Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.748
Gösterim
Adı:
Dicle'nin Yakarışı
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
327
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732285
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Hawara Dîcleyê - İ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Uzun, Dicle’yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler... Ester ve Biro’nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya’da, Dicle’nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan’ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro’nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye.

"Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin."
Çok içten yazılmış, önyargısız olarak okumanızı tavsiye ederim. Hiç bir Türk-Kürt ayrımı yapılmadan anlatılmış. Dili biraz ağır ama içerik ve edebi bakımdan zengin bir kitap..
Uzun, Dicle'yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler...
Ester ve Biro'nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya'da, Dicle'nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan'ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro'nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye.
*Mehmed Uzun.. bizi kutsal dicle'nin hawârıyla göğsünü yaşattığı aşkları anlattığı modern kürd edebiyatına farklı bir boyut kazandırmış nâm-ı diğer Dıréj Mehmed. Kendisinin dili nâiftir, turunç ve nar çiçeği kokar her satırları.

Mehmed Uzun'un bu kitabı Ester ve Biro'nun kuşatılmış yada işgal edilmiş aşkını anlatıyor.

Kitabin baş karakteri Dengbej Biro'nun çehresinden bizlere Mir Bedirhan'in 16 yaşında tahta çıkmasını ve akabinde ölüme emeklediği anları Mehmed Uzun, yapıtlarını çağdaş edebiyata kazandırdığı dille okuru ile buluşturuyor.

"Siz istediniz, ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin öyleyse."
Böyle başlıyor herşey. 'Bıro' oluyor, dengbej oluyor, anlatıyor bize. Unutulmuşları, susturulmuşları, ezilmişleri... Kürtleri, Ermenileri, Ezidileri, Keldanileri...
Dengbej ses oluyor, sesi arıyor Mezopotamya'nın her bir köşesinde. Sessizliğin sesi de oralarda bir yerlerde. Keşfetmeli diyor, keşfetmeli ki yaşamalı. Yaşamalı ki öğrenmeli. Öğrenmeli ki anlatmalı. Sonra ses olup, söz olup yaşatmalı insanlığa.

Savaş, kavga, yangın, yıkım, küskün, tedirgin..
Yüreği kırıklık.. ve daha bir Mezopotamya..
Alın, okuyun, okuyun derim.
Mehmed Uzun uzun bir yoldur. Varoluş, bilinçtir.
bu kitapta geçmişimden bir şeyler öğrenebildiğim için çok memnun kaldım..başta biraz karmaşık geliyor ama sonradan alışıyorsun ..hatta kitabın bittiğini gördüğün anda devamının gelmesini istiyorsun ...eskiden insanların ne zorluklar yaşadıklarını okudukça bugününe şükr ediyorsun eskiden insanların her şeye rağmen mutlu olabildiklerini okudukça da kendine kızıyorsun..okumanızı tavsiye ederim..
Dicle’nin Yakarışı’nda bizden önceki medeniyetlerin; Babil’in, Ninova’nın, Asur’un, Med’lerin ülkesinde gezeriz. Dicle nin Yakarışı’nda unutulmuş seslerden bahsedilir .Geçmişten günümüze bu topraklardan sürülmüş kavimlerin, toplulukların seslerinden bunlara, ne kadar sağır olduğumuzu anlarız
Biro küçük yaşlarda iken bir katliam sırasında ailesini yitirmiş kendi de yüzünden yara alarak bir gözünü kaybetmiş öksüz yetim bir çocuktur. Dicle'nin suladığı topraklarda 1000 yıldır tekrarlanan kardeş kavgaları Biro'nun içinde sessiz yakarışa dönüşmüştür. Söz ustası olma aşkı ile eğitim almış, farklı kültürlerin kalemleriyle tanışmış okumuştur. Dicle için şiirler yazıp türküler söylemiştir. Mezopotamya topraklarında bitmek bilmeyen anlamsız çatışmalar nedeniyle yitip gitmişlerin, unutulmuşların sesi olmuştur.
Siz istediniz , ben de anlatacağım . Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin öyleyse .
Eğer anlatacaklarım sizi korkutmaz da beni sonuna kadar dinlerseniz, her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki , şimdi dinleyecekleriniz , unutulmuşların anlatısıdır.Şimdi duyacağınız ses , zamanında unutulmuş insanların sesi , kendisi de unutulmuş bir insanın sesidir.Unutmayın unutulmuş.
Unutulmuşların kimler olduğunu merak mı ettiniz ? Kitabı alın okuyun ...
Mezopotamyanın tüm seslerini iki kapak arasına oldukça güzel bir şekilde sığdırmayı başarmış . Tavsiyem Kürtçe okunmasıdır. Çünkü Kürtçe stranların Türkçeye çevrilmiş hali istediğim duyguyu yakalamama mani oldu
Kitabı okuyalı epey zaman oldu.Aslında kitabı okuduktan hemen sonra bir değerlendirme yazmak gerekiyordu ama geç hem de çok geç kaldım ne yazık ki..

Dicle bir çocuğun gözlerinde yansıyor. Bu çocuk, 1870'li yıllarda bugünkü Cizre'de yaşamış tarihi bir kişilik olan Kürt Beyi Mir Bedirhan'ın on altı yaşındayken tahta çıkışını da gören Bıro'dur. Çocuk Bıro, bilgi'ye aşık, sesler'e tutkundur. Yanında yöresinde duyduğu ve duymadığı bütün seslerin ardına düşer, onları ruhunda hissetmek ister. Bu isteği, onu bir sala bindirecek, Dicle'nin deli dalgalarıyla boğuşturacak, görmediği diyarlara götürecek.. Bıro böylece dengbej olur. Dicle'nin Yakarışı sesler üzerine kurulmuş bir romandır. Unutulmuşların, unutulmuş sesleri üzerine. Bu romanda olağanüstü bir tarihçi gezi var; bizden önceki medeniyetlerin, Babil'in, Ninova'nın, Asur'un; Medlerin ülkesinden geçiyoruz. ve kitabı okuyup bitirdiğimizde, "Biz nasıl da zengin bir kültür yatağında oturuyormuşuz da haberimiz yokmuş" duygusunu yaşıyoruz.
Dicle'nin Yakarışı / Dicle'nin Sesi - 1 (Hawara Dicleye - I) (2006) Uzun, Dicle'yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler… Ester ve Biro'nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya'da, Dicle'nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan'ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro'nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye. “Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin.”
Mehmed Uzun' un romanını okuduğumda çok şaşırdım, bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla, böylesine zengin bir dille, üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratılarak nasıl yazılmış diye. Mehmed Uzun, böyle bir dilin ilk ustasıdır.'' Yaşar Kemal ''Uzun'un öyküsüne, nar ağaçları ve bir kavalın ezgileri eşlik ediyor.
Siz istediniz bende anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmusların sesine kulak verin.
Unutmayın. U-nu-tul-muş...
Bıro'nun sesine kulak verin.
Mehmed uzun
Bir çocuğun 18 yaşında tahta çıkan Kürt Miri Bedirhanın mirliğe çıkışını ve bu minvalde gelişen olayları, tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş acı gerçekleri şevbuherklerle anlattığı, dengbejlik yolunda kendisini geliştirirken Kürt Milletinin muhteşem bir özeleştirisini yapıyor yazar. Tarihin kanlı canlı tanıkları olan dengbejler, geçmişin hafızasıdırlar da ayrıca. Mezopotamyada kadim halkların bir arada yaşadığı bir dönemde, o halkların nasıl birbirlerine düşürüldükleri anlatılırken günümüz yaşananlarının da bir aynası niteliğini taşımaktadır. Diclenin sesi olan bıro, bu ilk kitapta çocukluğundan başlayıp gönlünün sevgilisi olan esteri bir katliamın ortasında bulmasıyla noktalanıyor.
Uzun zamandır merak ettiğim kitap kısmet olursa hemşehrimin bu kitabını merak ediyorum kitab hakkında övgüler hoşuma gitti inşaallah umduğum gibi bir kitap olur
Sessizliğin sesi duyulmaz, hissedilir; kulaklar değil, ruh ve yürek duyar onu.
Mehmed Uzun
Sayfa 64 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
Ve unutmayın, kılıçların ve tüfeklerin sesi, her yerde her zaman merhamet, adalet ve vicdanın sesini öldürür.
Mehmed Uzun
Sayfa 234 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
Kuşkusuz biliyorum, baskı altındaki çaresiz insan, yanan ağaç kütüğüne benzer, zararı önce kendine verir.
Mehmed Uzun
Sayfa 17 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
Dalkavuk dengbejlerin sesi, sahibinin sesidir. Sahibinin dini imanı onların dini imanı, sahibinin sözü, eylemi ve buyruğu yine onların sözü, eylemi ve buyruğudur. Ay nasıl dünyanın etrafında, dünya nasıl güneşin etrafında dönüyorsa, onlar da sürekli sahibinin çevresinde öyle dönüp dururlar.
Mehmed Uzun
Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
Dalkavuk dengbejlerin sesi neresinden bakarsanız bakın, her zaman şen şakraktır. Ne yangınlar tufanlar, ne felaketler yıkımlar, ne dertler kederler, ne de mağlup olmuş insanların çaresizliği umurlarında değil onların.
Mehmed Uzun
Sayfa 266 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
... insan sesleri hissetmeli yüreğini seslere açmalı, düşüncelerini seslerle süslemeli ve sesten yeni sesler üretmeyi bilmeli ki unutulmuşların, duyulmamışların sesi olabilsin.
Mehmed Uzun
Sayfa 31 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016
Başarılı olamamış insanın sözü yavaş yavaş kaybolur, hayatı zamanın dalgalarına kapılır paramparça olur.
Mehmed Uzun
Sayfa 15 - İthaki - 15. Baskı - Mart 2016

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dicle'nin Yakarışı
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
327
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732285
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Hawara Dîcleyê - İ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Uzun, Dicle’yle birlikte eski zamanlara, kuntlaşmış aşkların, barış içinde yaşayan çeşitli dinlerden kavimlerin diyarına götürüyor bizi. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler Türkler... Ester ve Biro’nun kırılmış, çaresiz aşkları. Mezopotamya’da, Dicle’nin kıyısında yaşayan Mir Bedirhan’ın, 16 yaşında tahta çıkışından, sürgüne gidişine, oradan da ölümüne kadar geçen zamanları sese tutkun, sözü mekan bilmiş Biro’nun kelimeleriyle ve hafızasıyla aktarıyor. Biro kelime avcısıdır. Ders alınsın diye hep anlatır. Dinleyenler de başkalarına anlatsın diye.

"Siz istediniz ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin."

Kitabı okuyanlar 370 okur

  • Asiye YILMAZSOY
  • Asmîn Jîr
  • Güler
  • Gamze Çelik
  • Lokman Furan
  • Tomris mtn
  • İsmail Ökmen
  • Deniz Serin
  • Yağmur Doğan
  • Erol Duran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%41.4
35-44 Yaş
%19.8
45-54 Yaş
%2.7
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.3
Erkek
%60.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51 (49)
9
%30.2 (29)
8
%16.7 (16)
7
%1 (1)
6
%0
5
%1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0