Kendi kararlarımı ben mi veriyorum yoksa başkaları mı? Ben başkalarının beğenisini mi kendime ölçüt kabul ediyorum yoksa kendi yargılarımla mı karar veriyorum? Şu anki durumumda 3. Kişilerin kararları varsa onların kararları da tamamen kendilerine mi ait? Yoksa onlar da kendilerine öğretilen şekilde mi davranıyorlar, koşullandırılıyorlar mı yani? Yoksa verdiğimiz kararlarda hiç mi söz hakkımız yok? Kendimizi/başkalarını karar veren konumda görmemize rağmen aslında zaten olması gerekenler mi başımıza geliyor? O zaman neden bu kadar çok takıyoruz her şeyi?
''Bir başkasının acısını dindirdiğinde, kendi içindeki bir acıyı da dindirmiş olursun demişti,'' Nizam'a, ''karşındakinin acısı, senin acını dindirmek için bir vasıtadır, iyilik yaptıkça iyileşir, halas bulursun... Asıl minnet duyulacak olan, iyilik yapan değil, iyiliği kabul edendir.''