''Ben duygularımın değil, zihnimin kurbanı oldum'' demişti, ''duygularım yaşamak isterken, zihnim yaşanacak olanların hep daha sonrasını hatırlattı bana, daha yaşamaya bile başlamadan zihnim yaşanacağını tahmin ettiklerini yaşayıp eskitti içimde. Duygularım hiç eksilmedi ama isteğim yok oldu.''
Hayat değişmeye muhtaçtır... Hiçbir zaman böyle sürmez, sürüp giden bir an yoktur... Hayatı ya siz değiştirirsiniz ya da hayat sizi değiştirir... Birinden biri diğerini mutlaka değiştirir... Ben, ikimiz birlikte hayatı değiştirebilelim isterdim, bu beni mesut bir insan yapardı... Ama biliyorum ve görüyorum ki öyle olmayacak... Hayat bizi değiştirecek... Çaresizlik budur işte... Hayatı değiştirememektir çaresizlik... Birisini sevdiğinde, hayatı değiştirme gücünü de kaybediyorsun, hayatı değiştirebilmek için bir başkasına muhtaç oluyorsun, kendi iraden bir işe yaramıyor... Sevmek böyle bir şey olmamalıydı, insanı güçsüzleştiren, çaresizleştiren, zavallılaştıran bir şey olmamalıydı... Aksine güçlendiren bir şey olmalıydı. Ama olmuyor işte... Hayatında hiç kendimi şu andaki kadar güçsüz ve çaresiz hissetmemiştim.
Bir aşkı aşk yaptığı düşünülen bütün duygular oradaydı, özlem, arzu, kıskançlık ama en büyük aşkı bile yaralayabilecek bir başka duygu daha vardı: bağımsız olma isteği.