihi aynı zamanda Tupac Amaru'dan Hidalgo ve Morelos'a, Simón Bolivar'dan José Artigas'a, Zapata'dan Castro ve Che Guevara'ya kadar bugünümüze de ilham veren birçok ismin öncülüğünde gelişmiş bir ayaklanmalar tarihidir. Eduardo Galeano bu hırs, talan, yağma, kan, gözyaşı ve direnişle harmanlanmış yüzyılların dökümünü her zamanki sade ama çarpıcı diliyle kayıt altına alırken, belleklere kazınması gereken bir gerçekliğin altını kalınca çiziyor, bugünü anlamanın ipuçlarını incelikle satırlara döküyor, sömürüye karşı öfke kadar umudu da büyütüyor…
(Tanıtım Bülteninden)
İŞBU İNCELEME 1 MAYIS' TA "ÇALIŞTIRILAN İŞÇİLERİMİZE" İTHAF EDİLMİŞTİR...

GALEANO DİYE YAZILIR... MİTRALYÖZ DİYE OKUNUR !!!

Selamın kavle Cimcimeler ve hormonlu Cin Aliler.. Hiç uzatmadan hemen bodoz konuya girmem lazım .. Mazot yüklemesi yapıcam zamana karşı yarışıyorum çünkü.. Akşam kaçamak bir "KANGAL ON THE MANGAL "(KOH KOH KOH =) ) tribine koşucaz .. Bünyeyi neş' e ile doldurup yarına moral depolamam gerek falan fıstıKh (anladın o "k" harfini!! ) ..

Bu incelemeyi niçin yapıyorum .. ÇÜNKÜ BUGÜN 1 MAYIS !! Bugün EMEĞİN günü .. Bugün çalışanların günü .. Haketmesine rağmen hakkını alamayanların günü .. Peygamberin , "alnının teri kurumadan hak sahibine HAKKINI VERİNİZ" demesine rağmen , ceza sahası dışından abanılan topun üst direkte patlayıp outa çıktığı gibi gerçek hayatlarını banka kredilerine ipotek edenlerin , hayata teğet geçenlerin , 1 günlükte olsa hakedilmiş mutluluktan sekenlerin , ateşleri kucaklayıp serden geçenlerin günü bugün .. Bugün kendim memur statüsünde olmama rağmen ben izinliyim fabrikada İŞÇİLER çalışıyor.. Anlamazlar gerçi ama biraz da onlar için , onların davası için kanlı topuzu savuran ellere , DEMİR ÖKÇE' ye dur demiş Eduardo Galeano için yazıyorum..Hugo Chavez ' in , koltuğunun altına sıkıştırdığı bu kitabıyla Barack Obama'yı tavlada 5-4 kaybetmiş (bilenler bu 5-4 mevzusunu bilir.. bilmeyenler de sorarsa söylerim özelden =)) cicoz PEMBO kıvamına sokan bu muhteşem adam için yazıyorum .. Ezildiğinden haberi olmayan karbon kağıdı aromalı bünyeler için yazıyorum .. İnceleme uzun .. Baştan anlaşalım .. Okumayacaksan İşte Hendek İşte Deve .. Sonradan zırlayan birini görmek istemiyorum ..

Kimdir bu Eduardo Galeano ?

Kolomb denen keferenin Amerika' yı keşfinden ve kıtaya adını veren Americo Vespucci ' nin buranın yeni bir kıta olduğunu söylemesinden yıllar yıllar sonra 3 Eylül 1940 günü Uruguay ' ın başkenti Montevideo ' da dünyaya gelen ve rivayetlere göre doğar doğmaz GOL diye bağıran şahsın adı Eduardo Galeano =)) .. Bu gol mevzusu önemli çünkü bu küçük Latin Amerika ülkesinin dünyada pek çok ilklere imza atmışlığı var .. Bunlardan biri de ilk Dünya Kupa' sının yapıldığı ülke ve bu kupayı ilk kaldıran ülke olması .. Dolayısıyla bir futbol aşığı kendisi .. Yalnız hiçbir dönem istediği randımanı alamamış olacak ki meşin yuvarlağın ardından koşmayı bırakıp , kağıtlara yönelmiş .. Babası evi geçindirmek için kendi alın teri ve arada oynadığı futbol bahisleriyle ev geçindiren bir birey.. Bu yüzden bolluk bereket içinde değil yokluğu hücresinin her zerresine dek hissederek büyümüş..Sadece yazar olarak düşünmeyin siz onu ..Dedim ya kağıtlara yönelmiş diye.. Resim yapmayı da çok seviyor .. Bu yüzden ilk siyasi karikatürünü o dönemdeki iktidarın haftalık yayımladığı "EL SOL" dergisine satmış..Tabii o dönemler sosyalizmin gürlemeye başladığı yıllar .. Küba resti çekince bunlar da bir heyecanla basıp gidiyorlar Küba'ya.. Anılarından okuduğuma göre burda bir perküsyoncu ile tanışmış .. Ama adam olayın piri hakikaten..Nasıl böyle çalabiliyorsunuz diye yaklaşıp sorduğunda , "Yalnızca "ELLERİM KAŞINDIĞI ZAMAN ÇALARIM" cevabını almış..Ve kitaplarından anladığım kadarıyla tüm yazılarını cidden "ELLERİ KAŞINDIĞI" zaman yazmış haksızlıkların üzerinde kaşıyabileyim onları diyerek..Sadece yazarlıkta değil , hayata ilk atıldığı dönemlerde banka memurluğu , fabrika işçiliği ve fatura tahsildarlığına kadar yapmadığı iş kalmamış.. dolayısıyla SÖMÜRENİ DE SÖMÜRÜLENİ DE gayet iyi gözlemlemiş.. Yazar olduktan sonra düzenli yazmak zorunda kalınca hiç istemediği alanlarda da yazmak zorunda kalan Galeano' nun şöyle de muhteşem bir sözü var .. Diyor ki ,

- ZATEN YAZI , İNANMADIĞIN DÜŞÜNCELERİ YAZMANI ASLA AFFETMEZ . İNAN BANA YAZININ İNTİKAMI, İNTİKAMLARIN EN KORKUNCUDUR.

Meali : Kendi değerlerini maddiyatla bir tutup , "yeşiller" için yazmamış. Kantarın her daim kendince doğruların bulunduğu kefesinde yeralmış.

Az da bu kitap üzerinden devam edeyim anlatmaya .. Ama ondan öncesinde safları belli etmek adına dostu düşmanı da tanıtmam gerek ..Evo Morales' in şöyle bir lafı var ki üstüne zerre ekleme yapamazsın ..

"Darbe olmayacak tek ülke ABD, çünkü orada ABD Büyükelçiliği yok."

İşbu kitap, bu aforizmanın kitaplaştırılmış MANİFESTOSUDUR!!! Şili ' de katledilen Salvador Allende ' nin yeğeni olan yazar İsabel Allende ' nin ülkeden kaçarken valizine , Latin Amerika ' da tutuklanan tüm sol görüşlü yazarların zulasına kattığı bir başucu kitabı bu.. 90 günde yazıp tamamladığı bu efsane kitapta, "LATİN" Amerika' nın keşfinden başlayıp, nasıl Avrupa' nın ve Amerika Birleşik Devletleri' nin SÖMÜRGESİ haline geldiğini , uçsuz bucaksız doğal zenginliklerine karşın nasıl fakirleştiğini anlatır size Galeano.. Ezilenleri ,daha doğrusu taşeron sistemle köle haline getirilen işçileri , işçilerin hakkını peşkeş çeken kodamanları , yapılan haksızlıkları , hukuksuzlukları anlatır bu kitap.. Hani tabiri caizse gözü yaşlı mazlumların serzenişidir.. İşte bu yüzdendir ki bu kitap , KENDİ MEMLEKETİ URGUAY DA BUNA DAHİL OLMAK ÜZERE İSTİSNASIZ DARBE OLAN TÜM LATİN AMERİKA ÜLKELERİNDE YASAKLANMIŞTIR .. Doğruyu söylediği için dokuz köyden kovulmuş Urguay' daki darbeci komita tarafından pasaportu elinden alınarak sürgün edilmiştir .. İsmi ölüm listelerine dahil olmuştur .. Lakin susturulamamıştır..

Diyorum ya bugün 1 Mayıs .. Sizler için bunları yazan ,cesur yürekli , doğru düzgün , dürüst ahlaklı "İNSAN" gibi insanlar da var .. Sadece bilin istedim .. Ne mi yazdı ? Al sana bir kaç alıntı ..

*"Brezilyalı bir işçi , Fransız bir işçinin bir saatte kazandığı parayı kazanmak için iki buçuk gün çalışmak zorundadır.Kuzey Amerikalı bir işçi, Rio de Janeiro 'da çalışan bir işçinin bir aylık ücretini , on saatten biraz fazla bir sürede kazanır.YineRio de Janeirolu bir işçi , sekiz saatlik bir iş gününde , bir İngiliz ya da Alman işçisinin yarım saatte kazandığından daha az ücret alır."

*"Bundan yüzyılı aşkın bir zaman önce Guatemalalı bir dışişleri bakanı şu kahince sözü söylemişti:
- 'DEVANIN , DERDİN KAYNAĞI OLAN ABD' DEN GELMESİ, BENİ PEK ŞAŞIRTIR DOĞRUSU.' "

*"Bolivya yerlileri 1952 ' de yapılan devrimle haklarına kavuşuncaya kadar "pongolar" köpeklerle bir arada uyur, köpeklerin yemek artıklarıyla beslenir, beyazlarla konuşabilmek için yere diz çökerlerdi.Binek hayvanı yokluğunda yerliler yük hayvanı gibi kullanılmıştı uzun süre.Bugün de Ant Dağları'nın yüksek yaylalarında bir parça kuru ekmek karşılığında dişleriyle bile yük taşıyan yerli hamallara rastlanır."

* "Kuzeydoğuda ilerleme bile ilerici değildir, çünkü bir avuç toprak sahibinin denetimindedir.MUTLU AZINLIĞIN DOYMASI İÇİN YIĞINLARIN AÇLIKTAN ÖLMESİ GEREKİR."

* "...kendi kalayını işlemekten aciz olan Bolivya,buna karşılık,sekiz hukuk fakültesine sahiptir.Bu fakülteler seri halde,yerlilerin KANINI EMEN VAMPİRLER ÜRETİRLER."

*"Sömürge soygununda kılıç ve haç yan yana ve omuz omuza yürümüştür hep."

*"Yerliler çalışmaları karşılığında aldıkları birkaç kuruşu, yiyecek yerine koka yapraklarına harcıyorlardı.Bu yaprakları çiğneyerek, yani KENDİ HAYATLARINI KISALTARAK madenlerdeki cehennem hayatına katlanmaya çalışıyorlardı.Yerliler alkol de kullanıyordu; efendileri 'kötü alışkanlıklar'ın yaygınlaşmasından şikayetçiydiler.Günümüzde de Potosi yerlileri AÇLIKLARINI BASTIRMAK VE KENDİLERİNİ ÖLDÜRMEK İÇİN koka yaprağı çiğnerler.Ayrıca , saf alkolle iç organlarını kavurmaya da devam ederler.MAHKUM EDİLMİŞLERİN, ZARARI YİNE KENDİLERİNE DÖNÜK BİR İSYANIDIR BU."


Eveeeet !! İşte bir barut kokulu incelememizin de böylece sonuna geldik..

"HAK" TAN BAHSEDİP , "HAK YİYENLER" ..O çok "korktuğunuz" cehennem için SLAYER bir dönem şöyle muhteşem bir parça yapmıştı .. Oraya gittiğiniz de sizi ızgarada maşayla çevirecek , daha doğrusu pişim sürenizi belirleyecek olanlar hiç ummadığınız "İNSAN"lar olabilir =))

Bu sizler için : "HELL AWAITS"(CEHENNEM BEKLİYOR) !!! 0:43 'ten sonra zebaniler geliyor CİCİŞLER =))

https://www.youtube.com/watch?v=Uxzd6ANDTj8

Bu da benim için .. Ben "ATEŞİ" alayım.. "Mangalda" lazım olacak !!! =))

The "FIRE" to Conquer the WORLD !!!!

https://www.youtube.com/watch?v=QeGQ5RJw2Cg

BAYRAMINIZ KUTLU OLAAAAAA KİKİRİKLER!!!! Selam , sevgi ve BİTMEK TÜKENMEK BİLMEZ bir "İŞSİZLİKLE"...
- İyi yedik haa
- Güzel yedik
- Yalnız bayaa yedik ha
- Ama iyi yedik
- Fakat ne yedik be
- Kabul edelim güzel yedik

Bu satırlar elbet bir yerden tanıdık gelmiştir. Yukarıdaki sözler herkesin malumu bir karikatürden alınma...

Eduardo Galeano bu eserini yazarken, sanki bu karikatürü görmüşçesine Simon Bolivar'ın "Asla mutlu olamayacağız, asla!" dediği Latin Amerika ülkerinin başta ABD olmak üzere gelişmiş olan ülkeler tarafından nasıl sömürüldüğünü, lafı evirip çevirmeden taşı gediğine koymuş adeta. Bunu yaparken de herhangi bir akademik altyapısı olmayan herkesin anlayacağı bir üslup tercih etmiş.
Emperyalizme bağımlı her çevre ülkenin başına gelen felaketlerin nedenlerini açıkça ve edebi bir dille yazmış Galeano.Buna ülkemiz de dahil.İnsanın içini acıtan ve yakan gerçekler.Diktatörlüklerle yönetilen ülkelerin işbirlikçi yoneticilerinin "gelişme" "refah" gibi kavramlarla halklarına nasıl ihanet edip nasıl korkuttuklarını ve soygundan nemalandıklarını da anlatıyor.Merak eden,ilgi duyan ve mücadele azim ve kararlılığında olan herkese tavsiye ederim.İyi okumalar...
Latin Amerika'nın hazin,kederli,yürek burkan geçmişini müthiş bir üslupla anlatıyor Galeano.Tarihte özellikle İspanyol ve Portekiz ordularının istilasına uğrayan kıtanın unutulmaz öyküsünü okumak gerçekten etkileyiciydi.Hernan Cortes'ten Pizarro'ya Simon Bolivar'dan Che Guevara'ya kadar Latin Amerika'ya damgasını vurmuş isimlerin öyküleri bu kitapta yer almakta kesinlikle tavsiye ederim.
Yıllar önce üniversite de okurken Osmanlı Tarihi hocamız Mesut Aydıner in isteği üzerine okuduğum bu kitap: Kapitalizm in acımasız yüzünü görmemin dışında bana Tarihin Osmanlı ve Milliyetçiliğin dışında bir gerçek olduğunu ve onu sevmem gerektiğini öğretti. İşte bırakmayı düşündüğüm lisans eğitimini o adam ve bu kitap sayesinde bırakmaktan vazgeçtim....Dünya ya daha geniş bir ufukla bakacağınızı temenni ediyorum. Bu kitap okyanusun üstüne düşen bir akşam güneşi gibi uçsuz bucaksız bir algı yaratacak sizde.....
latin amerikanin kesik damarlari
amerikanin kesfinden 1970lere somurgeciligin tarihi,yerli halkin maruz kaldigi katliamlar,isyanlar,katledilen liderler,kolelik,zorla calistirilan yerliler,kendi madenlerini isletemeyen ulkeler,zenginlikleri ile fakir dusmus halklar ve onlar uzerinden satafat sefahat icinde yasayan somurgeciler,madenlerin topraklarin kisirlastirilmasi,kaderine terkedilen insanlar,verimsizlestirilen ve bagimli kilinan uretim,somurgeci ulkeler lehine isleyen stratejiler,Latin amerika ulkelerinde iktidar sahibi olan kuklalar,dunden bugune ulkelerin kaderini tayin eden gucler..
somurgecilik ve kapitalizmin gelisme sureci hakkinda bilgi sahibi olmak isteyen herkesin okumasi gereken kitaplardan bir tanesi.
insanlarin ve kaynaklarin somurulmesi konusunda vicdana vurulan agir yumruk
kapitalizm konusunda dehsete dusuren gercekler ile birlesmis.
eduardo galeononun kitabinin latin amerikada yasaklanmasi ve yazarin surgun edilmesi bir taraftan kitabin gercekleri carpici bir sekilde anlattigini kanitlarken diger taraftan ulkedeki iktidar sahiplerinin amacini da ortaya koyar.
kitabi okurken,sistemin sagladigi rahatligin ardindaki somurgecilik yuzunden eziyet ceken genc yasta olen insanlar icin vicdan azabi, onlar uzerinden buyuk kazanclar saglayanlar icin ofke hissetseniz de miras kalan kapitalist sistemin icinde yer aldiginiz icin sucluluk duygusu icinde buluyorsunuz kendinizi.ozellikle cevrenixdeki alisveris cilginligini ve kiymet bilmemezligi gordugunzde merak ediyorsunuz somurulen kaynaklarin hunharca harcanan urunlerin doganin dunyanin daha ne kadar dayanabilecegini.
keske daha once okusaydim diyeceginiz, yasananlari gercekci anlatim tarzi ile dile getiren eduardo galeano, bir sonraki kitabini merak ettiginiz ve okumaya devam etmek isteyeceginiz yazarlardan bir tanesi olacak.keyifli okumalar.
Avrupa'nın Latin Amerika'yı nasıl, ne süreyle ve hangi yöntemlerle sömürdüğünü ayrıntılarıyla anlatan mükemmel bir kitaptır. Yazar Uruguaylı bir gazetecidir. Amerikan yerlilerine nasıl davranıldığını öğrenince insanın kanı donuyor. Her türlü sömürüyü örnekleriyle açıklıyor. Özellikle G.Amerika meraklıları için bulunmaz Hint kumaşı bu kitap. Sürükleyici bir kitap sayılabilir. Okuyunuz ve okutunuz.
"Kuzeydoğuda ilerleme bile ilerici değildir, çünkü bir avuç toprak sahibinin denetimindedir.MUTLU AZINLIĞIN DOYMASI İÇİN YIĞINLARIN AÇLIKTAN ÖLMESİ GEREKİR."
Eduardo Galeano
Sayfa 93 - Sel Yayıncılık 1.Baskı 2015
"Brezilyalı bir işçi , Fransız bir işçinin bir saatte kazandığı parayı kazanmak için iki buçuk gün çalışmak zorundadır.Kuzey Amerikalı bir işçi, Rio de Janeiro 'da çalışan bir işçinin bir aylık ücretini , on saatten biraz fazla bir sürede kazanır.YineRio de Janeirolu bir işçi , sekiz saatlik bir iş gününde , bir İngiliz ya da Alman işçisinin yarım saatte kazandığından daha az ücret alır."
Eduardo Galeano
Sayfa 318 - Sel Yayıncılık 1.Baskı 2015
Yabancı fatihler ufukta görüldüğünde Amerika'daki yerlilerin toplamı en az yetmiş milyondu.Bir buçuk yüzyıl sonra toplam yerli nüfusu üç buçuk milyona düşmüştü.
"...kendi kalayını işlemekten aciz olan Bolivya,buna karşılık,sekiz hukuk fakültesine sahiptir.Bu fakülteler seri halde,yerlilerin KANINI EMEN VAMPİRLER ÜRETİRLER.
Eduardo Galeano
Sayfa 194 - Sel Yayıncılık 1.Baskı 2015
"Bakışlarını geriye çevirmiş bir peygamberdir tarih: Olmuş olandan hareketle ve olmuş olana karşıt olarak gelecek olanı haber verir."
Eduardo Galeano
Sayfa 22 - Sel Yayıncılık 1.Baskı 2015

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Latin Amerika'nın Kesik Damarları
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
359
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707051
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Las Venas Abiertas de América Latina
Çeviri:
Attila Tokatlı, Roza Hakmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Beş yüz yıldır topraklarındaki zenginlikler nedeniyle kesintisiz bir yağma ve saldırıya maruz kalan Latin Amerika'nın hikâyesi; bütün insanlığın güç ve iktidar ilişkilerinin, emperyalist politikaların, savaşların altındaki nedenlerin, baskı karşısında mayalanan öfkenin, isyanın ve acının özetidir.

Altın, inci, kalay, gümüş gibi madenlerin; kakao, şeker kamışı, muz, pamuk gibi tarım ürünlerinin fışkırdığı bereketli topraklar, halkların yoksulluğunu doğurmuş, her daim başka kıtaların ihtiyaçlarını karşılamak üzere kimi zaman işgal, çoğu zaman da kukla yönetimler aracılığıyla talan edilmiştir. Üstelik saldırganlar hiçbir zaman niyetlerini gizleme ihtiyacı da duymamıştır. Meksika'nın fethi sırasında Hernán Cortés'in yardımcılığını yapan Bernal Diaz del Castillo şu sözlerle bunu açıkça ifade eder: "Tanrı'ya ve hükümdarımıza hizmet için geldik biz buraya. Fakat aynı zamanda, buradaki zenginlikler için de geldik." Köle taşıyan gemiler belki artık okyanusu geçmiyor ama köle tüccarları Çalışma Bakanlığı aracılığıyla işlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Yağma ve talanın olduğu yerde elbette direniş de var; Latin Amerika tarihi aynı zamanda Tupac Amaru'dan Hidalgo ve Morelos'a, Simón Bolivar'dan José Artigas'a, Zapata'dan Castro ve Che Guevara'ya kadar bugünümüze de ilham veren birçok ismin öncülüğünde gelişmiş bir ayaklanmalar tarihidir. Eduardo Galeano bu hırs, talan, yağma, kan, gözyaşı ve direnişle harmanlanmış yüzyılların dökümünü her zamanki sade ama çarpıcı diliyle kayıt altına alırken, belleklere kazınması gereken bir gerçekliğin altını kalınca çiziyor, bugünü anlamanın ipuçlarını incelikle satırlara döküyor, sömürüye karşı öfke kadar umudu da büyütüyor…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • TugbaA
  • Beyza
  • Mustafa Ateş
  • Tolga Güney
  • Hüseyin Topdemir
  • Yusuf Turgut
  • Çağatay nizam
  • Mert Özdemir
  • Deux Ex Machina
  • Meltemm

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.7
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%39.3
45-54 Yaş
%14.3
55-64 Yaş
%3.6
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.1
Erkek
%68.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%56 (14)
9
%16 (4)
8
%20 (5)
7
%4 (1)
6
%4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0