8,4/10  (26 Oy) · 
105 okunma  · 
31 beğeni  · 
1.133 gösterim
İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi?

"Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara... Aynı insanın dününü ve bugününü iki farklı üslupla anlatan Uzun, bu ilk romanında insanın zor şartlar altında verdiği yaşam mücadelesini, dayanma gücünün sınırlarını ve Doğu insanının hayata bakış açısını bu manzaranın çerçevesi içine yerleştiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2011
  • Sayfa Sayısı:
    215
  • ISBN:
    9789752732100
  • Orijinal Adı:
    Tu
  • Çeviri:
    Selim Temo
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
16 Şub 18:39 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Mehmed Uzun'un ilk romanı benim de yazarın ilk okuduğum kitabı oldu. Siteden bir arkadaş bu kitabı önermemişti, ama kitap evinde Sen'i bulduğum için, tereddüt etmeden aldım.

Kitapla ilgili okuduğum yorumlarda genelde ilk romanı olmasının da etkisiyle yazarın şu anda çok sevilmesinin sebebi olan üslûbunun burada çok da belirgin olmadığı söyleniyor; ancak ben şu haliyle bile oldukça güzel ve sade olduğunu düşünüyorum. Hiç de yeni yazmaya başlamış birisinin değil, yazmaya alışık, eli rahat bir yazarın kalemi bu, ve oldukça güzel.

Kitabı okurken beni rahatsız eden yerler oldu ve rahatsız olmaktan rahatsız oldum. 80 darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi'nde tutuklu bulunan insanların yaşadığı zulümler üzerinden kürt mücadelesi veya hareketi hakkında bir çok şey söylüyor kitap. Kitapta düşmanlar denen insanlar askerler veya polisler değil, aslında Türkler gibi geldi bana. Bu anlamda önyargılı okuduğum yerler oldu. Buna rağmen eser ilerledikçe ve amca'nın da anlatıma dahil edilmesiyle, hikâyeye dahil edilme biçimi çok iyi olmasa da Kürtlerle ilgili verilen bilgiler ve eserin derdini bu yumuşak, edebi dille anlatışı etkilenmemeyi imkânsız kılıyor, Türk olarak değil, haksızlığa zulme uğramış insanları ve bir halkın hikâyelerinden bir tanesini okuyan bir insan olduğumuzu düşünerek sanki daha rahat bir bakış açısı yakalayabiliyoruz. Elbette artık benim, sizin, başkalarının ne düşündüğü veya neyi neleri talep ettiğinin çok ötelerine taşınmış durumlar söz konusu. Ancak buraya sınırlarını ve tarzını bizim belirlediğimiz biçimlerde, isimlerde, kimliklerde ait olmayı istemeyen, ve anlaşılan bu itiraz ve ait olmama hissi ülkenin kuruluşuna, belki daha öncelerine dayanan insanların ne şekillerde susturulduğu, işkence yapmanın bir devletin geleneklerinden olup olmadığı, bir ülkenin veya devlet geleneğinin emir veya yasaklarına uymayarak kendisi ve kendi doğası ve özü olmayı istemek gibi gerçekler kitabın başından sonuna dek önümüze konuyor ve aslında şaşırtmıyor tabi, çünkü meşrulaştırmak, oyalamak, göz boyamak yerine yazar Kürtler açısından günlük hayatlarının bir parçası olan şiddeti anlatırken, kendi adıma konuşarak söylersem kimlik sorunu yaşamamış, bu anlamda ezilmemiş ve ayrı bir dil yurdunda yaşayan- amca'nın söylediği gibi, kendilerinin en çok darbe aldıkları yer - bizim gibi insanlara uzaklarda yaşanan bir ızdırap hissi veren herşeyi şu ânımızın, şimdimizin bir parçası yapıyor... Bizim, oradan olmayanların bilmesi, kabul etmesinin dışında kendi yolunu yürüyen bir itirazın söz konusu olduğu, biz istemesek ve kabul etmesek de kendi kendisi olmaya yürüyen bir itiraz ve red olduğu açıkça görülüyor eserde yaşanan herşeyin, zulmün; zira kitaptaki politik kişiler, Amca olsun, hoca olsun ve anlatıcımız olsun, bu durumu, yani bir başkası ve o başkasının ismi değil sadece Kürt olma durumunu çok çok güzel ortaya koyuyor. Politik anlamlarda bilgim eksik olduğu için doğru tespitler yapamam, söyleyemem muhakkak, ama edebiyat anlamında bu derdi dile getirmesi, bu derdi taşıyanları hikâyeleştirmesi, bu kültürü hikâyeye yedirişi anlamında eserin oldukça iyi bir eser olduğunu, dilin ve üslûbun kimbilir ne kıvama, kıvamlara ulaştığını görmek için yazarın öteki kitaplarını da okumak istediğimi söylemem gerek. Kürt edebiyatı için Mehmed Uzun'un önemini hepimiz biliyoruz. Okumayı düşünenlere gönül rahatlığıyla öneriyorum Sen'i.

Korubey Karadağ 
09 May 22:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara... Aynı insanın dününü ve bugününü iki farklı üslupla anlatan Uzun, bu ilk romanında insanın zor şartlar altında verdiği yaşam mücadelesini, dayanma gücünün sınırlarını ve Doğu insanının hayata bakış açısını bu manzaranın çerçevesi içine yerleştiriyor.

Ahmet Yıldız 
27 Nis 13:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Mekan küçücük bir hapishane hücresi , üstelik hücre oldukça karanlık , peki yazar nasıl bir kitap yazacak bu kadar az bir malzeme ile , işe yazarın ustalığı giriyor devreye ,bir böcek görüyor belli belirsiz , konuşmaya -dertleşmeye başlıyor kahramanımız...

ÖznuR 
23 Nis 11:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Seckin kurt edebiyatından

İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara...

Özge Uzun 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Anlatımı çok masalsı buldum. Sanki her şey iyi ama daha farklı kelimelerle anlatılmalı gibi hissettim. Bazı yerlerde tutarsızlıklar vardı. Tüm bunlara rağmen kişi bu kitabı okuduğuna pişman olmuyor.

MELİKE CEYLAN 
08 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tu
Okuduğum ilk Mehmed Uzun kitabı.
Ardından sıraladığım bütün kitapları..
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine başlamıştım ve bırakamadım kitabı.
Destan yazarı.
Işığı bol olsun.

Arİf Kinaci 
15 Haz 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Cezaevleri toplumsal üniversitelerdir.

Kitaptan 47 Alıntı

Efsun Merter 
04 May 17:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zindan nemli ve soğuktu Hepiniz titriyordunuz. Yerde serili bir şeyler yoktu Çıplak betondan yükselen soğuk içinize kadar ulaşıyordu.

Sen, Mehmed UzunSen, Mehmed Uzun
Efsun Merter 
04 May 17:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tabii anacığım tabi Hazreti Peygamber'in hadislerine uyarak düşmanımıza karşı yumuşak olacağız,Umalım ki bir gün dostumuz olsunlar...

Sen, Mehmed UzunSen, Mehmed Uzun
Özge Göksu 
11 Mar 14:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Evlerin anahtarı, kilidi olan o zarif kadınlar, her toplulukta zavallı ve cahil idiler. Güçlü ve zekiydiler, ama bunu gösterecek bir fırsatları olmamıştı. Güzellikleri ve zarafetleriyle ün salmışlardı, ama erkeklerin dört adım gerisinde yürümek düşmüştü paylarına. Sabahtan akşama kadar ayaklar altında, tencereler, tabaklar arasındaydılar. Süpürenler onlardı, yıkayanlar, kaynatanlar, kızartanlar, ağırlayanlar, ninni söyleyenler, uyutanlar onlardı... onlardı...

Ah o kadınlarız.Yazıktı onlara, yazık... '

Sen, Mehmed UzunSen, Mehmed Uzun
Akif Gündoğdu (Ötekilerden Biri) 
08 May 01:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ve bu bay Kürt yok diyordu. Kürt yok!
Güneş yok dermiş gibi, ay yok, yıldız yok dermiş gibi... Bir halk nasıl inkar ediliyordu!

Sen, Mehmed UzunSen, Mehmed Uzun
Akif Gündoğdu (Ötekilerden Biri) 
08 May 01:42 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Biliyorsun, cezaevleri toplumsal
üniversitelerdir. İnsan isterse cezaevinde
kendini geliştirebilir. Bizleri
üniversitelerden aldılar, getirip cezaevine
koydular. Neden? Dünyayla, aynı şekilde
üniversiteyle ilişkimizin kesilmesini istediler tabii. Bizi cezaevinin yalıtılmışlığı
içinde dondurmak istediler. Ama zorbalar
cezaevlerinin de üniversite olduğunu
anlayamazlar.

Sen, Mehmed UzunSen, Mehmed Uzun
5 /