Dicle'nin Yakarışı

9,0/10  (45 Oy) · 
172 okunma  · 
54 beğeni  · 
1.652 gösterim
Uzun, Dicle’yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler... Ester ve Biro’nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya’da, Dicle’nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan’ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro’nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye.

"Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin."
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2014
  • Sayfa Sayısı:
    327
  • ISBN:
    9789752732285
  • Orijinal Adı:
    Hawara Dîcleyê - İ
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
 05 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

``Mehmed Uzun`un romanları günümüzde yazılan en iyi romanlardır. Edebiyata yeni olanaklar getirmiş,birçok ülkede de bu romanlar çok sevilmiştir.``
Yaşar Kemal


Bıro, 16 yaşındaki Kürt Bey i Bedirhan ' ın tahta çıkışına şahit olmuş, her sese, her bilgi kırıntısına meftun Mezopotamya' nın öksüz ve yetim çocuğu... Bu seslere olan tutkusu onu "dengbej" olmaya iter. Bıro ile birlikte ne kadar zengin bir tarihe sahip olduğunuzu anlayacaksınız. Mezopotamya ' da yıllardır süregelen kardeş kavgalarından, savaştan yorulan, hırpalanan halkın sesi, çığlıdır Bıro.


Çok içten yazılmış, önyargısız olarak okumanızı tavsiye ederim. Hiç bir Türk-Kürt ayrımı yapılmadan anlatılmış. Dili biraz ağır ama içerik ve edebi bakımdan zengin bir kitap.

Bayram Demir 
01 Tem 02:46 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

*Mehmed Uzun.. bizi kutsal dicle'nin hawârıyla göğsünü yaşattığı aşkları anlattığı modern kürd edebiyatına farklı bir boyut kazandırmış nâm-ı diğer Dıréj Mehmed. Kendisinin dili nâiftir, turunç ve nar çiçeği kokar her satırları.

Mehmed Uzun'un bu kitabı Ester ve Biro'nun kuşatılmış yada işgal edilmiş aşkını anlatıyor.

Kitabin baş karakteri Dengbej Biro'nun çehresinden bizlere Mir Bedirhan'in 16 yaşında tahta çıkmasını ve akabinde ölüme emeklediği anları Mehmed Uzun, yapıtlarını çağdaş edebiyata kazandırdığı dille okuru ile buluşturuyor.

"Siz istediniz, ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin öyleyse."
Böyle başlıyor herşey. 'Bıro' oluyor, dengbej oluyor, anlatıyor bize. Unutulmuşları, susturulmuşları, ezilmişleri... Kürtleri, Ermenileri, Ezidileri, Keldanileri...
Dengbej ses oluyor, sesi arıyor Mezopotamya'nın her bir köşesinde. Sessizliğin sesi de oralarda bir yerlerde. Keşfetmeli diyor, keşfetmeli ki yaşamalı. Yaşamalı ki öğrenmeli. Öğrenmeli ki anlatmalı. Sonra ses olup, söz olup yaşatmalı insanlığa.

Savaş, kavga, yangın, yıkım, küskün, tedirgin..
Yüreği kırıklık.. ve daha bir Mezopotamya..
Alın, okuyun, okuyun derim.
Mehmed Uzun uzun bir yoldur. Varoluş, bilinçtir.

Pelşin Tekin 
23 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

bu kitapta geçmişimden bir şeyler öğrenebildiğim için çok memnun kaldım..başta biraz karmaşık geliyor ama sonradan alışıyorsun ..hatta kitabın bittiğini gördüğün anda devamının gelmesini istiyorsun ...eskiden insanların ne zorluklar yaşadıklarını okudukça bugününe şükr ediyorsun eskiden insanların her şeye rağmen mutlu olabildiklerini okudukça da kendine kızıyorsun..okumanızı tavsiye ederim..

mahmut yiğiter 
31 May 01:56 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Dicle’nin Yakarışı’nda bizden önceki medeniyetlerin; Babil’in, Ninova’nın, Asur’un, Med’lerin ülkesinde gezeriz. Dicle nin Yakarışı’nda unutulmuş seslerden bahsedilir .Geçmişten günümüze bu topraklardan sürülmüş kavimlerin, toplulukların seslerinden bunlara, ne kadar sağır olduğumuzu anlarız

Rezzan 
30 Ara 2015 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Biro küçük yaşlarda iken bir katliam sırasında ailesini yitirmiş kendi de yüzünden yara alarak bir gözünü kaybetmiş öksüz yetim bir çocuktur. Dicle'nin suladığı topraklarda 1000 yıldır tekrarlanan kardeş kavgaları Biro'nun içinde sessiz yakarışa dönüşmüştür. Söz ustası olma aşkı ile eğitim almış, farklı kültürlerin kalemleriyle tanışmış okumuştur. Dicle için şiirler yazıp türküler söylemiştir. Mezopotamya topraklarında bitmek bilmeyen anlamsız çatışmalar nedeniyle yitip gitmişlerin, unutulmuşların sesi olmuştur.

Ümit Aslan 
16 Mar 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

Mezopotamyanın tüm seslerini iki kapak arasına oldukça güzel bir şekilde sığdırmayı başarmış . Tavsiyem Kürtçe okunmasıdır. Çünkü Kürtçe stranların Türkçeye çevrilmiş hali istediğim duyguyu yakalamama mani oldu

azime bali 
29 Tem 11:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabı okuyalı epey zaman oldu.Aslında kitabı okuduktan hemen sonra bir değerlendirme yazmak gerekiyordu ama geç hem de çok geç kaldım ne yazık ki..

Dicle bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Bu çocuk, 1870'li yıllarda bugünkü Cizre'de yaşamış tarihi bir kişilik olan Kürt Beyi Mir Bedirhan'ın on altı yaşındayken tahta çıkışını da gören Bıro'dur. Çocuk Bıro, bilgi'ye aşık, sesler'e tutkundur. Yanında yöresinde duyduğu ve duymadığı bütün seslerin ardına düşer, onları ruhunda hissetmek ister. Bu isteği, onu bir sala bindirecek, Dicle'nin deli dalgalarıyla boğuşturacak, görmediği diyarlara götürecek.. Bıro böylece dengbej olur. Dicle'nin Yakarışı sesler üzerine kurulmuş bir romandır. Unutulmuşların, unutulmuş sesleri üzerine. Bu romanda olağanüstü bir tarihçi gezi var; bizden önceki medeniyetlerin, Babil'in, Ninova'nın, Asur'un; Medlerin ülkesinden geçiyoruz. ve kitabı okuyup bitirdiğimizde, "Biz nasıl da zengin bir kültür yatağında oturuyormuşuz da haberimiz yokmuş" duygusunu yaşıyoruz.
Dicle'nin Yakarışı / Dicle'nin Sesi - 1 (Hawara Dicleye - I) (2006) Uzun, Dicle'yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler… Ester ve Biro'nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya'da, Dicle'nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan'ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro'nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye. “Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin.”
Mehmed Uzun' un romanını okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış diye. Mehmed Uzun, böyle bir dilin ilk ustasıdır.'' Yaşar Kemal ''Uzun'un öyküsüne, nar ağaçları ve bir kavalın ezgileri eşlik ediyor.

Tahir Demir 
 24 Tem 08:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

''Biz bir şey bilseydik,tecrübelerden ve sonsuz çabalardan ders çıkarabilseydik, ne bu halimiz halsizlerin haline benzer,ne de ölüm Dicle insanının ekmek ve suyu haline gelirdi. Kafanızı kaldırın ve dışarı, Dicle'ye bakın, kulak verin ve Dicle'nin sesini duymaya çalışın. Neyin sesidir o, Kimlerin sesi? Dicle'nin sesi neyden bahsediyor, Kimleri anlatıyor?''

Kitaptan 74 Alıntı

Sadettin TANIK 
14 Mar 15:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sessizliğin sesi duyulmaz, hissedilir; kulaklar değil, ruh ve yürek duyar onu.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 64 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 64 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 14:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kuşkusuz biliyorum, baskı altındaki çaresiz insan, yanan ağaç kütüğüne benzer, zararı önce kendine verir.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 17 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 17 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
 14 Mar 16:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dalkavuk dengbejlerin sesi, sahibinin sesidir. Sahibinin dini imanı onların dini imanı, sahibinin sözü, eylemi ve buyruğu yine onların sözü, eylemi ve buyruğudur. Ay nasıl dünyanın etrafında, dünya nasıl güneşin etrafında dönüyorsa, onlar da sürekli sahibinin çevresinde öyle dönüp dururlar.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 16:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dalkavuk dengbejlerin sesi neresinden bakarsanız bakın, her zaman şen şakraktır. Ne yangınlar tufanlar, ne felaketler yıkımlar, ne dertler kederler, ne de mağlup olmuş insanların çaresizliği umurlarında değil onların.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 15:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... insan sesleri hissetmeli yüreğini seslere açmalı, düşüncelerini seslerle süslemeli ve sesten yeni sesler üretmeyi bilmeli ki unutulmuşların, duyulmamışların sesi olabilsin.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 31 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 31 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 14:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Başarılı olamamış insanın sözü yavaş yavaş kaybolur, hayatı zamanın dalgalarına kapılır paramparça olur.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 15 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 15 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 15:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tozlu kitapların sesi ki kitapların sayfaları arasında tıpkı söz gibi dizilidir, aslında hayat ve tarihin sesidir. Her yararlı ve başarılı kitap, insani deneylerden ve bir ömür boyu edinilen bilgilerden meydana gelir.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 105 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 105 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 14:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Başaramamak benim yaraya benzer, derindir, yaralıyı yavaş yavaş öldürür.

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 15 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 15 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)
Sadettin TANIK 
14 Mar 14:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kanlı Mezopotamya'nın esareti niçin bu kadar sonsuz, derin ve köklüdür? Niçin Mezopotamya insanı her zaman gaddar darbelerle yıkılıyor? Esaret niçin bu kadar sonsuzdur burada?

Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 16 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)Dicle'nin Yakarışı, Mehmed Uzun (Sayfa 16 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016)